E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

Fikret Şanlı

KÜLTÜRÜMÜZÜN TEMELLERİ;


Peygamber düstûruna sahip çıkmak

 Aile efradından biri evin bir odasında iken o odaya girerken izin istemelidir. Hatta İslam büyükleri misafirlerini bir odada ağırladıktan sonra tekrar o odaya girişlerinde kapıyı çalarak veya geldiklerini belli ederek girmişlerdir.

Bir adam, Rasulullah (s.a.v.)’a sordu:  “Annemin yanına girmek için izin almam gerekir mi?”

Rasulullah: "Evet." dedi.

Adam: "Ama ben onunla aynı evde yaşıyorum." dedi.

Rasulullah (s.a.v.): "Ondan izin al." dedi.

Adam: "Onun hizmet işlerini de ben yapıyorum." deyince.

Rasulullah (s.a.v.): "Yine de ondan izin al." dedi ve sordu: “Onu üryan görmekten hoşlanır mısın?”

Adam: "Hayır!.." deyince. Rasulullah: "O halde izin al." dedi.(1)

Abdullah bin Mes’ud eve geldiğini belirtmek için öksürürdü.

Musa bin Talha bin Ubeydullah (r. anhuma) anlatıyor: “Babamla beraber annemin bulunduğu odaya girerken babam beni göğsümden itti, ta ki yere oturdum ve bana ‘İzinsiz mi giriyordun?’ buyurdu.”

Kur’an-ı Kerim’de buyurulur: "Çocuklarınız erginlik çağına girdiklerinde kendilerinden öncekilerin (büyüklerin) izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah ayetlerini size böyle açıklar. Allah Alimdir, Hakimdir."

İbni Mes’ud kişinin annesi, babası ve kardeşleri için izin alması gerektiğini, yaşlarının ilerlemiş olması bu kuralı ihlal etmemiz manasında olmadığını ifade eder.

Bir kardeşinin kapısını çalan Müslüman, sesin duyulacağı kadar çalar ve sert bir şekilde asla çalmaz.

Hadis-i Şerifte: "Rıfk’tan (yumuşaklık) mahrum olan bütün hayırlardan mahrum olmuştur." buyurulur.

İki kapı çalmanın arasında bir mühlet beklenir, zira ev sahibi, mutfakta, lavaboda, namazda, telefonda v.s. bir yerde meşgul olabilir.

Kapıya gelen kişinin ismini açıkça söylemesi gerekir. “Kim o?” denildiğinde kapıyı çalanın “Benim” demesi, Rasulullah (s.a.v.)’ın hoşuna gitmemiştir.

Cabir b. Abdullah der ki: "Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin kapısına gelip kapıyı çaldım.

- "Kim o?" dedi. "Benim." dedim.

Nebi (s.a.v.), sanki hoşlanmamış gibi, "Benim, benim" dedi.(2)

Ebu Nuaym’ın kapısı çalınmış, "Kim o?" diye sorduğunda kapıdaki adam, "Benim." demişti.

Ebu Nuaym ise, "Ben kimim?" deyince;

Adam: "Ademoğlundan biri" diye cevap verdi. Ebu Nuaym, kapıyı açıp gelen adama sarılıp öptü ve “Merhaba, hoşgeldin. Ben de Hz. Adem’in neslinden kimse kalmamıştır diye zannediyordum." dedi.(3)

Kapıyı çalan kişinin kapının sağında veya solunda durması gerekir, asla önünde durmamalı ve kapı açıldığında içeri bakmamalıdır.

Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:

"Göz girdiğinde izne gerek kalmaz."(4)

Zirâ bizler, içeri girme iznini gözlerimizin girmesi için alıyoruz.

Bir adam, evin deliğinden Peygamber ne yapıyor diye gözetiyordu. Nebi (s.a.v.) ise saçını tarıyordu. Onu gördü ve: “Senin baktığını bilseydim gözlerini çıkarırdım. Muhakkak ki izin istemek gözler içindir."(5) buyurdu.

Bu olaylar şunu gösterdi:

Kişinin bilgi dağarcığı ne kadar genişlerse genişlesin, o bilgiyi bir aksiyon olarak hayat tarzına dönüştürememişse cahil bir insandan farkı nedir? Daha kısa tabirle: Davranışların kadar alimsin, insanların diplomaları dillerinde ve hareketlerinde çerçevelidir. Ve her zaman örnek aldığımız, ölmekle bile hatırı ölmeyen şahsiyet âbidelerinin yaşadığı bir toplum vardı ki buradaki örnekler o toplumdan alınmıştır.

O insanlar İslam’la tanışmadan önce çadıra bayrak dikerlerdi, gruplaşırlardı. Kavmiyetçiydiler, putperesttiler, medeniyet namına tek değerleri Allah’ın onları insan yaratmasıydı. Bir gün Allah Resulünü evin dışından, "Ey Muhammed! Dışarı çık, yanımıza gel!" diye bağırarak, çağırmalarına karşı arşı âlâdan bu edepsizliği düzeltmek için şu ayetler inmiştir:

"(Resulüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları aklı ermez kimseler. Eğer onlar, sen yakınlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir."(6)

O insanlar Allah Resulü’nün terbiye okulundan geçtiler ve çok kısa bir zamanda efendimizi rahatsız etmemek için kapıyı tırnaklarıyla çalıyorlardı.(7)

Demek ki insan toplumun en düşük seviyesinden bile gelse Allah Resulü’nün okuluna kaydolduktan sonra Peygamber tezgahında, şekil alıp her biri birer şahsiyet biblosu olarak hayata arz oluyorlardı.

Efendimiz vefat ederken asla yanlış yapmamamız için en önemli iki malzemeyi ve hayatıyla bu okulun nasıl işleyeceğini anlattı.

Bu okul, yirmi yıl gibi kısa bir zamanda bedevi bir toplumdan üst medeniyetli bir toplum oluşturmuştur.

Ki bizlerin aynı İslam’ı tebliğ etme sıkıntısında olan Müslümanların işi çok kolay, zira toplumumuz o zamanki bedevi konumunda değil, yani kültürlü, yani yarı mamul bir halde. Peki bizleri onların seviyesine çıkarmaya engel teşkil eden şey nedir? Ve şu soruları da sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu soruların sancısı belki kutlu bir doğuma yol açacaktır. Gerekli başarıya ulaşamamamızın sebebini Allah Resulünü asrımızda layıkıyla temsil edecek insanların kifayet derecesinin düşük olması.

Kur’an ahlaklı insanlara ihtiyaç var. Bu insanların nasihat ve vaaz etmelerine gerek yok. Bunlar sokaklarda dolaşsınlar, yürüsünler, alışveriş yapsınlar  onların toplumdaki tavırları insanlara çok şey anlatacaktır.

O halde işte soru:

Müslüman tebliğcinin modern hayattaki konumu ne olmalıdır? Hayatıyla örnek olacak insanın modern hayattaki yaşam tarzı nedir? Örnek olması açısından yaşam tarzı;

1- Efendimiz şu anda yaşıyor olsalardı ne giyinirlerdi?

a- Şık bir takım elbise

b- Cellabiye (Arap entarisi)

c- Kot pantolon ve bluejean

d- Bol pantolon ve üzerine sarkıtılmış hakim yaka gömlek

e- Sizce...

 

2- Evini nasıl döşerdi ve medya ile olan ilişkisi?

a- İki çekyat, bir halı ve bir radyo

b- Mefruşat, vitrin ve televizyon

c- Hasır, kilim, şark köşesi

d- Lüks eşya ve dijital receiver

e- Sizce...

Soruları çoğaltmak pek tabi mümkün. Ama soruların ciddiyetini kavrayamayan insanlar espriden gevşememeleri için İslam’ın yaşam tarzını modern hayatta çizgilerle belirtmek çok önemli. Neyi davet ettiğimiz ve nasıl davet edeceğimiz konuları çok önemlidir. Fikrini sunmak isteyen kardeşlerin görüşlerini bekliyorum.

Selam, sevgi ve dua ile..

Allah’a emanet olunuz...

 

Dipnotlar

1) Muvatta, Kitabu İsti’zan, 2-363

2) Müttefekun aleyh.

3) Zehebi Alamu Nubela

4) Tirmizi

5) Müttefekun aleyh.

6) Hucurat suresi, 4-5. ayetler

7) Buhari edebül müfret.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.