E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 
ADIM ÇOCUK;

 

YAZIŞMA ADRESİMİZ: İlkadım Dergisi, Adım Çocuk Sayfası, PK: 75 NEVŞEHİR

MUTLU AİLELER HUZURLU YARINLARDIR

Sevgili Adım Çocuk dostları!

Aile toplumun temelidir. Çünkü toplum ailelerden oluşur. Toplumun mutluluğu, onu oluşturan ailelerin mutlu olmasına bağlıdır. Bunun için aile bireyleri, ailenin mutluluğu için çalışmalıdır.

Ailelerin mutlu olmaları için ailede herkes elinden gelen çabayı sarfetmelidir. Anne ve babalar, birbirlerine sevgi, saygı ve hoşgörü göstermelidir. Çocuklarını, bu sevgi, saygı ve hoşgörü ortamında büyütmelidirler. Çocuklar da anne ve babalarını sevmeli, saymalıdırlar.

Aile bireyleri her işte birbirlerine yardımcı olmalıdır. Biz çocuklar da kardeşlerimizle iyi geçinmeli, birbirimize yardımcı olmalıyız. Mutlu ve huzurlu aileler mutlu ve başarılı çocuklar demektir. Mutlu çocuklar ve huzurlu yarınlar hepimizin olsun.

Zübeyde İrem Çayırbiçen, Betül Fatma Çalta ve Talha Kaynar'a gönderdikleri mektuplar için teşekkürler.

Bu sayımızda hikayemizi sizler tamamlayın. Hikayeyi ben tamamlamak istiyorum diyenler hikayenin kalan kısmını yazıp gönderenler içerisinden en güzeli seçilerek dergimizde yayınlanacak. Ve üç boyutlu çizgi film “Alparslan” VCD’sinin sahibi olacak. Hoşcakalın.

 

HİKAYE
YATAK BEĞENMEYEN ÇOCUK

Belki de içinizden biridir anlatacağımız çocuk. Hani şu yatağını ve uykuyu çok seven kumral afacandan bahsediyorum. Hala çıkaramadınız mı? Şimdi anlatınca “Haaa o muu?" diyeceksiniz, biliyorum.

Ben diyeyim Ahmet, siz deyin Mehmet'miş bu çocuğun adı. Yok yok! Hatice olsun isterseniz. Adı bilmem neyse işte o çocuk, sabah olunca sıcacık yatağından çıkmayı hiç istemezmiş. Nedense en güzel rüyalarını en tatlı hayallerini asbah saatlerinde görürmüş. "Hadi okul saatin geliyor!" diyen annesini duymak bile istemez, yorganı başına daha bir çekermiş. Annesinin sesiyle bölünen rüyasına kaldığı yerden devam eder; "Ah keşke!" dermiş. "Şu güzel yatağımın içinde saatlerce kalabilsem!" diye düşünürmüş.

 

SiZDEN GELENLER

FIKRA / ZÜBEYDE İREM ÇAYIRBİÇEN - NEVŞEHİR

Temel ile Dursun birgün otele giderler.

Personel, Temel'e:

- “Bir odamız var ama 100. katta.” der.

Temel ise; “Olsun!” der. 50. kata gelince Temel, Dursun'a:

- “Sana birşey söyleyeceğim ama 100. kata gelince.”

100. kata geldiklerinde Temel, Dursun'a:

- “Anahtarı aşağıda unuttuk!” demiş.

 

BİLMECELER

Kör bir kirpi kaktüse çarpınca ne der?

(Anneciğim, sen misin?)

Fil ile karınca nasıl evlenir?

(Allah kısmet ederse)

 

FIKRA / TALHA KAYNAR - NEVŞEHİR

Yolda karşılaşmışlardı. “Yahu Mehmet!” dedi birincisi. “Dinamit fabrikasının hemen yanıbaşında ev tutmuşsun. Çıldırdın mı sen? İnsan tek kibrit bile çaksa, havaya uçar!”

“Ne yapayım mecbur kaldım.” diye cevap verdi Mehmet. “Doktor, ne yapıp yapıp sigarayı bırakmamı, yoksa sonumun kötü olacağını söyledi. Ben de sigarayı bırakmak için mahsus o evi tutmak zorunda kaldım!”

 

BEN SAVAŞI İSTEMİYORUM! / BETÜL FATMA ÇALTA - NEVŞEHİR

Ben savaşı istemiyorum. Evet! Savaşı hiç istemiyorum. Çünkü savaş; evlerin, barkların yıkılması, suçsuz insanların ölmesi, benim gibi binlerce masum ve de günahsız çocuğun ya ölmesi, ya da öksüz kalması demektir. Hepsinden kötüsü, bu çocukların okullarına gidemeyecek olmalarıdır. Savaşın zararları sadece bunlar mı? Tabi ki değil. Savaşın zararları say say bitmez.

Şimdi durup dururken nereden çıktı bu savaş muhabbeti diyeceksiniz. Her gün televizyonlardan izlemekteyim. Amerika denen bir devlet, İngiltere ile Filistin'de canice insanları katleden, hatta sokak ortasında babasının yanında küçük Muhammed'i kurşunlayarak şehit eden İsrail'i de yanına almış, komşumuz Irak'a saldırma planları yapmakta. Sebep; Irak'ın elinde nükleer silah varmış. Bak bak bak... O Amerika değil mi bütün dünyaya silah satan, kardeşleri birbirine kırdıran, binlerce, yüzbinlerce masum insanın ölümüne sebep olan? Daha dün, Cenin'de Müslüman Filistinliler’i topluca katladen İsrail değil mi? Hangi taşı kaldırsanız, altından İngiliz fitnesi çıkmaz mı?..

Birkaç gün evvel öğretmenim anlatmıştı. Amerika, Irak'taki birkaç petrol kuyusuna sahip olabilmek için çeşitli bahaneler öne sürüp Irak'a saldırmayı planladığını. Size soruyorum: Değer mi bütün bunlara? Hem sözümün başında savaşın zararlarını belirtirken sadece bunlar değil, say say bitmez demiştim. Bildiğim kadarıyla Amerika, Irak'ta ürettiği yeni silahlarını deneyecekmiş. Üstelik nükleer bomba da kullanacakmış. Nükleer bomba atılan alanda yüzyıllarca ot dahi bitmeyecekmiş. Hatta dünyanın ekolojik dengesi bile bozulacakmış. Nükleer bombanın vereceği tahribatla ozon tabakasında oluşacak bozulmadan dolayı, güneş, dünyamıza daha çok zararlı ışın gönderecekmiş. Bütün bunlar sadece Irak halkını değil, yüzyıllar boyunca bütün dünya insanlığını olumsuz etkileyecekmiş.

Ben savaş istemiyorum. Gelin savaşsız bir dünya için elele verelim. Ne katil Amerika'nın, ne fitneci İngiltere'nin, ne de gözü dönmüş bebek katili İsrail'in bu çirkin emellerinin gerçekleşmemesi için hep birlikte gayret edelim. Hep birlikte diyelim ki:

SAVAŞA HAYIRRRRRR!..

 

SU NEDEN SES ÇIKARIR?

Bir ırmağın, ya da bir bardaktan diğer bardağa boşalttığınız suyun sesini dinlediniz mi hiç? Su sesinin dinlendirici bir etkisi vardır üstelik. Bu hoş sesi, hareket eden suyun içeresindeki hava kabarcıkları çıkarır. Tıpkı bir zilin sallanan tokmağı gibidir bu kabarcıklar. Sıkışıp, sonra da boşaltırlar havalarını. Bu hava kabarcıklarını, bir bardaktan diğer bardağa boşalttığınız suyun içinde rahatlıkla görebelersiniz.

 

BiLGi DAĞARCIĞI

GÖZ YANILMASI NEDİR?

Duyu organlarımız pek çok alanda yanılabilirler. Bunlar arasında göz yanılmaları en iligi çekici olanı. Duyu organları, uyaranlara yanıt verirken değişik uyum aşamalarından geçer. Bu da yanılmaların önemli bir nedenidir. Söz gelimi, gözün ağtabakası belirli bir parlaklık düzeyindeki ışığa uyum sağlayarak, duyarlılık sınırlarını sabit tutar. Parlak bir ışık gördüğümüzde, ilk ışık uyaranının ardından, buna eşit ikinci bir uyaran geldiğinde, göz, duyarlılığını biraz yitirmiş olduğundan ikincisi ilkinden daha sönükmüş gibi algılanır.

Yanılmaların pek çoğu beynin, duyu verilerini yorumlarken yaşadığı aksaklıklardan kaynaklanır. Sözgelimi sinema, bu tür bir yanılmanın sonucu olarak görüntüleri hareketliymiş gibi algılamamızı sağlar.

 

SANATSAL ETKİNLİK

KAĞITTAN TAVŞAN

Kare şeklindeki bir kağıdın köşelerini karşılıklı olarak birleştirip katlayalım. Sonra uzun kenarın iki ucunu birleştirip tekrar katlayalım. Oluşan üçgenin uzun kenarının köşeye daha yakın olan tarafından karşı köşeye doğru makasla keselim. Katlardan birini bir tarafa, diğerini de diğer tarafa katlayınca tavşanımız tamamlanmış olacaktır. Unuttuğumuz bir şey kaldı, o da tavşanımızın gözleri. Sol elinizi ayaklarından, sağ elinizi de kuyruğundan tutup ileri geri hareket ettirirsek, tavşanımız kulaklarını oynatır.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.