E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

A. ZİYA YILDIZ

DÜŞÜNCE;


KIBRIS YENİ BİR DÖNEMEÇTE

1990’da Kıbrıs Rum Kesimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin onayını alma gereği duymadan, tüm Kıbrıs için ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ sıfatı ile  Avrupa Birliği üyeliğine başvurdu. 1994 Korfu Zirvesi’nde Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları, “Kıbrıs Cumhuriyeti” başvurusunun değerlendirilip üyelik süreci müzakerelerinin başlatılabileceğini duyurmuştur. Ki bu kararda Yunanistan’ın diplomatik başarısını görmek mümkündür. Gözlemciler, üyelik müzakere sürecinin 2003 yılı içerisinde tamamlanarak “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin AB üyesi olacağını tahmin etmektedirler. Aksi bir gelişme olmadıkça da böyle olacağa benzemektedir.

Birleşmiş Milletler de, Kıbrıs Cumhuriyeti başvurusunu baştan beri desteklemiş, ancak Kuzey ve Güney taraflarının müzakereler yoluyla uzlaşarak soruna çözüm bulunmasını önermiş ve iki tarafın da müzakerelere katılmasına ön ayak olmuştur. Tarafların uzun görüşmeler sonucu bir çözüme ulaşamamış olmaları nedeniyle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan 2002 sonbaharında bir çözüm paketi ortaya koymuş ve tarafların bu paket üzerinde anlaşarak Avrupa Birliği üyeliği için 2003 başlarında anlaşmaları tavsiyesinde bulunmuştur. Kofi Annan’ın çözüm paketini Avrupa Birliği desteklemiştir. Ancak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi bazı çekinceler ileri sürmüşlerdir.

Yakın gelişmeler göstermektedir ki, belirtilen tarihe kadar iki tarafın uzlaşması mümkün gözükmemektedir. Türkiye Kıbrıs Meselesini öteden beri bir ulusal mesele olarak görmüş ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti lideri Rauf Denktaş’ı tüm çabalarında desteklemiştir. Ne var ki, yeni kurulan AK Parti Hükümeti, halkımızın önemli bir kesiminin onayını almasına rağmen, Kıbrıs politikasında hazırlıksız gözükmekte, bazı çevrelerin Rauf Denktaş’ı yıpratma çabasına adeta ortak olmaktadır.

Türkiye, 1974 Kıbrıs Barış Harekatını, Kıbrıs’ta Türkler’e yapılan zulüm üzerine ve Yunanistan’ın adayı doğrudan kendine bağlama çabasına karşı, Londra ve Zürih Antlaşmalarına (1959) dayanarak gerçekleştirmiştir. Ayrıca “Kıbrıs Cumhuriyeti” anayasasına da yansıyan bu antlaşmalarla Kıbrıs’taki soydaşlarımızın refah ve emniyeti güvence altına alınmıştı. Ancak belirtilen antlaşmalar ve anayasaya uyulmaması ve Yunanistan’ın dolaylı müdahalesi, soydaşlarımızın refah ve emniyetini tehlikeye sokmuş, anayasal düzeni sağlamak amacıyla 1974 müdahalesi gerçekleşmiştir. Böylece Kıbrıs’ta günümüze kadar süren barış ve sükun ortamı sağlanmıştır. Ne var ki Rum kesimi ve Yunanistan, Türkiye’nin adadaki varlığını hazmedememiş, sorunu uluslararası hale getirerek Türk varlığını ve etkisini sona erdirecek girişimlerini sürdürmüşlerdir. Bunun için en uygun araç, Avrupa Birliği olarak görülmüştür. Belirtilen antlaşmalara rağmen -ki Türkiye’nin üye olmadığı uluslararası bir kuruluşa Kıbrıs’ın da üye olamayacağını hükme bağlamıştır- Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan desteği ile AB üyeliğine başvuracaktır.

Kıbrıs’ı sadece Kıbrıs Türkleri’ni ilgilendiren ve meselenin çözümünü de onlara bırakılacak bir şey olarak görmek yanlıştır. Başları sıkışınca Türkiye’yi davet etmeleri ve bilahare de  çekip gitmelerini istemeleri –ki Kuzey Kıbrıs’ta böyle çevrelerin varlığını basından izliyoruz– anlayışla karşılanmamalıdır. Kıbrıs, Doğu’nun Batı’ya yakın cephe kalelerinden biridir. Bu kalenin kaybedilmesi, yeni kalelere baskıyı artıracağından kuşku duyulmamalıdır. Avrupa Birliği adaylığı, bu kalenin düşürülmesi için Batı’nın bulduğu en son oyundur. Kıbrıs’ın üyeliğinin gerçekleşmesi halinde adadaki sorun artık Türk-Rum/Türk-Yunan çatışması olmaktan çıkacak ve Türkiye-Avrupa sorununa dönüşecektir. Dolayısıyla Türkiye, baş edilmesi güç, daha büyük bir muhatapla karşı karşıya bırakılmış olacaktır.

Avrupa Birliği’nin tutumu, belirtilen antlaşmalar nedeniyle, uluslararası hukuka aykırıdır ve anti-demokratiktir. Güney Kıbrıs Rum Kesimi tüm adayı temsil etmemektedir. Dolayısıyla “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak başvuru hakkı yoktur. Zira Türk kesiminin onayı eksiktir. Bu nedenle başvuru demokratik meşruiyetten mahrumdur ve geçersizdir. Avrupa Birliği, Rumların başvurusunu kabul etmekle demokratiklik ilkesine aykırı bir harekette bulunarak siyasi bir karar almıştır. Böylece Avrupa Birliği, tüm “demokratik ve barışçı güç” olma iddialarına rağmen, ilk emperyalist hareketini yapmış bulunmaktadır. Batı, tüm çağlar boyunca, köprü başı edinerek Doğu üzerinde denetim kurma çabası içinde olmuştur. Kıbrıs Rum Kesimi Avrupa Birliği üyelik başvurusunun Brüksel tarafından kabul edilmesi başka türlü açıklanamaz. Türk siyasi karar vericileri, akıllarını başlarına devşirmeli ve meseleye daha geniş perspektiften bakmalıdırlar. Kıbrıs, Türk halkına mal olmuş bir meseledir ve çözümü de halkın çıkarlarına uygun olmalıdır. Batıyı memnun etmek mümkün değildir. Dolayısıyla Rum kesiminin üyelik başvurusuna karşı çıkılmalıdır. Eğer tüm Kıbrıs’ın üyeliği engellenemiyorsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye ile bütünleşmesi için adımlar atılmalıdır.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.