E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK

ÖLÇÜLER DENGELER;


  AZ YEMEK, AZ UYUMAK, AZ KONUŞMAK-3

 Az uyumak

Az yemek, salihler adeti olduğu gibi, az uyumak da salihler adetidir. Çünkü çok yemek gibi çok uyumak da:

Kalbi gaflete düşürür.

Dimağı uyuşturur.

Unutkanlığa sebep olur.

Vücudu hantallaştırır.

Bir kısım hastalıklara sebep olur.

Ayrıca çok uyumak;

Gecenin çeşit çeşit bereketlerinden,

Nice ilahi füyuzattan,

Seherlerde bezledilen ilahi rahmetten mahrumiyeti mucib olur.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şahsında biz müslümanlara şu ilahi mesajlar ulaştırılıyor:

"Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısı ve yarısından az, yahut fazlasında kalk ve Kur’an’ı tertil üzere tane tane oku." (Müzzemmil/1-4)

"Gecenin bir kısmında kalk, sana mahsus bir fazlalık olarak namaz kıl. (Böylece) Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a göndereceğini umabilirsin." (İsra-79)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de:

"Allah Teala’nın gece yarısından sonra kullarına:

Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim.

Benden isteyen yok mu, istediğini vereyim.

Tevbe eden yok mu, tevbesini kabul edeyim." diye nida ettiğini haber vermektedir.

Bu müjdeye muhatap olmak, bu ilahi hitaba mazhar olmak için geceleri, seherlerde uyanık olmanın, o saatleri ibadet, dua, niyaz ve tevbelerle değerlendirmenin çarelerini aramalı, asla gaflet etmemeliyiz. Nefis, şeytan, dünya ve kötü çevre engellerini aşıp Rab Teala’ya yol bulmak için sevda kervanlarında bir katar olmalıyız.

Ey Rızay-ı Bariye, ebedi saadete talip kardeşim!

Gecelerin bereketli saatlerini ihmal etmeyelim.

Fuyuzat-ı Rabbaniyenin sağanak sağanak yağdığı seherleri gafletle geçirmeyelim.

Gönülleri aydınlatan nuri ilahinin lemean ettiği, Hak aşıklarının manevi düğün-dernek kurduğu o demleri fevt etmeyelim.

Gecelerde aydınlanan gönüllere ne mutlu...

Karanlıkta aydınlığa yol bulan yolcular ne kutlu yolculardır.

Hani Nur Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bir seher vakti gecenin kutlu bir saatinde Hz. Amine’nin rahminden tulû ederek küfür, şirk ve nifakla kararan gönülleri aydınlatmamış mıydı?

Gecenin bir karanlık vaktinde, Hıra Nur dağında Efendimiz, rehberimiz, canımız, cananımız, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin nurlu kalbine, bütün karanlıkları aydınlatan vahyin o muhteşem şimşeği çakmamış mıydı?

Alemlerin efendisi, ahir zaman nebisi, tevhid mücadelesinin nice çileli, meşakkatli bir diliminde mukaddes bir beldeden başka mukaddes bir beldeye, Mekkeyi Mükerreme’den Kudüs-ü Şerife sefer etmemiş miydi?

Kudüs-ü Şeriften semalara yükselip, Rab katına ulaşıp Rabbiyle nice sohbetler ederek ümmetine nice müjdelerle dönmemiş miydi?

O rahmet Peygamber, o hak nizamın, kutlu devletin temellerini atmak üzere doğduğu, büyüdüğü, nübüvvet tacını giydiği o mukaddes belde, mübarek şehir Mekke’den, kutlu belde, nurlu şehir Medine’ye hicret etmemiş miydi?

Geceler, geceler, mutlu geceler.

Aşıklar mâşukun onda heceler.

Düğün olur sevda yüklü kalblere

Kâdir, mirac, hicretle kutlu geceler.

Gecelerde gönül ağartanlar, gündüzün karanlığında azanlara yol klavuzluğu yaparlar.

Gecenin karanlığında aydınlığa yol bulanlar,

Gecenin karanlığında saklı nice sırlara muttali olurlar.

Settar olan Allah, ötelerin ötesinden, aşk vadisinden aşıkların gönül bahçesine nice hayat pınarları çağlatır.

Böylece gecelerde ilahi nazara teşne olan gönüllerde açan tevhid gülleri aşk ve muhabbet ikliminden tüm gönüllere rahmanî rayihalar taşırlar.

Onun için az uyumayı seher vaktinde uyanık olmayı başarmaya gayret etmeliyiz.

Bilhassa işrak vaktinde, ikindi ile akşam namazı arasında asla uyumamalıyız. Çünkü bu vakitlerde uyumak gaflet üzere gaflet, hastalık üzere hastalıktır.

Öğle namazından sonra bir saat kadar kaylule yapmak, yani uyumak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve onun kutlu yolunu, kutlu izini takip eden salihlerin adetindendir. Kaylule uykusu kalbe, dimağa ve vücuda dinçlik, sıhhat ve kuvvet kazandırır. Yorgunlukları giderir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri Marifetname adlı eserinde şöyle der:

"Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki:

Uyku yerilmiştir. Fazlası tembellik ve uğursuzluk getirir. Çünkü uyku, organları tembelleştirir. Ömrü azaltır. Nitekim Allah Kur’an-ı Kerim’de, uykunun ölümle eş olduğunu bildirmiştir. Hasret ehline uyku musibettir. Huzurdan çekilmek olan uyku, uzaklaşmaya, pişmanlığa sebeptir. Hüsrana, cehalet ve kınamaya, ilim ve hikmetten yoksulluğa alamettir. Çünkü arif, Allah’ın huzurunda bulunmaktan lezzet alır, hayatı onun sevgisine bağlıdır.

Allah’ı sevenin üç meziyeti vardır:

1- Gece uyanıklığı.

2- Güzel söz.

3- Allah’ı zikretmek.

(Aşırı) uyku bir ağırlık ve bir azaptır."

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bazı geceler sabahlara kadar uyumaz, mübarek ayakları şişene kadar namaz kılardı. O ki alemlere rahmet bir Peygamberdir. O ki Allah Teala’nın en sevgili kuludur. Ahir zaman nebisidir. Gecelerin karanlığını aydınlatan kutlu alnını secdelere kor. Ötelerin ötesine nazar eden, nurlu gözlerinden yaşlar akıtarak ümmeti için dualar eder. Hak yoldan sapmamaları, günahlarının bağışlanması için bütün gece yakarırdı.

Rivayete göre Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh, yatsı namazından sonra ev halkıyla kısa bir müddet sohbet eder hâl ve hatırlarını sorar, sonra onları yatırırdı. Ev halkı yattıktan sonra kalkıp abdestini tazeler, iki rekat nafile namaz kılar, sonra büyük bir huşu içerisinde murakabeye dalar, seher vaktine kadar öylece huzurda kalır, sonra kalkıp teheccüd namazını kılar, ev halkını uyandırır ve Mescid-i Nebi’ye giderdi.

Bütün hak dostları gece boyunca ibadet, Kur’an kıraati, dua, murakabe, zikirle, manevi nurlarla, enerjilerle kalblerini doldurur, manevi bir dirilikle sabaha çıkarlardı.

Şeyh Sâdi Şirazi, Gülistan adlı eserinde şöyle bir hadise nakleder:

"Hatırımdadır. Bir gece bir kervan ile birlikte seher vaktine kadar yola devam etmiş, seher vakti bir orman kenarında konaklayarak uyumuştuk.

O yolculukta bir meczub bize arkadaş olmuştu. Seher vakti bir nâra attı ve sahra yolunu tuttu. Sahraya dalıp gitti. Sabah olunca kervan yola koyuldu. Bir müddet sonra meczup toz toprak içinde bize yetişti.

Ona ne oldu da kendini sahraya attın dedim.

Meczup şöyle cevap verdi:

Gördüm ki ağaçlarda bülbüller inlemeye, dağlarda keklikler ötmeye, sularda kurbağalar bağrışmaya, ormanda hayvanlar çağrışmaya başladı.

Düşünüp, tefekkür ettim ve kendi kendime: Bütün mahlukat Allah’ı tesbih etsinler de ben gaflet içinde uyuyayım. Bu mürüvvete yaraşmaz dedim."

Elbette vücudu halsiz bırakacak, gündüzleri yapmamız gereken gerek dünyevî ve gerekse uhrevî vazifelerimizi yapamaz hale getirecek şekilde bütün geceleri uykusuz geçirmek muvafık değildir. Her hususta olduğu gibi, bu hususta da itidalli olacak, ifrat ve tefritten kaçınacak, sünnete uygun olanı yapacağız. O da yatsıdan sonra yatmak, seher vaktinde kalkıp teheccüd namazı kılmak, aile efradımızı da kaldırarak onların da gecenin, seher vaktinin bereketinden faydalanmalarını sağlamaktır.

Yukarıda da ifade edildiği gibi sabah namazını kıldıktan sonra dua, zikir, ilmi tetebbular, Kur’an tilaveti ile meşgul olmak, işrak vaktinde uyanık bulunmak, işrak ve duha namazını kılmaktır. Şayet vakit bulabilirsek öğle namazından sonra kaylule yapmak, yani bir saat kadar uyumak vücuda sıhhat ve dinçlik verir.

İkindi ile akşam vakti arasında asla uyumamalıdır. Çünkü bu arada uyumak hastalıktır. Vücudun bir kısım dengelerini bozar.

Ancak bir kısım kişiler vardır ki çok daha fazlasını yapmaya muktedirdirler. Gecelerin büyük bir kısmını uyanık geçirmeyi, ibadet ve murakabe ile değerlendirmeyi bir sevda haline getirmişlerdir. Bu Allah dostları, hak aşıklarının halidir. Sevda yüklü gönül erlerinin salihlerin adetidir. Onların yolunu tutmaya, onların izini takip etmeye güç yetirenler, onlar gibi bütün gecelerini değerlendirirlerse, onlara ne mutlu.

Mesela Hz. Ömer radıyallahu anh Halifeliği zamanında ne geceleri uyur, ne de gündüzleri uyurdu. Bütün uykusu oturduğu yerde biraz uyuklamaktı. O bu hususta şöyle derdi: “Ben geceleri uyumuş olsam, kendimi kaybetmiş olurum. Gündüzleri uyusam milleti mi kaybetmiş olurum. Ben ise onlardan yana da mesulüm.”

Bişri Hafi’ye: “Gecenin az bir kısmında olsun istirahat etseniz.” demişler. O da şöyle demiş: “Allah gelmiş ve geçmiş bütün günahlarını bağışladığı halde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayakları şişinceye kadar namaz kılmıştır. Ben nasıl gecelerimi uyku ile geçiririm ki bir tek günahımın bile bağışlanmış olduğunu bilmiyorum.”

Rabiatül Adeviye, sabaha kadar namaz kılar ve şöyle dua ederdi: “İlahi bütün gözler uyudu. Yıldızlar donandı. Yeryüzü hükümdarları kapılarını kapattı. Fakat senin kapın kapanmaz. Beni affet Allah’ım.”

Cenab-ı Hakkın Davut aleyhisselama şöyle vahyettiği rivayet edilir: “Ey Davud! Akşamın karanlığı basınca yatıp sabaha kadar uyuyan bir kimse, beni sevdiğine dair söylediği sözde yalancıdır.”

Gecelerin aydınlığını görebilmek, gecelerin sessiz çığlığını, zikir, istiğfar, tevbe iniltilerini işitebilmek, ilahi tecellileri idrak edebilmek, karanlıktan aydınlığa yol bulabilmek için gecelerimizi ihya edelim. Seherlerde uyanık olalım.

 

Ey dide nedir uyku, gel uyan gecelerde.

Kevkeblerin et seyrini seyran gecelerde.

Bak heyeti alemde bu hikmetleri seyret,

Bul saniini ol ona hayran gecelerde.

Çün gündüz olursun nice ağyar ile gâfil.

Koy gafleti dildardan utan gecelerde.

Gafletle uyumak ne reva abdi hakire,

Şefkatle nida eyliye rahman gecelerde.

Cümle geceyi uyuma kayyumu seversen,

Ta hây olasın hay ile ey can gecelerde!

Aşıklar uyumaz gece, hem sen uyuma kim,

Gönlün gözüne görüne canan gecelerde.

Dil beyti hûdadır onu pak eyle sivadan,

Kasrına nüzul eyler o sultan gecelerde.

Az ye, az uyu, hayrete var fani ol onda.

Bul can-ı beka ol ona mihman gecelerde.

Allah için ol halka mukarın gece-gündüz.

Ey Hakkı! Nihanı aşk oduna yan gecelerde.

(İbrahim Hakkı)


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.