E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK

BAŞYAZI;


DUYARSIZ BİR TOPLUM OLDUK

Ülkemizde ve dünyada olup bitenleri sıradan hadiseler gibi görüyoruz. Günlük yaşantımız, sıradan ilişkilerimiz içinde boğulup kalmışız. Başörtülü kızlarımızın gasbedilen okuma hakları, ilâhiyat fakültelerinin imam-hatip liselerinin, Kur’an kurslarının acıklı durumları, bu okullardan mezun olan gençlerimize karşı takınılan densizce tavırlar... Bütün bunları sanki olağan şeyler gibi algılamaya başladık.

Bir ülke düşünün ki inançsızlık, din dışılık, zina, fuhuş, çıplaklık, çeşit çeşit ahlâksızlık serbest, hatta rağbette ve çağdaşlık addediliyor...

Namaz kılmak, başörtülü olmak, müslümanca yaşamaya çalışmak ise çağdışılık(!)

Beyler! Bu böyle devam edemez. Mülkün sahibi asla ihmal etmez, imhal eder. Verilen mühlet ne zaman biter onu da O’ndan başkası bilemez. Halkın sillesinden korkmayanlar, bir gün Hakk’ın sillesini yiyeceklerdir. O silleyi yemeden , silkinip kendimize gelelim, yapılan densizliklere son verelim.

Bir ırmağı ne kadar tersine akıtabilirsiniz ki... Bir gün ırmak kendi mecrasına dönecek ve onu tersine akıtmaya çalışanlar onun öfkeli akıntısına kapılıp helâk olacaklardır.

Ülkemizde derin bir azınlık var. Bu derin azınlık, dış mihraklardan aldıkları emir ve yardımlarla, milletimizi millet yapan köklerinden tamamen koparmak, sonra da kendi rüzgârları önünde istedikleri yere, istedikleri şekilde sürükleyebilecekleri inançsız, ruhsuz bir yığın, bir ıslıkla toplayabilecekleri bir sürü haline getirmek istiyorlar.

Bu derin azınlığın siyasette, bürokraside, medyada ve iş dünyasında uzantıları var. Zaman zaman kendi aralarında çıkar çatışmaları olsa da toplumumuzu köklerinden koparmak, batının kokuşmuş değerlerine, kendi çıkarlarına uyumlu ve uydu bir toplum yapma çalışmalarında aynı safta ve omuz omuzadırlar.

Bir toplumu, bir milleti asırlardır oluşturduğu bir medeniyetten, tarihin şahit olduğu İslâm’ın yüce medeniyetinden uzaklaştırmak, aşağı bir topluma, sömürü ve zulüm temelleri üzerine bina edilmiş bir topluma, kokuşmuş batıya mahkûm etmeye çalışmak, milletimize yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Ülkemizin bu hale gelmesinde, müslüman aydınların büyük gafleti, bir kısım iç ve dış mihrakların ihaneti vardır. Bu arada Osmanlı topraklarına sığınıp hayat bulan yahudi asıllı sabataistleri ve faaliyetlerini asla göz ardı etmeyelim.

15. asırda İspanya hristiyanları tarihin en büyük katliamlarından, soykırımlarından birini gerçekleştirdiler.

700 yıl İspanya’yı mamur eden, hiçbir ırk, din, inanç farkı gözetmeden ülkeyi adaletle yöneten müslümanlar ya hristiyan olmak ya da ateşte yakılmakla karşı karşıya bırakıldılar. Bu katliamlardan kaçabilenler kurtuldu. Kaçamayanlar ya zorla hristiyanlaştırıldı, ya da ateşte yakıldılar. Bu arada yahudiler de katliama tabi tutuldu. Onlardan kaçabilenleri hiçbir ülke kabul etmedi. Fakat büyük bir dünya devleti olan Osmanlılar, onları şefkat ve merhamet kanatları altına aldı. Ülkelerine kabul etti. Onlar, Osmanlı ülkesinde tam bir hürriyet içinde, canlarından, mallarından, namuslarından ve dinlerinden emin bir şeklide yaşadılar.

Bir ara müslüman olduklarını, Yahudi dinini bıraktıklarını ilan ettiler. O gün bu gün dönmeler diye bilinen sabataistler bu kimlikleri ile yaşadılar. Fakat çok azı müstesna asla samimi bir müslüman olmadılar.

Bu gün siyasette, bürokraside, medyada ve iş hayatında etkin ve ülkemizin yönetiminde söz sahibidirler. Ülkemizde yapılan ve yapılmakta olan yanlış icraatlarda, İslâm’a ve müslümanlara karşı alınan tavırlarda etkileri vardır.

Söz buraya gelmişken Molla Cami’nin Baharistan’ında anlattığı bir hikayeyi nakletmekte fayda vardır:

"İğnesinde mazarrat ağusu, okluğunda alçaklık oku gizlenmiş bir akrep yola çıkmıştı. Geniş bir suyun kıyısına geldi. Şaşırıp kaldı. Ne geçmeye, ne geri dönmeye gücü yetiyordu. Bir kaplumbağa akrebin bu halini görerek ona acıdı. Arkasına binerek suya atıldı. Karşı kıyıya doğru yüzmeye başladı. O sırada kulağına bir ses geldi. Akrep sırtına birşeyler vuruyordu. Akrebe, “Bu ses nedir?” diye sordu. Akrep: “Bu benim iğnemin sesidir. Senin sırtına vuruyorum. Her ne kadar sana tesiri olmayacağını biliyorsam da huyumun icabı yerine getiriyorum.” dedi. Kaplumbağa kendi kendine: “Bu tıynetsiz hayvanı kötü huyundan iyi huylu kimseleri de onun şerrinden kurtarmaktan güzel bir iyilik olamaz.” dedi ve suyun içine saldı. Akrebi dalgalara bıraktı. Öyle bir yere gönderdi ki bir daha geri dönmesin."

Nice tıynetsiz, tıyneti bozuk kişi ve toplumlar vardır ki tıyneti bozuk hayvanlardan çok daha tehlikeli ve çok daha zararlıdır. Bırakın yabancı kökenli olanları, kendi insanlarımızdan, bilhassa okumuş cahillerimizden öyleleri vardır ki, bu vatana, bu millete yaptıkları ihanetleri anlatmakta  diller, yazmakta kalemler yorgun düşer. Bu ihanet şebekelerini çok iyi bilmek ve onların şerlerinden toplumumuzu korumak için azami derecede gayret göstermek gerekir.  Bu konuda müslüman aydınlara çok büyük vazifeler düşmektedir. Güncel dedikoduları, günübirlik çekişmeleri bir tarafa bırakıp, hangi hizmet alanında olurlarsa olsunlar, hangi İslâmî hizmet grubunda bulunurlarsa bulunsunlar, ülkemizin ve müslümanların  öncelikli meseleleri, sıkıntıları ile ilgilenip hep beraber kafa yorarak çıkış yolları, çareler bulmak mecburiyetindedirler.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.