E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET HUNLUOĞLU (ahunluoğlu@ilkadimdergisi.com)

YAYIN EKSENİ;


Bilginin İslamileştirilmesi

Bu ifade Türkçeye terceme edilen bir kitabın ismi. Maksadım bu kitaba tanıtmaktan ziyade bu kavramı irdelemek. Bilindiği gibi insan zekası farklı farklıdır. Dolayısıyla insanlar da anlayışlarına göre değişmektedir. Bundan dolayıdır ki, Allah daima bilenden daha iyi bilen birinin olduğunu ifade etmekte, bununla da kalmayıp O’na yöneltmektedir. (16/43) İnsan kendini müstağni görmemeli. Çünkü bildiğimiz gibi nefs daima kötülüğü telkin etmekte. (12/53) Her toplumda büyük kütleye rağmen, farklı olan ve farklı düşünen marjinal (radikal/uç) gruplar hep olagelmiştir. Bunlar yer yer müsbet işler yapsalar da, ekseriye hata yapmaktadırlar. Fikri sabiteleri pek olmamakta. Değişik zamanlarda değişik işler ve fikirler içine girebilmektedirler. İstikrarlı ve sağlıklı fikrî gelişmeden ziyade, değişik gözükme adına aykırı fikir beyan etmeyi meziyet telakki etmektedirler.

Bu tarzda olanlar için bir tesbitte daha bulunmak istiyorum. (İnşallah haksızlık yapmıyorumdur.) Bunlar daha ziyade İslam’ı söylem bazında (ideoloji) ele alıp yaşam alanında fazla değerlendirmemeleri gibi.

İslam genel söylemine aykırı bir söz sarfeden, gördüklerinde hemen onu benimsemeleri gibi. Meselâ: Kadınların özel hallerinde ibadet edip, Kur’an okuyabileceklerini söyleyen Yaşar Nuri Öztürk’ün fikrini benimsedikleri gibi.

İslam’ın insana verdiği ruhsatı, haksızlık telakki etmeleri tuhaf, yani bayanların özel durumlarında Kur’an okumamaları, namaz kılmamaları, oruç tutmamaları, Kabe’yi tavaf etmemeleri gibi. Bu konuyu ben de merak ettim. Böyle düşünen kimlerdir diye; ulaştığım nokta ilginç.

İslam tarihinde Hz. Ali (k.v.)’yi küfürle itham eden Haricilerden Ezarika kolunun böyle bir görüşlerinin olduğu söylenmekte.(2) Bunun dışında Müslümanların itibar ettiği bir kişi ve kaynakta böyle bir görüşe rastlayamadık.

“Ümmetim yanlış üzere birleşmez” diyen Peygamberimiz İslam’ın nasıl yaşanacağını bize talim etmiştir. “Peygamberi postacı” olarak gören zihniyeti, “Hadisleri boş ver Kur’an yeter diyen” anlayışı küllüyen reddediyoruz.

Elde edilen bilgiler, Kur’an, Sünnet süzgecinden geçrilip terbiye edilmedikçe, o bilgi İslamileştirilmemiş bilgidir, faydadan ziyade zarar meydana getirir.

“Sana Kitabı indiren O’dur. O’nun bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise, O’na inandık; hepsi Rabbimizdendir, derler. (Bu inceliği) ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar.” (3/7)

1) Bilginin İslamileştirilmesi, Prof. Dr. İsmail R. Farukî, Risale

2) Güncel Dinî Konular, Halk Kitapları, Diyanet İşleri Başkanlığı Yay.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.