E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

A. HAMİD ÖZYAYLA

HÜRFİKİR;


DEVE Mİ, KUŞ MU, DEVEKUŞU MU?

Hayvan, canlı demektir. Dâbbe ile eş anlamlıdır. Hayevan ise hayat/yaşantı demektir. Her canlı sudan yaratılmıştır. Canlılar alemi, Cenab-ı Hakk’ın Hay isminin bir tecellisidir.

İnsan; hayvani, nebati ve meleki özelliklere sahip üç boyutlu bir canlıdır. İnsanın hayvani hisleri şehvetle beslenir. Nebati varlığı toprakla fani olur. Meleki vasfının temeli ise akıldır. Yalnız; insanda bulunması gereken akıl, sadece iyiyi kötüden ayırt eden bir meleke değil; iki iyiden en iyisini seçme kabiliyetidir. Bu yüzden hayvanlardaki akıl statiktir/durağandır; dinamik değildir. Bu sebeple fikir üretemezler. Zira, hayvanlar teklif-i ilahiden sorumlu değillerdir. Çünkü onların yaratılış gayesi, adına dünya denilen kurulu bir düzende eşref-i mahluk olan insanoğluna hizmettir.

İnsanoğlu, dilerse sarı öküzüyle çiftini sürer, dilerse kızıl devesiyle haccını ifa eder. Dilerse şarkıcı eşeğiyle yükünü çeker, dilerse rahvan arap atıyla cihad eder, Cuma’ya gider. Dilerse inatçı keçisinin sütünü içer, dilerse uysal koyununu Allah adına kurban eder. İnsan bu; bir bakarsın engerek yılanını kırkar, bir bakarsın akrep burcunda sığıra tapar. Kimisi düldül-ü refref ve Burak ile Mirac’a çıkar. Kimisi katır inadıyla rabbine nankörlük eder, manda gibi trene bakar. Kimisinin kalbi vardır idrak etmez, gözü vardır perdelidir, kulağı vardır kilitlidir. İmandan nasibi yoktur, konuşan bir hayvandır. Keza; Kur’an’da haber verilen peygamberlerinin getirdiği esaslara inanmayıp gösterdiği mucizeleri inkâr eden yahudi kavminin topyekûn alçak maymunlar sûretine tebdil edilmeleri  Darvin’i bir noktada haklı çıkarmıştır.

Belki Darvin’in kendisi de maymun suretine çevrilen bu kavmin artıklarından birisidir.

Hayvanlar varlık aleminin bir parçasıdır. Alemlerin rabbi olan Yüce Mevlamız hiçbir canlı varlığı abes olarak, gayesiz bir şekilde yaratmamıştır. Havada uçan, deryada yüzen ve karada gezen ne varsa hepsi O’nun mülkü tasarrufunda hizmet eden neferlerdir. Hamam böceğinden kubur faresine kadar her canlı, kainattaki ekolojik dengenin bir gereğidir.

İradesiyle aklını devre dışı bırakanları ve vahiy meleğinin peygamberlere tebliğ ettiği ilahi kanunlara kulağını takayanları Cenab-ı Hak tabiat diliyle uyarmıştır. Hatta hayvanlar aleminin içgüdüsüyle icra ettikleri fiillerle insanları terbiye edip eğitmiştir. Mesela katillerin babası Kabil, bir sevda uğruna öldürdüğü kardeşi Habil’in cesedinin toprağa gömülmesi gerektiğini, öldürdüğü kendi cinsini toprağa gömen bir kargadan öğrenmiştir. Posta idaresinin amblemindeki kuş resmi Süleyman (a.s)’in eğitimli kuşu Hüdhüd’ü temsil eder. Ayrıca insanoğlu havadaki ses dalgası ve titreşim yoluyla geliştirdiği haberleşme tekniğinin çıkış yolunu Kur’an’da Neml sûresinde zikredilen ve Süleyman (a.s.)’ın ordusu gelirken ezilmemek için "Yuvalarınıza girin" mesajını gönderen/seslenen bir dişi karıncadan keşfetmiştir. Bugün reklamlarını izlediğimiz Turkcell firmasının arması da bir karınca figürüdür.

Evet... İnsanlar bir çok şeyi hayvanlardan öğrenmiştir. Zira; hayvanların yaratılışında derin hikmetler ve ibretler vardır. Gerçek şu ki; insanlar uysallığı kuzudan, vahşiliği canavar/kurttan, korkaklığı tavşandan, ürkekliği kurbağadan, erkekliği aslandan, çalışkanlığı karıncadan, tembelliği ağustos böceğinden, azim ve kararlılığı kaplumbağadan, sır saklamayı arıdan öğrenmiştir.

İnsanoğlu aptallığı kargadan, kurnazlığı tilkiden, inatlığı katırdan, askiliği keçiden, itaati itten, sadakâti attan öğrenmiştir. Hayasızlığı da domuzdan öğrenmiştir.

Ardamarı çatlamış, haya duygusu kaybolmuş hayvanî hislerini ön planda tutan insanların yaşantılarını izlemektense Harun Yahya’nın hayvanlarla ilgili belgesel dizi ve CD’lerini izlemek daha akıl kârıdır.

İnsanın aldığı hayvanî gıdalar bile insana tesir eder. Meselâ, mevlevî tarikatında kırk gün çilede kalırken her türlü hayvanî gıdalardan uzak kalmanın özel anlamı olsa gerektir. Bir insanda hangi hayvani duygu gelişmiş ise sureti ona döner. Yaratılış gayesinden uzak olarak yaşayan ve küfrü imana tercih edenleri, Cenab-ı Hak, Kur’an-ı En’ama benzetmiştir. En’am, dört ayaklı hayvanlara verilen ortak bir isimdir. Kafirlerin yaşantıları, yiyip içmeleri de hayvanların yaşantılarına benzetilmiştir. Kur’an’dan yüz çevirenler, arslandan ürküp kaçan yaban eşeklerine teşbih edilmiştir. Allah’tan başkasını veli ve vali edinenlerle, inkarcıların yaptıkları işler, kurdukları hile ve tuzaklar örümcek ağına benzetilmiştir. Hepsi de zayıftır ve süpürge ucuyla kaybolup gidecekleri ifade edilmiştir. Söyledikleri ile amel etmeyen yahudi alimler ise, kitap yüklü merkebe benzetilmiştir.

Yine Allah’ın ayetlerini yalan sayanların durumu, "Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan dala dilini sarkıtıp solur." şeklinde tarif edilen bir köpeğe benzetilmiştir. Ancak Kehf suresinde ashab-ı kehfden sayılan Kıtmir isimli köpeğin cennete gideceği haber verilmiştir. Maide sûresinin 4. ayetinde, üzerine besmele çekilerek, ava gönderilen köpeğin muallem olması şart koşulmuştur.

İman etmeleri için Musa (a.s.)’ın kavmi Benî İsrail üzerine, hazır sofra içinde kudret helvası ve bıldırcın eti indirilmiştir. Ancak mucizeyi inkâr edince bu defa üzerlerine çekirge yağdırılmış, kurbağa ordusu ve kan gönderilmiştir. Kıtlık, yokluk, kriz ve bulaşıcı hastalıklarla kökleri kazınmıştır. Yine Musa (a.s)’ın elindeki âsâsı biiznillah yılan olmuş ve Firavun’un sihirbazlarının ipliklerini yutmuş ve ipleri pazara çıkarmıştır. Tarihin her döneminde hak, batıla galip gelmiştir.

Kur’an’da hayvanlar alemi ile ilgili onlarca sûre, yüzlerce ayet vardır. Salih (a.s)’ın kayanın yarığından bir mucize eseri olarak çıkan dişi devesinden tutun, Ebrehe ve ordusunu perişan eden ebabil kuşlarına kadar bir çok örnekler vardır. Bazı sûrelere özel olarak hayvan isimlerinin verilmesi calibi dikkattir. Mesela Bakara; inek veya sığır, Enâm; dört ayaklı sağmal hayvanlar, Nahl; bal arısı, Neml; karınca, Ankebut; örümcek böceği, Fil; karada yaşayan hayvanların en büyüğü sûreleri...

Kavmini izinsiz terkeden Sahib-i Hût/Yunus (a.s.)’un kendi ismiyle maruf balığın karnında hatasını anlayıp Rabbine yönelmesinin ve kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan Mekke müşriklerine atfen temsil getirilen karasinek ve sivrisinek örneklerinin özel bir anlamı olsa gerektir. Öyle ya, üzerindeki bir sineği bile kovamayan Hübel ve emsallerine tapanlar bir sivrisineği bile yaratamazlar.

Öyleyse ne demişti şair:

“Doğ ey güneş! Erit taştan adamı,

Ve kurut, o taşı diken elleri.”

Siyasi parti amblemlerini oluşturan kuş, at, it, arı, uğur böceği, balık vs. hayvan figürleri şamanizmin günümüze intikal eden ilginç kalıntılarıdır.

Hayvanlar aleminden bir tanesi var ki; yaratılışı ile dikkat çeker, çöl gemisidir; adeta kıtalar arası ticaret aracıdır. Uysal ve hassastır. Müziği çok sever, bereketin remzidir. Yavrusuna boduk veya köşek denir. Lök, daylak, dorum, tülü, yoz, buğur ve kızıl türleri vardır. Semerine hatap denir. Eti yenir, sütü içilir kurban kesilir. Zekatta nisabı 5’tir. Lop en sevdiği yiyecektir. İyi koşanlarına hecin denir.

Evet deveden bahsediyoruz.

“İnsanlar devenin yaratıldığına bir bakmazlar mı?” (Gaşiye 17)

“Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve, iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir. Suçluları işte böyle cezalandırırız!” (Araf 40)

İlâhi yargıdan idari ve adli yargıya ilanen duyurulur. AİHM’ne de AB hayranları artık deve mi, kuş mu, devekuşu mu olduklarını açıklamalıdır. Çakmak salonunda korunan sancağın mahiyetinin ne olduğu ile TC mührünün, süngünün ucuyla kimler tarafından kazınarak, şehit kanıyla nasıl yazıldığını açıklanmalıdır. Yoksa bu başörtüsü meselesinin millet olarak başımıza bir iş açacağından endişeliyim.

YETER ARTIK!

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.