E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

CEMİL USTA

FIKIH;


  EZAN

SORU: 1- Ezanın hükmü nedir? 2- Şeytan neden Kur’an okunurken kaçmaz da, Ezan-ı Muhammediye okunurken kaçar? 3- Merkezi ezanı nasıl buluyorsunuz? 4- Sabah ezanları vaktinde okunuyor mu? Oruca niyet edebilir miyiz?                          

(Rabia Çalışkan / Nevşehir)

 

Ezanın hükmü

Ezan ve kamet, vakit namazlarında sünnettir. Ezan ve kamet; vaktin değil, namazın sünneti olduğu için, kaza namazı kılarken de ezan ve kamet okumak sünnet kabul edilmiştir. Birden fazla kaza namazı kılınacaksa, meclis aynı olsun, farklı olsun her bir namaz için ayrı ayrı ezan ve kamet getirilmesi daha faziletli görülmüş olmakla birlikte, aynı yerde birden fazla kaza kılacak olduğunda bunların ilkinde bir kere ezan okunup diğerlerinde sadece kametle yetinilmesi de mümkündür. Bir diğer görüşe göre, bir mecliste ne kadar kaza kılınırsa kılınsın bir ezan ve bir kamet yeterli olur. (İlmihal, T.D.V. 1/268)

 

Şeytan, neden ezandan şiddetle kaçar?

Namaz için nida edildiği (ezan okunduğu) vakit şeytan şiddetle kaçar. Ezanı işitmemek için bir de sesle yellenmesi vardır. Ezan bitince tekrar gelir. İkamet getirildiği vakit yine geri gider. İkamet bittiği zaman gelir de insanla kalbinin arasına girer. Ona, filan şeyi hatırla, filan şeyi hatırla diyerek önceden hatırına gelmeyen şeyleri hatırlatır. Böylelikle insan kaç rekat namaz kıldığını bilmez olur. (Müslim 3/38)

Şeytanın, en faziletli ibadet olan Kur’an okumadan ve namazdan kaçmayıp, ezan sesinden kaçması kıyamet gününde onu işittiğine şehadet etmemek içindir. Çünkü bir hadiste varid olduğuna göre müezzinin sesini işiten ins ü cin ve her şey kıyamet gününde onu işittiğine şehadet edecektir.

Şeytanın kaçması ezanın azametindendir. Çünkü ezan, dinin bütün kavaidine şamil ve şeairi İslamiyyeyi ilandır. Bunlara hasmı can olan şeytan, onları işitmeye tahammül edemez. Şeytan tevhid ilânını duyunca insana vesvese vereceğinden ümidini keser. Fakat namaz kılan ve Kur’an-ı Kerim okuyarak Allah’a münacaatta bulunan kimseden şeytan kaçmaz. Çünkü o hallerde kendisine vesvese kapıları açıktır.

İstediği gibi kulun damarlarına kadar sokularak vesvesenin envaını hatırana getirilebilir. Neticede insan namazda kaç rekat kıldığını bile unutur. (Sahihi Müslim 3/39)

Ezan mü’minleri namaza, kâfirleri ise imana davettir.

 

Merkezî ezanın ahvali

Ezan, namazın sünnetidir. Her cami için merkezî sistemle okunan ezan kifayet etmez. Tavsiyemiz odur ki, o camilerde ezan, birileri tarafından cihazsız okunsun. Okuyan yoksa, dinleyenler ezana icabet ederken yüksek sesle tekrarlamaları, hatta “Hayyeales-Selah” ve “Hayyealel-Felah”ı da söyleyerek sünneti yerine getirsinler.

Ayrıca merkezî sistemde aksi seda da mevcuttur.

Diğer yönü ile bazı fezailden ümmeti Muhammed mahrum olur. Peygamberimiz (a.s.) efendimize “İnsanların kıyamette en uzun boylusu müezzinlerdir.” buyuruyor.

Hz. Ömer (r.a.) şöyle demişti:

“Eğer üzerimde halifelik görevi olmasaydı müezzinlik yapardım.”  Merkezî sistemde pek çok kişi böylesi kıymetli âli derecelere vesile olan görevden mahrum kalmaktadır.

Denilirse ki sesi güzel olan kişilerin okuması ile bir uyum mevzubahistir, diye iddia edilirse elbette güzel insanların, güzel sesleri ile okuması bizi sevindirir. Ama Diyanet aslında güzel sesli insanları önce tespit eder, bu bahtiyar insanların sayısını çoğaltırsa güzel eder. İnsanımızı bazı aletlere mahkum etmemek isabetli olur. Kendilerinin de malumları merkezî vaaz, pek çok insanı tebliğden mahrum ediyor. Merkezî ezan ise, güzel insanları Allah (c.c.)’ın ayet-i kerimede (Allah’a çağıran güzel sözlüler) diye tavsif ettiği kişileri bu güzel davetten mahrum etmeye umarım sizin de gönlünüz razı değil.

Namaz vakitleri güneşin seyrine göre ayarlanır. Hikmet-i hüdaya bakın ki yeryüzünde namaz vakitleri değişik saatlere rastlamaktadır. Bu bakımdan hiçbir saat yoktur ki İslam mabetlerinden bütün insanlığa, yüce Allah’ın varlığı, birliği, büyüklüğü, Peygamberimizin risaleti, namazın kurtuluşa ve mutluluğa sebep olduğu, ne şerefli bir hakka davet görevidir.

İşte merkezî sistem, hem süreyi kısaltır, şeytanı sevindirir, hem de pek çok müezzini böylesi güzelliklerden mahrum eder.

 

Sabah ezanının vakti

Namazların vakitlerini bilmek farz olan bir görevdir. Vakit henüz girmeden kılınan namaz geçerli değildir. Orucun vakti ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar devam eden müddettir. Fecirden sonra yenilir, içilirse o zaman orucu kaza etmesi gerekir.

Şu konuların günümüzde bilinmesi gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın talimatı üzere ramazan ayında sabah ezanları tam imsak vaktinde okunur. Ramazan’ın dışında ise güneş doğmaya bir saat kala okunur. İmsakla okunmaz. Mübarek gün ve aylarda oruç tutanlar, evlerinde takvimdeki imsak vaktine göre oruca başlasınlar.

Bize soruyorlar, “Hocam, tam çay içiyordum o esnada ezan okundu. Benim orucum sahih mi?” Eğer ezan, imsak vaktinde okunmamış, güneş doğmaya bir saat kala okunmuş ise, bu orucun kazası gerekir. Bu insan eğer 61 kefaret orucu tutuyorsa bu oruca yeniden başlayacak. İnsanın sorması gerekiyor: Bu vebal değil mi?

Vakit girmişse ezanın tehiri caiz mi? Bunu bilirler ama neden uygulamada gaflet ederler?

Ümit ederiz ki merkezî sistemde seher vaktinde vakit girince hemen ezanın okunması sağlanır. Şayet bir saat kala okunacaksa müftülüğün tespit ettiği bir kaç camide vaktinde ezanın okutulması güzel olur. Örneğin Bilali Habeşi erkenden, Ümmü Mektum ise imsak vaktinde okurdu.

Fıkıhtaki önemine gelince: Bir namaz için daha vakti gelmeden ezan okumak caiz değildir. Böyle okunan bir ezanı iade etmek gerekir. Çünkü bununla, namaz vaktinin girmiş olduğu haber verilmiş olmuyor, ancak İmamı Ebu Yusuf ile İmama göre yalnız sabah namazı için vaktinden önce ezan okumak caizdir.

Eğer vakit girmeden ezan okunursa, vakit girince ezan iade edilir. Çünkü ezan ilan içindir. Vakit girmeden önce ezanın okunması ise insanları şaşırtmaktadır. Bu sebeple vakit girmeden önce ezan okumak haramdır.

Ezcümle Ezan-ı Muhammediyye’nin dinimizde müstesna bir yeri vardır. Akif’in dediği gibi;

“Ebedi yurdumuzun üstünde benim inlemeli”

Peygamberimiz (a.s.) hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor:

“İnsanlar eğer ezan ile birinci safın üstünlüğünü bilselerdi, sonra bunları yapma imkanı bulamasalar kura çekerlerdi.”

Rabbim yurdumuzu ezansız, kalbimizi imansız bırakmasın. Amin

Allah’ım! Ümmeti Muhammedi Kur’ana mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.