E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

A. HAMİD ÖZYAYLA

DÜŞÜNCE;


  20 KATIK, 40 HARAR

TERROR kelimesi İngilizce’dir. Terror’un anavatanı da İngiltere’dir. Terörün Türkçe’deki karşılığı dehşet, Arapça karşılığı ise fitnedir. Yedi düvele karşı kazandığımız İstiklâl Harbi’nin gazilerinden merhum dedem işgal kuvvetlerini tarif ederken İtalyan’ı hırsız, Rus’u acımasız, Fransız’ı sarhoş, Yunan’ı deli, İngiliz kafirini de “akıllı ve kurnaz gâvur.” olarak tasnif ederdi. Zira dedem rahmetli, Birinci Dünya Harbinde Süveyş Kanalı’nda çemberi yaramayınca İngilizlerin eline esir düşmüş ve İngilizler tarafından Hindistan’ın Bombay şehrinde 40 ay kömür madenlerinde karın tokluğuna çalıştırılmıştır. Canlı tarih bir dedenin torunu olarak iddia ediyorum ki, dünyanın en büyük terör ülkesi İngiltere’dir. Zira, ak kâğıt üzerine siyah kalemle yazılmış anayasası, yazılı ana kuralları olmayan tek devlet İngiltere’dir. Bu yüzden terörün gerçek bir tanımı yapılamamış ve sınırları tayin edilememiştir.

Onlar için söyledikleri her söz kanun, yaptıkları her iş yasaldır. Bence dünyanın derin devleti İsrail değil, İngiltere’dir. “Akıl, akıldan üstündür.” atasözümüz çok yerinde söylenmiştir. Aklın akla olan üstünlüğünün çatıştığı bir dünyada yaşıyoruz. Dünya siyaset konjonktüründe Yahudiler, Arz-ı Mev’ud, güya kendilerine vadedilen vatan uğruna ABD’ye teslim olmuşlardır. Bu sebeple İsrail, ABD’nin Ortadoğu’daki Müslüman-Arap ülkelerine teb’elleş ettiği bir bela ve çıban başı, uydu bir devlettir. Yalnız, ekonomide İsrail’in eli ABD’nin cebinden hiç çıkmamıştır. Hatta kol kırılmış, ikiz kuleler çökmüş fakat yen içinde kalmıştır. “Hasta adam” (ABD)’ın kanı içine akmaktadır.

İngilizler, akıllarını işleterek Göçmenler Kıtası, Amerika insanının aklını uzun vadede ucuz bir baha ile kiralayarak Hristiyanlığa hizmet adına kullanmaktadır. İyice incelenecek olursa Amerika’nın yerlileri; eski Mısır ve Suudi Arabistan’dan gelip ya da getirilip köle olarak kıtaya yerleşen ŞEHBAZ kabilesinin mensuplarıdır. Belki de Kamikaze saldırılarında S. Arabistan uyruklu Üsame bin Ladin, bu Şehbaz’larla kontak kurmuş olabilir.

Halk dilinde işini çabuk gören, eli çevik, atik ve tetik insanlara “Şehbaz” denir. Demek ki, Türk milleti olarak bizim derimizde de biraz kızıllık olabilir. Ata olan sevgimiz, arabaya olan merakımız, nisâ taifesine olan düşkünlüğümüz ve savaştaki ölüme seve seve gidecek gözü karalığımız nereden geliyor dersiniz? Nereden olacak genlerden... Dünya milletleri genetik haritası ile uğraşıyor, insanın klonlanması ile meşgul oluyor. Artık bu işin fiziki ve coğrafyası kalmadı. Dünya artık devlerin gözünde küçük bir köy görünümündedir. Yeni dünya düzeninde bu köyün muhtarı İngiltere, kâhyası ABD ve bekçisi de Türk askeridir. 1492’de keşfedilen Amerika kıtasına “Yeni Dünya” ismini veren İngilizler, ABD’yi kafaya almış, İtalya’yı koltuklamış, Almanya’yı elense etmiş, binmiş bir alamete gidiyor kıyamete. Geçmişte Avrupa’daki kanlı Otuz Yıl Savaşlarını, 100 Yıl Harplerini başlatarak bölgedeki otorite boşluğunu dolduran kimlerdir? Daha dün Alman Hitler’ini maceraya sürükleyen kimlerdir? İtalya’daki şeker fabrikasında on binlerce  Yahudiyi Filistin bölgesine yerleşmeye zorlamak için yakanlar kimlerdir? Futbolun (ayak topu ve oyunlarının) İngiltere’de icat edildiğini bilmeyen var mıdır? Onlar oynayacağı ülkeyi ayaklarıyla bir top gibi sektirerek omuzlarında zıplatır, sonra bir kafa hareketiyle onu şandelden kaleye indirir. Hatta rakip ülkenin oyuncusuna attırır golleri. Nasıl mı? Topu ona falsolu bir şekilde çarptırarak. Akıllı ve paralı insanlar artık kavgaya kendileri girmiyor, savaş ve cinayetleri terör şebekelerine ihaleye veriyorlar. Hatta futbolda bile bir çok Avrupa ülkesi Kuzey Afrika’nın ve Asya ülkelerinin oyuncularını koşturuyorlar sahalarında. İsa’nın (a.s.) diriltemediği ahmakların canı sağ olsun!.. Bu yüzden, şahsen teknik millî traktörümüz(!) Fatih’in lügat ve terim(!) manalarına bakarak doğalgazın büyük bir rantiyesi olan milan(!) gazdan elini çektirecekler diye korkuyorum.

İşte bu sebepledir ki, İngiltere’nin Tony’sini ABD’nin Cony’sinden daha tehlikeli görüyorum. Zira Coni’nin aklı Toni’nin cebindedir. Çünkü Beyaz Saray, Büyük Britanya’nın hükümet konağıdır. Neyse sadede gelelim.

Terör, fitne, bozgunculuk bağlamında fesat ile eşanlamlıdır. Fesadın sebebi Hased’dir. Hased ise ateşin odunu yakıp tükettiği gibi iyilik adına yapılan işleri yok eden bir hastalıktır.

FİTNE kelimesi Arap lügatinde fe-te-ne (fe-te ve nun ile) fiilinden masdardır. Herhangi bir madeni eritmeye, bir kimseye/ülkeye görüş ve dininden dönmesi için işkence etmeye, denemek için güç işlere maruz bırakmaya, aklını çelip gönlünü çalmaya(!) herhangi bir fikir ve görüşten döndürüp vazgeçirmeye, fikir karışıklığına, azap, sapıklık, imtihan ve deneme anlamlarına gelen FİTNE kelimesi Kur’an’da “İnsanları Allah yolundan çevirmek, Allah’ı inkar etmek,  Mescid-i Haram’ın ziyaretine mani olmak, ve (Mekke) halkını oradan çıkarmak.” olarak tarif edilmiştir. (Bakara/217)

FİTNE, savaş, anarşi, din ve vicdan hürriyetine karşı yapılan her türlü baskı ve şiddettir. Mesela, ABD aleyhine gösteri yapan kişileri mescid içinde yakalayıp tecziye etmek bile mabedin dokunulmazlığına tecavüz anlamında bir fitnedir. Hatta fitne, adam öldürmekten  ve zina etmekten daha büyük bir günahtır. Fitne cinayetten beterdir. (El-fitnetü eşeddü minel katl.) Yeryüzünde câri tüm sistem ve düzenler ya ilâhîdir (el-Milel) yahud da beşerîdir (en-Nihal) Ya Hak’tır ve yahut Batıl’dır. İşte FİTNE, Allah’ın hududunu çiğnemeye/aşmaya yönelik her türlü isyan, tuğyan ve ihtilal hareketidir. Münafıkların özlediği de budur. (Nisa/91) FİTNE bir beladır (Maide/71) ki; içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz. (Umuma sirayet ederek hepsini perişan eder). (Enfal/25) FİTNE, çetin bir imtihan, evlat ve mallar da bu sınavın çok önemli iki sorusudur. (Enfal/28). Müslümanın görevi ise fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar fitne-fesat odakları ile savaşmaktır. (Enfal/39) Ey Mü’minler! O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eğer fitne fesat ocakları ahkâm-ı ilâhîden yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin. (Nisa/89) Zalimlerin işi yeryüzünde bozgunculuktan (kardeşi kardeşe düşman etmek) ve fitne (sui anarşi) çıkarmaktan başka bir şey değildir. (Tevbe/47) Kısaca fitne çıkarmanın amacı insanları dinden döndürmektir. (Ahzab/14) İnsanları Allah’a değil kendilerine ve eşyaya/paraya-pula kul eylemektir. Allah (c.c.) yeryüzünde fitne ve fesat çıkaran bozguncuları sevmez. (Bakara/205) Bu yüzden yeryüzünü cinlerden sonra insanlara mekan kılmıştır. Bozgunculuk bir münafıklık alametidir. (Bakara/11-12) O (münafık ki) hasımların en yamanıdır. (Bakara/204) Bu yüzden bozgunculara itaat edilmez. (Şuara/151-152)

Allah ve Rasulüne karşı savaşanların ve yeryüzünde Hak düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya acımadan öldürülmeleri, (ki Allah c.c. mü’minlerin elleriyle kafirlerden böylece intikamını alır) yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Yeni dünya düzeninin mimar ve mucitleri “Biz ancak ıslah edicileriz.” deseler de bozguncuların tâ kendileridirler. (Bakara/11-12)

Arapça’daki TAĞA fiilinin (Tı, ğayn ve ya ile) Türkçe karşılığı azmak, sapmak, taşmak, kabına sığmamak ve zulmetmektir. Bu fiilinin ism-i faili TÂĞÎ’dir. TÂĞÛT ise azgın, sapık, kötülük ve sapıklık önderi, zorba(!) şeytan, kâhin, sihirbaz, put, bâtıl, mabud ve puthane anlamlarına gelmektedir. TÂĞÛT, şeytan ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. Kısacası TÂĞÛT, “Urvet-ül vüskâ/kopmayan sağlam bir kulp olan Kur’an ve İslâm’ın dışında kalan, insanın nefsî ve şehevî arzularını önde tutan tüm beşerî ve şeytanî düzen ve sistemlerin özel adıdır. FİTNE de bu şeytanî düzenlerin ve şer odaklarının yaşaması için yapılan faaliyetlerin özetidir. Kim TÂĞÛT’u reddedip Allah’a inanırsa kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. (Bakara/256)

BEĞÂ fiili (Be, ğayn ve yâ ile) haddi aşmak, kanuna karşı gelmek, isyan etmek anlamlarına gelmektedir. Bu fiilin ism-i faili ise BÂĞÎ’dir. El-bağy kelimesi ise azgınlığı ifade eder.

ASÂ fiiline gelince (Ayn, sad ve yâ ile) ayrıldı, ihtilaf çıkardı, âsi geldi, itaat ve emrinden çıktı anlamlarına gelmektedir ki; ism-i faili ASÎ’dir.

Meşrû bir İslâm devletine karşı gelen her tağî, bâği, âsî ve fitnenin cenaze namazı kılınmaz. Kılınsa bile bu, cehenneme vize olmaktan öte geçemez. Adam, hem Allah’ın dinine, diyanetine, şeriatına küfredecek, hem de cennetin baş köşesindeki sedire kurulacak(!). Böyle bir çarpıklığa hangi bir Müslüman tahammül edebilir? Cennet ucuz, cehennem lüzumsuz değildir.

Yeryüzünün ilk âsisi, Hz. Adem (a.s.)’ın oğlu Kabil’dir. KABİL, Babası Hz. Adem’e indirilen 10 sahifelik kitap ve şeriatın hükmüne razı olmayıp ikiz eşi Aklima’yı Habil’e vermeyen, nefsî ve şehevî arzuları uğruna 20 yaşındaki kardeşini öldüren ilk katildir.

Evet... Fesadın sebebi haseddir. Arapça’da FESEDE (fe-sin-dal ile) fiilinin Türkçe anlamı kokmak, bozulmak, batıl ve hükümsüz olmak, doğru ve uygun hareketi terk etmek, işlerin alt-üst olması, mahvolmak ve külliyen zarara uğramak anlamındadır. Fesad, fitnenin müradifidir. Fitne, ekinlerin bile fesad ve hasadına tesir eder. Çünkü Cenab-ı Hak, zikrinden yüz çevirenlerin üzerine rahmet ve gök kapılarını kapatmış ve bulutların musluğunu kısmıştır. Toprak verimsizleşmiş, hayvanat kısırlaşmıştır. Nesiller helak olmuştur.

Fitnenin kaynağı olan haset kelimesi ise, Arapça HASEDE (Ha,sin ve dal ile) fiilinin bir türevidir. Menfaat çatışmasından doğan çekemezliği ifade eder. Öyle ya her şey hesap ile... Yirmi katır kırk harar, herkes çıkarını arar. Emperyalist ülkeler ve aç gözlü insanların çıkarları uğruna yapamayacakları şey yoktur. Mesela Amerika kıtasına bu isim kıtayı keşfeden İtalyan gemici Amerigo Vespucci’nin ismine izafeten verilmiştir. Ancak ABD’nin kafasını ve beynini işleten İngiltere’dir. Geçtiğimiz ABD seçimlerinde Al-Gore’u aday çıkaran, Yahudi lobisini kaybettiren akıl ve siyaset, İngiliz markalıdır. İngiliz aklı ki, öyle Türk’ün aklı gibi değildir, sonradan çalışacak. Arap milleti Türkler için “kavm-i etrâk” derler. Gerçekten doğru bir isimlendirme. Bugün yeryüzünde kendi haline terk edilmiş başka metruk bir ulus bulamazsınız. Dünya siyasetinin Asya ve Avrupa ayağına kurulmuş asma bir köprü sanki... Köprünün altından geçen belirsiz, üstünden giden belirsiz. Öyle geçenden de, geçmeyenden de 10 kuruş alacak Deli Dumrul’umuz da kalmadı. Varyag’ın geçişi de inşaallah 3. cihan harbine sebep olmaz.

George W. Bush’u (Hamdi Alkan’ın tabiriyle iki defa Push’u) İngiliz aklına daha iyi hizmet edeceğini İngilizler keşfetmişler ve bu seçimi ABD’de hristiyan-yahudi mücadelesine dönüştürmüşler ve Papa II. Ampul’ün(!) de gayretiyle katolik başkan kazanmıştır. Bu yüzden belki de ikiz kulelerin vurulmasından “Benden sonra Bağdat yanarsa yansın. Bana mal olmayanı kimseye mal etmem.” düşüncesiyle fanatik Yahudiler kullanılmışlardır. Ama esas amaç Müslümanları vurmaktır, onların mallarına, Müslüman ülkelerin doğal zenginliklerine sahip olmak için canlarına kıymaktır. 2000 yılı rakamlarına göre 56 İslâm ülkesinden en zengini Kuveyt’in kaymağı (ki, kişi başına düşen milli geliri/GSMH’i 22.700 US Dolardır) Irak-Amerika Savaşında Çöl Fırtınası’na denk getirilerek yenmiştir. Ne de olsa kurtlar fırtınalı ve bulanık havayı severler. S. Arabistan’ın 2023 yılına kadar petrol gelirlerinin %70’ine savaş tazminatı olarak el konmuştur. Yanılmıyorsam bir ara bu tarihlerde Türkiye’nin de geri kalmış bazı şehirlerinde opera ve bale açılacağına dair ümitler vadeden pembe reklamlar vardı, TV ekranlarında... Acaba diyorum bizim de dış borçlarımız için 2023 yılına kadar bir şeylerimize ipotek mi kondu acaba?

ABD’nin 51. eyaleti olmak için ille de meclis binasının önüne Amerikan bayrağı asmak gerekmiyor ki... APO’yu başımıza bir bela olarak musallat eden zihniyetlerin basit bir Cola, Parlıament, Mc Donald’s ve Dolarını bile terk edememişiz... Merkez Bankası ha bire dalgalı kur üzerinden Dolar satıyor. Nesim Malki ve Üzeyir Garih niye öldürüldü? Bunlar MOSSAD’ın gizli kasası insanlardır. Deli Fuat ile Üsame bin Laden olayı arasında ne fark var? Sonunda İsrail Devlet Başkanı Şaron da yalnız bırakıldı. Beyler, dünya, istese de istemese de dinler arası bir çatışmaya doğru gidiyor. Beyaz Rusya’nın dağılmasıyla yeşil İslam’a karşı gizli ve ayan harp ilan edenler, Kabil’in neslinden iyi bir sille yiyeceğe benziyor. Kabil, tarihî kayıtlara göre cinayetten sonra Aden bölgesinde Nod denilen bir yerde yaşamıştır. Eğer Afganistan’ın başkenti Kabil (Kenan ili gibi) ismini Kabil’den alıyorsa tarih tekerrür edeceğe benziyor. Şehevî ve nefsî arzuları uğruna Habil’i öldüren Kabil’in nesli, büyük Hübel’i (!) de yerle bir edecektir. Allah’ın yardımı zayıfların yanındadır. Zaten Nasrullah ve feth, umudun yitirildiği demlerde inananlara ümit olmuştur. Eğer  ABD’nin deprem bombaları ve nükleer füze başlıkları varsa Cenab-ı Hakk’ın mü’minlere va’dettiği günler ve biraderlerine sema kapısından haber uçuran Şeytan-ı aleyhillâneyi imha edecek Şihâb-ı Mübin’leri vardır. Saltanat ve mülkün hükümranlığının kime ait olduğunu görürsünüz.

Figan, ağıt ve çığlık demektir. Efğan ise figanın çoğuludur. Afganistan ise çığlıklar ülkesidir. İlk ağıt Kabil’de yakılmıştır. Duvardaki son kan da Kabil’de akacak kan olmaz inşaallah.

‘Günler geceler durmaz geçiyor

Sermayen olan ömrün bitiyor.

Bülbüllere bak efgân ediyor

Ey gonca açıl mevsim geçiyor

Dost... Dost... Dost... Dost...”

Eski dünya, yeni dünya bütün akvam-ı beşer istemese de TALİBAN yönetiminin, Pehtun ve Peştun kabilesine mensup Afganlı lise ve üniversite talebelerinin taleplerinin önüne kimse geçemeyecektir. Afganistan da İran ve Sudan gibi İslâm Cumhuriyeti olma yolunda ilerlemektedir. Taliban’ın Üsame bin Ladin’i teslim etmeye yanaşmayıp sakladığı gibi ABD de ikiz kuleyi devirenleri bildiği halde bir pire uğruna koskoca bir İslâm coğrafyasını ateşe vermektedir. Devlerin aşkı büyük olduğu gibi yıkılışı da muhteşem olacaktır. İbn-i Haldun’un Mukaddimesi’ndeki devlet tanımına ve devletin ömrüyle ilgili tezlerine inanmamak elde değil. Devletler de aynen insanlar gibidir. Doğarlar, gelişirler, büyürler, yaprak dökümüne uğrarlar ve ölürler. Ne diyordu Amerikan Polis Akademisinin Mahoni’si (yakaladığı suçluya) “Kıpırdama Pislik... Sen artık öldün. Konuşup, konuşmama hürriyetine sahipsin. Ancak konuştuğun her şey mahkemede aleyhine delil olarak sunulacaktır.”

İlahi yargının adli zabıtası Zebâniler, sizi bekliyor Cehennemde.

 

Kaynaklar

1- Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Açıklamalı Meali Komisyon, Medine, 1992.

2- D.İ.A. Muhtelif ciltler.

3- Arapça-Türkçe Yeni Kamus, B. Topaloğlu, H. Karaman, Elif Ofset Tesisleri, İst. 1980.

4- Emanet ve Ehliyet, Yusuf Kerimoğlu.

5- Fono, İngilizce Türkçe Sözlük.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.