E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

A. HAMİD ÖZYAYLA

HÜRFİKİR;


YASLI GİTTİM, ŞEN GELDİM

 Anket, sandık, seçim, sayım derken millet iktidar ve muhalefetin fişini prizden çekti ve lambayı yaktı. At nalı dikti, “yarasa” uçtu, güvercin öldü ve kurt kapana girdi. Kelebek ateşe düştü, balık tavaya, ay gruba girdi. Yıldızlar ülker oldu. Kiminin gülü soldu. Kimi siyaset albümünde hatıra oldu. Kimileri de dipten gelen dalga ile barajın engin sularına gömüldü.

Bülü Bülü Beyler kerameti şapkada gördü. Bay Gazo iflas etti. Ampulü icat edenlere meydan okuyanlar karanlıkta kaldı. Siyaseti poker oynamak zannedenler küme düştü. Kimi gaza geldi, kimi saza geldi. Kimi siyasi mevta oldu, helvası yenildi. Kimisi de cep telefonu ile vekil oldu. Ancak seçmen, sandığı önce hüpletti sonra gümletti.

Bazıları da iktidar olacağız derken Hükümetin önünden geçiverdi. Millet Kasımpaşalı’yı Gazipaşalı’ya tercih etti. Kanun namına Afyon’un kaymağını yiyenler tarih önünde mahkum oldu, güme gitti. Karadeniz’de gemisi batırılan millet AK-DENİZ’e yelken açtı. Kuş uçmaz, kervan geçmez hale getirilen ülkenin kelekkesenleri kış uykusu için toprağın altına girdi. Ak güvercinin yumurtasını hain sansar içti. Hülasa kendisi muktedir olamayanların mefkuresi iktidar oldu.

 

Yorgan gitti, kavga bitti

Siyasetin hocası, savunan adam büyük bir cezveyi piknik tüpünün üzerine koydu. Fincandaki sütlü kahvesini içti. Sonra büyük bir keyifle eşi Nermin Ana’ya seslenerek, “Yahu hatun! Kuşu uçurduk, çoluk çocuk dedik ama, uşaklar işi iyi götürüyor. Derslerine iyi çalışmış çocuklar. Aferin.” dedi. Sonra mumcu kalktı, kandili yaktı. Başbakan Abdullah Bey, Isparta’ya iki varil gülsuyu siparişi verdi. Sadaret makamının orkide kanatlı kokusu giderildi. Tayyip Bey İtalya’ya, Yunanistan ve İspanya’ya gitti. Bay titrek yerini Allah’ın bir kuluna devretti. Evet... Afyon, Manisa ve Kayseri’nin bahtı açıldı. Türkiye’nin yüzü güldü.

Milletin ekmeğini yiyip ayağına dolaşanlar iyi bir Selçuklu tokadı yedi. Armut diye ayvayı yiyenler, takke yerine çorap giydi. Seksen serat, doksan dorat, yüz bin kıratın nalı ve mıhı nalbantın elinde kaldı. Cem Sultanlar Rodos şövalyelerinin tapınaklarında heder oldu. Kadere iman edenler kederden emin oldu. Çisil çisil yağan yağmurun altında beraber yürüyüp şarkı söyleyenler adına konuşan müstakbel başbakan artık orucu bozdu. Şiir okuma yasağını deldi. Şairin diliyle Ak-Deniz’e seslenerek şöyle dedi:

"Yaslı gittim şen geldim

Aç koynunu ben geldim.

Bana bir yudum su ver.

Çok uzak yerden geldim."

Borsa kucak açtı. TOBB oynadı. Sabancı güldü. Koç, burcuna girdi. Gidene ağam, gelene paşam dendi.

 

Acı var mı, acı?

Eski çamlar bardak, kâşaneler çardak oldu. Derin devletin saltanatına 3 Kasım 2002’de son veren seçmen, Milli Devleti egemen kıldı. Erkekler(!) ağladı, kadınlar(!) zılgıt yedi. Milli iradeyi hiçe sayanların üstüne sandık balyoz gibi indi. Takke düştü, kel göründü. Hukuku siyasete alet edenler, guguklu saate döndü. Vakit geldi, horoz öttü. İmsak vakti şafak söktü. Üstü sos, altı yok fikirlerin öncülerine halk muhalefette kal dedi. Seçim otobüsü Ak Parti’de durdu. Zaten bu böyle gitmez. Ya deve ölür, ya deveci, ya da hacı ölür diyenler kazandı. Ortada ne deve kaldı, ne deveci. Ne hacı kaldı, ne de bacı. Reha Muhtar seçim gecesi cin biberini havanda dövmüş: "Acı isteyen var mı acı?" diye sordu. Ampulün voltajı yükseldikçe dili boğazına sarkanlar canavar görmüş çoban gibi oldu. Borsa yükseldi, faiz düştü, döviz indi, kriz dindi.

Hamamcı değişince, hamamın tası da değişmişti. Ama Anayasanın 109. maddesi yağız delikanlı için geçerli olsaydı, kişiye özel yasa çoktan delinmişti. Zira  merhum Özal döneminde anayasayı bir kez delmekle bir şey olmamış, üstelik KHK ile yıllarca ülke yönetilmişti.  Her şey Türkiye için fes başıma diyenler tek başına işbaşına geldi. Umarım Deniz’e düşen yılana sarılmaz. Dileğim;

"Aynı bedende can gibiyiz

Cana can katan kan gibiyiz.

Yanıp da tutuşan köz gibiyiz.

Biz ayrılamayız!.." nağmeleri dillerden düşmez. Sonra kin bizim neyimize. Netice uslu da olsak, haylaz da olsak hepimiz Adem (a.s.)’in çocuklarıyız. Devlet kuşu lambaya kondu diye fanusa taş atmayalım. Dua edelim. Allah utandırmasın. Ukalalığı bırakıp hukemanın piri Lokman Hekim’e kulak verelim:

"Oğulcuğum, insanları küçük görüp yüz çevirme. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sesini de kıs. Çünkü seslerin en çirkini (en güzel gözlü) merkeplerin sesidir.”

 

Ceviz çırpar gibi

“Yavrucuğum, cehalete düşüp ilmi terk etme! Meclisleri ihmal etme! Alimlerin yanında otur! Dünya derin bir denizdir. O denizde senin gemin Allah korkusu olsun. Oğulcuğum, iyiliği ondan anlayana yap. İyilerin hizmetinde bulun! Kötülerle dostluk kurma! Her şeyi arkanı dönerek isteme ve yüzün dönük olarak da ondan uzaklaşma! Zira bu, basireti azaltır ve aklı zayıflatır! Yavrucuğum, gecenin ilk saatlerinde yolculuğa çıkma! Gideceğin yere yaklaştığında hayvanından in ve yürü, kendinden önce onu doyur! Sefere çıkarken yanına kılıcını, mestini, sarığını, elbiseni, su kabını, iğne ve ipliğini al! Oğulcuğum, kanaatkâr görünmekten sakın. Zira bu tavrın sana gündüzleri şöhret, geceleri şüphe getirir. İşini sev ve sık sık karşılaştığın olaylar karşısında sabret. İnsanlara karşı güzel huylu ol. Eğer dünya zenginliğini kazanmak istersen insanların ellerinde olanlara göz dikme. Yavrucuğum, hasetçinin belirgin üç özelliği vardır: Gıyabında dostunu çekiştirir, yanında olduğu zaman ona yaltaklanır, o bir musibete duçar olduğunda da ona sevinir. Nadâna şirin gözükmek için iş yapma... İktisatlı ol. Hikmete sarıl ki ikram göresin. Eğer anne ve baban seni, bilmediğin bir şeyi Allah’a ortak koşmaya zorlarsa, onlara itaat etme.”

“Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl/125)

“İnsanlara doğruları anlatırken ceviz çırpar gibi değil hurma toplar gibi nazik davran... Ancak domuzların boynuna inci takma...” (Hz. İsa a.s.)

 

Ateşten gömlek

Devlet yönetiminde adalet ve hikmetten ayrılma... Mutlak hükmün Allah’a ait olduğunu unutma. Riyaset sevdasına kapılma... Bizim davamız kuru bir cihangirlik davası değildir. Unutma ki Allah (c.c.) uğrunda mücadele edenlere Cenab-ı Hak bir çıkış yolu gösterecektir. Allah (c.c.) herhalde ihsan erbabıyla beraberdir. Bil ki Allah’ın vaadi haktır. Buna kat-i iman beslemekte olanlar zinhar seni (sabırsızlıkla) hafifliğe götürmesinler. İyice iman etmemiş olanların seni hafife almalarına da fırsat verme. Dağlar gibi dalgalar seni kuşattığı zaman samimiyetle Allah’a yalvar... İkrime’nin hatırı için fincancı katırlarını ürkütüp Ebu Cehil’e sövme!..

"Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol.

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." (M. Akif Ersoy)

Varsın;

"Herkes yahşi, biz yaman,

Herkes buğday biz saman." (Sâfi) olalım.

"Yeter ki giydiğimiz ateşten gömlek bizi yakmasın.”

Yurdunu Allah’a bırak çık yola.

Cenge(!) deyip çık ki vatan kurtula.

Böyle müyesser mi kaza her kula.

Haydi levent asker uğurlar ola..." (M. Akif Ersoy)

Cenab-ı Allah yar ve yardımcımız olsun...

"Amin desin hep birden yiğitler

Allahu Ekber(!) gökten şehitler

Amin... Amin... Allahu Ekber..." (M. Akif Ersoy)

 

Kaynak:

Şamil İslam Ansiklopedisi, c. 5, Akif, Prof. Dr. Günay Tümer, Uludağ Üniv. İlahiyat Fak. Öğrt. Gör., İstanbul, 2000.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.