E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET BELADA ahmetbelada@yahoo.com

TARİHE YÖN VERENLER;


ÖMER B. ABDÜLAZİZ (99-101/717-720)

“Onlar (o kimseler ki) kendilerine yeryüzünde iktidar verdiğimiz takdirde, namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah’a aittir.” (Hac/41)

Doğum yeri ve tarihi konusunda değişik rivayetlerin bulunduğu Ömer b. Abdülaziz’in Medine’de doğduğu rivayeti kuvvetli görüşlerdendir.

Babası Abdülaziz’in Mısır alisi olması münasebetiyle hayatının büyük bir bölümü orada geçmiştir. Daha sonra babasının isteği üzerine Medine’ye giden Ömer b. Abdülaziz eğitimini orada tamamlamaya çalıştı. Sahabenin, hadis ravilerinin meclislerine devam eder, ayrıca şiir ve edebiyat meclislerine katılırdı. Hatta onun meclisi, fakihler, alimler ve edipler meclisiydi. Ömer’in annesi de, Ümmü Asım bint. Asım b. Ömer b. Hatta bint’tir. Yumuşak huylu, güzel ahlaklı, zühd ve takva sahibi bir hanımdı.

Halife Abdülmelik, onu Dımeşk’e (Şam) çağırmış ve kızı Fatıma ile evlendirmiştir. Daha sonra Halife Velid tarafından Hicaz Valiliği’ne tayin edildi.

Keyfî uygulamalarda bulunan diğer valilerin aksine Ömer, şehre gelir gelmez hadis bilen 10 dindar kimseden bir meclis kurdu. Bütün mühim işleri bunlarla görüşüp karara bağladıktan sonra uygulamaya koyulurdu. Bu uygulamasından dolayı, Haccac’ın zulmünden kaçan kişiler, Mekke ve Medine’ye sığınmaya başladılar. Bu durum Haccac’ın Ömer’e karşı tavır almasına sebep oldu. Araları açıldı ve görevden aldırdı. Yedi yıl yaptığı bu görevdeki başarısıyla saygın zevat tarafından takdir topladı. Nitekim bu alim Reca b. Hayyan’ın desteği sayesinde veliaht tayin edildi.

Halife Süleyman b. Abdülmelik’in ölümünden sonra Halife seçildi. Abdülmelik’in oğulları Yezid ve Hişam tarafından buna itiraz edilmişse de halkın teveccühüyle bu iş tamamlandı. Ömer b. Abdülaziz Halife oldu. (*)

 

HALİFE OLDUKTAN SONRA YAPTIKLARI İŞLER

İtiraf etmek gerekir ki, Muaviye’den itibaren fethedilen bölge sakinleri ikinci sınıf (mevalî) vatandaş muamelesi görüyorlar, Müslüman olmalarına, askerî seferlere katılmalarına rağmen haraç vermeye mecbur tutuluyorlar veya ganimetten çok az pay alıyorlardı. Gayr-ı Arap (Arap olmayan) kimseler İslam’a karşı şüpheyle bakıyorlardı.

Halife Ömer, Müslüman olanların hangi ırktan olursa olsun diğer Müslümanlarla eşit olduklarını açıkladı. Onlardan vergi (haraç) alınmayacağını ifade etti.

Savaştan ziyade barışı esas alan Ömer, bu tutumundan dolayı birçok kabilenin Müslüman olmasını sağladı. Bu, tefessüh eden Emevî hanedanında idari bir reform niteliği taşımaktadır. Kararların alınmasından ziyade uygulanması daha büyük önem arzetmekte; bunun için de derhal idareye gelir getirmeyen halk tarafından sevilmeyen, halka zulmeden ve keyfî tasarrufta bulunan valileri değiştirip yerine yenilerini getirdi. Tayinde en çok dikkate aldığı konu; ehliyet, ilim, takva ve salih ameldi. O, devlete sadıkane hizmet verecek idarecilere görev verdi. Böylece hilafet müessesesi taze kanla takviye edilmiş ve dört halife devrindeki canlılığına kavuşmuştur.

Bu değişiklikler ve uygulamalar, hilafeti elinde bulunduran Umeyye oğullarını ciddi şekilde rahatsız ediyordu. Yer yer açığa vursalar da pek fazla bir şey de yapamıyorlardı.

Emevî ileri gelenleriyle Ömer arasında şöyle bir tartışma geçer:

Ömer onların “Bize görev ver” tekliflerine, “İsterseniz her birinizi asker yapayım.” cevabını verir.

Emevîler:“Ne diye yapamayacağımız bir şeyi bize teklif ediyorsun?” diye söylenip, “Akraba değil miyiz? Bizim de bir hakkımız yok mu?” diye diretince Ömer:

“Benim için bu konuda, sizinle en uzak bir Müslüman arasında hiçbir fark yoktur.” diyerek bu konuda tavrını koydu.

Ömer, minberlerde Hz. Ali (R.A.)’yi lanetlemeyi kaldırdı. Babası Abdülaziz’in Mısır’da takip ettiği yolu takip etmiş olmasına şaşılmaz. Zira kendisinden rivayet edildiğine göre babası hutbede Hz. Ali (R.A)’nin adının zikredildiği yere gelince kekeler, dili tutulurdu. Oğlu Ömer, niçin öyle yaptığını sorduğunda şöyle cevap verdi:

“Oğulcağızım! Bilesin ki, Ali b. Ebi Talip hakkında bizim bildiklerimizi halk bilse, bizden ayrılıp onun çocuklarına tâbi olurlar.” Ömer halife olunca hutbede Hz. Ali’ye sebti lanetlemeyi kaldırdı. Onun yerine Nahl 90. ayetin okunmasını sağladı.

Bu uygulamalarıdır ki, Ömer b. Abdülaziz’i müceddit, II. Ömer ve Beşinci Halife ünvanına kavuşturmuştur. Herşeyi Allah’ta gören bir insanın neler yapabileceğinin en güzel örneğini veren Ömer b. Abdülaziz, hadis ilminin tedvininde oynadığı rol de takdire şayandır.

İki sene beş aydan fazla sürmemiş olan Hilafeti esnasında, içte ve dışta fevkalade hayırlı işler yapmıştır. Fitnecilerin fitnesine maruz kalan Halife, hicrî 101 yılının Recep ayında vefat etti.

 

DEVLET ADAMLIĞINA TİPİK ÖRNEK

Emirul Mü’minin Ömer b. Abdülaziz vefat edince, ondan sonra Yezid b. Abdülmelik halife oldu. Hanedandan biri gelerek:

“Ey mü’minlerin Emiri Yezid! Şu müraî adam (Ömer b. Abdülaziz) Mü’minlere ihanet etti. Gücünün yettiği kadar cevher ve inciyi evinin iki odasına doldurup kilitledi.” dedi. Bunun üzerine Yezid, Ömer’in hanımı olan kız kardeşine haber göndererek çağırttı ve:

“Bana, Ömer’in kilitli iki odaya cevher ve incilerini doldurup bıraktığına dair haber geldi.”dedi. Bunun üzerine Fatıma:

“Kardeşim, Ömer şu bohçanın içindekinden başka ne bir  tüy, ne de bir yele bıraktı.” dedi. Yezid bohçayı açtı. İçinde yamalı ve kalın bir entari, bir aba ve zayıf astarlı kalın bir cübbe buldu... Bana bunları değil, kilitli iki odanın anahtarını verin denmesi üzerine Fatıma:

“Mü’minlerin Emirinin ölümüyle bana musibet veren Allah’a yemin ederim ki, o halife olalı onun istemediğini bildiğim için, o iki odaya hiç girmedim. Şunlar oranın anahtarıdır. Gel, aç ve  içindekilerini Beytü’l Mal’e naklet.”

Yezid ve şikayetçi Ömer b. Velid gidip eve girdiler; odalardan birini açtılar, baktılar ki deriden bir sandalye, yanında serilmiş dört çömlek ve bir de testi buldular. Bunun üzerine şikayetçi “Estağfirullah” dedi. Sonra ikinci odayı açtılar. Baktılar ki çakıllarla serilmiş bir mescid ve tavanında da asılmış bir zincir vardı. O zincirde de boynuna geçecek kadar bir halka vardı... Orada kilitli bir sandık buldular, açtılar. Onda bir sepet vardı, sepette bir cübbe ile bir yün elbise vardı. Yezid ve yanındaki ağlayarak şöyle dedi:

“Ey kardeşim, Allah sana rahmet eylesin. Muhakkak senin hem gizlin ve hem de aşikârın temizmiş.” Şikayetçi de:

“Estağfirullah, ben bana söylenen şeyi söyledim.”

(Prof. İ. Süreyya Sırma, Emeviler Dönemi, Hilafetten Saltanata, s. 108, 109)

 

DÜŞMANINI HAYRAN BIRAKAN HALİFE

“Bir insanın, imkansızlıkları dolayısıyla, ruhbanca bir yaşantıya sahip çıkması, dünyadan el-etek çekmesi çok kolaydır. Çünkü onun zaten terkedeceği herhangi bir dünya malına sahipliği yoktur. Fakat bu halife gibi, dünyanın en büyük devletinin yöneticisi için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Onun elindeki hazinelere rağmen, bunların hiçbirine aldırmayıp, sıradan bir fakirin yaşantısına sahip çıkmasına hayran olmamak doğrusu elden gelmiyor.” (**)

Bu sözler, Ömer b. Abdülaziz vefat ettikten sonra ona olan hayranlığını gizlemeyen Roma İmparatoruna ait.

 

ÖMER B. ABDÜLAZİZ’DEN HİKMETLİ SÖZLER

“Ey insanlar, kim bizimle arkadaşlık yaparsa, beş şey için yapsın, bunu yapmazsa, bizden uzaklaşsın:

1- İhtiyaçlarını karşılayamayanları bize bildirsin.

2- Hayır için bize yardımcı olsun.

3- Bilmediğimiz hayır yollarını bize öğretsin.

4- Bizim yanımızda kimsenin gıybetini yapmasın.

5- Boş şeylerden bize bahsetmesin.”

•••

“Seni en çok hayrete düşüren şey nedir?” diye soran arkadaşına:

“Beni en çok şaşırtan şey, bir kimsenin, Allah’ı bilip, O’na isyan etmesi; Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi ve dünyayı bilip ona meyletmesidir.”

•••

Hanedandan biri:

“Ya Emire’l Mü’minin, senden önceki Halifeler bize hediyeler verirlerdi. Sen ise bize yasakladın. Halbuki buna alışmış ailem ve de sıkıntım var. İzin ver de, eskisi gibi bize birşeyler verilsin!” Ömer:

“Ölümü sıkca an! Geçimde daraldıysan, seni rahatlatır; bolluk içerisindeysen de seni daraltır.”

•••

İstişareye çok önem veren Ömer b. Abdülaziz, Muhammed b. Ka’b’a:

“Başıma gelenleri görüyorsunuz, bana ne tavsiye edersiniz.”

“Sen ihtiyarları baba, gençleri kardeş ve çocukları evlat kabul et. Babana ihsan, kardeşlerine rahmet, evladına da şefkat göster!”

Reca ise:

“Kendin için istediğini başkası için de iste, kendin için istemediğin bir şeyi başkasına da isteme!”

Salim ise:

“Bütün dünya nimetlerine karşı öyle bir oruç tut ki, iftarın ölüm olsun.” (***)

HALİFE SEÇİLİNCEKİ HALİ

Kendi adının anıldığı hilafet fermanı okunduğunda Ömer:

“Vallahi, ben bu işi asla Allah’tan istememiştim.”

Ne var ki salih iradeler, onu böylesine tehlikeli anlar için seçmişti. O da “adam” olacak ve emaneti kabul edecekti. Büyük hukukçu Salim’us-Sûddî’ye:

“Hilafetim, seni sevindirdi mi, üzdü mü?” Sûddî:

“İnsanların hesabına sevindim; ama senin payına da üzüldüm.” Ömer:

“Nefsimin helakından korkuyorum.” Sûddî:

“Korkuyorsan çok iyi... Çünkü ben de korkmamandan endişeliydim.” Ömer:

“Bana bir öğüt ver!” Sûddî:

“Şunu unutma: Babamız Adem, bir tek günah için cennetten çıkarıldı.”(1)

 

İLK HUTBE

“Ey Nâs! Kuşkusuz Kur’an’dan sonra Kitap, Muhammed (s.a.v.)’den sonra Peygamber yoktur. Bilesiniz ki, ben hakim değil infaz ediciyim. Kanun koyucu değil tâbiyim. Ben sizin hiçbirinizden daha hayırlı değilim; üstelik içinizde yükü en ağır olan kişiyim. Zalim devlet reisinden kaçan adam zalim değildir. Şurasını iyi biliniz ki, Allah’a isyan hususunda kula itaat edilmez.”(2)

 

Kaynaklar

(*) Doğuştan Günümüze Büyük İslam tarihi, c. II, s. 402-413 Çağ Yay.

İslam Tarihi (Siyasi, Dini, Kültürel, Sosyal) c. I, s. 412-148 Kayhan Yay.

(**) İslam’da İhya Hareketleri, Mevdudi, Pınar Yay., s. 69

(***) Emeviler Dönemi, Hilafetten Saltanata, s. 85-86/89-93

(1) Ömer b. Abdülaziz Dönemi ve İslam Inkılâbı, İmadüddin Halil s. 58-59, Bir Yayıncılık

Emeviler Dönemi/Hilafetten Saltanata

(2) İslam Tarihi, H. İbrahim Hasan 1. c. s. 415.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.