E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET TAHA

HABER YORUM;


  SEÇİME KERHEN EVET

Türkiye, 3 Kasım’da sandık başına gidiyor. İktidar da, muhalefet de hazır olmamasına rağmen, seçim için düğmeye basıldı. Koalisyonun türlü türlü sıkıntıları, Ecevit’in hastalıklarıyla su yüzüne çıktı. Yılmaz da, Bahçeli de hükümetin devamından kaygılı beyanatlarda bulundular. Öte yandan kimi muhalefet partileri, yasaklılık durumları, kimi partiler de baraj korkusu dolayısıyla, seçime hazırlıklı olamadan, seçime kerhen de olsa evet dediler.

Meclis’te yapılan erken seçim oylamasına 514 milletvekili katıldı. 449 milletvekili seçime evet derken, DSP’ye mensup 62 milletvekili seçime hayır dedi. 3 milletvekili de çekimser oy kullandı. 3 Kasım 2002 tarihinde erken genel seçim yapılması kararı alındı. Başbakan Ecevit, son kez bir manevra yaparak liderleri toplayıp seçimi engellemeye çalıştı. Ancak, olumlu cevap alamadı.

Erken seçim görüşmelerinde söz alan milletvekilleri, ülkede yaşanan fakirlik, açlık ve çaresizlik sebebiyle seçimlerin kaçınılmaz olduğunu söylediler. DSP dışındaki tüm parti sözcüleri erken seçimi destekleyen konuşmalar yaptı. AK Partili Abdullah Gül, “Bu hükümet döneminde Cumhuriyet tarihinin en büyük iki krizi yaşandı. 1.5 milyondan fazla insan işini kaybetti. Binlerce esnaf, kepenk kapattı. Artık milletin bu hükümetten beklediği hiçbir şey kalmamıştır” dedi. SP’li Mehmet Bekaroğlu da, “18 Nisan seçimlerinin, 28 Şubat’ın gölgesinde yapıldığını, halkın gerçek tercihlerinin sandıklara yansıtılmadığını” ifade etti.

 

TÜRKİYE DSP’YE, DSP RAHŞAN HANIMA EMANET

Herşey Rahşan Hanım’ın DSP’li Bakanlar arasında yapacağı operasyon haberleri ile başladı. Evevit’lerin karı-koca partisi olan DSP’de kimse Rahşan-Bülent çiftini eleştiremez. Kimse onların emir ve direktifleri dışında insiyatif kullanamaz. Bir de dedikoducu ve fesatçıların getirdikleri haberler arasında isminiz geçiyorsa, ne kadar demokrat olsanız, ne kadar başarılı hizmetler yapsanız da boş. Gerçi 57. hükümette başarı ve hizmet adına hiçbir şey bulamazsınız. Ancak Rahşan Hanım’ın antipatisini çekmişseniz sizi telefonda da dinlemez, Bülent Beyle de görüştürmez. Telefonda ısrar ederseniz, telefonu meşgule düşürür. Kısaca özetlemeye çalıştığım gibi 57. hükümet demek, Rahşan Ecevit demektir. 82 yaşındaki Rahşan hanım ise, geleneklerimize göre evinde kocası ile birlikte hayatının en sakin günlerini yaşaması gereken bir insan olmalı idi. Türkiye, hastalık ve yaşlılık sıkıntıları ile kendilerini idare edemeyenlerin elinde maalesef ANAP ve MHP’nin de yardımları ile ne hallere düşürüldü.

 

YENİ OLUŞUMCU SOLCULAR

Yeni oluşumculuk moda oldu. İnsanlar eskilerden usandı. Eski yüzler yeni bir adla piyasaya çıkınca, yeni müşteri bulacaklarını zannediyorlar. DSP’den ayrılan Bakanların, Rahşan Hanım tarafından zaten biletleri kesilmişti. DSP’de köklü bir Bakan tasfiyesi yaşanacaktı. Son görüşmeler de fayda etmeyince Hüsamettin Özkan, Metin Bostancıoğlu, İsmail Cem ve benzeri Bakanlar peşlerine taktıkları eski Bakan ve milletvekilleri ile DSP’den ayrıldılar. Eski kolkutlarını korumuş olsalardı, bütün kaprislerine, rahatsızlıklarına ve ülkeye verdikleri zarara rağmen Ecevit çiftine katlanmaya devam edeceklerdi. Kendilerinin ayrılması ile DSP’nin tamamen çöktüğü havasını vermeyi de ihmal etmediler. Şu anda 70 civarında fire veren DSP tükenişe doğru giderken, enkazdan çıkarılanlar, kendilerini yeni oluşumcu, çağdaş çoğunluğun temsilcisi olarak gösterebiliyor. Birileri de DSP’den kaçanlara çanak tutarak milleti batıranları kurtarıcı olarak lanse edebiliyor. Yeter ki çıkarları devam etsin, yolsuzluk çarkları dönsün. Halk aç mı, İşsiz mi, inançlarını, değerlerini yaşatabiliyor  mu? Bunlar, birilerine göre hiç önemli değil.

 

TÜSİAD, BALANS AYARCILARIN AKIL HOCASI MI?

Türkiye, yeni oluşumculuk modasına kapıldı. Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının AK Parti’yi kurması, adına kamuoyunda yeni oluşumcu denilerek yüzde yirmilerin üzerinde bir destek bulması balans ayarcı gizli politikacıları düşündürmeye başladı. Yurtdışından eksik partilere yeni isimler bulma, yine eksik partilere Tayyip Erdoğan’a rakip olabilecek flaş isimler getirme, İslami, sağ söylemli yeni partilerin kurulmasını teşvik etme, rahatça faaliyet yamalarına şimdilik izin verme, ileride güçlenip sistemi rahatsız ettiklerin de kullanılmak üzere bol bol malzeme toplama faaliyetleri sürdürülüyor.

Bu arada TÜSİAD, adında yazdığı gibi Türkiye Sanayici ve İş  Adamları Derneği değil, balans ayarı yapacaklara proje üretiyor. Halka rağmencilere akıl hocalığı yapıyor. Halkı değiştirmeye gücü yetmeyince, halkın desteklediği partiyi kendi ölçülerine göre ayarlama çabaları devam ediyor. TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, bir dernek başkanı gibi değil, Türkiye’de tek söz sahibi gibi Ankara’da temaslarda bulunuyor, bazılarından akıl alıyor, bazılarına akıl veriyor. Prof. Seyfettin Gürsel’e hazırlatılan TÜSİAD raporunda herşey AK Parti’nin birinci parti, diğer partilerin de baraj problemlerinin olması dile getiriliyor. DYP ve ANAP’ın barajı geçerek, yolu kesilemeyen AK Parti’ye ortak edilmesi, AK Parti’nin ise tekrar bir 28 Şubat yaşanmaması için mutlaka değişmesi gerektiği vurgulanıyor. DSP’den ayrılan ve Yeni Türkiye adıyla partileşen yeni oluşumcu hareketten önce hazırlanan ve her kesime mesaj veren rapora göre AK Parti, en yakın parti olan DYP’ye 16 puan fark atıyor. ANAP, CHP ve MHP ise baraja yakın duruyorlar.

Raporda ayrıca AK Parti, diğer partilerin baraja takılması ile yüzde 33 oyla tek başına iktidara gelebiliyor. Bu ise “şiddetli istikrarsızlık senaryosu” olarak görülüyor ve bu sonucu devletin etkili kurumlarının meşru görmeyecekleri belirtiliyor. Yüzde 10 barajın düşürülmesi ile koalisyon kurmanın zorlaşacağı da raporda yer alıyor.

 

SAĞ VE SOL D’LERE EMANET

Balans ayarcılar, istedikleri ikdidarı sandıktan çıkarabilmek için formüller üretmeye devam ediyorlar. Yeni oluşumda önde gelen, fakat hükümetteki görevini de bırakmayan Kemal Derviş, solu birleştirmeye çalışıyor. Deniz Baykal ile görüştü. Murat Karayalçın ile görüşebilir. Cem ve Özkan ise, pertileri için oy potansiyeli olarak gördükleri Derviş’in peşine takılmak zorundalar.

Sol, bu formülle uğraşırken sağa da bir formül gerekiyordu. 9. Cumhurbaşkanı Demirel, her fırsatta görev beklediğini ifade etmekte idi. Sağ, Demirel’in DTP ve lideri M. Ali Bayar’la doğrudan irtibatını bilmeyen yok. Ancak Melih Gökçek, Haydar Baş, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz’ nasıl bir araya getirecek. Burada SP, BBP ve AK Parti nasıl bir siyaset izleyecek. Anlaşılan 50’yi bulan partilerle bol ittifaklı bir seçim geçirilecek.

 

ABD, AFGANİSTAN’DAN SONRA IRAK HALKINI DA KATLEDECEK

ABD, Irak’a saldırma fikirini iyice olgunlaştırmaya başladı. 11 Eylül’den sonra Afganistan planı devreye kondu. Taliban ve Ladin saf dışı edildi. Sırada Irak, İran ve ABD’nin güdümüne alamadağı, yeni dünya düzenine sokamadığı ülkeler ve liderler vardı. Irak ile Taliban bağı kurmadı. Ancak önceden beri nükleer silahlar, İsrail’i tehdit eden bir güç olma konumu ile Saddam, dize getirilmesi gereken bir düşmandı. Türkiye’den yardım, destek ve onay almadan yapılacak bir eylem, Saddam’ı daha da güçlü hale getirecektir. Aslında Saddam’ın güçlü ve ABD’nin emrinde olması, ABD’nin çıkarlarına daha fazla hizmet eder. Saddam’ı bahane ederek tüm Ortadoğu’yu hakimiyeti altına alabilir. Saddam’ı dize getiremeyince yok etme formülü işlemeye başlar. Türkiye olarak geçmişten ders almalıyız. Özal’ın en büyük hatası, ABD’nin dümen suyuna giderek, bir koyup üç alma hayali ile Körfez Savaşı’nda Irak’a cephe almasıdır. Ortadoğu’yu karşımıza aldığımız gibi, petrol boru hattını kapatarak, Irak’la ticaret ilişkilerimizi bitirerek milyarlarca dolar zarar ettik. Bize ambargoyu uygulatan ABD, el altında her türlü ticaretine devam etti. Körfez Savaşı’nda dışarıda kalan ülkeler, hem itibar, hem para kazandılar.

ABD, şimdiden Türkiye’yi razı etmek için AB ile ilişkilerimiz düzeltmeye çalışıyor. IMF’ye, Türkiye’yi rahatlatması talimatı veriliyor. Şimdiye kadar kapatılan para musluklarının açılma sözü veriliyor. Ayrıca tehditvari bir üslupla ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz, Ankara ziyaretinde ABD’nin yanında Irak savaşında yer alan ülkelerin savaş sonrası paylaşımda, masada oturma hakkına sahip olacağını, Türkiye, destek vermese de operasyon gerçekleştirilebileceğini dile getiriyor.

Türkiye, geçmişten ders alarak bir koyup üç alma, masada oturup kurtlar sofrasından pay alma, güçlüden yana olup, güçsüzü ezme ve en önemlisi Saddam’dan çok, komşu Irak halkını kan ve gözyaşına boğacak bir katliama ortak olmamalıdır. Elindeki birine, kendi imkanlarına sahip çıkmalıdır.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.