E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ENVER HALİS

KAPAK;


549 yıl sonra Fetih şuuru

Bilindiği gibi İstanbul’un fethi, Türk-İslam tarihi açısından olduğu kadar, dünya tarihi açısından da pek önemli bir hadisedir. Malazgirt Zaferi (1071) ile başlayan Anadolu’nun fethi, İstanbul’un alınmasıyla hem tamamlanmış, hem de Fatih, Osmanlı Devleti’nin Anadolu siyasî birliğinin temin edilmesinde çok etkili olmuştur. Bu iki büyük fetih, sadece Türkler için değil, medeniyet ve insanlık tarihleri bakımından da müstesna devirlerin birer başlangıcı mahiyetinde olup iftihar edilecek olaylardır.

İstanbul’un fethi, Türkler’in Anadolu’yu yurt edinmeye başlamalarıyla gündeme gelen siyasî ve sosyo-kültürel bir olgudur. Selçuklu sultanları başta olmak üzere Anadolu’da siyasî ve askerî kimliği bulunan pek çok kimse (meselâ Çaka Bey, Danişmend Gazi gibi) İstanbul’u elde etmek için çeşitli mücadeleler yapmışlardır. Öte taraftan Osman, Orhan ve Murat Hüdavendigâr Gazilerin bütün siyasî ve askerî faaliyetleri İstanbul’un fethi için hazırlık mahiyetindedir. Nitekim Osman Gazi, Bursa istikametinden Marmara’ya, Kocaeli istikametinden de Karadeniz’e ulaşarak şehrin Anadolu ile bağlantısını tamamen kesmiştir. Orhan Gazi ise Trakya’da aynı faaliyeti yürütmüştür. Bu coğrafî ve siyasî kuşatmadan sonra, İstanbul diğer Osmanlı padişahları tarafından fiilen kuşatma altına alınabilmiştir. Demek ki, İstanbul’un fethine 450 yıllık bir şuurlu çalışma sonucunda ulaşılmıştır. Peki, bu gayretin altında yatan sebepler nelerdir?

İstanbul’un coğrafî ve stratejik konumu bir yana bırakılırsa, İslamiyeti kabul eden atalarımız, Kur’an’da ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde işaret edilen ve ayrıca Hz. Eyyûb el-Ensarî gibi sahabenin medfun bulunmasından hareketle, Emevi ve Abbasiler tarafından yapılan İstanbul akınlarını dinî ve millî bir ülkü haline getirdiler. İnanışa göre İstanbul ve Ayasofya kutsal şehir ve mekan olarak halk şuurunda yer etmiştir. Ayasofya’da kılınan namazın sevabının daha çok olacağı kabul edilmektedir. Halbuki, İstanbul Hristiyanlar için kutsal değildir. Çünkü, Hz. İsa’nın havarilerinden hiçbirisi İstanbul’a gelmemiş ve şehri takdis etmemiştir. Müslümanların bu şehre değer atfetmeleri ve “Kızıl Elma” olarak sembolleştirmeleri yerli halkın inancıyla da yakından ilgilidir.

Anadolu’da ve İstanbul’da yaşayan Rumlar’ın inancına göre şehir, Ayasofya’yı inşa ettiren İmparator Jüstinyanus tarafından manevî olarak korunuyordu. Bir deprem sonucu Ayasofya Kilisesi’nin kubbesinin çökmesi ve koruyucu heykelin yıkılması halk arasında Bizans ülkelerinin elden çıkacağına işaret sayılmıştı. Bu kanaat, Türkler’in Anadolu’ya girmesiyle daha da güçlendi. Bu manevî çöküş, Bizans yönetiminin bozukluklarıyla birleşince yıkılış kaçınılmaz hale geliyordu.

Ancak, bütün bu hususlara rağmen İstanbul’un fethi çok zor bir işti. İşte genç Padişah Fatih Sultan Mehmet burada devreye girer. Hakikaten bu büyük insan, ilim, iman ve irfanı irade ile yoğurup birleştirmek suretiyle büyük emeli gerçekleştirmiştir.

Fetih, sadece bir ülkü, bir tutku değildir. Gerçekten yükselen bir insanlık idealidir. Şehre giren genç padişah, bilindiği gibi Bizans halkına çok merhametli davranmış ve onlara temel hak ve hürriyetler konusunda serbestlik tanımıştır. Günlerce süren hengâmeden sonra, istenilseydi, katliam yapılabilirdi ve bunu da kimse engelleyemezdi. Günümüzde bile yapılan katliamlar o zamanlar pek yaygındı. Fakat Müslüman Türk’ün bakışı bu değildir. “Aman dileyene kılıç kalkmaz.” sözü basit bir ifade değil, insanlık idealini ve felsefesini anlatan vecizedir. İşte bu sebepten dolayıdır fetih ile yapılan sadece bir şehir veya kaleye hakim olmak değil, insanlığa hizmettir. İslam-Türk tarihinde bunun sayısız örnekleri vardır. İnsanlık tarihi büyük cihangirlerin zaferleriyle doludur. Ancak yüksek insani uygulamaları (hoşgörü, adalet, güvenlik, zulmü ortadan kaldırma gibi) yapanların sayısı pek azdır.

Böylece fethin İslam literatüründeki asıl manasına gelmiş bulunuyoruz. Yani fetih insana hak, hukuk, barış ve adalet getirmelidir. Yoksa kuru nefsin tatmin edilmesi olur...

İstanbul’un fethinin bir boyutu da şehirleşmeyle ilgilidir. Harabe halinde devranılan şehir kısa sürede imar edilir ve Yahya Kemal’in deyişiyle “Türk İstanbul” veya “Aziz İstanbul” olur. Eyüp şehri (üstelik Ruhanî şehir) kurulur. Boğaziçi keşfedilir. Çünkü, bin yılı aşkın bir zamandır İstanbul’u kurup oturan Bizanslılar bu coğrafyanın güzelliklerini görememişlerdir. Sur içi İstanbul’da bile saraylarını denizden uzak bir yerde inşa etmişlerdir. Kadıköy’üne “Körler ülkesi” adını vermişlerdir, ancak kendilerinin de kör oldukları anlaşılıyor.

Oysa Türkler İstanbul’u fethedince şehir planlamasını da gayet güzel yapmışlardır. Anadolu’dan getirilen halk ile canlandırılan şehir, kısa sürede bir ilim, kültür, ticaret, sanat ve medeniyet merkezi haline getirildi. Adı “Dersaadet”, yani “mutluluk merkezi” oldu.

Şimdi de Osmanlı medeniyetini Bizans’a bağlamaya çalışanlara bir iki hatırlatma yapalım. Gerçi bu konu ayrıca ele alınmalıdır, ancak yeri gelmişken şunları da ilave edelim ki, başta mimarî olmak üzere, geliştirilen Osmanlı modeli, Bizans kopyası veya etkisi değildir. Osmanlı sistemi Orta Asya ve İslam temelli olup, coğrafyanın getirdiği yeni unsunların da bünyesinde eritilerek meydana getirilen yeni bir sentezdir. Meselâ Osmanlı mimarisinin modeli Ayasofya değildir. Çünkü mimaride mesele sadece kubbe değildir. Osmanlı mimarisi, İslam, Selçuklu ve Bizans mimarisinden pek çok yönden ayrılır. Bu mimarî Bursa’da doğmuştur. Bizans coğrafyasında Ayasofya tek başına kalır. Osmanlı mimari eserleri ise hayatın ve şehrin veya coğrafyanın her yerine dağılmış durumdadır. Dış benzerliklerden yola çıkarak yorumlar yapmak son derece yanlış olup bu konuda ileri sürülen iddialar bilimsel olmaktan çok ötedir. Ancak meseleye millî şuur açısından yaklaşılınca üzüntü vericidir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, İstanbul’un fethi yeni bir başlangıçtır. Fetih yüksek bir teknoloji ile gerçekleştirilmiştir. Fetih derin bir imanın, yetişmiş yetenekli bir kadronun eseridir. Bundan sonra Osmanlı Devleti coğrafyasını birleştirebildiği gibi iç gailelerin nifak merkezi çökertilmek suretiyle güvenlik hasıl olmuştur. Ayrıca Türk denizciliğinin gelişmesi de bu olayla yakından ilgilidir. Fetih, başta padişahı, vezirleri, mühendisleri, hocaları, askeri ve halkıyla birleşilerek zafere ulaşılan çelik bir iradenin ürünüdür.

Fetih şuuruna gerçekten sahip miyiz? Gecekonduya dönüştürdüğümüz semtlere, yol açmak, yeni binalar eklemek için yok ettiğimiz irili ufaklı eserlere ne diyeceğiz. Fatih’in şehre girdiği Topkapısı, yıllarca nasıl mezbelelik ve işporta sahası halinde bırakılabilir? Gaflet ve ihmal dolayısıyla yok olmaya terkettiğimiz ata yadigârı eserlerimiz hangileridir. Fethin 550. yıldönümü için hangi ciddi çalışmalar yapılıyor. Günü kurtarma politikalarından vazgeçip şuurumuzu kurtarmaya ne zaman ve nasıl döneceğiz?

Gelişmiş milletler önemli tarihi günlerini ve devirlerini ciddi ve ilmî çalışmalarla karşılarlarken, medeniyet eserlerini küçük büyük demeden yerinde veya müzede koruma altına alırlarken, biz maalesef hâlâ küçük toplantılarla işi geçiştiriveriyoruz. Anadolu kökenli pek çok tarihi eserin Avrupa veya Amerika müzelerini doldurması boşuna değildir.

Önemli ve büyük olayları çok yönlü çalışmalar yaparak millet hafızasına nakşetmek çok önemli bir görevdir. Bu görev, millet olmanın ve medeniyet iddiasında bulunmanın da önemli bir şartıdır.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.