E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ABDULLAH GÜZEL

FIKIH;


KREDİ KARTI

Soru: Bizler İsviçre’de yaşayan bir kaç arkadaş olarak buradaki durumdan ve durumun hükmünden endişeliyiz. Burada genelde her şey taksitle alınmaktadır. Ve tabi bu taksitli alışveriş, düşük bir faiz üzerinden işlem görmektedir. Veyahut kredili alışveriş de aynı durumda. Bu koşullar altında krediyle veya taksitle alışveriş yapmamızın hükmü ne olur.

Cevap: İnsanlık tarihinde mübadele aracı olarak önce madeni paralar daha sonra kağıt para icat edilerek kolaylık sağlanmıştır. Günümüzde alışverişlerin daha da kolaylaşması için senet, çek ve kredi kartı gibi belgeler para yerine kullanılmaktadır. Finans kurumu veya banka gibi kuruluşlar gelir sağlamak ve mevduat imkanlarını genişletmek için bir takım müşterileriyle vekalet, kefalet, ciro (havale) veya kredi ilişkisini düzenleyen bir kredi kartı sözleşmesi yaparak kredi kartını veriyor. Bu arada bir takım işyerleriyle de hizmet veya satış bedellerini müşterinin banka hesabından ödemek üzere anlaşma yapıyor. Anlaşma şartlarına göre faiz mi, değil mi ayrıntılarını izahta yarar var.

a) Dabit Card: Bu tür kartta, kart sahibi alışveriş yapmasına izin verilen üst sınırdan az olmamak üzere banka hesabında para bulundurmak zorundadır. Burada banka hesap sahibinin işyerlerine olan borcunu onun hesabındaki parasından ödemektedir.

b- Credit Card: Bu tür kartta, kart sahibi banka hesabında önceden para bulundurmak zorunluluğu yoktur. Burada kart sahibi, işyerlerinden satın aldığı mal ve hizmetlerin bedelini en geç otuz gün içinde ödemelidir. Aksi durumda faiz ödemek zorunda kalır.

c- Change Card: Bu tür kartta kart sahibi banka hesabından önceden para bulundurmak zorunda olmadığı gibi işyerlerinden yaptığı alışverişlerin fatura bedelini otuz gün içinde ödemek zorunda değildir. Burada kart sahibi borcunu kendi durumuna göre, faiziyle birlikte taksitler halinde öder.

İslam’a göre yukarıdaki kart çeşitlerinden üçüncüsü yani Change Card tamamen faize dayalı olduğu için caiz değildir. Dabit ve Credit kart faizli kredi çekmemek ve borcunu da vadesinde ödemek şartıyla kullanılabilir. En yaygın kredi kartı olan ikincisinde kart sahibi alım-satım bedellerini bankanın belirlediği süre içinde genelde otuz gün içinde öderse faiz söz konusu olmaz. Banka anlaşmalı işyerinden hizmetinin bedeli olan komisyonu alır, alım-satım bedelleri gününde kredi kartı hesabına ödemezse, banka kefil sıfatıyla borcu, işyerine öder ve daha sonra kart sahibinden faiziyle birlikte tahsil eder.

Sonuç olarak şunu da belirtelim ki, bir mümin aile bütçesini kredi kartına gerek kalmayacak şekilde düzenlemeyi hedeflemelidir. Çünkü kredi kartı, çoğu zaman israfa yol açmakta, özellikle sabit gelirliler faize düşme korkusuyla son ödeme gününde sıkıntıya düşmektedir. Faizli çalışan bankalara bu yolla büyük bir finansman desteği sağlandığı da unutulmamalıdır. Kısaca böyle bir kart bulundurma ihtiyacını duyan mü’min, faizsiz çalışan finans kurumlarının kredi kartını tercih etmelidir. Bu gibi kurumların kredi kartı uygulaması bulunmayan yer ve beldelerde diğer bankaların kartlarından geçici olarak yararlanmak da mümkündür. Ancak ödemelerde vadelere dikkat edilerek faizli kredi kullanma durumuna düşmemelidir. (İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi-Prof. Dr. Hamdi Döndüren, 171, 173)

Haram kazançlardan biri olan faizi Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan ediyor: “Faiz yiyen kimseler (kabirlerinden) tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar, onların bu hali alışveriş de faiz gibidir demelerindendir. Oysaki Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.

Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız Allah ve Rasulü tarafından ilan edilmiş bir harp ile karşı karşıya olduğunuzu iyi bilin.” Bakara, 275-279

Alışverişte faizin araları iyi tefrik edilmeli, birbirine karıştırılmamalı. Alışverişte ortada bir eşya, mal var bir de onun bedeli. Bu bedel üzerinde kişiler akitleşirler. Birisi belli bir miktara razı olur satar, öbürü de kendi isteği ile kabul eder ve alış veriş meydana gelir. Ama faiz böyle değil. Faiz aynı cinsten olan iki malın birbiri ile değiştirilmesindeki sözleşmede bir taraf için kabul edilen karşılığı olmayan bir fazlalıktır.

Alışverişteki vade farkına gelince; bir kimse şu kadar süre için şu fiyata, peşin olarak da şu fiyata satış sözleşmesi yapsa, yahut bir ay vade ile şu fiyata, iki ay vade ile şu fiyata dese bu satış fasittir. Çünkü belli bir fiyat ve bedel karşılığında alış veriş yapılmamış, bedel kesinleşmemiştir ve Peygamberimiz bir satış için de iki şartı yasaklamıştır. Bir satışta iki şart bu demektir. Şer’i sözleşmelerde böyle mutlak yasaklama sözleşmenin fasit olduğunu gerektirir. Bu satıcı ile alıcı bu şekilde (hangi bedel üzerinde anlaşmadıklarını kararlaştırmadan) ayrıldıkları takdirde böyledir. Eğer aralarında anlaşır ve tek fiyat üzerine sözleşmeyi bitirirlerse bu caizdir. Çünkü bu takdirde sözleşmenin sahih olmasının şartını yerine getirmeden ayrılmamış olurlar. Bundan da anlaşılan şu olur: Sahihi olmayan sözleşme, satılan malın peşin fiyatıyla veresiye fiyatını satıcı müşteriye söyledikten sonra alıcının bu fiyatlardan hangisini kabul ettiğini açıkça belirtmeden sadece kabul ettiğini söylemekle yetinmesidir.

Satıcının söylediği fiyatlardan birini alıcının kabul etmesi halinde, satış sözleşmesi sahih ve bu satışın caiz olması gerekir. Esasen satıcı sattığı malın peşin ve veresiye fiyatını söyledikten sonra alıcının kabul ettim demesi halinde şüphesiz satıcı hangi fiyatı kabul ettiğini soracak ve alacağı cevaba göre satış sözleşmesi kesinlik kazanacaktır.

Sonuç olarak bir malı peşin fiyatına oranla farklı bir fiyat ile vadeli satmak caizdir. (Diyanet İslam İlmihali, 375-376)

Soruda  mevzu bahis olan taksitli alış veriş düşük bir faiz üzerinden işlem görmekte deniliyor. Faizin düşük olması haramlığı ortadan kaldırmaz. Faiz şartlarına haiz olan her şeyden uzaklaşmak demektir. Çünkü bizim işimiz sadece bu dünyada değil, ölünce de Allah’a hesap vereceğiz. Hesap vermek de pek zordur. Cehennem azabı ise pek şiddetlidir. Şüpheli şeylerden sakınmamız gerek. Zira Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyuruyor: “Muhakkak olarak helal belli haram bellidir. Lâkin aralarında, helale de, harama da benzer şüpheli şeyler vardır ki onları insanların çoğu bilmezler. Şüpheli şeylerden kaçınan bir kimse dinini, insani kıymetini korumuş olur. Şüpheli şeylere dalan bir kimsede harama düşme tehlikesindedir.”

Haramlara düşerek Allah hududunu aşmamalıyız. Haramlar ve helaller kıyamete kadar bakidir.

İman yoldaşımız, Kur’an rehberimiz, Allah’ın rızası gayemiz olsun.

Allah’ım ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.