E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET TAHA

HABER YORUM;


GÜNCEL DİNİ MESELELER İSTİŞARE EDİLDİ

Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı, yıllardır özlemi duyulan, eksikliği hissedilen bir girişimdi. Kimlerin ne niyetle yaptığı, önemli olmakla birlikte, düşünce şekli ve tarz olarak olumlu idi.

Bazı bulanık su avcıları “dinde reform” arzuladı. Birileri teşebbüs etti, birileri dışarıdan çanak tuttu. Ancak başarılı olamadılar. Gönüllerindeki kararları alınmış gibi gösteren medya ile birlikte, ilim adamlığından uzak, ünvanlı filim adamlarının, davet edildikleri halde toplantıya katılmamaları da dikkat çekici idi. Herşeye rağmen iyi bir başlangıç yapıldı. İslam’da çözümü olan meselelere yeni çözümler değil, isminden de anlaşılacağı gibi güncel meselelere İslami bakışı sergilemesi, Kur’an, sünnet ve önceki İslam alimlerinin görüşlerini rehber edinmesi de toplantının ciddiyetini yansıtır nitelikte idi. İstişare toplantısında, sahasında dünyaca tanınan alimlerimizle birlikte sırf medyatik olması sebebiyle çağrılan isimler de vardı. Ayrıca Türkiye çapında sadece akademik ünvan yapanlar değil, İslami ilimlerde otorite olan ünvansız alimler de bulunup çağrılırsa alınan kararlar daha isabetli olur inancındayım.

Bir diğer eleştiri yapılabilecek konu ise, toplantının ev sahipliğini Diyanet gibi resmi bir kurumun yapması, İlahiyat Fakültelerinin söz sahibi olması idi. Bazı kararların alınamaması, alınan kararların rejim açısından değerlendirilerek sonuca varılması gibi bir sakıncayı da içinde taşıyan bu etkenlere rağmen devam edilmesi gereken bir faaliyet olarak görüyorum.

Sonuç bildirgesinden seçmeler:

1- Kur’an ve sünneti anlamada gelenekçi ve modernist diye ayrım yanlıştır. Geçmiş bilginlerin görüşlerinin yanısıra, yeni yaklaşımlar da dikkate alınmalıdır.

2- Dini metinlerin anlaşılması için bir sonraki toplantıda;

a- Anlama, yorumlama,

b- Tarihsellik,

c- Dil,

d- Hz. Peygamber (s.a.v.)’in dindeki konumu,

e- Akıl-vahiy, din-toplum ilişkisi vb. konuların ele alınarak tartışılması gerekir.

3- Kamuoyunda cereyan eden tartışmalar ve yapılan açıklamalarda Kur’an ve Sünnetin metnine sadakat ilkesi, açıklamanın kişisel yorum olduğu, temel ve tartışmasız kaynağın Kur’an ve Sünnet olduğuna da dikkat edilmesi gerekir.

4- Klasik dini kaynaklar, Müslümanların tarih sürecinde kazandıkları zengin bir birikimdir. Bunları yok saymak da, günümüz problemlerinde tek kaynak olarak görmek de yanlıştır.

5- Dini hükümlerin zaman ve mekana göre değişmesi, temel itikat, ibadet ve ahlak esaslarında söz konusu olamaz. İctihada açık bazı uygulamalar ve ayrıntılar farklı eğilimleri ortaya çıkarabilir.

6- Din ve değişme konusu bazı münferit örneklere indirgenerek, genelleme yapılarak dinle çağdaş değerler arasında çatışma izlenimi olduğu zannedilmemeli. Kur’an ve sünnet sağlıklı anlaşılmalı ve asli işlevleri gölgede bırakılmamalıdır.

7- Dini hükümlerde amaç araç (makâsıd vesail) ayrımı, maslahatlar, kamu yararı düşüncesi, ictihad yöntemleri, tarih ve metin yeniden incelenmesi ile bazı meseleler halledilebilir. Bu konuda Diyanet bünyesinde bir veri tabanı oluşturulması faydalı olacaktır.

Kadın problemi:

8- İslam’ın temel kaynakları Kur’an ve sünnete göre kadın ve erkek eşit ve birbirini tamamlayan varlıklardır. Dini sorumluluk, hukuki ehliyet, temel hak ve hürriyetler bakımından ilkesel tarzda kadın erkek ayrımı sözkonusu değildir.

9- Kur’an-ı Kerim’in ana ilkeleri ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kadın ile ilgili genel tavır ve prensipleri ışığında cinsiyet ayrımı, kadını kadın olduğu için aşağılama, temel hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakma yoktur. Bu konudaki uydurma haber ve yorumlara itibar edilmemelidir.

Kadınların çalışma ve eğitim hakkı:

10- Kadınların ve kız çocuklarının eğitim ve çalışma haklarını kısıtlayan, engelleyen anlayış ve uygulamalar yeniden gözden geçirilmeli ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

(Yukarıdaki cümleler başörtüsü yasağının tasvip edilmediği izlenimi verirken, İslam’ın kadın kıyafeti konusundaki net tavrını yansıtmaması önemli bir eksikliktir. A. Taha)

Nikah ve şahitlik:

11- Evlenme İslam kültüründe tarafların hür iradesi ile şahitler huzurunda yaptıkları bir sözleşmedir. Dini nikah, tarihi, dini ve hukuki şartların ürünüdür. Hakların zayi olmaması için resmi nikahtan sonra yapılması tavsiyeye değer bulunmuştur.

12- Evlilikte devamlılık esas olmakla birlikte, zaruret halinde boşanma hakkı da bulunmaktadır.

13- Borçlanma konusundaki kadın şahitliği, kadının eksikliği sonucu değil, ticaretteki pasif rolündendir.

14- Miras paylaşımında kadının payının az olması erkeğin malî sorumluluğunun kadına nisbetle daha ağır olması ile doğrudan alakalıdır.

Özel hallerde ibadet:

15- Kadınların özel hallerinde namaz, oruç v.b. dini yükümlülüklerden muaf tutulması onların temiz olmamaları sebebiyle değil, psikolojik ve fizyolojik yüklerini hafifletme sebebiyledir. Çoğunluk bilginler karşı olmakla beraber bazı bilginlere göre Kur’an okuyabilir, camiye girebilir, tavaf edebilirler. (Biz yine de çoğunluk bilginlerin görüşüne itibar edelim. A. Taha)

16- Kadınlar günlük namazlara, bayram, cenaze ve cuma namazlarında cemaate iştirak edebilir. Hz. Peygamber zamanındaki uygulamalara bakılarak kadın ve çocuklar cuma ve bayram namazına özendirilmesi gerekir.

17- Nisa suresi 34. ayetteki “Kavvam” ifadesi erkeklere aile reisliği konusunda hak ve sorumluluk yüklemektedir. Reislik aile içi şiddeti gerektirmez. Uygulamada Hz. Peygamber (s.a.v.)’in aile hayatı örnek alınmalıdır.

Hac ve kurban:

18- Hac vakfesi Zilhicce ayının 9. gününde olmak üzere yılda bir defa yapılan bir ibadettir. Hac ibadeti ile mükellef olanlar bu ibadeti istedikleri bir yılda yapabilirler. Can ve mal güvenliği ciddi bir tehlikeye düşmedikçe hac ibadeti engellenmemelidir.

19- Hac ve umre için doğrudan Mekke’ye yola çıkıldığında Cidde’de ihram giyilmez. İhram yasakları ihlal edildiğinde alimlerin farklı görüşlerinden kolay olanı tercih edilebilir.

20- Müzdelife vakfesi, bayram gecesi gece yarısından itibaren güneş doğana kadar yapılabilir.

21- Hz. Peygamber (s.a.v.)’in uygulaması ile sabit olan cemarat (şeytan taşlama) haccın menasikindendir. Cameratın günü ve zamanı konusunda İslam bilginlerinin kolaylaştırıcı görüşlerinden istifade edilebilir.

22- Hac ve umre için olan kurbanlar, (hedy) ilgili ayete göre sadece harem bölgesinde kesilmelidir.

23- Hac’dan önce veya sonra Medine’de Peygamberimizin kabrini ziyaret ve Mescid-i Nebi’de 40 vakit namaz kılmak haccın menasiki olmamakla beraber, imkanlar ölçüsünde yapılması tavsiye edilen uygun davranışlardandır.

24- Haccın yanında umre, ömürde bir defa da olsa farz görülmemiştir. Umre müekked sünnet olarak kabul edilmiştir.

25- Haccı en kısa sürede tamamlamak ve kurban gerektirmeyen hacc-ı ifrad’a özendirerek ekonomik yönden insanlara rahatlık sağlamak tavsiye edilmiştir.

26- İlmi bir komisyon tarafından hac ile ilgili, biri görevlilere, diğeri hacılara olmak üzere anlaşılır bir Türkçe ile ihtilafları en aza indiren fıkhî, tarihî, ahlakî ve kültürel boyutu da ihmal edilmeden iki ayrı kitap, CD, video kaseti hazırlatılması cihetine gidilmelidir.

Çeviriler Kur’an hükmünde değildir:

27- Kur’an’ın değişik dillere çevrilmesi, anlaşılır tefsirinin yapılması bir ihtiyaçtır. Ancak hiçbir çeviri Kur’an’ın yerini tutamaz. Çevirilere Kur’an gözü ile de bakılamaz.

28- Namazda kıraat, Kur’an ve sünnete göre kendi özgün dilinde Arapça olmalıdır. Herkesin konuştuğu dilde namazda kıraat farzını yerine getirmesi bütünlüğü bozacağı, kargaşaya sebep olacağı için mahzurludur. Fakat namazın ihmal ve tehir edilmemesi, dikkate alınarak Kur’an öğrenene kadar kısa bir süre kendi başına mealle kılınabilir.

29- Dua ise kulun Rabbına sığınması olduğundan herkes istediği dilde dua edebilir.

Ezan asli dili ile okunur:

30- Ezan, İslam’ın bir simgesidir. Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman varlığının ve kimliğinin bir göstergesidir. Ezanın gayesi namaz vaktini bildirmek olduğundan bütün dünyada Arapça aslî lafzı ile okunmalıdır.

Namaz beş vakittir:

31- Namazın günde 5 vakit oluşu Kur’an, sünnet ve Müslümanların ittifakı ile sabittir. Bununla birlikte Hz. Peygamber (s.a.v.) sefer halinde bazen öğle ile ikindiyi (taktim), akşam ile yatsıyı (tehir) cem ederek kıldığı da görülmüştür. Mazerete dayanmak ve alışkanlık haline getirmemek şartı ile bu kolaylıktan istifade edilebilir.

Kurban:

32- Meşruiyetini İslam’dan alan (Kur’an-Sünnet) Kurban ibadeti İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre vacip, diğer bilginlerin çoğuna göre sünnettir. Ancak farz olmayışı onu ibadet olmaktan çıkarmayacağı gibi, uygulama şeklinin değiştirilmesini de gerektirmez. Kurban kesmek yerine bedelini tasadduk etmek kurban yerine geçmez.

33- Kurban İslam’ın öngördüğü temel şartlara uyularak, çevre temizliğine dikkat edilerek kesilmelidir. Canlı olarak kesmek şartı ile ihtiyaç halinde kurbanlık hayvanın uygun tekniklerle bayıltılmasında bir sakınca yoktur.

Fitre ve zekat:

34- Fıtır sadakasının belirlenmesinde bir kişinin ortalama bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktar ölçü alınmalıdır.

35- Zekat nisabının belirlenmesinde Hz. Peygamber (s.a.v.)’in belirlediği miktarlar aynen korunması veya asgari geçim indeksi dikkate alınması gibi görüşler bulunmaktadır. Konunun daha sonraki istişare toplantısında etraflıca müzakere edilmesi benimsenmiştir.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.