E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

BAKİ ÖNCEL

GENÇLİK;


  GELİNEN SONUÇ: KENDİNE, TARİHİNE, TOPLUMUNA DÜŞMAN NESİL

"Her canlının çevresinde her zaman sayısız düşman bulunur. Eğer canlı, yaşama gücü taşıyor, diriliğini ve uyanıklığını koruyorsa hayatını korur. Düşmanlarının ona zarar vermesi oldukça güçtür. Ama hiçbir canlı, düşmanlarının merhametine sığınarak varlığını sürdüremez. Her şeyimiz önce Allah’a (cc) sonra da bu milletin uyanık evlatlarına emanettir.” (Yakup Üstün)

Tanzimat’tan bu yana Batılı emperyalistlerin bir gayesi vardı. Sosyal reformlarla insanımızın hayat damarı sayılan değerlerimiz eritilmeden bu gayeye erişmeleri mümkün olmayacaktı. Bunun sağlanması için toplumumuzu belirli bir nizama sokan müesseselerimiz ya tamamen ortadan kaldırılmalı veya dejenere edilerek işlevini yapamaz hale getirilmeliydi.

Eğitimin yapıldığı medreselerin yerine Batı standartlarına uygun mektepler açıldı. Her alanda yaşanan topyekun değişim, sosyal alanda da hızını kesmeden devam etti. Millilik anlayışımız  bile dar bir çerçeveye sıkıştırılarak bunalımlı, silik ve güvensiz bir ortam ve toplum oluşturuldu.

 

Dinden uzaklaşmak çağdaşlık oldu

İnsanımıza öyle bir kültür aşılandı ki, dinin kural ve prensiplerini onaylamayan fert ve toplumlar daha çağdaş, daha kültürlü, daha batıcı olarak kabul gördü. Bununla beraber ahlak anlayışımızda bile batılılaşarak dini bir müessese olarak değil de sadece sosyal bir olaymış gibi bakar olduk ahlaka. Ve tabii ahlakla adab-ı muaşeret kaidelerinin birbirine bağlı olduğunu unuttuk. Her şeyi vicdanlarımızda hapsettik. Vicdanlarla cüzdanların karıştırılmasıyla toplumumuz bugünkü haline geldi.

Öyle bir eğitim gördük ve gösterdik ki, gencimizi kendine düşman, tarihine düşman, toplumuna düşman ettik.

Sosyoloji eğitimiyle Müslüman Türk gencinin beynindeki Allah (cc), aile, ahlak anlayışını yıktık. Bunalımlı Batı toplumlarının sosyal ekolleri, toplumumuzda yerleşmiş inanç ve değerlerin yıkılmasından başka ne işe yaradı?

Psikoloji eğitimi verdik güya. Ruh gerçeğini bir tarafa iterek, maneviyat hiçe sayılarak hastalıklı Batı kafasının psikolojik hadiseleriyle uğraşırken  maneviyat ve ruhun gücünü yok sayan zihniyeti yerleştirdik.

Tarih derslerinde eskiyi toptan reddederken gençlerin ne gibi bir  aşağılık kompleksine kapılıp acze düşeceğini hiç planlamadık. Oysa tarih, bir milletin hafızasıdır. Ağaç nasıl köksüz yaşamazsa tarihinden koparılan toplumlar da acz ve kompleksli nesiller oluşturur.

Edebiyatımıza ne demeli? Taklitçi Batı kafasıyla yazılan edebiyatı yerleştirirken, halk edebiyatını, divan edebiyatını ihmal etmemiz nelere maloldu bu toplumda.

Yeni bir nesil ve yeni bir insan tipiyle karşı karşıyayız.

Bu tipte egoizm var, ben merkezlik var.

Manevi değerden uzaklık var.

Maddecilik var.

 

Merhametsiz insanlar yığını

Gün geçtikçe eğitim ve cemiyet içi ahlak, merhametsiz insanları çoğaltıyor. İki günlük bebeği bir poşete koyup çöp bidonuna atan insan, bu zihniyetin yetiştirdiği insandır.

Babasının mirasına konabilmek için merhametsizce ölümünü sağlayan, bu zihniyetin yetiştirdiği insandır.

Kendisine emanet edilen, yetiştirsin, adam etsin diye teslim edilen çocuklara tecavüz edip çocuk pornosu diye internetten yayın yaptıran, bu zihniyetin yetiştirdiği vicdansız merhametsizlerdir.

Şefkat yok, tevazu yok, yardımseverlik yok, bu yetiştirilen insan tipinde. Hatta bu özellikler çok komik karşılanır hale gelmiş durumda.

Karşılıksız iyilik yapılması..

Başkalarının hakkının korunması..

Haksız kazancın kötü karşılanması..

Namus, din, vatan için çalışılması artık ayıp sayılır hale gelmiş bu toplumda...

 

İnsan mefhumu ve eğitim programlayıcıları

İnancınızı, örfünüzü, ahlak değerlerinizi muhafaza edebilecek bir hayatı sürdürebilme hürriyetinin rahatlığını duyabiliyor musunuz?

Bunun olmadığı, her türlü ahlaksızlık ve sapıklığın hakim olduğu yerde, müsbet değerler mahkumdur vesselam.

Eğitim hayattan uzak, insan psikolojisine zıt bir eğitim.

Öğretmen öğrenci ilişkileri not alışverişinin dışında mevcut değil.

İnsan mefhumu eğitim planlayıcılarının en çok ihmal ettiği bir durum.

Halbuki eğitim programlayıcıları veya müesseseler öyle olmalı ki, halkla öğrencinin kaynaşmasını sağlayarak eğitimin hayatla temasını kesmemelidir.

Aile hayatında hakim olan eşler ve ebeveyn ile çocuklar arası münasebetleri düzenleyecek prensiplere dikkat edilmeli. Eğitim için okula giden çocukların eğitimsiz bir nesil olarak bir yığın oluşturduğu günümüzde, gerçek manada terbiye edilmeyen çocuk, cemiyetin düzensiz ve gayrı ahlaki ortamında kötü örnekler yoluyla bozulmaktadır.

 

Eşya ve hadiselere bakışımız ne alemde?

Her kültür, eşyaya ve hadiselere farklı bakar. Bunun temelinde inanç değeri yatar. İnancın çerçevelediği tavırlar yaşama biçimini meydana getirir. Hatta meseleleri değerlendirmemiz bile dünya görüşümüzün şekillendirmesiyle olur. Üzülürken buna göre üzülür, sevinirken buna göre seviniriz. Ferdin nasıl mantığı varsa toplumun da mantığı vardır.

Bize verilen eğitimle, tasada, kaygıda, hüzünde, sevinçte bir olma şuurunu yitirmiş bir nesille karşılaşıyorsak ve ahlaki bir dejenerasyon içinde isek her dalda yaptığımız  batı taklidinin başarı trendi gözler önündedir.

Düşmanın merhametine sığınarak ne kadar yaşayabilirsin ki?

 

BU HAL NEREYE KADAR?

Bir buhran düşünün! Anayı analık hasletlerinden ayırmış, aile ocağını çiğnetmiş, yuvasına, kocasına ihanet ettirmiş, ciğerparesi olan yavrusunu sokağa, ahlaksızlık tuzağına attırmış, hatta canına kıydırmış...

Bir buhran düşünün! Babayı, babalık vazifesinden, atalık şefkatinden, aile reisliği otoritesinden ve mesuliyet hissinden mahrum bırakmış. Babaya yuvasını, yavrusunu unutturmuş. Onun yolunu meyhaneye çevirmiş, evladının nafakasını da kumara vermiş.

Bir buhran düşünün! Evladı Allah (cc) korkusundan, din bilgisinden, Peygamber yolundan, ana baba itaatinden, evlatlık terbiyesinden, vatan ve mukaddesat sevgisinden, hak ve ahlak şuurundan uzaklaştırmış. Eline kalem yerine sigarayı, kitap yerine iskambil kağıdını tutturmuş ve meslek olarak da şehvet ve menfaat avcılığını öğretmiş.

Bir buhran düşünün! İnsanları vazife mesuliyetinden, din kardeşliğinden, başkalarının hakkına hürmet etmekten, İslam’ın emrettiği birlik ve dürüstlükten koparmış. Nifak atına bindirmiş.

Yine bir buhran düşünün! İnsanı Allah sevgisinden menfaat sevgisine sürüklemiş.

Bir buhran düşünün! Kazançtan bereketi, insandan fazileti, kadından haya ve iffeti, akrabadan akrabalık şefkatini, komşudan komşuluk vecibelerini, alimden ameli, zenginden cömertliği, fakirden sabrı, hakimden adaleti, gönüllerden samimiyeti kaldırmış... Şimdi de insandan vicdan ve Kur’an’ı sökmek için var kuvveti ile muhasaraya başlamış... Nihayet insanları kayıttan, nizamdan ve ahlaktan çıkarıp birbirine salıvermiş.

Bu ahlaksızlıktır ki, bizim cemiyetimiz ve milli hayatımızın ruhi asaletini ifsad etmeye, topyekün manevi değerlerimizi yok etmeye çalışmaktadır.

Bilhassa dikkatinizi çekerim. Bu ahlaksızlık, çeşitli şekil ve surette, çeşitli kılık ve kıyafetle her fırsatta taarruz etmekte, kanser gibi, verem gibi vücudun yalnız maddesini öldürmek için değil, maddi ve manevi imhasını, tahribatını, nesillerden nesillere intikal ettirmek hıncı ile saldırmaktadır.

Beşeriyetin kurtuluşu ve ülkemiz insanının kurtuluşu İslam’dır, müslümanlıktır.

Bu ahlaksızlık kabusunun altında herkeste bir şaşkınlık var. Çünkü insanı evvela şaşırtmak, maneviyatını sarsmak, düşmanın başlıca hilesidir. Gözleri kamaştıran, tüyleri ürperten bu aile faciaları, iffete, ismete, ırza, namusa, hakka, hakikate ve ülkemiz insanının yeni yetişen neslini bunalıma sürükleyenler karşısında sistem şaşırmış, ana baba şaşırmış, toplum şaşırmış durumdadır. Buna rağmen herkes oyunda. Evde, piyasada, alışverişte, sokakta, okulda, meydanlarda, her yerde oyun var.

Bu oyun, bu eğlence bitmeli, kendimize gelmeli, aklımızı başımıza toplamalıyız. Biz, bizi yaratan Rabbimize dönmeliyiz. O’nun dininden başkası bizi kurtarmaz. Peygamber (sav) rehberimiz olmalı, Kur’an’a ve hükümlerine bağlanmaktan başka çaremiz yoktur. İnsanımızın manevi buhranlarından temizlenmesi için Allah’ın kopmak bilmez ipi Kur’an esasları ile vatanımızın hudutlarını örelim, O’na teslim olalım ki kurtulalım.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.