E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ERKAN ÖZDEMİR

AÇIK KAPI;


 

Değerli okuyucularımız! Göndermiş olduğunuz yazılardan ve şiirlerden yerimizin genişliği

ölçüsünde yayınlama gayreti

içerisinde olduk.  Açık Kapı’nın misafirlerine teşekkür ediyor,

ilginizi ve çalışmalarınızı

sürdürmenizi temenni ediyoruz.

 

HANGİSİ?

Küçük beyinler, kişileri konuşur,

Orta beyinler, olayları konuşur,

Büyük beyinler, fikirleri konuşur.

 

BULMALI / Osman Ulubaş

Bülbül, O’nu zikrediyor,

Gülde Mevla’yı bulmalı.

Arı, çiçeği geziyor,

Bal da Mevla’yı bulmalı.

 

Yunus ile zikrederek,

Mevlana’yla fikrederek,

Mecnun ile şükrederek,

Çölde Mevla’yı bulmalı.

 

Sözü cehaleti delen,

Geçmiş geleceği bilen,

Alemlere rahmet olan,

Kulda Mevla’yı bulmalı.

 

BİR • İSKENDER SEYFETTİN

Üç güzel genç, üç ideal genç, idealleri uğrunda herşeyden geçebilecek üç güzel genç. Hatta sokaktan bile geçebilirlerdi, fakat geçmemeliydiler, ne kendilerinden, ne de sokaktan. Kimse kör olmamalıydı.

Godayba(*) geçti bütün sokaklardan, kimse kör olmadı. İlginçtir herkesin hayali boşa çıktı, hatta Godayba’yı görenlerin bir kısmı güldü, belki de alay edercesine. Gülmeyen birisi de vardı. Belki de kızan birisi, hatta ve hatta bunca emeğinin zerre izini göremeyen birisi, kim bilir belki de kahrolmuştur.

Kime ne bundan? Bırak Musa’yı, asa bile bu çağda müzede, ya da müzelerde. Bıraksak, koyversek meydanlara ejderha olup yok edecek bütün kötülükleri. Kötü ve ifrit düşünceleri bana verin. Zincire vurayım, zincirlere vurayım.

Ama ben, bendeki, beni ipe götürecek fikirleri, beynimdeki tasmalardan kurtarıp sırra verdiğim an, sırrın sırrına erdiğim an, ufuklar bir başka aydınlanacak, Godayba bir başka endamlı yüreyecek sokaklardan, geçecek herkes kendinden. Hiç kimseyi kör edemeyecek Godayba. Çünkü afakın aydınlığı, geleceğin aydınlığı ve geçmişin aydınlığı bu kez gözleri kamaştırıp kör edecek.

“Görmek için göze gerek var mı?” dediğin de, sabrın ve sırrın sınırlarında gezdiğin an bana bir kitap gönder, ya da bir gül, ne fark eder?

(*) Godayba: Onu görenlerin, gözüne mil çekilen efsanevi bir prenses.

 

HERKESE YER VAR

Gönül bahçemizin kapısı açık,

Orada isteyen herkese yer var.

Şu merdivenlerden yavaşçacık çık,

O kadar geniş ki, herkese yer var.

 

Bu nasıl sevgiymiş ciğer yanıyor,

Fakir aç kalınca yürek kanıyor,

Allah’ın aşkından gözler ağlıyor,

O kadar geniş ki, herkese yer var.

 

Gariban, kimsesiz, evsiz kalana,

Yüzüne bakılmaz hakir olana,

Bin pişman olarak el açanlara,

O kadar geniş ki, herkese yer var.

 

Hatayı anlayıp geri dönene,

Kapıdan kovulup yüz çevrilene,

Gerçeği anlayıp aman diyene,

O kadar geniş ki, herkese yer var.

 

              •Ali Özkanlı

 

TÜKENEN TÜKETİCİLER

AHMET CANBABA / ANKARA

Bir hışımla çıktı evinden. Gene karısının bir siparişi vardı. “Akşama gelirken kıyma al.” dedi karısı. Kilosu beş milyondu kıymanın, nasıl alsındı. Aldığı maaş belliydi. “Çalışmayan bir garı aldın mı böyle düşüncesiz oluyor” dedi içinden. Siparişi verirken de, hanımı “Gıyma” dedikçe o “Gıyma bana hanım!” demişti de, hanımı hiç oralı olmamıştı. Onun için evden bir hışımla dışarıya çıktı. Akşam kahvaltı, sabah kahvaltı evde sıcak bir yemek pişmez oldu. Memlekette, zaman zaman açlık sınırından bahsedilir, şimdi yediyüz milyona çıkmış normal geçim standardı için bir kişinin eline geçmesi gereken para. Bir kendi aldığı maaşı göz önüne getirdi, açlık sınırının kaç katı altındaydı acaba?

Satılmış, gene kıyma alamamanın verdiği üzüntü ile gelmişti eve. Akşam kahvaltısında gene çoluk çocuk oturmuşlar televizyon seyrediyorlardı. “Herkesin gözleri televizyondaki dizide, iyi ki televizyon var.” dedi Satılmış içinden. Çay, zeytin, ekmekti her akşamki yedikleri. Tam reklamlar dedi TV Satılmış elindeki kumandayla başka yeri açtı. Karısı da, kocasının huyunu bildiği için, “Bizim adam, çocuk gibi o kanaldan o kanala, o kanaldan o kanala geçer, ağız tadıyla bir televizyon seyrettirmez bizlere.” diye gelen komşularına da, misafirlere de hep Satılmış’ı atardı. Elbette Satılmış’ın da bir bildiği vardı canım, gene böyle bir anda değiştirdi Satılmış kanalı. Hanımıyla başladı gene ağız dalaşına. “Herif! Neye böyle yapıyon? Ağız tadıyla bi dizi izleyemeyoz canım.” dediyse de Satılmış hiç umursamadı, üstelik; “Gırk defa mı söyleceen lan.” diye Hatceye bağırdı.

Bak şimdi gardaşım bööle sormanın zamanımı? Emme ben ganal değiştersem de bazan işe yaramıyo, hangi ganalı açsam reklam var. Ben dizi arasındaki reklamdan gaçıyom, reklam bizi govalıyo. Biz zeytin ekmek yerken her reklamda yok tadella, yok pınardan sucuk, hadi başga bir ganalda çikolata, başga bir ganalda, dokunduğun şey altın oluyomuş, olur mu bööle şey gardaşım... Nefis bu, çocuklar da haklı, yoktan anlamıyorlar. Birisi, buba bize de çikolata al deyo, o reklamlar çıkınca da çocukla gavga ediyom, elini dokunduğun şey altın olucak reklamı çıkınca da başlıyom hanımla münakaşaya... “Herif şu çatalları gaşıkları bir altın suyuna bandırak ki, altın gaşıkla, bıcakla, çatalla bir yemek yiyek, benim başgalarından ne eksiğim var?” diyo...

Neysem başga bir ganalda bir banga çıkıyo garşıma, paranı bize yatır diyo, içim gidiyo, ama olmayan şeyi nasıl yatırah. O reklam da bana dokunuyo. Hadi başga ganala, orada da saç çıkaran ilaç adamın gafası kel, ilaç reklamı yapıyor. Alamıyoh kel gafaya bir merhem... Önce zeytin diyom, soğan diyom, ekmek diyom avrada, çocuklara... Ağıdın, feryadın bini bi para. Geçen de tutturmuş hanım zayıflama çayı al demez mi. Gomşu gullanmış da pek bi iyi geliyormuş.” elimin tersiyle şöööle bir yelkindim vurmaya, sonra bir lahavle çektim, gendi gendime, ulan Satılmış aklına mugayyet ol, bu garı giderse çocuklara kim bakar?

Yarabbim dedim memleket uyanıklarla dolmuş. Bizler tüketelim diye neler, neler yapmıyorlar ki. Ama gel gör ki tüketemiyoz gardaşım. Bu maaşla nasıl tüketilir? Maaşın fazla olacak, herşeyi alacaksın ki tüketeceksin. Alamadığımız için de mecbur galıyoz biz tükeniyoruz. Tükendiğimizin farkına varmadan tükeniyoruz. Kimimiz ganserden gidiyo, kimimiz kalpten.

Geçende sivil toplum örgütleri hökümetin verdiği zammı protesto için Kızılay’da toplanmışlar. Niye?.. Daha fazla zam için, kendilerine verilen zammın yetersizliği için. Fazla maaş, fazla tüketim demek. Biz tükenirken tükettiğimizin farkında değiliz. Tükenmek demek insanın eriyip bitmesi, sıfıra inmesi, borçlanması, daha çok hastalanması, daha çok doktora gitmesi, daha çok ilaç alması, sonunda ölmesi gardaşım, var mı bunun başka türlü izahı? Yoook. Yani sen maaşınla normal beslenemeyince hastalanacan, odun kömür alamayınca üşütüceeen, gene hastalanacak, oduna, kömüre verip paranı tüketeceen. Sağlıklı beslenmeye paran yetmezse hastalanacaan, dohtora verip tüketeceen, tüketirken de tükeneceen, sağlık elden gittiği için de buna tükenmek demezler mi canım. Yetişmeyecek paran, borç alacan aldığını tüketecen. Günü gelince borcunu ödemeyeceen, evine icra gelecek, üzülüp gene hastanacan, gene ilaç, doktor parası bizim için sonuç hep doktor, hep hastane, hep ilaç, sonunda ölüm...

Bizim gibi tüketiciler tükenmeyecek de kim tükenecek kiimm kiimm?..

 

HALK ŞİİRİ

Güvenme dünyanın şu sefasına,

Yaşın geldi gitti haberin var mı?

Aldanıp kapılma nefs hevesine,

Ömrün tamam olmuş haberin var mı?

 

Zalim nefis şeker çekmiş üstüne,

Seni yoldan çıkarmanın kastine,

Yatan bir gün musallanın üstüne,

Evin barkın kalmış haberin var mı?

 

Yalan dünya hep yüzüne gülüyor,

Hain şeytan intikamın alıyor,

Düşün, sıra bir gün sana geliyor,

Dosyan ele gelmiş haberin var mı?

 

Gafletle geçen ömrüne yazık!

Dünyadan ahrete ne korlar azık!

Kalbine vururlar demirden kazık,

Yakan ele gelmiş haberin var mı?

 

Hakk’ı tasdik edip emrini bilmek,

Nasıl geldin ise öyledir ölmek,

Bedene biçilmiş bir beyaz gömlek,

ERGÜLÜ de göçmüş haberin var mı?

              ERGÜLÜ KARLIKOÇ


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.