E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

M. FEHMİ REYHAN(mfreyhan@ilkadimdergisi.com)

KAPAK;


BİZİM FİLİSTİN

“Filistin, bir devlet değildir. O, İslam coğrafyasında bir toprak parçasıdır. Çağdaş emperyalizmin yayın organlarının İsrail diye tanıttığı yer de Filistin’dir. Oysa, o bölgede “İsrail” diye bir toprak parçası yoktur. İsrail, haçlı ruhunun yüzyılımızdaki temsilcilerinin kurduğu bir işgalci devletin adıdır.” (A. Varol)

Filistin de, özerk yönetimin kontrolüne verilen topraklardan ibaret değil, işgal edilen yerler de İsrail’dir.

Yüzölçümü 28.220 km2, nüfusu 8 milyon beş yüz bindir. Toprağın 8.000 km2 sinin dışındaki bölgeler İsrailce işgal edilmiştir. Filistinliler’in % 5’i Hıristiyan, geri kalanı Müslüman’dır. Filistinliler’in tamamına yakını Arap’tır. Çok az sayıda Çerkez vardır. Müslümanların çoğu Sunnî ve Şafiî’dir.

Filistin, Peygamberler diyarıdır. Bu diyarın büyük bir kısmı 633 yılında, tamamı 638’de Müslümanların hakimiyetine geçti. 1099’da Haçlılar büyük bir katliamdan sonra Kudüs’ü ele geçirdiler. Bu hakimiyet 88 yıl sürdü. S. Eyyubi tekrar ele geçirdi. Mısır hükümdarı İsa El-Kamil 1243’te Kudüs’ü kendisine ve kardeşine yardımcı olan Bizans hükümdarına hediye etti. Ancak birkaç yıl sonra Necmeddin Eyyubî komutasında Müslümanlar Kudüs’ü geri aldı. Şu halde 633’ten 1918’e kadar Filistin (88 yıl hariç) 1285 senedir Müslümanlar’ın hakimiyetinde olan bir diyardır.

1918’de Ürdün Kralı Şerif Hüseyin’in yardımıyla Osmanlılar’dan İngilizler aldı. Aynı tarihlerde İngiliz Dışişleri Bakanı Altur Belfur, burada bir İsrail Devleti’nin kurulacağını deklare etti. Bununla beraber Yahudi göçü hızlandı. İngilizler, Müslümanlar’ı öldürerek veya kaçırarak, Yahudiler’in mülk edinmelerini, yerleşmelerini sağlıyordu.

İngilizler’in ve Yahudi kuruluşlarının tüm teşvikine rağmen Yahudi göçü istenen düzeyde olmayınca, (1918-33 arasında 100.000 Yahudi göç etti) Avrupa’da Nazi fırtınası estirildi. Soykırım (solokost) hikayeleri sonucu göç hızlandı. 1945’te Yahudi sayısı 800.000’i buldu. Amacına ulaşan İngiltere, 1947’de Filistin’den çekildi ve işi Yahudilere bıraktı. Yahudiler, iç savaş başlattılar. Bunun üzerine BM, toprakları Araplar’la Yahudiler arasında paylaştırdı. 181 sayılı karar, Filistin topraklarının % 55’ini Yahudiler’e (verimli kısımları), % 45’ini Araplar’a (verimsiz, çöl) veriyordu.

Tedhiş ve yıldırma hareketleriyle topraklarını üçte bir daha işgal ederek genişleten Yahudiler’in kurduğu devlet, 1948’de BM’ce kabul edildi. Bu kararla 960 bin Filistinli mülteci (evsiz, barksız) durumuna düştü. 1948, 1956, 1967, 1968, 1973, 1982 savaşlarını başlatan İsrail işgalle topraklarını hep genişletti.

 

Arafat kim, ne?

1948’den, hatta 1918’den beri Filistinliler, Filistin toprağı ve inançları, özgürlükleri, bağımsızlıkları için mücadele etmekte, savaşmaktadırlar. Bu mücadele, çeşitli şekillerde, örgütlü, örgütsüz devam ederken, Mısır’da okuyan Yaser (Yasir) Arafat ortaya çıktı.

1952’de Filistinli Öğrenciler Federasyonu Başkanı oldu. Müslüman Kardeşlerle ilişki içindeydi. 1956’ya kadar başkanlıkta kaldı. Abdunnasır, Müslüman Kardeşleri zindana doldururken o da kaçtı. Kuveyt’e yerleşti. O sıralarda El-Fetih (Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi) Örgütünü kurdu. Arap Birliği’nin desteğiyle Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) 1964’te kuruldu. Başkanı Ahmet el-Şukayrî’dir.

Anlaşılamayan bir sebeple, kaçtığı ve düşmanı Abdünnasır’ın desteği ile FKÖ’nün başına geçti (1968). El-Fetih’in, FKÖ’nün lider kadrosuna karşı büyük çaplı suikastler gerçekleştiren İsrail (Nablus ve Ramallah baskınları) her ne hikmetse Arafat’ı hep kaçırdı. Zaten, Arafat’ın FKÖ’nün başına geçmesinden bu tarafa, örgütün lider kadrosunda yer alan bir çok kişiyi (Vail Zuaiyif, Ebu Yusuf Neccar, Sa’d Sayil, Hamdi et-Temimi, Mervan el-Kıyali, Muhammed el-Cis, Halil el-Vesir, Ebu Iyad, Ebü’l Hevl, Fahr el-Umeri) MOSSAD, çeşitli yollarla öldürmesine rağmen, Arafat’a hiçbir şey olmamıştır. Bu çok manidardır.

Ancak, 1987 İntifada (bu hareketle Arafat’ın ilgisi yoktur, ama sahiplenmiştir) başladıktan sonra yapılan Madrid görüşmeleri, Oslo ilkeleri ve 1994 Kahire Antlaşmasını yaparak, intifadanın kuyusunu kazdı. Kahire antlaşmasıyla kurulan özerk yönetim dolayısıyla Arafat, İntifada hareketini Filistin polisi eliyle yok etme yoluna girdi.

Bu tarihten sonra, İsrail Başbakanı Rabin, Arafat’ı övmeye başlar. Çünkü İsrail askerinin yapamadığını, Arafat eliyle, Filistin polisi yapmaktadır. Yani, Filistin direnişine karşı bir polis gücüdür, özerk devlet. Anlaşmayı yaptığı için, dünyadan gelen yardım paralarını tek başına elinde tutan ve onu etrafı için “arpa” olarak kullanan Arafat, bu şekilde yerini sağlamlaştırmış, ama halkına vaat ettiklerini unutuvermiştir.

Son zamanlarda Batı’nın ve ABD’nin Arafatsız olmaz demesi İsrail’in her türlü işgal, baskı, suikastlarına rağmen Arafat’a dokunmaması (karargahının etrafını yerle bir etmesine rağmen) Arafat’ın hangi görevle orada tutulduğu ve hiçbir suikaste maruz kalmamasının sebebi ortaya çıkmış, anlaşılmıştır.

 

Hamas niçin kuruldu?

Arafat’ın mahud durumu, FKÖ’nün acizliği ve tavizleri, işgal altındaki Filistinliler’i yeni arayışlara itti. Topraklarını tekrar alma arzusunun temel dinamiği İslam inancı (Cihad) ruhunun FKÖ’de zayıflaması Şeyh Ahmet Yasin’in cemaati ve diğer oluşumların yeni bir mücadele anlayışıyla ortaya çıkması, cihad anlayışının hakimiyeti ile 1987’de HAMAS kuruldu. Özellikle üniversitelerde oluşan İslami hareket, HAMAS’la kendini buldu. HAMAS, yeni mücadele dönemini başlattı: İNTİFADA. Bunun yanında, sosyal ve kültürel çalışmalara ve eğitime de ağırlık veren örgüt, geniş bir taban da bulur. Artık İsrail ve çağdaş emperyalizmin hedefi FKÖ değil, HAMAS’tır. Tek amaç olarak Filistin’deki işgali sona erdirmeyi hedef alan ve mücadele alanı olarak Filistin’i seçen HAMAS’ın terör örgütü kabul edilmesi de manidardır.

HAMAS, FKÖ’nün taviz vererek uzlaşmacı tutumuna karşı, halkını karşı tavır sergilemeye çağırdı.

1986’da Fethi Şikaki öncülüğünde “Filistin’in Kurtuluşu İçin İslami Cephe” kurulmuştur. El-Fetih’ten ayrılan bazı gruplar ve Müslüman Kardeşler’den Abdulaziz Udeh de İslami Cihad Örgütüne katılırlar. Fikir babaları, Hasan el-Benna, Seyyid Kutup ve İzzettin Kassam denilebilir.

İslami Cihad, Filistin’in bir bütün olduğu, hiçbir parçasından taviz verilemeyeceği ve İsrail’in gayri meşru olduğu tezini benimsemiştir. Bu amaçla, İsrail askerlerine karşı öldürme eylemlerini gerçekleştirmiştir.

İslami Cihad, İNTİFADA’ya katıldı. Eylemin genişlemesi için gayret sarfetti. Bu örgütle HAMAS arasındaki ayrılığın sebebi, nelere öncelik verileceği noktasındadır. İnanç ve ideoloji ayrılığı yoktur. Bu sebeple, İsrail, tıpkı HAMAS gibi İslami Cihadı da terör örgütü olarak kabul etmiş ve lider kadrosuna karşı öldürme eylemlerine başlamıştır. İlk lideri Fethi Şikaki’nin öldürülmesi de bunun kanıtıdır.

İslami Cihad, FKÖ’nün tekrar İslami çizgiye getirilmesi için gayret sarfedilmesini hedeflemiş ve bu sebepten FKÖ ve Arafat’a karşı doğrudan tavır almamıştır. Ancak, görüşme ve anlaşmalardaki tavizlere karşı tavır almıştır.

 

Sonuç

FKÖ ve Arafat’ın Batı ve İsrail güdümü ve kontrolünde bir özerklik anlayışını benimsemesi sebebiyle Filistin halkı farklı arayışlara gitmiştir. Kanla, zulümle, işkenceyle, yıldırmayla kurulmuş bir devletin ve onu kasap lakaplı yöneticilerinin barış içinde olamayacağı son zamanlarda görülmüştür. Arafat’ın halkı nezdinde Filistin mücadelesini başlatan birisi olarak bir karizması vardır. Ancak, işgalci, İsrail Arafat eliyle, Filistin mücadelesindeki temel dinamiği İslam’ı ve Müslümanlar’ı yok etmeyi hedeflemiştir. Özerk yönetimin kuruluşundan sonra İslami Cihad’a, İslami Hareket’e ve özellikle HAMAS’a karşı, Filistin Polisi’nin tutuklama, hatta öldürme eylemleri bunu doğrulamaktadır. Arafat, özerk yönetimde bile totaliter bir anlayışı benimsemiş, diğer görüşlere, muhalefete savaş açmıştır.

Şu anda Filistin’deki savaşı yürüten FKÖ ve Arafat değildir. İntifada hareketini başlatan örgütlerdir. İsrail’in hedefi de bunlardır. Filistinli, İsrail’e karşı mücadeleyi, 24 saatinin temel amacı olarak benimsemiş, ne ölümden, ne zulümden, ne helikopterlerden, ne de tanklardan korkmaktadır. Çünkü ona şehitlik ruhu aşılanmıştır.

Filistin halkı, Tunus’un, Cezayir’in kukla liderlerine ve yönetimlerine benzer bir lider ve yönetimi kabul etmiyor. Arafat’a ve FKÖ’ye rağmen mücadele devam edecektir. Her şehid, mücadeleyi güçlendirmektedir. Şehitliğe aday olanlar bitirilemez.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.