E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK zekisoyak@ilkadimdergisi.com

BAŞYAZI;


 BÜTÜN FAZİLETLER SENDEDİR

 

Kalben ve zihnen kargaşa yaşayan fert ve toplumların çeşit çeşit kargaşalar içinde çalkalanması çok tabii bir sonuçtur.

Çeşitli inanç, fikir ve düşünceler arasında git-gel yapan, kendi inancı, medeniyeti, tarihi hakkında tereddütler yaşayan ve hatta yer yer bu değerlere karşı savaş halinde olan bir toplumun istikrar bulması mümkün değildir.

Nasıl kargaşa yaşanılmasın, nasıl huzursuz, kararsız, güvensiz bir toplum haline gelinmesin ki, bütün kötülükler, çeşit çeşit ahlaksızlıklar rağbet görüyor, teşvik ediliyor, çağdaşlık kabul ediliyor. Tüm faziletler, gerçek değerler, kınanıyor, toplumdan sökülüp atılmak isteniyor. Bir kısım şer odakları, mevcut ortamdan da istifade ederek hayasızca saldırıyor, iftiralar yağdırıyor.

Müslüman bir toplumda, müslüman insanların başka bir ülkede, cuma namazı kılmak istemeleri ve bunun için imam getirtmeleri bölücülük, irtica olarak niteleniyor. Bu kadar aşağılık, bu kadar bayağılık ancak ve ancak inancını kaybetmiş belhüm adal olan kişi ve toplumlardan sâdır olabilir. Başka ülkelerin sporcuları kendi inançlarına göre dua ederken, sahaya her çıktığında bunu ihmal etmeden yaparken, gol attığında yine aynı şekilde inancına göre çeşitli davranışları ile şükrederken, bunu hiç kimse abes karşılamıyor ve hatta takdir ediyor. Tabii olan da budur. Bu sporcuların mensubu olduğu millet ve yöneticiler, bundan mutluluk duyar, ki bizim ülkemizde, bizim insanımız olduğunu söyleyen kişiler kendi inancına, kendi milletinin örf, adet ve tarihine nasıl bir düşmanlık besliyor ki, nasıl bir düşman olarak yetiştirilmiş ki sporcularımızın cuma namazı kılmasını bir türlü hazmedemiyor. İşte gerçek irtica budur. Yobazlık, ilkellik budur.

Kişinin inanması, inancının gereğini yapması, yaratanına karşı kulluk vazifesini en iyi bir şekilde yerine getirmek için çalışması, işte gerçek insanlık, gerçek medenilik de budur.

İnanan insanlar, sınır tanımayan hayasızca saldırılar karşısında yer yer zaafa düşüyor, inancımızı, inancımızın icabı olan yaşantımızı savunmada zorlanıyoruz. Dolayısıyla saflarımızda gevşemeler oluyor. Bir kısım yazar-çizerler  de güya müslümanları rahatlatmak için yeni düşünceler, yeni ictihatlar, aydın din adamı serlevhaları altında çok çirkin tavizler veriyor. İslamî hakikatleri tahrife yol açacak fetvalar veriyor, gülünç duruma düşüyorlar.

Kendine güvenini yitirmiş fertler ve toplumlar ümidini kaybeder, yenilgiyi kabul eder, neticede tarih sahnesinden silinip giderler.

Bugün müslüman milletler olarak bu acı gerçeği yaşamaktayız. Batı’nın ve içimizdeki batı hayranı, saldırgan yobazların görülmemiş iftira, yalan, hile ve tuzakları karşısında bendimize, medeniyetimize, değerlerimize karşı güven kaybına uğratılmış, yer yer tereddütler içine düşmüş durumdayız.

Hiçbir ferdin, hiçbir toplumun Allah’ın dinini korumak gibi bir iddiası olamaz. Dinin koruyucusu Allah Teâlâ’dır.

Dolayısıyla İslam’ın çağlar üstü hakikatları, Kur’an ahkâmı, kıyamet sabahına kadar bâki kalacak, hiçbir fâni onu yok etmeye imkan bulamayacaktır.

Allah’a ve O’nun dinine karşı savaş açan her ahmak, sonunda helak olup gitmiş, akıbetleri aklı selim sahibi olan herkes için ibret olmuştur.

Öyleyse bize düşen, bir müslüman olarak inancımızı korumak, İslam’ı öğrenmek, yaşamak, bu inancı, hayat bahş kulluk vazifelerimizi gönülden gönüle taşımaktır. İslam’a ve müslümanlara saldırılar karşısında ses yükseltmek, savunmaktır. İnsanların bu behimi hayattan kurtulup, İslam’ın berrak, arı duru hakikatleri ile tanışıp, kabul edip, insanca yaşamalarını dünya ve ukba saadetlerini sağlamaktır. Bunun için durmadan, dinlenmeden, bıkmadan, usanmadan, büyük bir coşku, büyük bir heyecan ile çalışmaktır.

Bir müslüman olarak biz kendimize, değerlerimize güvenmezsek, başka kim kendine güvenebilir ki?

Biz ki, yoktan var eden, Malikül Mülk olan, Rahman, Rahim, Allah Teâlâ’ya inanıyoruz. Biz, O’nun Habibim dediği bütün mahlükatın en şereflisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme ümmet olmuşuz.

Allah Teâlâ’nın yüce kelamı, kıyamet sabahına kadar hükmü baki, Allah Teâlâ’nın koruması altında olan Kur’an-ı Kerim gibi bir kitaba sahibiz.

Ey müslüman! Sen ne mutlu, ne bahtiyar bir kulsun. Sahip olduğun değerlerin farkında ol. Gözünü, bayağı insanların, inançsızlık, ahlaksızlık çöplüğünden çevir, onların imrenilecek hiçbir değeri, hiçbir faziletleri yok. Bütün faziletler sendedir. O faziletleri gör, anla, tabi ol.

Nefsine değil, sahip olduğun bu büyük faziletlere güven ve ona sahip çık.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.