E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

SELİM ARMAĞAN

KAPAK;


RAMAZAN, KURAN VE TEVBE

Bu yaşlı dünya öyle devirlere ve toplumlara şahit oldu ki, kalplerinin karanlığı çehrelerine, çehrelerinin abusluğu toplumlarına sirayet etmekteydi. Kendilerine yapılmasını istemedikleri halde başkalarına zulmü reva görüyorlardı. Her türlü ahlâksızlık zirveye çıkmıştı. Canavarlar dahi yavrularını yanlarında büyütürken, onlar kendi öz çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. Evet cahiliye toplumu ve cahiliye insanından bahsediyorum. Üzülerek de olsa bahsetmek zorunda hissediyorum kendimi. Belki zaman dilimi olarak çağlar atladık ancak anlayış ve yaşantı biçimi olarak o normlara daha yakınız şu an. Cehalet, asırların gerisinden o çirkin yüzünü tekrar göstermiştir. Allah’tan başkasına kulluk, adaletsizlik, itikat bozukluğu ve sosyal çöküntü gibi bir çok temel problem çözümsüz kalmıştır. Kur’an-ı Kerim’in açıkça ifade ettiği en temel haramları irtikap edenlere dahi günahkâr olduğunu söylemek cesaret ister bir duruma gelmiştir.

Efendimizin (s.a.v.) gelmesinden önce de böyle karanlıklar çökmüştü. Yüce Mevla’mız kullarına merhamet etti ve geçmişin ve geleceğin tek kitabını, Kur’an’ı Kerim’i Efendimize böyle bir ramazan ayında indirdi.

“Ramazan ayı ki, onda Kur’an insanlara yol gösterici olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun. (Bakara/185)

Bu oruç hem Allah’ın bir emri, hem de huzur, güven ve barış kitabı olan yüce Kur’an’ın indirilmesine duyulan bir şükran orucudur.

Kur’an’ın indirilmesi bir milattır. Kur’an’dan önceki fert ve toplumlar, Kur’an’dan sonraki fert ve toplumlar.

Geçen Ramazanlar artık geçti ama yeni bir Ramazana başladık. Sanki Kur’an-ı Kerim yeniden inzal ediliyormuş gibi bu Ramazandan önceki halleri bir kenara atmalıyız.

“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberin indirdiği Kitab’a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.” (Nisa/96) ayeti gereğince kendi milâdımızı gerçekleştirmeliyiz.

- Bu Ramazan, namaza başlama milâdı olmalı.

- Zekâtı en güzel mallardan hakkıyla verme milâdı olmalı.

- Müslümanların dertleriyle dertlenmenin milâdı olmalı.

- Evde ve ailede İslâmî bir yaşamın milâdı olmalı.

- Bu ramazan, bütün düşüncelerde, ferdî ve sosyal ilişkilerde bir inkılâbın milâdı olmalı.

- Bu ramazan, aramızdaki küçük ihtilafların kaldırıldığı, İslâm’ın dirilişi ve Müslümanların birliğinin milâdı olmalı.

- Bu ramazan, kuru bir açlık ayı değil, dünyada fakirlerin, mazlumların, biçârelerin de olduğunun hatırlandığı bir milâd olmalı.

- Bu ramazan, Kur’an’a yeniden yönelişin milâdı olmalıdır.

Kur’an tilaveti manevî bir diriliş, bir dinamizmdir.  “Ey iman edenler! Size hayat verecek, sizi diriltecek, sizi canlı tutacak, yaşadığınızı hissettirecek şeylere davet ettikleri zaman Allah ve Rasul’üne uyunuz. Biliniz ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz mutlaka O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (Enfal/24)

Yavaş yavaş tertil üzere, manalarını düşünerek bol bol Kur’an okumalıyız. O, sahifelere hapsettiğimiz sanki ölülere okunacak bir dua kitabı gibi gördüğümüz Kur’an’ın dirilere indiğini, bir hayat kitabı olduğunu göstermeliyiz. Orucumuzu tutup içimiz yanarak, dudaklarımız çatlayarak Kur’an’a sarılıp yüce Rabbimize imanımızı göstermeliyiz.

“Ya açar bakarız, nazm-ı celîlin yaprağına,

Ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir Kur’an, bunu hakkıyla bilin,

Ne mezarlıkta okunmak, ne fal bakmak için.”

                                                M. Akif

Her biri yıldızlara benzeyen o sahabeler Kur’an’ı okudular, öyle anladılar ki karanlıkların içinden güneşler doğdurdular. Gündüzleri  ve geceleri Allah’ın ayetlerini anlamak, yaşamak ve yaşatmak mücadelesi ile doldu. Geceleri Medine toplumunun evleri yıldızlar misalidir. Bütün ev sakinleri gecenin son çeyreğinde kalkmıştır. Evlerde arı vızıltıları gibi Kur’an sesleri yükselmektedir. Allah’ın zikri Kur’an yükselmektedir.

“Mü’minler; Allah zikredildiğinde kalpleri ürperen, ayetleri okunduğunda imanları artan ve Rab’lerine tevekkül edenlerdir.” (Enfal/2)

“Allah korkusundan kulun derisi ürperdiği zaman, eski ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.” (Hadis)

Sığınacağımız tek liman, çalacağımız tek kapı yüce Mevlâ’mızın rahmet kapısıdır. “Ben nice günahlar işledim. Ben bile kendi kendimi affetmem.” gibi kuruntular, bizlere Allah’ın rahmetinden umut kestirmesin.

Ramazan ayı bir çok bereketin bir arada yaşandığı, bin aydan daha faziletli kadir gecesinin içinde bulunduğu bir aydır. Gündüzünde oruç, gecesinde teravih namazlarıyla Allah’ın kulları olduğumuzu O’nun yolunda olduğumuzu gösteriyoruz. Sadece O’na yöneliyoruz ve sadece O’ndan bağışlanma ve yardım diliyoruz. İşte bu nedenle Allah’a yalvarıp, tevbe edip, af diliyoruz.

Bir kul günah işler ve: “Allah’ım, benim günahlarımı bağışla!” der. Allah da şöyle buyurur: “Kulum günah işledi. Kendisini affedecek hem de sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi.” Kul dönüp tekrar günah işler ve: “Allah’ım beni bağışla.” der. Allah da: “Kulum günah işledi. Hem affedecek hem de sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi.” der. Kul tekrar dönüp günah işler ve: “Rabbim günahımı bağışla! der. Allah da kulum günah işledi, affedecek ya da sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi. Haydi istediğini yap. Ben seni bağışladım.” (Hadis-Buhari-Müslim)

Rasulullah (s.a.v.) buyurdu: “Allah Teala buyurdu: Ey Ademoğlu! Bana dua ettiğin, benden umduğun  sürece aldırmam, sende olan hataları affederim. Ey Ademoğlu! Günahların gök bulutlarına ulaşsa bile af dilediğinde  günahlarını bağışlarım. Ey Ademoğlu, Bana şirk koşmaksızın yer dolusu hatalarla gelip huzuruma çıksan, sana yer dolusu, mağfiretle gelirim.” (Tirmizî)

Kur’an-ı Kerim’e hizmetin önemi ve oruçla ilgili Efendimizin bazı hadislerini hatırlayalım.

- “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” (Buharî)

- “Kur’an’dan bir şey bilmeyen kişi, harap olmuş ev gibidir.” (Tirmizî)

- “Kur’an’ı okuyup (öğrenip) da, sonra unutan hiçbir kimse yoktur ki, kıyamet gününde cüzzamlı olarak Allah’a kavuşmasın.” (Tirmizî)

- “Cennette Reyyân adında bir kapı vardır. Bu kapıdan oruçlular çağrılır. Kim oruçlu ise oraya girer, giren ise asla susamaz.” (Buharî-Müslim)

- “Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” (Kütübi Sitte)

- “Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar zincire vurulur.” (Buharî)

- “Her şeyin bir zekâtı vardır. Cesedin zekâtı ise oruç tutmaktır.” (Hadis)

Öyle bereketli günler kapımıza gelmiştir, öyle fırsatlar elimize geçmiştir ki, her şeyimizi feda edip sadece kurtuluşumuzu isteyeceğimiz günden önceki belki de son fırsattır. Kur’an’ın tilâvetini ve ahkamını yaşamayı, orucu, namazı ve tevbeyi ramazan ayı ve kadir gecesiyle birleştirelim. Efendimiz: “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” buyurur. Bizler de bağışlanmak isteyelim.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.