E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET TAHA

HABER YORUM;


ZORUNLU VE SORUNLU EĞİTİMİN 5. YILI

15 Ağustos 1997’de çıkartılan 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitimin üzerinden 5 yıl geçti. Derin devletin karanlık güçlerinden emir alan zamanın hükümetine göre niyet iyi(!) idi. Ne İHL’ne, ne Kur’an Kursu’na, ne de dini eğitime karşı idiler. Dine ve mütedeyyin insanlara saygıları(!) vardı. Çünkü onlar dine saygılı(!) laiktiler.

 

Zorunlu eğitimin gerekçeleri

8 yıllık zorunlu eğitim ile Türkiye şunları kazanacaktı:

1- Program, öğretim ve yönetim bütünlüğü sağlanacak.

2- Sınıf mevcutları 30’a indirilecek.

3- Tüm okullar bilgisayarla donatılacak.

4- Bilgi ötesi topluma, çağdaş insan yetiştirilecek.

5- Fırsat eşitliği gerçekleştirilecek.

6- Çocuklar 14 yaşına kadar öğrenci olacaklarından zararlı alışkanlıklardan korunacak.

7- İkili öğretim kalkacak.

8- Birleştirilmiş sınıflar kalkacak.

9- Fakir öğrencilere devlet desteği sağlanacak.

10- İlköğretimde TV ve videolu eğitim yapılacak.

11- Ülke hızla kalkınacak.

12- Fakir bölgelerle zengin bölgeler arasındaki uçurum kalkacak.

13- Beceri atölyeleri açılacak.

14- İlkokullarda yabancı dil eğitimine çocukları ısındırmak için ön hazırlık kursları açılacak.

15- Güneydoğuda yüzlerce yatılı bölge okulu açılacak.

16- Her okulda lisan laboratuarı, spor tesisleri kurulacak.

17- Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri Diyanet İşleri Başkanlığı’nca açılacak kurslarda yaz döneminde hafta içi ve hafta sonunda verilecek.

18- Dini eğitim engellenmeyecek.

19- Yatılı öğrencilerin masraflarını devlet ödeyecek.

20- Tüm taşıma masraflarını ve öğle yemeklerini devlet karşılayacak.

 

Bu hayaller gerçek oldu mu?

8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim kanunu çıkaranların gerekçe ve vaatlerini daha da uzatabiliriz. Ancak bu kadar gerekçe ve vaadin, geçen 5 yıl içerisinde kaçta kaçı gerçekleşti? Tarafsız bir gözlemcinin vereceği tek seçenekli cevap şüphesiz hiçbiri olacaktır. Çünkü bu yasa hiçbir iyi niyet taşımamakta idi. Tamamen ideolojik, halka karşı halka rağmen çıkarılan bir yasa idi. Üstelik hiçbir alt yapısı yoktu. Fiziki, sosyal ve psikolojik olarak bu yasaya ne Milli Eğitim, ne öğretmenler, ne öğrenciler ve ne de veliler hazırdı. Sadece 20 maddesini sıraladığımız karanlık yasanın gerekçelerini gerçekleştirmek yerine, vaad edilenlerin tam tersi yapıldı.

 

8 yıllık zorunlu eğitimin götürdükleri

Ortaokul sonrası öğrencileri alabilen Diyanete bağlı Kur’an Kursları büyük oranda öğrencisizlikten kapandı. Öğrenciler, ilköğretim ve liselerde 60-70 mevcutlu sınıflara dolduruldu.

Orta kısmı kapatılarak kökü kesilen İHL’lere üstten tırpanlama devam etti. Alanları ile ilgili tercihe zorlanan İHL ve meslek lisesi mezunları, başka fakülteleri tercih ettiklerinde başarı puanları 0.5 yerine 0.2 ile çarpılarak 20 puan kaybettiler. Böylece 3 bin-5 bin mevcudu olan İHL’ler birkaç yüz öğrenci ile eğitim görmeye başladı.

Bir tarafta boşalan, terk edilen, harabeye dönen sınıflar, okullar, bir tarafta 60-70 kişilik sınıflarda taşımalı eğitim görenler. Bunun adına eğitim öğretim denir mi?

 

İkiyüzlü politikacılar

Rezil politikanın aktörleri bir yere yaranmak için kökünü-budağını doğradıkları İHL’ler için seçim zamanlarında “Bu okulları halkın açtığını, kimsenin kapatamayacağını” söylüyordu. Seçim-sandık gidince ise, İHL’nin “Arap milliyetçisi, vahhabi, cumhuriyet düşmanı insan yetiştiren bir okul olduğunu yüzü kızarmadan söyleyebiliyor. Oysa Diyanete bağlı Kur’an Kursları da, İHL’ler de müfredatı ve personeli devlet tarafından tayin edilir. Teftiş ve denetimi Milli Eğitim Bakanlığı’nca yapılır. Bu gerçek bilindiği halde İHL ve Kur’an Kursu düşmanlığı yapmak ancak iki yüzlü, kötü niyetli, dine ve millete yan bakan insanların yapabileceği bir iştir.

 

İHL dostları nerede?

Kötü niyetli, çıkarcı politikacılar ve yardakçıları görevlerini yaparken ne yazık ki İHL öğretmenleri, idarecileri, velileri, öğrencileri ve sevenleri hiçbir şey yapmadılar. Birbirleri ile yarışırcasına öğrenci kaçırdılar. Kaçanlara seyirci kaldılar. Kendilerince hesapçılık yaptılar. Ancak bütün hesaplar dünyevi hesaplardı. Ahiret hesabı hep ihmal edildi.

Şüphesiz 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin gerekçeleri olarak sayılan maddelerin büyük çoğunluğu eğitimin eksik ve aksak yönlerini oluşturuyor. Bu eksikleri gidermenin yolu da kesintisiz eğitim değildi. Eski sistem içerisinde de 5+3 olabilecek şekilde de  eksiklikler giderilebilirdi.

 

Sekiz yıllık zorunlu eğitim için kimler ne dedi?

Sabah gazetesinden Can Ataklı:

“Bir iki yıl sonra bugün yaşadıklarımız için kendimizden utanacağız. Bugüne kadar demokrasi sözünü ağızlarından düşürmeyenler başlarını kaldıramayacak, toplum içine çıkacak yüzü kendilerinde bulamayacaklar.” (26 Nisan 1997)

Bu sözler, yüzünde kızarma hassasiyeti olanlar içindir. Meşin suratlılar hala halkın önünde arzı endam ediyor. (A. Taha)

Burdur DYP Milletvekili Mustafa Çiloğlu:

“Kaybedilmiş bir neslin yetiştirileceğini huzurunuzda tekrar ifade ederken, sizleri vicdanınızla baş başa bırakıyorum.”

26 Mart 1997 RP’nin demecinden:

“Bu ülkeyi inanan, dinine bağlı insanlar kurdu ve geliştirdi. Dindar insanın yetişmesini önleyecek bir eğitim uygulanamaz.”

Abdullah Gül:

“İmam Hatip Liselerini kapatmak uğruna Türkiye’nin geleceği yok edilmek isteniyor. Eğitimde reform yapmak adına ideolojik bir saplantı ile hareket ediliyor.

Temel eğitim ile zorunlu eğitim birbirine karıştırılmamalıdır. Getirilmek istenen sistem diktatörlüklerde, sosyalist ülkelerde ya da geri kalmış devletlerde uygulanmaktadır. Bu yöntem, halkına güvenmeyen, tek tip insan yetiştirmek isteyenlerin yöntemidir.” (26 Temmuz 1997-Milliyet)

Korkut Özal:

“Tasarının referansı demokrasi değil, askeridir. Amaç tek tip insan yetiştirmektir. Anayasanın öngördüğü eğitim modeline aykırıdır. Tasarı, din eğitimine darbe vuruyor.”

Bu tür aklı selim sahipleri çoğunlukta. Nitekim 12 Nisan 1997’de ARGEDA’nın bir anketine verilen cevap:

“İmam-Hatip Lisesi mezunları askeri okula gitmeli: % 85”

“8 yıllık zorunlu eğitim 5+3 olarak uygulanmalı: % 78.8”

Evet halka inanan ve güvenenler için sonuç bu. Ancak halka rağmenciler için halk cahildir. Hiçbir zaman görüşüne başvurulmaz. Seçimler ise bir kandırmacadan ibarettir.

 

Eğitime katkı payları paylaşıldı

İşin garip ve bir o kadar da çirkin tarafı, zorunlu eğitime destek için alınan eğitime katkı payları idi. Belli bir süre için alınması kararlaştırılan katkı payları, her yıl bir sonraki yıllara uzatılıyor. Devletle işi olan halk her ortamda soyuluyor. Eğitime katkı payı adına toplanan katrilyonlar, eğitimin dışında hortumcuların boşalttığı alanlarda dolgu maddesi olarak kullanılmaya devam ediyor.

 

Yine başörtüsü meselesi

Milli Eğitim Bakanları değişiyor, ancak zulüm ve zorbalık değişmiyor. Uluğbay’ın başlattığını, Bostancıoğlu sürdürüyor. Onun bıraktığı yerden Necdet Tekin devam ettiriyor. Yeni bakanın iki yeniliğini de unutmamak gerekiyor. Liselerin 4 yıla çıkarılması bir sonraki yıla ertelenirken, okulların bir hafta geç açılması kararlaştırılıyor. Ayrıca seçim aldatmacasını da ellerine, yüzlerine bulaştırdılar. Meslek liselerden düz liselere geçişte sınırlı serbestlik tanındı.

Yıllardır başörtüleri ile derslerine giren İHL’li kızlarımız, despot bir uygulama ile derslerine alınmadılar. Okulları ile inandıkları Allah’ın emri arasında tercihe zorlandılar. Tercihini başörtüsünden yana kullanan kızlarımız devamsızlıktan sınıfta kaldılar. Seçim kararından önce kimse kızların feryadını duymuyordu. Sandık ortaya çıkınca devamsızlıktan sınıfta kalanlara da telafi kursu imkanı tanındı. Ancak her şey eski tas, eski hamam. Telafi kursuna katılacak kızlarımız, yine başlarını açmak zorunda bırakılıyor. Başlarını açacaklardı da niye devamsızlıktan kaldılar? Bu güne kadar doğru bildiklerini yapan kızlar için ne değişti ki, şimdi başörtülerini çözerek okula girecekler?

 

Yol kesiciler şehre indi

Halka rağmenciler, üniversitelerde, liselerde, resmi dairelerde, lojmanlarda, hastahanelerde kızların, kadınların başlarını açtırmaktan daha tatmin olamadılar. Adeta yol kesen eşkıya şehirlere indi. İşte alacakları, okula kaydedecekleri, okulda sınava alacakları gençlerden hangi ortaokulu ve liseyi bitirdikleri, babalarının ve annelerinin işleri soruluyor, duruma göre anne ve babanın fotoğrafları isteniyor. İşe girecek, okula kaydolacak, sınav olacak genç İHL mezunu, baba sakallı, anne başörtülü ise şehir haramisine gün doğdu demektir. Ağzının suyu akarak, genci ekarte etmenin sapık zevkini tadıyor. Kim bu yol kesen haramiler? Kim ve ne adına bu zulmü işliyor? Niye kimsenin sesi çıkmıyor?

 

Biz kime güvenelim?

Bu zulümler devam ederken ekranda boy gösteren, bizim oy verdiğimiz veya vereceğimiz insanlar bizim hakkımızı savunamıyor. Ne zaman insan hakları, inanç özgürlüğü, eğitim ve başörtüsü birinci meselemiz olacak? Niçin başkaları gibi görünmeye veya olmaya çalışıyoruz? Biz biz olursak, önceliklerimizi kendimiz belirlersek şahsiyetimizden taviz vermez isek kazanırız.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.