E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ÖMER ÇAVUŞOĞLU

KAPAK


  TANRI MİSAFİRİNE İZZET VE İKRAM 

Hazarda olsun seferde olsun, her Müslüman’ın birbirine ikramda bulunup yardımlaşmaları, İslam’ın genel ve en önemli prensiplerinden birisidir. Düşküne yardım elini uzatmak, yolcuyu takviye etmek, hasta ve kimsesizleri ziyaret edip tasa ve kederlerini dağıtmak... Kur’an-ı Kerim’de Allah Teala’nın emri, pratikte de Rasulullah’ın seve seve yaptığı ve ashabına sık sık yapmalarını tavsiye ettiği sünnetlerindendir.

Misafirlik sığınma ve korunma gibi bazı sebeplerden dolayı zarurî bir hal olduğu gibi, bazen de özellikle ziyaret kastıyla olan özel bir durumdur. Her iki halde de, yanına gelen kimseye külfet de olsa bazı mükellefiyetler yüklemektedir. Konuğu rahat ettirmek, ihtiyaçlarını gidermek, gerektiği ölçüde yardımcı olmak v.s. ev sahibine düşen görevlerdir.

Kurtûbî, İbnü’l Arabî’nin: "Misafir kabul etmek farz-ı kifayedir." fikrini; bazı alimlerin de genel anlamıyla yiyecek ve barınacak yerlerin olmayışı sebebiyle köylerde vacip, şehirlerde ise, aralarda yiyecek (satılan yerler) ve sığınılacak (hanlar, oteller v.s.) yerler çok olduğu için vacip değildir, görüşlerini naklettikten sonra "Şüphesiz, misafir kerim, misafirlik de keramettir. Yabancıları kabul etmek farzdır." şeklinde kendi görüşünü beyan etmiştir. Ayrıca "Misafir kabul etmek mekarim-i âhlaktan olup İslam’ın adâbından, nebî ve salihlerin de ahlakındandır" sözleriyle de bu güzel adâba ve ahlâka teşvik etmiştir.

Görüşlerini naklettiğimiz İslam alimleri "misafir"le ilgili açıklamalar yaparken onların dinlerini araştırmamışlar, sorgulamamışlar ve genelde misafire ikramın ne denli büyük ve güzel bir ibadet olduğunu vurgu yapmışlardır. "Tanrı misafiri" deyimi bizim kültürümüzde çok önemli bir yer tutar. Barınmaya, korunmaya ve yiyeceğe ihtiyacı olan insanlar bir tanıdık ve yakınlık bulunmasa dahi bu kavram mucibince Allah’ın bir emaneti olarak kabul edilmiş ve yaratıcısına hürmeten ve O’nu ta’zimen O’nun kullarını hoşnut edebilmek için Müslümanlar bütün imkanlarını seferber etmişlerdir.

"Misafire ikram"daki bu geniş perspektif gereği bizim insanımız misafiri Yüce Yaradan’a izafe ederken sadece kendi inancından kullanılan ve özel bir anlamı olan Allah’tan ziyade neredeyse semavî ve beşerî bütün dinlerde o yüce yaratıcı için kullanılan "Tanrı" kelimesini tercih etmiş ve "Tanrı misafiri" diye "Bütün beşerin Allah’ın (c.c.) kulları olduğu" düsturuyla kabul etmiş ve misafire ikramı en büyük ibadetlerden kabul ederek yaratılana (misafire) ikram ve Yaratıcı’yı hoşnut etme ve O’nun rızasını kazanma gayreti içerisine girmiştir.

Peygamber Efendimiz bir hadislerinde: "Allah’a ve ahiret gününe inanan misafirine ikramda bulunsun. Bir gün ve bir geceden ibaret olan caizesini yerine getirsin."(1) sözleriyle misafire ikramla imanı bir arada zikretmek suretiyle önemine işaret etmiştir. İmam-ı Gazali’nin naklettiğine göre "Bir gün İmam Malik (r.a.) kendisine misafir gelen İmam-ı Şafii hazretlerinin eline su dökmüş ve: "Sakın ha! Benden gördüğün hareket seni utandırmasın ve de şaşırtmasın. Zira misafire hizmet etmek farzdır." demiştir.

Nakledilen bu söz ve davranışlar açıkça gösteriyor ki, misafir kabul etmek ve ona ikram, izzette bulunmak Müslümanlar için önem verilmesi gereken inançla, insanlıkla ilgili bir konudur. Hal böyle olunca misafirlikle ilgili adap nedir? Suali önem kazanmaktadır. Öyleyse "Ev sahibi" ve "misafir" açısından adabı izah etmeliyiz.

Ev sahibinin uyması gereken adâb:

1- Ev sahibinin giyim ve kuşamına önem vermesi: Her Müslüman’ın güzel giyinmesi, özellikle düğün ve bayram gibi sevinçli günlerinde süslenmesi lazım geldiği gibi, özellikle misafir kabul edeceği günlerde de gelen misafirlere hoş görünümü ile de ikramda bulunmuş olmak için temiz ve yeni elbiseler giyinmesi İslam Dini’nin arzu ettiği adâbtandır.

İslam alimleri, A’raf 31 ve 32. ayetlerini delil göstererek Müslümanların özellikle iş haricinde, bilhassa bayram ve düğün, özel gün ve özel şahıslarla görüşme esnasında düzgün bir kıyafet içerisinde olmaları Cenab-ı Hak tarafından özel kılınmıştır, demişlerdir.

Peygamberimiz de şahsi hayatında, daima güzel giyinir, ashabına da daima güzel giyinmelerini tavsiye ederdi.

Şüphesiz her zamanki kıyafetle, bilhassa iş elbisesiyle misafir karşılamak, ne kadar güler yüz gösterilse de kıyafeti gülmediği için misafiri memnun etmeyebilir. Atalarımızın: "Kalbini ve evini daima temiz bulundur. Zira ölümle misafirin ne zaman geleceği belli olmaz." tavsiyelerine de uyarak ev sahibinin evini, kendi ve çoluk çocuğunun kıyafetini düzgün ve kıyafetini düzgün göstermeye gayret etmesi misafir için ayrıca bir ikram olacağından bu adâba uyarak, ev sahibi için önemli bir terbiyenin gereği olmalıdır.

2. Misafiri güzel yüzle karşılayıp en güzel kabul göstermesi:

"Sana İbrahim’in ikram görmüş misafirlerinin kıssası geldi mi?" (Zariyat-24) ayeti, onların "güzel yüzle karşılanmaları, en temiz ve en güzel yere oturtulmaları, acele olarak kendilerine yemeklerin en üstününün sunulması anlamıyla" misafir karşılayıp ağırlamanın şekline de işaret etmektedir. Evzai’nin: Misafire ikram nasıl olur? denildiğinde, "Güzel yüzle karşılayıp, hoş sohbet etmektir" sözü bu kanaati kuvvetlendirmektedir. Çünkü hüsn-ü kabul misafire sunulan ilk ikram olarak nitelendirilir.

3- Misafirlerin bir müddet yalnız bırakılması:

Misafirleri hüsnü kabulle karşılayıp istirahat edecekleri yere aldıktan sonra, müsait bir şekilde yanlarından ayrılıp bir müddet onları yalnız bırakmak da yine misafirlik adâbındandır.

Misafirin, dinlenmesine ve gerekli ihtiyacını gidermesine fırsat tanımadan oturup sohbete dalmak veya derhal yemeklerini önlerine getirmek, yorgunluklarının nazar-ı itibara alınmaması olur ki, bu misafire ikramda önemli bir hata sayılabilir. Bununla beraber, misafiri bekletecek kadar uzun süre yanından ayrılmak da pek hoş sayılmaz.

4. Yemek için telaşlanmamak:

Misafire sunulacak yemek, (geleceği belli ise) önceden hazırlanmış olmalıdır. Değilse, yemek hazırlayacağım diye telaşa kapılıp patırtı gürültü yapmak asla uygun karşılanmaz. Misafire yemek ikramını pek fazla geciktirmeyip biraz acele davranmak iyidir. Hatim el-Es’am da "Acelecilik şeytandandır. Yalnız beş yerde sünnetten olup, onlar da şunlardır: a) Misafire yemek sunmakta, b) Bakire kızı evlendirmekte, c) Ölüyü teçhizde, d) Borcun ödenmesinde, e) Günahlara tevbe etmekte." demiştir.

5. Yemeği takdim şekli:

İslamî usulde, misafire ikram edilecek yemeğin onun ilk defa kabul edildiği yerde verilmesi lazım geldiği; misafirleri yemeğin olduğu yere götürmenin uygun olmayacağı Zariyat Suresi 27. ayette geçen "İbrahim (a.s.) yemeği onlara yaklaştırdı." ifadesinden anlaşılmaktadır.

6. Yemekte misafirle ilgilenmek:

Misafirleri, yemek esnasında farkına vardırmadan kontrol edip varsa ihtiyaçlarını hemen karşılamak ve yiyip-yemediklerine bakarak, yemeleri için teşvikte bulunmak da yine ev sahipliğinin adâbındandır.

7. Misafire kim hizmet edecek:

Misafirlere evde bulunan ev sahibinin dışındakiler hizmet edebileceği gibi, ev sahibinin de zaman zaman hizmete iştirak etmesi misafirine ikramda ziyadelik anlamına gelebileceği gibi; misafirleri de memnun edeceği muhakkaktır.

8. Misafirin uğurlanması:

Ev sahibinin misafirine karşı en son görevi, onu karşılarken gösterdiği tatlı dil ve güler yüzü uğurlarken de göstermek ve onu dış kapıya kadar yolcu etmektir. Zira İbn-i Mace’nin naklettiğine göre "Şahsın misafirlerini, evin dış kapısına kadar beraber giderek savuşturması sünnettendir."

Ev sahibinin adâbını, İmam-ı Gazali şu sözleriyle özetler: "Misafire ikramın tamamı, gerek gelirken, gerek giderken ve gerekse yemek esnasında güler yüz göstermek, hoş sohbet etmektir."(2)

Misafirin uyması gereken adâb:

1- Geleceği zamanı önceden bildirmek (randevu):

Misafirlik bir kaç saatliğine olabileceği gibi, bir kaç gün gibi uzun süreli de olabilir. Her ne olursa olsun, ev sahibine, -üzerine düşen ev sahipliği vazifesini kusursuz olarak yapabilmesi için- gerekli hazırlanma fırsatını vermiş olmak bakımından varış gün ve saatini normal bir süre içerisinde haber vermek misafir için önemli bir muaşeret kuralıdır.

2. Misafir de güzel giyinmeli:

Her zaman için güzel ve temiz olmak İslam’ın önemli prensiplerinden birisidir. Özellikle bir topluluk içerisine çıkarken yahut misafirliğe giderken mutlaka güzel elbise giyinmek ve görünüşüne çeki-düzen vermek bizzat Rasulullah’ın emridir. Ebu Davud’un nakline göre; Hz. Peygamber: "Sizler kardeşlerinize ziyaret için geliyorsunuz. Bari binitlerinizle elbiselerinizi ıslah ediniz. Öyle ki sanki siz insanlar arasında şeâmetsiniz." buyurmuş ve ümmetine misafirliğe giderken gerek kendi görünümünü gerekse üzerine bindiği at, araba v.s.yi güzelleştirmesini tavsiye etmiştir.

3. İzinsiz ve selamsız girmemek:

Ziyaretçi olarak gelen misafir veya herhangi bir şahıs mutlak manada başkasının evine giriyorsa ev sahibine geldiğini haber verdikten ve buyurun şeklinde davetini aldıktan sonra içeri girmesi lâzımdır.

4. Ziyaret saatinin ayarlanması:

Uzak yerlerden gelecek olan misafirler, daha önceden gelecekleri vakti haber vermişlerse, ellerinde olmayan sebeplerden dolayı gecikmiş olmaları kendileri için mazeret kabul edilebilir. Fakat aynı yerde oturanlar için şu iki halden başkası olamaz. Birincisi; davet edilmişlerse, çağrıldıkları vakte bilhassa dikkat edip, ne vaktinden önce gidip ev sahibini rahatsız etmeli, ne de geç kalıp başka misafirleri bekletmelidir.

İkincisi de; davetsiz ve yemeksiz olarak kısa süreli ziyaret için gidilecekse, bunda da dikkat edilecek husus; istirahat veya yemek zamanına rastlatmamaktır.

5. Sunulan yemeği beğenmezlik yapmamalıdır:

Misafir, misafir bulunduğu ev sahibinin kendisine ikramını beğenmezlik yapmamalı, yemekleri yermemeli ve bu konuda ev sahibini zor durumda bırakmamalıdır.

6. Misafir evde sağa-sola dalmamalı:

Bazı insanların adetindendir, gittikleri evin durumunu araştırmak, neyi var, neyi yok kontrol edip ayrılınca da dedikodusunu yapmak... Şüphe yok ki, bu davranış insanî olmadığı gibi dinen de yasaktır.

Son söz olarak; misafirin ev sahibinin gösterdiği yere oturması, sık sık yer değiştirip ev sahibini kuşkuya sevk etmemesi, normal ihtiyaçlarını ev sahibinden istemek suretiyle gidermesi v.s. bu konuda misafirin uyması gerekli muaşeret esaslarındandır. Bunlara riayet edildiği takdirde misafirlik ve misafire ikram aradaki bağları kuvvetlendirir. Aksi insanlığın zararınadır...(3)

Bizi biz yapan öz değerlerimizden uzaklaştırılmaya ne kadar büyük çaba gösterilirse gösterilsin bugün dahi insanımız misafiri kerim, misafirliği keramet olarak görmekte ve her şeye rağmen toplumumuza hayat veren dinamikleri yaşatmaya çalışmaktadır.

 

Kaynaklar

(1) Buharî, es-Sahih, K. Edep 15. VII/104

(2) Gazali, İhya, II/18

(3) Dr. M. Zeki Duman, Adab-ı Muaşeret, s. 330-356


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.