E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ERKAN ÖZDEMİR

AÇIK KAPI;


AÇIK KAPI’NIN MİSAFİRLERİ ÇOĞALIYOR

Değerli okuyucu, dergimizin bu bölümüne gönderdiğiniz yazılar titizlikle incelenerek yayınlanmaktadır. Bu sayımıza aldığımız, Harun ALPARSLAN kardeşemizin yazısını uzunluğundan dolayı kısaltarak yayınlayabildik. Bundan dolayı kardeşimizin haklarını helal etmelerini istiyorum.

Köşemiz adı üstünde Açık Kapı’dır. Bu köşemizde kültürden sanata uzanan geniş bir yelpazede siz kıymetli okuyucularımızın özgün eserleri değerlendirilecektir.

Paraya gereksinimiz yokmuş gibi çalışın

Hiç acı çekmemiş gibi sevinin. Hiçbirşey beklemeden verin. Karşılığı nasıl olsa gelecektir.

KUL

Doğru söyledim; dokuz köyden kovuldum

Kula eğri; Allah’a doğru bir kuldum.

 

YAPILAN İYİLİK KONUŞULMAMALIDIR

Vaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi. Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu. Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan bir takım olaylarla karşılaştı.

Bunlardan biri şuydu: Bazı kimseler bir tarlaya buğday ekiyorlar, ekilen buğdaylar hemen yetişip olgunlaşıyor, onlar da hiç vakit kaybetmeden hasat ediyorlar, sonra bunları ateşe verip yakıyorlardı.

İkinci olarak şuna şahit olmuştu: Bir adam büyük bir taşı kaldırmaya çalışıyor, kaldıramıyor; ama bu taşa bir tane daha ekleyince kaldırabiliyor, bir üçüncü ekleyince daha da rahat kaldırabiliyordu.

Şahid olduğu bir başka olay da şu idi: Bir adam bir koyuna binmiş, onun üzerine birkaç kişi daha binmiş koşturuyorlar, arkalarından birileri de onlara yetişmek için çabalıyor ama yetişemiyorlardı.

Adam bunlarla kafası karışmış bir halde uzun yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan şehrin kapısına geldi. Burada nurani bir ihtiyar kendisini durdurup nereden geldiğini, niçin geldiğini yolculuğun nasıl geçtiğini sordu. Adam herşeyi anlattı ve yola karşılaştığı alışılmamış hadiseleri de serüvenine eklemeyi unutmadı.

Bunun üzerine ihtiyar bu genç adama rastladığı olayları bir bir açıkladı: "Senin yolda ilk rastladığın buğday ekip hemen hasad eden ve sonar ateşe verip yakan insanlar, iyilik edip de onu sağda solda konuşarak değerini sıfıra indiren insanları simgeler.

Taş kaldırmaya çalışan kimse de şunu anlatır: İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onun altında ezilir. Ama ona tevbe etmeden başka günahlar işlemeye devam ederse artık o günahlar ona hafif gelmeye başlar.

Koyun ve ona binenlere gelince, koyun cennet hayvanıdır. Sırtındakileri cennete taşımaktadır. Koyuna ilk defa binen alimlerdir. Ondan sonra binenler her sınıftan müminlerdir. Bunlara yetişmek için koşanlar ise inançsızdırlar.

 

BİR OKURUN DİLİNDEN İSLAMİ YAYINCILIK VE İLKADIM

HARUN ALPARSLAN / VAN

Herkesin bildiği gibi, günümüzde olayların, bilgi ve fikirlerin en etkili bir şekilde yayılmasını sağlayan basın-yayın araçlarıdır. Geçmişte edip-şair ve bilginlerin uzun zaman harcayarak yaptıkları bilgilendirme ve yönlendirme işini şimdi bu araçlar daha hızlı yapıyorlar. Müslümanlar da, dünya çapında bu alanda büyük gelişmeler gösterdiler. Bu doğrultuda tüm dünya ülkelerinde T.V. kanalları, radyolar, gazeteler, dergiler, kitaplar, internet siteleri islâmî yayıncılık olarak boy gösterdi. Bu çabalarla müslümanların, İslâmın sesi duyurulmaya, evrensel ilâhi mesaj anlatılmaya ve müslümanların kendi gündemleri oluşturulmaya başlandı.

Müslümanlar bu çalışmaları yaparken İslâm düşmanları da boş durmuyorlar. Kendi medya organlarıyla, her türlü imkânları kullanarak, İslâma ve müslümanlara olan kinlerini kusmaya, insanları islâmdan uzaklaştırmaya, kafalarını karıştırmaya devam ediyorlar. Eğriyi doğru, doğruyu eğri göstererek yükselen mazlum sesleri kısıyorlar, zalim sesleri yükseltiyorlar, insanlara farklıl bakış açıları angaje ediyorlar. Gerektiği zaman, iftiralara kadar varan yalan haberlerle insanları İslâmdan uzaklaştırıyorlar.

"Gerçek şu ki; inkâr eden, Allah yolunda karşı duranlar, insanları Allah’ın yolundan alıkoymak için mallarını seferber ediyorlar, bu uğurda harcıyorlar. Gelecekte daha da harcayaraklar." (ENFAL-36)

Evet sevgili okurlar, nekadar yanlış haber ve yönlendirmeler yapılırsa yapılsın, İslâmın mesajı uygun bir üslûpla insanlara ulaştırıldığı zaman, mesaj kabul görüyor, insanlar doğru yolu buluyor.

Onlar inandıkları fikirleri, gayeleri için canla başla mücadele ediyor, kısmen de başarılı oluyorlar. Sahi bizler, İslâm için en son ne kadar zaman, emek, para, enerji harcadık....

Yoksa bir kere oturup kalkamayan, kalkamayınca uyuşan, uyuşunca laflamaya başlayan, laflayınca samimi niyetlerle, bu dava için birşeyler yapmaya çalışan kardeşlerimizin ve İslâmî hizmetlerdeki aksaklıkların dedikodusunu yapan müslümanlar haline mi geldik?

İslâm düşmanlarının, İslâmın yayılmasını ve müslümanları engellemek için kafa yordukları kadar, acaba bizler de kafa yoruyor, bu uğurda çalışabiliyor muyuz?

Bu hayatî sorularla nefsimizi hesaba çekmemizin gerekli olduğuna inanıyorum ve inanıyorum ki, bu sorulara doğru cevapları bulduğumuzda içimizde bir enerjinin oluştuğunu ve birşeyler yapmamız gerektiğini hissedeceğiz. İşte o zaman her şey eskisinden daha farklı ve güzel olacak.

Sevgili dostlarım! Tabiatta dolaşan arılar; doğada, kırda bayırda binlerce kilometre yol yaparak, bizim ulaşamadığımız veya faydalanamadığımız çiçek ve ağaçlardan hammaddeleri toplayarak, her derde deva balı meydana getiriyorlar, bizlere sunuyorlar. Yağmur, çamur demeden, durmadan, dinlenmeden insanlara hizmet için çalışıyorlar. İşte, basın-yayın organlarında çalışan kardeşlerimiz de bal yapan arılar gibi. Yüzlerce kitaptan, değişik kütüphanelerden, yılların birikimleriyle topladıkları bilgileri, İslâmî ölçüler ışığında sentezleyerek bizlere faydalı, tadına doyulmaz bilgiler haline getiriyorlar. Adeta bir tek sayıda bizlere, yüzlerce kitabın sentezini okutuyorlar.

Bu kardeşlerimiz bizlere şöyle diyorlar:

"Hazırladığımız bu yemeklerden (bilgilerden) hem siz faldalanın, hem de ihtiyaç sahiplerini de bu sofraya davet edin." (Kendilerinin faydalandıkları ecirden bizlerin de faydalanması için)

Bizlerden bir kısmı, bu davete icabet ediyor, başkalarının da faydalanması için çalışıyor. Bir kısmımız kendisi faydalanıyor, diğerleri için bencil davranıyor. Belki bir çoğumuz da hazırlanan bu yayınları küçük görüyor, eksiklerini arıyor, kibire kapılarak davete icabet etmiyor. Ama şunu bilin ki çok şey kaybediyoruz.

Gelin, hep beraber düşünelim. Aldığımız, dergi, gazete ve İslâmi yayınlar karşılığında eğer;

1-Yüzlerce kitaptan alınan özlü bilgileri öğreniyor ve yüzlerce kitap okumuş gibi, değişik konularda bilgi sahibi oluyor. İlim öğrenmenin ecrinden faydalanıyorsak,

2- Aldığımız bu yayınlarla davamıza destek oluyor, İslâmın ve evrensel ilâhi mesajın yayılmasına katkıda bulunarak, yapılan tebliğin ecrinden faydalanıyorsak,

3- Bu yayınlar sayesinde aylarca, yıllarca görüşemediğimiz kardeşlerimizle, ortak bir fikir etrafında bir araya gelebiliyor, İslâm kardeşliğinin bereketinden faydalanıyorsak,

4- Aldığımız bu yayınlarla, yalnız kaldığımız zamanlarda, ayağımız uçurumun kenarındayken bir anlık silkinme ile gaflet uykusundan uyanıyor, türlü türlü belâlardan uzaklaşıyorsak,

5- Aldığımız bu yayınlarla, binlerce insana iş imkânı açılmasına vesile oluyorsak

6- Aldığımız bu yayınlarla, İslâm’a hizmet etmenin, islâm adına birşeyler yapmanın tatlı huzurunu yaşıyorsak,

Acaba çok mu bedel ödüyoruz?

İşte bu İslâmî yayınlardan biri de İlkadım Dergisi. Sizler de biliyorsunuz ki; bu dergide bilgi var. Dua, zikir, fikir ve mesaj var. Aşk ve sevda var. İhlas ve samimiyet var. Bu sofrada sunulan yemeklerde bizlerin de bir kaşık tuzumuz bulunmasın mı? Elbette bulunsun. İlkadım’ın bir mektep oluşu özelliğini gözardı etmeyerek, hem okuyup, hem okutarak, hem de abone yaparak bu yemeklerde bizim de bir kaşık tuzumuz bulunsun.

Kardeşlerim! Bizlere Allah yolunda hizmeti teşvik eden, önümüzdeki tüm nefsî ve dünyevî engelleri ortadan kaldırmak için hazırlanan bu yayınlara gelin destek olalım. Kuru kuruya bu yayınları almak ve başkalarını sırf sayı çoğaltmak için abone etmek yetmez. Bu İslâmî yayınları insanlarla diyalog için, tebliğ aracı olarak kullanalım. İnsanlara bu yayınları, çıkış amaçlarını, mantığını anlatalım. Bu yayınları almakla kalmayıp, başkalarının da istifadesini sağlayalım. Yapılan hizmetleri küçümsemeyelim.

İnsanlara ulaştırdığımız bir bilgi ve yayının, bir insana ab-ı hayat bahşedebileceğini unutmayalım.

Rabbim, bizleri İslâmî hizmetlerin hedefine ulaşması için, ihlas ve samimiyetle çalışanlardan eylesin. Amin.

 

İŞTE BENİM OSMANLIM

Bir zamanlar nal sesiyle üç kıtaya hakimdik

Nal sesiyle karışık tekbirlerimiz vardı

Gücümüzle yaşadık, heybetimizle dimdik

Çünkü bizim yardımcımız, inancımız vardı

 

Altıyüz yıl yaşamak herkese nasip olmaz

Din’e sahip çıkmayana Allah yardımcı olmaz,

Din’e savaş açanlar yemin Billah kurtulmaz

Çünkü Din’i tâc edinen padişahlar da vardı

 

Altı saatlik sabır bu en büyük servetim,

Kuran’a karşı saygı, en yüce ibadetim

Bu yüzden dimdik kaldı altıyüz yıl

Kalbi Kur’anla çarpan Osman Gazi’miz vardı

 

Altıyüz yıl yaşamak kolay mıydı Dünya’da,

Düşmanı bıktırmıştık bu kalpteki imanla,

Rasulullah fermanını düstûr edip hayata,

İstanbul’u fetheden Fatih Han’ımız vardı

 

Bir zamanlar ne idik, şimdi ne hale düştük,

Biz İslâm’ı bıraktık, tagutlara üşüştük,

Bir zamanlar şah iken piyonlara dönüştük,

İşte İslâmla şahlanan bir Osmanlı’mız vardı.

         

      FATİH BUDAK / NİĞDE

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.