E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ALAY ALAYBEYOĞLU

DÜŞÜNCE


 VAROLMAK VEYA YAŞAMAK

 "...takdim ettiklerini ve

 izlerini yazıyoruz..."

 (Kur’an, 36/12)

 

Her ne zaman insan ve varolmak kelimeleri arasında bir ilinti kurma gereği duymuşsam, üstteki ayette yer alan "izleri" taşırım beynimin kıvrımlarına. Çünkü bu izlerde tarih, toplum, varlık, yaratılış, kutsal, ilk, son, hayat ve ölüm gibi bidayetten bu yana insanı kendi muammasına mahpus kılan sorularla buluşur ve onlarla taşınırım son’a doğru. O izlerde hissederim beş harften oluşan bir kelimenin rahminde barınan sancılı, derin ve ağır manayı.

Yaşamanın en kaba tanımı biyolojik bir süreç olarak yapılır ve bu tanımda insan, diğer canlılarla müşterektir. Oysa ‘varolmak’ insana özgü olup hürriyettir, eylemdir, değişimdir, değiştirmektir, ifnâ ve îcâttır... Dünya gezegenine iz kazımaktır, tarih defterine kayıt düşmektir, beyinlere ve kalplere tohum ekmektir. Bütün bu izler elbetteki, lafız ve manasıyla sadece insan olana özgüdür. Bu özgeliğin başat hale ulaştığı büyük ruhların ve cesur yüreklerin başında ise, kuşkusuz peygamberler gelir. Çünkü insan bilincine, tarihe ve topluma asla silemediği en derin izleri onlar kazıdılar. Hem de milyonlarca yıllık zamanın pörsütemediği derin izleri.., zamana inat yükselen hürriyet abidelerini dikenler onlardı göklere doğru... Azmanların altlarında cüceleştiği abideleri .. Kula kulluğun köküne kibrit suyu döküldüğü abideleri .. Onlar, adalet şahikaları yükselttiler tepelerine insanlığın. Zalimlerin, korkulu rüyası olsun diye .. Onlardı, sonsuz rahmet gözesinden, merhamet suyu ile yeryüzü toprağını sulayanlar. Ve insana, yaşamın süfliliğine hubûttan varolmanın ulviliğine urûcun yolunu gösterenler gene onlardı.

Varolmak, "bir varmış"ı "bir yokmuş"a eşitleyen köhne ve kölece sıradanlıktan ve kokuşmuş durağanlıktan azâde olup, hayat iksiri ile "tarih ve toplumun inkılabına öznece katılmaktır. Yaşamak ise, risksizliği din edinen tilkinin hayat tarzıdır. Çünkü o cebanetinin cezası olarak, aslanın kirlettiği avın artıkları ile geçinmeyi kendine yazgı kılmıştır. Oysa varolmak, aslancadır; el değmemiş avını kendisi seçer, mücadelenin tadını yaşar ve avlanmanın zevkini çıkarır.

Özgürlüktür onun yazgısı, çünkü özgürlük, bir risktir. Bu risk, ancak coşkun yiğit yürek sahiplerince göze alınır. Kader, varolmaya irade koymuşların önünde titremektedir. Okyanus olmaya irade koymuş olana, yazgının kâtibi, engin ufuklar tahsis eder. Çünkü, İkbâl’in ifadesiyle, onun kaderi coşmaktır. Daracık yataklara sığmaz o. Çiğ tanesi olmakla yetinene ise, kader kâtibinin yazacağı bir şey yoktur. Çünkü onun kaderi, düşüp yok olmaktır.

Varolmak, eşyanın hayat damarlarını oluşturan nehirler misali olmak, yani harekettir. Durgun sulardan tiksinti duyar o. Çünkü o Hindistan’da Ganj, Mısır’da Nil, Mezopotamya’da Fırat, Anadolu’da Kızılırmak’tır. Çorak hayatı yeşertmek içindir, tüm çırpınışı. Vuslat içindir, devinmesi. Kaynağından alır, hayat veren rolünü. Aynı kutsal kaynaktan beslenir, aynı amaca matuftur ilahî Yasa. Gayesi hayat vermektir: Yani "Allah ve Resûlü, sizleri, size hayat verene çağırdığında, "Evet" deyin" kutsal sözü kulağa küpe edinmektir.. Yaşamak ise, küçük ve durgun göllerde sürünmektir. Varolmak, dev dalgalarla boğuşarak, sonsuzluğa kavuşmaktır. Varolmak büyük ruhlarla tanışmak için, devinmek ve orada bekâyı yakalamak iken; yaşamak, teslimiyet ve sükûnet içinde sonlanmaya âmâde olmaktır.

Varolmaya irade koymak, kader elbisesine sığmaz, her an yenisini talep eder. Onun vatanı yoktur. Çünkü hicret, onun yoludur. Hicreti olanın vatanı olmaz. Çünkü vatan, yaşamaya teslim olmuşların melcesidir. Varolmaya karar vermişlerin, durağa ve sığınağa ihtiyacı yoktur. Yaşamak, biyolojinin ilgi alanıdır. Onun kafası, kan ve etle meşguldür. Kan, toprak ve et, onun evidir. Halbuki varolmanın aracı, akıl; kitabı, felsefe; hayatı ise, iman, aşk ve mücadeledir. Onun evi ise, tüm yeryüzüdür. Evinde akletme, aşk, iman ve mücadele vardır. Onun milleti kan ve toprağa dayanmaz; çünkü ölçüsü müşterek idealdir.

Varolmak, cesarettir. Göklerin çekindiği "ilâhî emanet" yükünü omuzlama cesareti... Varolmak, sabırdır. Zor çevrenin dayanıklı yaratığı misali, dayanıklı ve tahammüllü.... Sırtındaki yükü, menzile ulaştırıncaya dek yürümeye ahit koymuştur o...

Varolmak düşünmek ve harekettir; her an yeni bir inşâ için rıbatta hazır olmaktır. Kısacası varolmak İkbal’in aşağıdaki dizelerinde kölece bir hayatı teperek hür olmaktır:

"Köle, günlerden kendine bir kefen dokur;

Gece ile gündüzü kendi üzerine örer.

Hür insan, kendini çamurdan çekip çıkarır ve,

Kendini gece ile gündüzün üzerine örer.

Köle için günler bir zincirden gayrı bir şey değildir.

Dudağında daima "kader" kelimesi dönüp dolaşırken,

Hür insanın işi, daima yeni bir şey yaratmaktır."

Kürre-i arzın sekenesi "Ben" nakdini harcamıştır;

Takdir mefhumunun nüktesini öğrenememiştir.

Bu ince remiz bir kelimede gizlidir.

"Sen başka olunca o da başka olur";

Çiğ dânesi misin? Düşmek senin takdirindir;

Bir derya mısın? Devam senin takdirindir.

Hazinesiz bir dert -takdir böyledir.

Dertsiz bir hazine takdir böyledir.

Ey habersiz! Dinin aslı bu ise, yoksul olan,

Daha da yoksul oluyor.

Vah! o dine ki, seni derin uykularda uyutur,

Bu, sihir ve afsun mudur? Afyon mudur? Din midir?

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.