E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

BAKİ ÖNCEL

GENÇLİK;


BOZULAN DENGELER, İHMAL EDİLEN GENÇLİK

Tüm canlılar sürekli bir gelişim içindedirler. Bu gelişim saliselerin, saniyelerin akmasıyla olması gereken konuma gizli bir güç tarafından getirilen ve yaratılışının amacı doğrultusunda kendine verilen ömrün yaşanma süresini doldurması istenir.

Nebatat, hayvanat ve cemadat gibi varlıklar, bunu olması gereken ortamla ve zamanla işlevini tamamlar.

Canlılar içinde öyle iki varlık vardır ki, hayatları hep imtihan süreciyle doludur. Yüce yaratıcı o iki varlığı kendisine ibadet etsinler diye yarattığını açıklamakta ve onlardan kulluk vazifelerini yapmalarını istemektedir. Malumdur ki, bunun için yüce Yaratıcı ibadet etmesini istediği varlığın, nasıl bir ibadetini kabul edeceğini de açıklamış ve nesilden nesile bunun aktarılması için de süreklilik mefhumu gereği bozulan toplumların tevhide dönüşü için kendi katından vahiyle desteklediği Rasuller görevlendirmiştir.

Onlar ki, bozulmuş topluma yön vermek için fedakârlığın her türlüsünü tatmışlardır.

Toplumların oluşumunda genç neslin önemi büyüktür. İnançlı bir ferdin, toplumundan soyut bir şekilde yaşamasını düşünmek yersiz ve yanlıştır.

Medeniyetler ve kültürler sürekli olarak imtihan süreci yaşayan insanı etkiler ve bazen olumsuzluklar yaşamasına sebep olur. Bugün genç nesil kendi benliğini öğrenemeden farklı ve zıt medeniyetlerin terbiyesine tabi tutularak kazanması gereken imtihanı baştan kaybetmeye hazır duruma getirilmektedir.

Gençlik bozuk ve çirkin kaynakların, birbirine tamamen ters kültürlerin, hatta düşman medeniyetlerin korkunç tuzaklarıyla çepeçevre kuşatılmıştır. Bu kuşatmanın elbetteki bir gaye ve hedefi vardır. Gelecek yüzyıl nesline, yaşadığımız coğrafyanın gençliğine miras olarak ne sağlam bir inanç, itikat, ne de yarınlarda yaşayacakları güllük gülistanlık bir vatan bırakabileceğiz.

Genç nesle ciddi bir tarih kültürü, sağlam  bir tarih felsefesi, ya da gönüllerinden söküp atılamayacak derecede tarih şuuruyla yetiştirdiğimizi söyleyebilmemiz mümkün mü?

Veya fikrî planda genç delikanlının azmasına sebep olan süslü batıl fikirlerin yerine sağlam itikat verebildik mi?..

Yani yetiştirdiğimiz nesillerin beğenmediğimiz çeşitli hareketlerini, bilhassa kültüründen, inancından kopanların durumunu, şuursuz ve köksüzlüğe bağlamak gerekiyor herhalde?

Hayatın gayesini aktaramadığımız gençlikten ölümsüzlük diyarındaki ebedi saadet için çalışmasını bekleyemeyiz. Genç neslin sağlam itikad ve iman üzerine yetişebilmesi için fertler arasında dayanışma, fert ve aile arasındaki dayanışma, aile ve diğer aileler arasındaki dayanışma şarttır.

Bugün gençliğin nereye gittiği konusunda tedirgin olanlar hatanın kendimizde olduğunu görecektir.

Sözlerimizde birliğin olmayışı,

Hareketlerimizde ferdiyetçilik,

Hakkın tavsiyesi konusunda nemelazımcılık,

Sabrediyorum zannederek zillete razı olmak,

Nemelazımcı tavırlarımız...

Yerinde saymayı bile başaramayıp hareketsiz kitleler olmamız...

Nesillerin elimizden çıkmasına sebep değil mi?..

Rabbimizin yeryüzündeki en güzel varlığı insandır. İnsan her haliyle mükemmel bir varlık olarak yaratılmıştır. İnsanın bu mükemmeliyeti Rabbin bir ihsanıdır. Zaten Kur’an’da Tin suresi 4. ayette: “Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık...” buyrulmakta. Ademoğlu saygıdeğer bir varlıktır. Akıl, irade, düşünce gücüne sahiptir. Ruh yönümüz ise zayıftır. Ruhsal yönden zayıflığımızdandır ki, doğru inanç, doğru düşünce küçük yaşlardan itibaren gösterilmezse hatalara düşülmesi kaçınılmaz olur.

Ruhen zayıf olan insanın yanlışlara sapma endişesidir ki, onun eğitimi ve ona yol gösterilip yön verilmesi zaruridir. Hem zaruri, hem de sabırla, bilgili bir şekilde sürekli olarak yapılması gereken bir iş... Herşeyde ölçülü ve dengeli harcama yapmak, israftan kaçınmak gerekirken, insana hizmet için yapılan yatırımlar da israf olarak değerlendirilemez. Her toplum yarın için uyumlu, huzurlu insanların yetiştirilmesini ister. Bazı şeylerin sadece istek olarak kalması işin sonuçlanması anlamına gelmiyor. Plan, program ve sabırla sürekli bir çalışmanın içerisinde yoğrulmazsak bunalımlı bir toplum yarınlara bırakacağımız kötü bir miras olacaktır.

İnsan eğitimi konusundaki ihmalkârlık insanın hüsranına sebep oluyor. Bugünkü idealsiz, bezgin, yarınlarından ümitsiz kitleler, hüsrana uğrayan insanların yozlaşmış toplumlarını göstermiyor mu?..

İyiyi, doğruyu, gerçeği göremeyen yığınlarca gençlik var. İnsan iki temel unsurdan müteşekkil, (ruh ve beden) bu iki temel unsurda denge bozuluyor. Fertlerdeki bozulan denge topluma da yansıyor. Dedesi yaşındaki insanı hunharca döven bir gencin elini kolunu sallayarak yine o topluma karışıp kaybolması, bir günlük yavrunun çöp bidoduna canlı bir şekilde poşetle atılıp gidilmesi, insanların kesilip parçalanarak öldürülmesi, bir tek etmek için namus mefhumunun ortadan kalkması... Asgari ücret tesbit komisyonundakilerin astronomik maaşlar alırken ekmeğinden bile vergi alınan asgari ücretlilerin güya düşünülüyor gibi görünülmesi... Bunların hepsi ruh ve beden unsurundaki dengenin ne durumda olduğunu göstermiyor mu?

Gençlerin fikren yücelmesi, toplum olarak davranışlarımızın güzelleşmesi için ruh sağlığımıza önem vermeliyiz. Hem de acilen. İnsanı kaliteli ve soylu düşünceye yönlendiren, İDEALİST yapan manevi duygulardır. Bu yüce duyguların tohumları gençlikte ve çocuk yaşlarda atılır.

Geleceğe iyi insan, iyi toplum, iyi vatandaşlar bırakılmak isteniyorsa gençliğe yönelmek gerek...

Var mı gençlik programlarınız?..

Düşmanlarımızın programları var da... Hem de asırlarca uygulanmakta...

 

BİR KISSA BİR HİSSE

KRAL’IN YOLU

Bir kral, halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verir. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenler.

İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi. Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti.

Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu. Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler. Fakat yolu katedip tekrar kralın yanına döndüklerinde hepsi aynı şikayette bulundu:

Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.

Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzattı:

"Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan taş ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı." dedi. Kral gülümseyerek cevap verdi:

"O altınlar sana ait delikanlı."

"Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı."

"Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan geçen en güzel kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir!”

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.