E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

BURAK SERDENGEÇTİ

YAYIN EKSENİ;


  Gurbet Sürgünü

Türdav Yayınları

272 Sayfa

Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı Killik köyü ve çevresinde geçen olayların romanlaştığı bir kitap. Dergimizde de yazılarını okuduğunuz yazarın ikinci romanı. Gurbet yaşamış her insanın kendisinden bir şeyler bulabilecekleri bu kitabı tavsiye ediyor ve bir miktar alıntı yapıyoruz:

Kuzu çobanı Adak Ali, en yaşlı söğüt ağacının dibine oturup sigarasını yakalı fazla olmamıştı.

Yedi yaşından sonra gurbette yaşayan Ali, ince uzun boylu, yüzleri birbirine girmiş; göz çukurları oyuktu. Pala bıyıklarını çukur yüzünden kirpiklerine doğru uzanmıştı. Güleç yüzlü, garip tavırlı birisiydi. Köyünü, anasını yıllar sonra görünce yeniden doğmuş gibi olmuştu. Doyamadığı ana sevgisinin mahrumiyeti O’nu içine kapanık, sessiz, naslı biri yapmıştı. Körpe yaşta ayrılığı tadınca kavruk kalmıştı. Hacıbektaş’a ziyarete gelen anası:

- "Oğlum, ciğerparem, Ali’m!.. Evlenme çağına da girdin. Sana, kapı komşumuz Cafiye’nin Selvi’yi düşünürüm. İyi kız nemelâzım. Elimize uyar. Yadlara yabanlara gitmeye ne gerek! Davul dengi dengine vurur. Köye varınca Selvi’ye seni anlatır, kulağını bükerim. Sen "he" dersen söz keserik." diyen anası köye döneli yıllar olmuştu.

Ne Selvi’den bir haber almış, ne de köyüne gidebilmişti. Askerlik çıkıp Diyarbakır’a varınca anasından aldığı son mektupta Selvi’nin bir başkasıyla kaçtığını duymuştu.

Çocukluk arkadaşı komşu kızı Selvi’ye olan tutkusu, anasının önerisinden sonrası bir türlü hafifleyip bitmemişti. Uzaklarda büyüdüğü, gençliğini göremediği Selvi, körpe yüreğinde sancılı bir ur gibi duruyordu.

Sigarasını içip izmariti söğüt ağacının kalın gövdesinde söndürünce, geçip giden zamana, fırsatlara üzüldü:

- "Benim nikahım gurbet ile mi kıyıldı Allah’ım? Yedi yaşımdan beri buralardayım! Şurada ölüp gitsem, üzerime iki kürek toprak atacak ne anam var, ne de babam!.. Zalım Çorum, yerin dar mı geldi de beni buralara kadar sürdün? Bu nasıl töre, anlayamadım gitti! Adaklar evlenemezmiş de ölünceye kadar hizmette bulunacakmış da!.." diye kendi kendine konuştu.

Bu yılki anma törenlerine anasından ya da babasından birilerinin gelmesini çok istiyordu.

- "Bir tanıdık bari gelse, köyden haber alabilsem ah! Buralardan kopup gitmek de olmaz. Doğrusu efendilere ayıp olur." diye mırıldandı.

Babasının:

-                       "Oğlum, evlendik yedi yıl çocuğumuz olmadı. Yatırların eşiğinde yalvar yakar olduk. Karşılarında boynumuzu büküp divan durduk. Bir oğlumuz olsun istedik. İlk çocuğumu efendilere, erenlere hizmetçi vereceğimi söyledim. Kapılarında köle olsun dedim. El içine çıkamaz olmuştuk. Adaklarım yerini buldu. Hikmeti Huda seni verdi," sözlerini çok dinlemişti. Onsekiz yaşın toy delikanlılık çağı da geçince köyüne dönememişti. Bu topraklara ısınmış, buraları vatan bilmişti.

 

Babacığım neredesin / Eğitimde babanın rolü

Sefa Saygılı - Ali Çankırılı

Türdav Yayınları,

176 shf, 2001

Baba... Çocuğun büyümesinde ve şahsiyet oluşumunda vazgeçilmez olan, ancak ihmal edilen kişi. Nedense biz hep anne-çocuk ilişkilerinde ağırlık verdik ve babalığı ihmal ettik. Halbuki babanın görevi anneninki kadar önemli. İşte elinizdeki kitap, babayı ve babalığı anlatıyor. Babanın çocuklarına karşı sorumlulukları ve yakın alakası anlatılıyor kitapta. Çocukların ve annelerin, ama özellikle babaların okuması gereken bu eseri herkese tavsiye ediyoruz.

 

Benliğin inşası

Sadık Kılıç

İnsan Yayınları,

290 shf, 2000

Bu kitapta bir araya getirilmiş yazılar, bizi kendi havasıyla kuşatan entellektüel ve bilimsel kaygılarla, dünya gerçeğinin farklı ritimleri ve değişik kesitlerine bütüncülük zaviyesinden yaklaşma cehdinin ürünleri olarak algılanabilir. Burada, insanı Ben ve onun tekevvün demetlenişini tanırken, kesinsizlik ve tesadüflere zar atılmaz; bilakis insan, iç realitesine ve dış varlık alanlarına doğru, gözden geçirilir; onun hakkında kusursuz bir tablo elde etmenin imkanı sınanır... Ve, hiçbir şey diğeriyle alakasız değildir! Bütün durumlar istisnasız, insan beni ile toplumsal realitenin diyalektik bir ilişkiler ağı ve tezahürü içinde oluşur. Ümit olunur ki, her bir yazıyla okuyucu da, bu ne bene derinliğine nüfuz etmiş bulunan deruni insan ve varlık sevgisi, oluş muhabbeti ve hakikat tutkusu ile yüzyüze gelsin; cuzi benlik idrakinin evrensel boyutta açımlanış kıpırtısını tecrübe etsin!

 

Fihi Ma Fih

Mevlana Celaleddin Rumi

Timaş Yayınları,

332 shf, 2001

Merhum Ahmed Avni Konukun, Farsça aslından yapmış olduğu bu ilk Türkçe tercüme eseri günümüz okurlarına ulaştırmak istedik. Bu eser, kütüphanelerde mevcut yedi-sekiz nüshanın karşılaştırılması suretiyle hazırlanmış olması bakımından da ayrı bir hususiyet taşımaktadır.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.