E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK

BAŞYAZI;


NASIL BİR DEĞİŞİM

 İki yüzlülüğün de ötesinde çok yüzlü bir toplum olduk.

Aklî, naklî hiçbir sebep yokken hiç durmadan, yön değiştiriyor, fikir değiştiriyoruz. Düşünce hayatımız allak-bullak olmuş. Dolayısıyla yaşantımız da öyle. Dün ifrat derecesinde sevdiklerimizden, bugün aynı ifratla nefret ediyoruz. Dün canımız feda olsun dediğimiz dava, fikir ve şahısların bugün amansız düşmanı oluveriyoruz. Dün savunduklarımızı, yıllarca peşinde koştuklarımızı bugün hiçbir meşru sebebe dayanmadan reddediyor, düşman kesiliyoruz. Geçmişte yaptığımız çalışmalardan, hizmetlerden dolayı pişmanlık duyuyoruz.

Hatta aynı mecliste, aynı gün ve saatte bir şöyle, bir böyle durmadan fikir değiştiriyor, yön değiştiriyoruz. Bir garabet, bir kırılma, bir zemin kayması, bir kötü değişim, bir acayip başkalaşım yaşıyoruz. Bu durum, kişilikli bir insanın, şahsiyetli bir müslümanın durumu değil. Kişilikli insan, şahsiyetli müslüman her ortamda, her şartta İslam kimliğini muhafaza eden kişidir. Elbette insan hayatında değişim kaçınılmaz bir hadisedir. Ancak bu değişim nasıl bir değişimdir? Olması gereken değişim nedir?

Bir müslümanın değişimi:

Yanlışlardan, doğruya;

İslam’a zıt düşünce ve fikirlerden, İslamî düşünce ve fikirlere;

İslam’a aykırı yaşantılardan, islamî yaşantıya,

İsyandan, itaate;

Dünyadan, ukbaya;

Günahlardan, ibadet ve taate;

Kötülüklerden, iyiliklere;

Kötü ahlaklardan, Kur’anî, Muhammedî ahlaka;

Tembellikten, hizmete;

Kulun rızasından, Allah’ın rızasına;

Tüm batıllardan, Hakk’a, hakikate;

Cehaletten, ilme, irfana olan bir değişimdir.

Böyle bir değişim her müslümanın hayatında olması gereken bir değişimdir. Böyle bir değişim ne güzel bir değişim, ne güzel bir mutluluk, bir saadettir. Yoksa:

İslamî yaşantıdan, tağuti bir yaşantıya; İslamî değerlerden, tağuti değerlere; iyiliklerden, doğrulardan, kötülüklere, eğrilere; Allah’ın rızasından, kulların rızasına olan bir değişim;

Bir felakettir, bir musibettir. Bunun adı değişim değil, başkalaşımdır.

En ciddi, hayati konularda bile günübirlik düşüncelerin, yavan mülahazaların, derinlikten yoksun mütalaaların akışına kapılıp gidiyoruz. Bu gidişin sonu nereye varır? Sonuç ne olur? diye sağlıklı bir şekilde düşünmüyor, düşünemiyoruz.

Derinliğine düşünüp, tefekkür etmek,

Çok düşünüp, az konuşmak.

Konuşunca hakkı konuşmak.

Susunca bir hikmete mebni susmak.

Hodgam değil diğergam olmak.

Ahde vefa göstermek, dürüst olmak.

Hakkı ve haklı olanı savunmak.

Güçlünün değil, haklının yanında olmak.

Dünyevi hiçbir hesap yapmadan hizmet etmek.

Geçmişte konuştuğumuz doğruların arkasında olmak.

Bütün işlerimizde Allah rızasını gözetmek.

Ahiret amellerine öncelik tanımak.

Helal-haram hududuna dikkat etmek.

Şüphelilerden sakınmak.

İtaat edilmesi gerekenlere itaat etmek.

Her zaman edebi gözetmek, sadakat göstermek.

Beşeri münasebetlerde saygı, sevgi ve hoşgörüyü öne çıkarmak ve benzeri güzellikler, fert, aile, toplum ve devlet hayatına can veren, hayat veren değerlerdir. Şahsiyetli bir müslüman bu değerlerle muttasıf olan kişidir.

Rabbimizin lütfuyla Ramazan-ı Şerife, arınma ve durulma ayına kavuştuk. Ne büyük bir mutluluktur. Bu mübarek ay vesilesiyle kendimize çok iyi bir şekilde çeki-düzen vermeliyiz. Derin tefekkürler, sağlıklı düşünceler, nefis muhasebeleri ile asr-ı saadetten nebevi teneffüsler almalıyız. Hayatımızı bütünüyle İslamlaştırmaya, Kur’anî, nebevi değerlere doğru sürekli bir değişim yaşamaya gayret etmeliyiz. Bir daha geriye dönmeyen, hep ileriye doğru adım adım ilerleyen bir değişim gerçekleştirmeliyiz.

Büyük mutasavvıf, büyük Allah dostu Necmeddin Kübra şöyle tavsiyede bulunur:

"Dünyaya geldiğin zaman, sen ağlarken çevrendekiler gülüyordu. Öyle bir hayat yaşa ki, öldüğün zaman çevrendekiler ağlarken sen gülerek ahirete yolcu olasın."

Ahirete giderken, ahiret yolculuğuna çıkarken, cennetteki makamını görerek, imanı-ı kamille ölmek müslümanın en büyük bayramıdır.

Muhammed İkbal de:

"Eğer müslüman olarak yaşamak istiyorsan, bu ancak Kur’an’ın ahkamına tabi olmakla mümkündür." der.

Hayatın İslamlaşması, iyiye, doğruya, hakka hakikate doğru değişimler ancak Kur’an’a tabi olmakla, sünneti seniyye üzere yaşamakla, bir sürü batıl, sapık beşeri sistemlerin ortaya koyduğu insan fıtratına ters düşen, toplumu ifsat eden, fikir, düşünce ve görüşleri terk etmekle mümkündür.

Şeyh Sadi:

"İnci mezbeliğe düşse gene güzeldir. Toz göğe erişse yine bayağıdır." demektedir.

İnci gibi olmak gerek. Kur’an ahkamına tabi olur, ahir zaman nebisi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti seniyyesi üzere yaşar, Kur’an ahlakıyla, Resuli Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin ahlakıyla ahlaklanırsak, yaşadığımız toplumda horlansak da, çeşit çeşit sıkıntılar çeksek de, inci misali değerimizden hiçbir şey kaybetmeyiz. Salihler indinde, en önemlisi Allah katında değerimiz yükselir. Amellerimiz, hizmetlerimiz asla zayi olmaz.

Ancak, İslam’dan, İslamî yaşantımızdan taviz verir, Allah’ın rızası yerine kulların rızasını almaya çalışırsak, neticede en yüksek makamlara gelsek, Karun gibi zengin olsak, fanilerin alkışlarını, takdirlerini kazansak ne çıkar. Kaybedenlerden oluruz. Toz gibi göğe erişsek bile Allah katında, salihler yanında hiçbir değerimiz olmaz.

"Nice elbiseler gördüm içinde adam yok.

Nice adamlar gördüm üstünde elbise yok."  (Mevlana)


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.