E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET TAHA HABER YORUM

  ABD, Ecevit’i gezdirdi

Adı üzerinde tam bir gezi oldu. Ecevit’in ABD gezisi zaten ölü başlamıştı. Ölü olarak da bitti. Bir defa gezi ABD’nin çağırması ile gerçekleşti. Gündem tamamen ABD’nin hakimiyetinde idi. Ecevit’in Washington çıkartması, daha çok ev sahibini memnun etti. ABD’nin dünya hakimiyetinin senaryosunun bir figüranı ve destekçisi olarak Türk Başbakanı ülkesine getirilmiş, gerekli bilgilendirme ve üzerine düşen görevler kendisine tebliğ edilmişti.

Ecevit gezi öncesi Türkiye’nin hiçbir talebi konusunda kararlı ve ısrarcı değildi. ABD daha ağzını açmadan Kongre’yi bahane ederek taleplerinin reddelibileceği, hiçbir konuda hayale kapılmamanın gerektiği, adeta eli boş, gönlü hoş gelmenin kendi tabiri ile olası olduğunu peşine ifade etmişti. Yine de büyük adammış, başına geleceği önceden bilmiş.

ABD gezisi birkaç bürokratın karşılaması ile başladı. Ecevit ve beraberindekiler terör suçlusu gibi tek sıra dizilerek eşyaları didik didik arandı. Misafirhane yerine Ecevit’e bir otel ayarlandı. Aslında THY uçağı daha konforlu idi. Otele boşuna masraf yapılmasa mı uygun olurdu bilmiyorum. Bu uygulamalar malum basında pek gündeme alınmadı. Birkaç muhalif gazeteci de olmasa, biz bile geziye 10 üzerinden 10 verecektik.

Gezinin Misafirleri

Gezide yine gerçek iş adamları yoktu. Karasıyla moru ve laciverdi ile bütün sermaye Ecevit’in uçağında yerini almışlardı. Nitekim TÜSİAD üyesi bir iş adamı ve kardeşi geziden döner dönmez ayağının tozu ile cinayete azmettirme suçundan hapse atıldı. Ancak yeşil dedikleri sermaye sahiplerinden kimse yoktu. Önceki bir gezide de yanlışlıkla çağrıldığı anlaşılınca uçaktan idirilmişti. Oysa ülkeye yatırım yapan, yurt dışındaki birikimleri ekonomiye katarak işsizliğe çare olan onlardı. Devletten kredi alamayan, aksine bütün engeller karşısına dikilen de yine onlardı.

Bu arada ABD’de ticaret merkezleri birkaç günlük bir canlanma yaşadı. Gezideki yüzlerce işadamı, bürokrat, parlementer bir valizlerine üçer, beşer valiz daha ilave etmişlerdi. Uçak dolu-dolu Türk topraklarına konmuştu.

Sahi Geziden Ne Kazandık?

Gezi sonrası ABD’nin Irak konusundaki planında bir değişme olmadı. Ancak yapacağı eylemi önceden yetkililerimize haber verecek. İsmail Cem’in ifadesi ile bizden izin alma, görüş alma diye bir şey söz konusu değil. Zaten Başbakanımız demiyor mu: “ABD ikna olmuşsa biz de olmuşuzdur.” ABD karar vermişse biz de vermişizdir. Emir vermişse biz de yapmışızdır. Yoksa bu kadar sağlık problemi olan söyleneni anlamayan, her zaman yanı başında yardımcılara ihtiyacı olan bir kişi, hala nasıl ülkenin başında durabilir ki?

Az daha unutuyordum. Siyonizmin savaş borusunu öttürdüğü shofar (boynuz) Yahudi lobisince Ecevit’e büyük bir ödül olarak verildi. Ödülü kabul etmek siyonist savaşa destek anlamına geliyor. Malum basın, savaş boynuzunu barış çubuğu olarak lanse etti. Ülkemizde eğitimi belli yaşla sınırlanan Kur’an’ın ABD Başkanı’na hediye olarak götürülmesi de ayrı bir gariplikti.

 

Ecdada sövenler Ecyad’a sahiplendi

Geçen ayın en önemli gündemi Mekke’de bulunan Osmanlı’nın mirası Ecyad Kalesi’nin yıkılması idi. Suudi yetkililerin, tarihi ve geçmişlerini dikkate almadan yapılaşması Osmanlı’nın yadigârı eserlerin de birer-birer yok olmasına neden oldu. Türk kamuoyu haklı olarak gelişmeyi endişe ve kızgınlık ve kırgınlıkla takip etti. Ancak birileri küfrettiği, tarihi eserlerin gözönünde harap olmasına, yağmalanmasına ses çıkarmazken, Suud’daki bir kaleye niçin bu kadar sahiplendiler.

Yine birileri vardığı milliyetçiliğin sadece parti adı olarak kalmasını hazmettiler. Ecyad Kalesi’nin yıkılmasını hazmedemediler. Arapların pisliği, tarih ve Türk düşmanlığı köpüklü ağız ve kalemlerle dile getirildi. Bu iki grup, üzüm yemek yerine bağcı dövdüler. Biri kaleyi maske edinip İslam’a, Müslümanlara, diğeri de Peygamber kavmi Araplar’a saldırdı.  Kimse yapılması gerekenleri yapmadı. Dış İşleri ve Kültür Bakanlığı, Elçilik ve yetkililer yıllardır gündemde olan yıkım işini ciddiye almadılar. İş işten geçtikten sonra da medyan cazgırlara kaldı. Meğer ne Osmanlı ve tarih havarileri varmış da haberimiz yokmuş.

Bu arada Suud yetkililerinin, bulundukları, işgal ettikleri yerlerin kuru taş ve toprak olmadığını, her istedikleri yeri yıkma haklarının olmadığını da belirtmek istiyorum. Bilhassa Mekke Hz. Adem (a.s.) Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hz. Hacer’in hatıralarının olduğu, alemlerin sultanı Hz. Muhammed (s.a.v.)’in her santiminde izinin olduğu şehirlerin anasına çok hassas davranmalıdır.

Medine’ye kadar demir yolunu götüren II. Abdulhamid’in şehir merkezinde rayların altına keçe döşeyerek Rasulullah’ı rahatsız etmemek istemesindeki Osmanlı hassasiyetini ve eserlerini de iyi anlamak gerekiyor.

Kalenin bir başka yerde yeniden inşa edileceğini açıklamak, lafta gerçekleştirmek, hatayı telafi etmeye yetmez.

 

Ali... Devam Et... Okut... Oyla...

DSP’li Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun üst düzey bir parti yöneticisinden getirdiği bu notla kavgalara rağmen Meclis çalışmaya devam etti. DSP’li Ali Ilıksoy IMF’ye verilen söz gereği Derviş yasalarını bir an önce Meclis’ten geçirmek istiyordu. Nihayet bir kavga ve yumruklaşma sırasında bir yıl önce DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu Meclis’te vefat etmişti.

Olayla ilgili Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi MHP İçel Milletvekili Cahit Tekelioğlu’nu önce 10 yıl, sonra da indirimler dikkate alarak 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası verilmesine, MHP Osmaniye Milletvekili Mehmet Kundakçı’nın beraatine karar verdi. Ceza Yargıtay’ca onanırsa Tekelioğlu’nun Milletvekilliği düşecek.

 

312’den sonra 159 tuzağı

Birileri rakamlarla oynayarak milletin başına çorap örmeye çalışıyor. AB’ye uyum yasaları yapalım derken mevcut yasalar daha da daraltılıyor. Yasalardan maksat halkın güvenliği, barış ve mutluluğu olması gerekirken, siyasi rakiplerini sandık dışında diskalifiye etme amacı ile hareket ediliyor. Ancak gerek 312, gerekse 159. maddelere son hali ile kabul edilirse bu maddelere sarılarak bir şeyler yapmak isteyenleri de bir gün yakacak. Kimse bu vatanın bölünmesine, halkın birbirine kırdırılmasına razı olamaz. Buna çalışamaz. Bunu aklından dahi geçiremez. Bu maddelere itiraz, “Hiç olmasın, bölücüler ve vatan hainleri ortada cirit atsın” diye yapılmıyor. Net ifade ve açık eylemlere ceza verilsin. Hakim ve Savcıların yorumları zanlının siyasi yapısına göre karar verilmesi isteniyor. Bir şiir okumakla, başörtüsünü savunmakla kimse 312.’den yargılanmamalı. R. Tayyip Erdoğan, H. Celal Güzel, Necmeddin Erbakan’ın bölücü, yıkıcı ve vatan haini olduğuna kimi inandırabilirsiniz. Hangi söz ve eylemleri ile vatan hainliği yaptılar. Olay tamamen politik çıkarlarla, rakibin olan veya görüşlerini tasvip etmediğin kişilerin yarış dışı bırakmak. Kendi iktidarını halka rağmen devam ettirmek.

159. Madde kanun tasarısında: “Türklüğü, Türk milletini, TBMM’yi, Bakanlar Kurulu’nu, Bakanlıkları, adliyeyi, devletin askeri veya emniyet ve muhafaza kuvvetlerini veya bunları temsil eden bir kısmını, alenen tahkir ve tezyif eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” diyor.

Tasarıdaki şahısların kurumu temsil etmesi dikkate alınarak bir milletvekili, bakan, emniyet ve askeri yetkili veya mensuplarından birini eleştirmek yasa kapsamına gireceği için bu konudaki yazı ve konuşmalar suç teşkil edecek. Madde bu hali ile geçerse hiçbir yetkiliye gözünün üzerinde kaşın var denilemeyecek.

 

Başörtüsü de 312’lik

312. maddenin yeni halinde: “Bir cürümü alenen öven veya iyi gördüğünü söyleyen veya kişileri kanuna uymamaya tahrik eden kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.”

Bu maddedeki ilk tuzak sadece kanun değil, yönetme, tüzük  ve yetki çerçevesinde çıkarılmış tüm düzenlemeler kapsama alınarak, bunlara yapılan eleştiri de suç sayılıyor. Madde, önceki halinde “Halkı kanuna itaatsizliğe tahrik” iken “Kişileri kanuna uymamaya tahrik” suç sayılıyor. Bu madde bu hali ile yasalaşırsa kanuna rağmen yönetmeliklerle yasak kapsamında tutulan başörtüsünü takmak, savunmak, eylem yapmak ve eylemi savunmak da 312’lik suç haline getiriliyor.

Kimse, 312 veya 159. maddeler hiç olmasın, isteyen istediği her hainliği yapsın diyemez. Ancak iktidar nimeti elden gittikten sonra size de kullanılacak açık eylemlere değil de yorumlara dayalı bu yasa ile ne demokrasi, ne insan hakları, ne de özgürlük sağlanabilir. AB’ye uyum veya uyumsuzluk hiç önemli değil. Sizi iktidar yapmış halkla uyum içinde misiniz önce onu gözden geçirin.

312 ve 159. maddelerdeki değişiklikle papağan gibi söylenenleri tekrar eden, hindi gibi düşünen bir vatandaş meydana getirilmek isteniyor.

 

YAŞ’zedelere belediyeden değer yok

Yüksek Askeri Şura kararı ile TSK’dan atılan subay ve astsubaylar belediye vb. kurumlarda iş bulmuşlardı. Ancak hakim güç onların peşini bırakmadı. Yıllardır hizmet ettikleri, üstün hizmet ödülü aldıkları TSK’dan birileri gibi düşünmüyor, birileri gibi yaşamıyor gerekçesi ve disiplinsizlik bahanesi ile atıldılar.

YAŞ  kararları yargıya kapalı olduğu için haklarını da arayamadılar. Nelerin disiplinsizlik olduğunu da öğrenemediler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konumda olan 19 personeli, konusunda Mülkiye Müfettişlerinin raporu üzerine İçişleri Bakanlığı soruşturma açmıştı. Belediye Danıştay nezdinde itirazda bulunmuştu. Danıştay Belediye’nin itirazını reddetmiş, soruşturma açılabileceğini onamıştı. Bu gelişme üzerine Belediye 19 personelinin işine son verdi.

Şimdi bu ve benzeri T.C. vatandaşları ve bunların aileleri geçimlerini nasıl sağlayacak? Hırsızlık, yolsuzluk mu yapacaklar? Yoksa hortumcu ve yolsuzların korumalığını mı yapacaklar? Sahi vatandaşı devlete düşman hale getirmek hangi kanuna göre suçtu?


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.