E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

İDRİS ARPAT

DÜŞÜNCE;


HAYATIN MANASINA DAİR(*)

Çevremde çok şeyler gördüm ve bunların hiçliğini çok iyi anladım. Ünlü olmak, zengin olmak umurumda değil. Çünkü bunların beni tatmin etmeyeceğini biliyorum.

Ben şimdi o hâle geldim ki, bütün felsefe sorunlarını çekici bulmakla beraber, anlamsız zeka oyunları olarak görüyorum. Aynı görüşte, aynı kafada iki insan bu felsefe sorunları üzerinde taban tabana zıt fikirler söyleyebilir.

Her adımda karşımıza muammalar çıkıyor. Herşey belirsiz, karanlık ve tutarsız. İlimde, felsefede ve dinde derinlere varılmak istendi mi, boşluklarla karşılaşılıyor.

Hayatın gerçek değeri ve anlamı nedir? Bir dünyada yaşıyoruz ki, hemen tamamen meçhulümüz. Bize yabancı olan varlıklarla çevriliyoruz. Vücutlar birleşebilir ama, ruhların birleşmesi imkansız.

Çok okuyan ve çok öğrenen, kainatın tek ve aslî sebebine dönmelidir. Ancak budur ki, derhal insan ruhunu yüceltir ve ebedî gerçeklerin derinliğine inmeyi sağlar.

Hayatın tek mümkün izahı Allah’ın varlığını kabule dayanır. Tanrı ve ölümden sonra dirilme mutlaka lüzümludur. Bunlar olmadan hayat korkunç bir komedi olur. Ama biz Allah’ın varlığına inansak da, o yokmuş gibi davranarak mantıksızlığa düşüyoruz. Eğer Allah varsa, ona tapmak lazımdır. Bu tapma O’nun bize vahiy yoluyla öğrettiği şekilde olmalıdır.

Tanrı beni olduğum gibi kabul etseydi, tamamiyle O’nun hizmetine girerdim. Çünkü tam bir teslimiyete lâyık olan tek büyük üstad O’dur. Çünkü Tanrı güzelliği, gerçekliği ve ebediliği temsil eder.

Eleştiriye kulak asma. Eleştiri çok defa hiçbir iş becerememiş herkesin yenilgisine sevinen ve bunda tembelliğin mükafatını arayan insanlardan gelmiştir.

Mümkündür ki, hayat metafizik büyük bir güç ve bilinmeyen bir prensip tarafından planlanmış olsun.

Her ilmî keşif, daima derin bir düşünceye dalma eseridir.

Gerçek bilginler, daima, derûnî bir hayat sürerler. Pastör; dökkati dağılmasın diye hemen sürekli olarak laboratuvarında kalırdı.

Bu dünyada asîl, güzel ve büyük ne varsa kitleler tarafından değil, müstesna insanlar tarafından yaratılmıştır. Bu adamların sayısı her zaman az olmuştur. Bazen bilmediğimiz sebeplerle, bir devirde tekasüf peyda ederler. Perikles devrinde veya Rönesans İtalyasında niçin o kadar çok büyük adam doğmuştur?

Alimler, sanatkârlar, liderler, kahramanlar ve azizler müşterek bir karektere sahiptir: Büyük enerji, taşkın bir yaşama kudreti, kuvvetli bir teksif kabiliyeti.

Herşeyi birkaç adamın dimağ faaliyetine borçluyuz. Beşeriyetin talihi böyle adamlar yaratmaya bağlıdır.

... Motorize hayatın süratli, sinema, eğlence, gürültü, fazla rahatlık, gevşeme, gıdanın değişmesi bizde sathilik, sinirlilik zaafı ve bitkinlik meydana getirmiştir. Çocuk ölümleri azalmıştır. Büyük adamlar ve büyük liderler nadirleşmiştir. Bütün insanlıkta bâriz ahlâkî bir zaaf mevcuttur. İşin fenası büyük ırklarda, en necib insanlar çocuk yapmaktan vazgeçmektedir. Nasıl ki Roma’da barbarların istilasından önce asil insanlar tükenmiş idiyse, bugün de Avrupa’da öyle oluyor.

Modern insan tamamen bencildir ve sorumluluğunu idrak etmemektedir. Hristiyan ahlakını reddetmek, onu yakınlarına hizmet etmek vazifesinden uzaklaştırmıştır. O belki âlicenâp olabilir; malının fazlasını dağıtabilir. Fakat hiçbir zaman çekincemesiz olarak başkalarının hizmetine girmemektedir. Fedakârlık ve kurban mefhumu artık onun meçhulüdür. Sadece kendi nefsinin güvenini aramaktadır. Onun için barışseverdir.

Şimdi asıl iş medenî insanı hürriyete eriştirmek, ona ictimaî adalet, fikrî ve ahlâkî sıhhat, iktisadî güven sağlamaya çalışmalıyız. Ve herkese insanî kalitelerini tam olarak geliştirme imkanları sağlamalıyız.

Çalışanlar, sevenler, fedakârlar ve ilimde meçhulü, sanatta güzeli ve Allah’ın rüyetini arayanlar, bunlar hep aynı âleme mensuptur.

Hayatın manası duyguda değil, zekada aranmalıdır. Şairler hayata bilginlerden daha yakındır.

İsa ile Newton arasında büyük fark vardır. Çünkü sevginin keşfedilmiş olması cazibe kanunlarının keşfinden daha mühimdir.

Ahlâk kanunlarına zıt olan şeye günah diyoruz. Şu halde günah ferdin beden ve ruh selametini tahrip eder, onu ictimaî vazifelerini yapmaktan alıkoyar. Günah insanları birbirinden ayırır, fazilet birleştirir. Fazilet yapıcı, günah yıkıcıdır.

Bencillik, ferdi hemcinslerinden ayırır. Toplumu dağıtır. Müşterek çalışmayı zorlaştırır. Aileyi, zümreyi, köyü, şehri ve milleti yıkar.

İncil’in getirdiği ahlâk iyi anlaşılmamıştır. Katolik kilisesi rahipleri, onu açıkca bildirmeye bile cesaret edemiyorlar. Günahı izah edemiyorlar. Bilmiyorlar ki yakını sevmek, Allah’ı sevmek ferdin ve toplumun bekasının şartıdır. Yakın sevgisinin zaruretini telkin ederken de unutuyorlar ki, herkesin vazifesi sadece başkalarını sevmek değil, bundan önce kendisini sevilebilecek hale getirmektir. Sevmek hem hak, hem vazifedir. Sevmek vazifesi ve sevilmek hakkı.

Sevgi birleştirir, kin ayırır. Ayırıcı herşey günahtır. Günah, ferdin bedenî ve ruhî hayatına, toplumun ve ırkın hayatına zıt olan şeydir.

Cehâlet, atâlet, fedakârlıktan kaçınma, ifratlar, içki ve cinsiyet düşkünlüğü, ferdin beden ve ruhunu tahrip eder. Tembellik, cehâlet ve irade zaafı, yalancılık ve hırsızlık kadar ağır bir suçtur.

Günahkar olan ahengini za’fa uğratır.

Din hayat kaidelerini tatbik hususunda insanlara yardım edebilir. Çünkü rasyonel düşünceyi duygunun sıcaklığıyla destekler.

Kavgasız, iftirasız, kinsiz bir arada yaşamayı öğrenmek Pasifik’teki adaları veya Mısır sanatının tarihini veya cebri öğrenmekten daha güçtür. n

 

(*) Yukarıdaki tesbit ve açıklamalar Alexis Carrel’in “Not Defteri” isimli eserinden derlenmiş olup tarafımdan birşey ilave edilmemiştir. Ter. Ord. Prof. Sadi Irmak, Baha Matbaası, İstanbul, 1975.  


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.