E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ABDULLAH GÜZEL

FIKIH;

 

  ZULÜM HARAMDIR

Zulüm, haksızlık, eziyet, işkence, bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymaktır. Mukabili adalettir. Dünyanın bütün nizam ve intizamı adaletle kaimdir. Allah Teala Hazretleri bize adaleti emrediyor. Bizden adaletin muhafaza ve devamını istiyor. Binaenaleyh insan, her hareketini bir itidal, bir adalet dairesinde yapmaya çalışmalıdır. Vazifesinde adalete riayet etmeyen bir insan kendisine de vatanına da bütün insaniyete de fenalık etmiş olur. Herhangi bir hakkın ziyaına veya tehirine sebebiyet vermek bir zulümdür. Herhangi kimseden haksız yere bir şey almak, zulümdür. Herhangi insana veya hayvana haksız yere eziyet etmek de bir zulümdür. Zulmün neticesi ise azaptır, felakettir. Bir hadisi şerifte Peygamberimiz (s.a.v.): “Mazlumun duasından sakının. Çünkü o dua ile Hak Teala arasında perde yoktur.” buyurur.

Adem ile Havva, cennette meskun iken Allah (c.c.) ikisine şöyle der: “İstediğiniz zaman cennet nimetlerinden yiyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendisine kötülük eden zalimlerden olursunuz.” (Bakara/35)

Şu anda yeryüzünde yaşayan insanlar olarak bizlere de Allah (c.c.) helal ve temiz olanları yiyip içmemizi emrediyor. Ancak haram olanlardan da sakınmamızı istiyor. Bizler içinde pek çok (velâ tekraba) misli ayetler mevcut. Yasaklanan ağaçtan Adem’le Havva yemekle cennetten uzaklaştılar. Biz ise haramları işlemeye devam edersek cennete girmemiz, hesap vermemiz pek kolay olmaz. Her yasağı ihlal eden kişi nefsine zulmetmiş olur. Allah (c.c.)’ın günahsız ahsen-i takvim olarak yarattığı eşrefi mahluk olan insanoğlu işlediği günah sebebiyle cehenneme gitmeyi hak etmiş olur. İşte bu nedenle kendisine zulmeder.

Kadınların giysilerinin gayri meşru olması hem kendilerine zulüm, hem de onları gören erkeklere zulümdür.

Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teala konuyu şöyle beyan ediyor: “Adem ile eşi dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik.” (Araf/24)

“Ey Ademoğulları! size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi daha hayırlıdır.” (Araf/26)

“Ey Ademoğulları! Şeytan, ana babanızı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın.” (Araf/27)

Bu ayetten şunu anlıyoruz: Giysi Allah’ın istediği gibi mesture olmaz ise hem günahkarlık alameti, hem de cennete girmeyi zorlaştırmakla beraber cehennem ehlinin giysisinin alametlerinden olur. Hanım kardeşlerimizin iyi düşünmeleri gerek. Hanımlar, erkeklerin veya bazı işverenlerin, amirlerin, zevk aleti değildirler. Şunu iyi bilin ki, size kendi zevklerine göre elbise taktir edenler, ne kendilerini ne de sizi cehennemden kurtaramayacaklar. Zirâ talip de zayıf matlub da, Allah’san korkun. Allah’ın azabı pek şiddetlidir. Zina ile meşgul olanlar, dedikodu yapanlar, içki, kumar, faizle iç içe olanlar, namazı terk edenler, kısaca dini vecibeleri yerine getirmeyenler, hepsi nefislerine zulmetmiş olurlar.

Adaletle hükmetmeyenler de hem kendilerine hem de halka zulmetmiş olurlar. Hatta Kur’an’a ve sünnete de zulmetmiş olurlar. Bu kadarla da kalmazlar, bu halde olanlar Allah ve Rasulü ile savaş halinde olmuş olurlar ki, vay bu halde olanların haline. Allahu azimüşşan, Kur’an-ı hakiminde şöyle buyuruyor: “Her kim ki, Allah’ın inzal buyurduğu ahkamı ile hükmetmezse, işte bunlar da o zalimlerdir. O haksızlar grubundan başka bir şey değildir.” (Maide/45)

Çünkü zulüm herhangi bir şeyin hakkını vermemek, onu Allah’ın tayin ettiği mevzu layıkının gayrine koymaktır. Allah’ın hükmedilmek için indirdiği, bildirdiği, yazdırdığı ahkam ile hükmetmemek de ilahi ahkamın hakkını vermemektir.

Zulüm ve zalimi tefrik etmeyen, tefrik etmek istemeyen, nisbeti hakkı görmeyen ve görmek istemeyenler ise zalimlerin başlarıdır. Kısaca zulme rıza zulümdür. Peygamberimiz (s.a.v.); “Zalimlere de yardımcı olunuz.” buyuruyor. Sahabe-i Kiram : “Zalime nasıl yardımcı olalım?” diye sorunca, O, “Onun zulmüne mani olmak da ona yardımdır.” diyor.

Allah (c.c.) hükümlerini hiçe sayan zalimlere, Allah’ın, meleklerin, mü’minlerin laneti vardır.

“Yoksa onlar İslam öncesi cahiliye hükümlerini mi istiyorlar? Halbuki akledenler için, Allah’tan gayri güzel hüküm veren kimdir.” (Maide/50)

Bezzaziye’de şöyle denilmiştir: “Zalime adil diyen kimse kafirdir. Zamanımızdaki zalimlere de adil diyenler kafirdirler. Çünkü bunların adaletsizliği yakinen bilinmektedir. Zulmü adalet diye isimlendiren kafirdir.”

İmam-ı Ebu Mansur Maturidi şöyle demiştir: “Zamanımızın sultanlarına adil diyen kimse kafir olur. Çünkü bunların zulmünde şüphe yoktur. Zulmün haram olduğu ise kesindir. Yakinen haram olan bir şeye helal veya adalet demek küfürdür.” (Ehli Sünnet İtikadı 17. 2. Gümüşhanevi 128)

Zulüm, şirki de içine alan bir kavramdır. Çünkü ilah, Rabb ve Melik olma Allah’ın hakkıdır ve insanın yalnızca Allah’ı Rabb, İlah ve Melik olarak tanıması gerekir. Bu birinci derecedeki hakkı sahibine vermeyen insan birinci derecede, yani en büyük zalimdir ve şirk Kur’an’ın belirttiği gibi en büyük zulümdür.

“Allah’a şirk koşma, muhakkak şirk büyük bir zulümdür.”  (lokman/13)

Allah’a yalan, iftirada bulunmak emrini ve yasağını ve kitabda bildirdiklerini gizleyip değiştirmek, ayetlerden yüz çevirmek beşeri sistemlerin geçerliliğini sağlayıp ilahi sistemleri yasaklamak, hatta inançlı insanları halk arasında mürteci olarak nitelemek zülüm ve şirktir.

Ayeti celilede, “Allah’a yalan, iftira atan veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Muhakkak şu ki, zalimler iflah olmaz.” (En’am/21)

“Kendilerine Rabbinin ayetleri hatırlatılan ve sonra onlardan yüz çeviren daha zalim kim olabilir?” (Secde/22)

Ayetlerden de anlaşıldığı üzere, şirk en büyük zulüm, müşrik de en büyük zalimdir.

İmam-ı Ali (r.aleyh): “Zulmün iki unsuru vardır. Zalim ve mazlum. Zalim zulmettiği için, mazlum da zulme rıza gösterdiği için zalimdir.” der. Kur’an-ı Kerim’de de: “Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız.” (Bakara/279) buyurulmaktadır.

Şu halde zalimin zulmüne rıza gösteren ve onu zulümden alıkoymak için ellerinden geleni yapmayan insanlar da zulümde ortaktırlar.

İnsan, gerek Allah’a şirk koşmak, gerekse onun hükümlerini yerine getirmemekle Allah’a hiçbir şekilde zarar veremez. Herkes kendine zarar verir. İnsan böylece kendi kendine zulmetmektedir. (Kur’an’da Temel Kavramlar, Ali Ünal, s. 333)

Zulümle âbâd olanın ahiri berbad olur. Kelamı Kibar da zulmün neticesini en beliğ şekilde ifade ediyor. Son zamanlarda çeşitli vesilelerle dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanlara zulüm yapılıyor. İnancından dolayı Müslümanlar kınanıyor. Aşırı dinci, kökten dinci, mürteci gibi münasebetsizce itham ediliyor. Halbuki insanlar inanç yönünden ya mü’min, ya kafir, ya münafık, ve yahut da müşriktir. Acaba İslam dinini tekzip eden, Müslümanı kınayanların bulunduğu nokta hangisidir. Müslümanlar iyi düşünmeli. İmanını kamil bir duruma getirmeli. Zulmedenler de zulümden vazgeçmeli. Zira her şey fâni, Allah bakidir.  Mahkeme-i Kübra’da Allah (c.c.) mazlumun hakkını zalimden alacaktır. Allah’ın azabı şiddetlidir. Allah’ım Ümmet-i Muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin...


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.