E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ABDULLAH GÜZEL

FIKIH;


 KADIN HAKLARI

 İslam’ın kadına bakış açısı, kadına verdiği değer nedir? Abdestsiz yapılamayan işler, kadınların muayyen durumlarında haram olan şeyler nelerdir? (Derya Celeboğlu)

 

Abdestsiz yapılamayan şeyler şunlardır:

1- Namaz kılmak.

2- Kabeyi tavaf etmek. (Kabeyi Abdestli olarak tavaf etmek vaciptir.)

3- Kur’an’a el sürmek.

Kur’an-ı Kerim’e abdestsiz el sürülmez. Fakat ayrı bir kap veya kılıf ile tutulabilir.

Tefsir kitapları da abdestsiz tutulamaz. Fıkıh, hadis ve akaid gibi dini kitaplar tutulabilir.

Abdestsiz bir kimse ezbere Kur’an okuyabilir. Üzerindeki elbise yeni ile Kur’an’ı tutmak mekruhtur.

Çocuklar abdestsiz olarak Kur’an-ı Kerim’i tutabilirler. Çünkü mükellef değillerdir. Ancak Kur’an’ı abdestli olarak tutmaya alıştırılmaları iyi olur.

Abdestsiz olan çocuğun eline Kur’an-ı Kerim vermekte bir sakınca yoktur.

Müslüman olmayan bir kimseye isteği halinde hidayete ermesi ümidi ile Kur’an-ı Kerim ve dini bilgiler öğretilebilir.

Üzerinde Kur’an-ı Kerim’den bir parça veya Allah’ın isimlerinden biri yazılı olan parmağındaki yüzük ile helaya girmek mekruhtur. Üzerinde Kur’an yazılı olan şey cepte olur veya bir şeye sarılı bulunursa bununla helaya girmek mekruh olmaz. Abdestsiz olan kimse kalem gibi bir şeyle Kur’an sayfalarını çevirebilir. (Diyanet İslam İlmihali, 98)

Adet gören kadınla, lohusa hakkındaki hükümler:

1- Namazı kılamazlar. Sonra da kaza etmezler.

2- Oruç tutamazlar, fakat sonra kaza ederler.

3- Camilere giremezler.

4- Kabe’yi tavaf edemezler.

5- Kur’an-ı Kerim’i okuyamazlar.

6- Kur’an-ı Kerim’i tutamazlar.

7- Kocalarıyla cinsi münasebette bulunamazlar.

8- Adet ve lohusalık halinin sonunda yıkanmaları farz olur.

Bazı alimler adet gören kadınların namazı kaza etmeyip orucu kaza etmelerinin sebebini şöyle açıklamışlardır:

Havva anamız adet gördü. Hz. Adem (a.s.)’e gelerek “Adet gördüm, namazı kılayım mı?” diye sordu. Hz. Adem (a.s.) Cenab-ı Hakk’a münacat ettiğinde Cebrail (a.s.) gelerek Allahu Teala (c.c.)’nın namazı afvettiğini haber verdi.

Havva anamız ramazan ayında tekrar adet görüp, Hz. Adem (a.s.)’e yine sordu. Hz. Adem (a.s.) namaza kıyasla orucu yedirdi.

Hz. Adem (a.s.) Cenabı Hakk’a münacat etti. Allahu Teala, Hz. Adem (a.s.)’e Havva anamızın orucu kaza etmesini emretti. (Mülteka 1/82-83)

Cünüplük halinde ve diğer hallerde Allah’ı zikirle ilgili hadisi şerifte Hz. Aişe’den mervi:

“Peygamber (s.a.v.) (zamanın) her anında Allah’ı zikrederdi.”

Bu hadis bütün hallerde Allah Teala’yı zikir, tesbih, tehlil, tekbir ve tahmidin caiz olduğuna delildir. Bu hususta ulema ittifak halindedir. Yalnız cünüp ile hayızlının Kur’an okuyup okumaması hususunda ihtilaf vardır. Cumhuru ulemaya göre cünüp ile hayızlı kimselerin Kur’an okumaları haramdır. Hatta Şafilere göre bu hususta bütün ayetle yarım ayetin farkı yoktur. İkisini de okumak haramdır. Onlara göre cünüp bir kimsenin Kur’an kastı ile "Bismillah" yahut "Elhamdülillah" demesi haramdır. Bunlarla zikiri kasteder, yahut hiçbir şey niyet etmezse haram değildir. Cünüp ve hayızlının kalplerinden Kur’an okumaları ve mushafa bakmaları caizdir, yıkanmak istedikleri zaman zikir kastı ile "Bismillah" demeleri mustahaptır.

Hanefilere göre Kur’an kastı ile "Bismillah" yahut "Elhamdülillah" demek mekruhtur. Fakat bunları nimete şükür yahut sena kastıyla söylemekte kerahet yoktur.

İmamı Malik hayızlı kadına Kur’an okumayı tecviz etmiştir. Tahavi’ye göre cünüp ve hayızlılar yarım ayet okuyabilirler. Bu kavil İbni Semâ’a Tariki ile İmam-ı Azam’dan da menkuldür. Onlara göre hayızlı bir muallime Kur’an-ı Kerim’i kesik kesik kelimeler şeklinde okutabilir. Hatta dua ve sena niyetiyle Fatiha’yı okumak dahi caizdir. (Müslim 2/645)

Malikilerde muteber olan görüşe göre, aybaşı ve loğusa olanın cünüp olsun olmasın ezberden Kur’an-ı Kerim okuması mekruh değildir. (İslam Fıkhı, Prof. Dr. Vehbi Züheyli 1/359)

Kur’an-ı Kerim’de Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Ona ancak temizlenenler dokunabilir." (Vakıa 79)

Bu nefiy, nehiy manasınadır. Yani taharetsiz kirli eller ona dokunmasın. Ancak maddi ve manevi pislikten hubsü hadesten taharetle temizlenmiş imanlı, abdestli kimseler temas etsin. Bu ayet sebebiyledir ki fıkıhta cünüp iken Kur’an okunamayacağı ve abdesti olmayanın Mushaf’a mesh edemeyeceği beyan olunmuştur. (Elmalılı Tefsiri 7/4723)

Bu konuda İslam’ın emirleri açık ve nettir. Son zamanlarda bazı zevat “Kadınlar özel hallerinde Kur’an-ı okuyabilir, namaz kılabilir” diye fetvalar veriyorlar. Şunu sormak lazım: İnsanları bu kadar neden zorluyorsunuz? Normal şartlarda kadınlar ve erkekler Kur’an-ı ne kadar okuyor ki? Okuyanların sayısı pek azdır. Bizim işimiz bu olmamalı. Memurların namazlarını gizli kıldığı bir ortamda, kadınların başörtüsünden dolayı memurluğuna son verildiği, öğrencilerin okuma haklarının elinden alındığı, besmelenin kitapların başına yazılmadığı ve unutulduğu bir ortamda ve buna benzer pek çok garip hadiselerin cereyan ettiğini fark edemeyen, hatta haramların teşvik edildiği, helallerin unutturulduğunu göremeyen gafillerin fetvalarına itibar edilmez.

Keşke çocuklarımız ilkokulda ana dilini iyice öğrenmeden nasıl yabancı dili öğreniyorsa, Kur’an’ını da öğrenme şansına sahip olsalardı; ne kadar güzel olurdu. Fetva meraklıları da keşke hanımların özel hallerini düşündükleri kadar bu gerçekleri görme nezaketinde bulunsalardı, sevinirdik.

Kadın erkek eşitliği

Kadın ve erkeklerin kendilerine mahsus özel halleri vardır. Yaratılışları farklıdır. Bu da ilahi bir taksimattır. Kulların buna “Neden böyle?” deme hakkı yoktur. Çünkü bu kainatı ve bizi yaratan Rabbimiz her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır. O, istediğini istediği şekilde yaratandır. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyuruyor: “Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür. Kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” (Nur 45)

Allah (c.c.) bütün yaratılmışların arasında insan harici yaratsa idi itiraz mı edecektik, hayır. Veya bu mevcut erkek veya kadın olmayı biz mi istedik de Allahu Teala bizim isteğimize göre yarattı? Bizi bir insan olarak değil de dört ayaklı bir koyun olarak yaratsa idi de kasabın bıçağı altında gözünüz baka baka can verse idiniz hayır mı diyecektiniz? Öyle ise kadın mı, erkek mi yerine böyle lüzumsuz münakaşaları bırakıp Rabbimize hamd ve şükür edelim.

Kadın haklarından, başının açılması veya İslamî olmayan ucube bir giysi kastediliyorsa bu hak değil, kadının cahiliye döneminin benzeri bir uygulamadır. Hatta öldükten sonra mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için altında ırmaklar akan cennet ve nice güzel nimetlerden mahrum kalmalarına bu giysi ve benzeri hareketler vesile olur. Aslında bu giysi cehennemlik âlâmetidir. Biz hanım kardeşlerimizin cehennemin şiddetli azabından uzak olmalarını istiyoruz.

İbrahim Hakkı hazretleri Tefvizname’de düşünemeyen kişilere şöyle cevap veriyor:

“Deme şu niçin şöyle

Yerincedir o, öyle

Bak sonuna sabreyle

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler.”

Allah (c.c.) kadın ve erkeği farklı biçim ve farklı hallerde yaratmıştır. Bu farklı yaratılış, farklı görev ve yükümlülük arz eder ki, o da tabiidir. Bu taksimat ilahidir. Bu iki varlık birbirinin mutemmidir. Birbirini tamamlayan iki unsurdur. Birisi tek başına bir şey ifade etmez. Birini tek düşündüğünüzde o eksiktir. Allahu Azimüşşan şöyle buyuruyor: "Kadınlar sizin için birer elbise. Siz de onlar için birer elbisesiniz." (Bakara 187)

Allah katında üstünlük kadınlık veya erkeklikte değil, iman ve takvadadır. Zira iman eden bir kadın imandan mahrum birisinden Allah katında üstündür. İman edenler arasında salih amel işleyen bir kadın, amelsiz iman sahibi bir erkekten üstündür. Allahu Teala: "Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, ondan en çok korkanınızdır." buyuruyor. (Hucurat 13)

Kadınların şehadet ve miras gibi konulardaki haline gelince; bu da ilahi bir taksimattır. Örneğin, “Bazı konularda şehadeti kabul edilmez, en az iki kişi olmaları gerekir.” diyorlar. Şu gerçeği unutmayın: Öyle erkekler var ki İslam fıkhına göre hiç şehadetleri kabul edilmez. Örneğin haramları ihlal eden, fasık bir veya birkaç erkeğin şehadeti İslam fıkhına göre kabul edilmez. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de, "Artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkardırlar." (Nur 4) buyuruyor.

Örneğin bir kadına doğum esnasında dünyaya gelen çocuğun ağladığını duydun mu dense veya hareketini gördün mü dense bakılır. Çocuk sonra ölmüş ise bu kadının şehadeti üzere çocuğun cenaze namazı kılınır. Şehadeti kabul edilir.

Miras konusunda ise Allah (c.c.), erkeklere hem sorumluluğu vermiş, hem de taksimatta bazı haklar vermiştir. Cahiliye döneminde kadınların hali perişandı. Hatta toprağa diri diri gömülen kadın izzet ve şerefini İslam’da buldu. Ama bugün ise Kur’an ve sünnetten uzaklaşmak sureti ile değerini kaybediyor. Kadınlar şunu bilsinler: Kadınlar, erkeklerin zevk aleti değildir. Toplumun huzurunda günaha alet olan bir varlık değildir; onlar da Allah’ın kullarıdırlar. Keşke bunun farkına bir varabilseler. Ey kadınlar! Sizin hakkınız Kur’an’da ve sünnette mahfuzdur.

Kadınımız ve erkeğimiz iman ile ihlasla süslenir. İhsan derecesine ulaşılsa her şeyi rızai bari için yaparsa güzeldir, değerlidir. Aksi ise hüsrandır.

Allah’ım, ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.