E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

M. AKİF DENİZ

TEKNO BİLİM;


İlim kimin hakkı?

İnsanoğlu yaratıldığı günden bu güne kadar kendini, çevresini tanımaya ve kendisi ile çevresi arasında ilişki kurmaya çalışmıştır. Bu araştırma merakı bugün pozitif (müsbet) bilimler ve bunların uygulanması olan teknolojik gelişimlerin doğmasına vesile olmuştur. Ateşin kontrol edilerek insanın pratik  hayatına aktarılmasıyla başlayan süreç, bugün bilgisayar destekli uzay savunma teknolojisine kadar varmıştır.

20. yy.’da insanlık pozitif bilimler ve teknoloji alanında çok büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Bu yy.’daki atılımlar büyük oranda ‘Batı’ diye tanımlanan ülkeler tarafından gerçekleştirildi. Böylece doğu ve batı arasında -teknolojik gelişim açısından- büyük bir fark doğdu. Birtakım düşünürler bu farkın doğma sebebi olarak -kasıtlı bir biçimde- İslam’ı, yani hayat kitabımız Kur’an’ı, gerçek ve tek önderimiz Muhammed (a.s.)’i gösterdiler. Ne yazık ki, birçok Müslümanın da bu görüşe katılmasını sağladılar. Gerçek bu mudur? Hz. Kur’an, müsbet ilimlerden bahsetmeyen bir kitap mıdır? Allah Rasulü Hz. Muhammed  (a.s.), ilmi teşvik etmeyen bir Peygamber midir? Bu iki sorunun cevabı  bizzat Hz. Kur’an’da, Muhammed (a.s.)’in hadisi şeriflerinde vardır.

Bunlara bir kaç örnek:

Hz. Adem (a.s.) için Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de, Bakara 31. ayette, “Ve O, Adem’e herşeyin ismini öğretti...” buyurmaktadır. Muhammed Esed, Adem ile insan oğlunun neslinin kastedildiğini ifade ederken isim terimi ile de bir maddenin, bir eylemin veya bir niteliğin bilgisini temsil eden ayırt edici ifadelere (özelliklere) işaret edildiğini söyler. Bu özellik Hz. Kur’an’da insanoğlunun diğer canlılara karşı üstünlüğü olarak anlatılmaktadır.

Allah’ın vahyini iki kısıma ayırmak mümkündür: Birincisi; sosyal hayatı tanzim eden kısım. Yani Peygamberlerin tebliğ ettikleri kısım. İnsanın; kendisi, Yaratan’ı, ailesi, toplumu ve toplumlararası ilişkileri belirleyen esasları içine alan vahiydir. Diğeri ise, tabiatın özüne yerleştirdiği ve bütün insanların araştırıp ortaya çıkarmaya açık bıraktığı vahiydir. Düşünen, sezgileri kuvvetli, araştırmacı beyinlerin ortaya çıkardığı ve formule ettiği sonuçlar bütünü, Allah’ın kevnî ayetler bütünüdür.

Hz. Kur’an işaret olarak teknolojiyi de ifade eder.

Bir cismin suda yüzebileceğini ifade etmek bir bilgidir. Ancak bu bilgiden hareketle suda yüzen sistemler geliştirmek teknolojidir.

Hz. Nuh (a.s.)’a Allah Teala, Hud suresi 37. ayette, “Bizim gözlerimizin önünde vahyimiz uyarınca gemiyi yap...” buyurmuştur ve Hz. Nuh, o gemi ile aylarca dev gibi dalgalar arasında emniyetle yol almıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır, yapılan bu geminin buhar gücüyle çalışan bir gemi olabileceğini söyler. Halbuki insanoğlu böyle bir gemiyi ancak yy.’lar sonra imal edebilmiştir.

Hz. Kur’an’a iyi bakılabilirse, hep insanlardan önde olduğu görülecektir. İlmin bugün ulaşamadığı bir teknolojiyi açık bir şekilde ortaya koyabilmektedir: Madde iletimi.

Hz. Kur’an’ın Neml suresi 40. ayetinde Allah Teala; Hz. Süleyman’ın (a.s.) meclisinde bulunan ilim sahibi olan birinin Belkıs’ın tahtını anlık bir zaman diliminde Süleyman’ın yanına getirdiğini ifade eder. “Kitaptan ilmi olan kimse ise “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm.” dedi. (Süleyman) Onu (Melike’nin tahtını) yanıbaşında yerleşivermiş görünce...”

Peygamberlerin gösterdikleri mucizelere şöyle bakılabilir diye düşünüyorum: Peygamberlerin yaşadığı dönemlerde gösterilen mucize, o dönemde hiçbir insanın ya da bir araya gelmiş insanlar topluluğunun gerçekleştiremeyeceği harikulade hadiselerdir.

Ancak bu hadiseleri gerçekleştirmeye çalışmak insanlık için bir hedef olmalıdır. Çünkü bunların hepsi insanlar için, insanlığın faydasına olan hadiselerdir.

Bunun bir örneği Hz. İsa (a.s.)’ın anadan doğma âmâyı iyi etmesidir. Hz. Kur’an Maide suresi 110. ayetinde, “Sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinin benzerini yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyilişteriyordun. Ölüleri benim iznimle çıkarıyordun.” buyurmaktadır.

Dün İsa’nın (a.s.) çamurdan kuş yaparak Allah’ın izni ile uçurması ile, bugün, mekanik ve elektronik olarak düzenleren robotlar arasında çok da bir fark görmüyorum.

Bugün güçlü devletler “atarak” kazanıyorlar.

Karadan karaya, karadan havaya, karadan denize, havadan karaya, havadan havaya, havadan denize ya da denizden karaya, denizden havaya, denizden denize atılabibilen güdümlü füzeler ülkelerin güçlülük durumlarını belirleyen en önemli unsurlar arasında yer almaktadır.

Kur’an-ı Kerim, havadan karaya atılarak, çok güçlü gözüken bir ordunun nasıl perişan edildiğini anlatır.

Ebrehe, filleri desteğindeki ordusu ile Allah’ın evi Kabe’yi yıkmaya geldiğinde hiç hayal etmediği ve hiçbir insanın da hayal edemeyeceği bir hava baskınına uğrar, perişan olur.

Fil suresi 3-4-5. ayetler: “Onların üstüne ebabil kuşları göndermedim mi? Ki o kuşlar onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış, taşlar atarlardı. İşte bu atışlar onları yenik ekin yaprağı gibi paramparça ediverdi.”

Ve alemlere rahmet Peygamber’e Allah’ın lütfu: Sistemler arası gezinti. Miraç.

İsra suresi 1. ayet: “Bir gece kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescidi Haram’dan Mescidi Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, işitendir, görendir.”

Daha böylece onlarca olay Hz. Kur’an içeriğinde anlatılmaktadır.

Hz. Kur’an bununla kalmaz, ilmi teşvik eder. İlmin, öğrenmenin, öğretmenin üstünlüğünü açıkca beyan eder. Kalem suresi 3-4-5. ayetlerinde, “Oku ve öğren. İnsana bilmediklerini öğreten ve kalemle yazdıran Rabbin ekremdir.” buyurur.

Zümer suresi 9. ayet: “... De ki hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.”

Önderimizin dilinden ilmin ve alimin değerini ifade eden bir kaç hadis:

“Kim mescide bir şeyi öğrenmeye veya öğretmeye giderse, onun haccı kabul edilmiş bir hacının aldığı sevap kadar sevabı olur.” (Büyük Hadis Külliyatı, Rudani, c. 1, s. 54, H. No: 205)

“Her kim ilim talep etmek için yola girerse, cennet yollarından birine girmiş olur. Melekler kanatlarını ilim talibine ondan hoşlandıkları için indirip gererler. İlim talep edene göktekiler, yerdekiler ve su içindeki balıklar bile günahının affı için Allah’tan mağfiret dilerler...” (Rudani, c. 1, s. 53, H. No: 197)

Sahi, ilim kimin hakkı?

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.