E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK

ÖLÇÜLER VE DENGELER;


 

HİZMET REHBERİ

Dünya, gözlerin göremediği, kalblerin hissedemediği müthiş bir hızla dönüyor. Yörüngesinden sapmadan, hızından hiç bir şey kaybetmeden... Diğer gezegenler, galaksiler, bildiğimiz, bilmediğimiz tüm varlık alemi de yaratılışına uygun bir şekilde, Yaratıcı’nın emrine boyun eğmiş, yapması gerekeni itirazsız yapıyor. Tam bir ahenk içinde varlığını sürdürüyor. Şayet güneş, ay, dünya yörüngelerinden milim sapsalar veya dünya dönüş hızını saniye azaltsa veya artırsa, her şey altüst olur. Hayat durur. Keza insanoğlu yaratılış gayesine uygun bir şekilde yaşar, Yaratan’ın emrine boyun eğer, Peygamber’in getirdiği hak dini kabul eder, teslim olursa dünyada cennetî bir hayat yaşar, huzur ve saadetin doruğuna yükselir. Aksi takdirde, yani Allah Teala’ya boyun eğmez, O’nun nizamına uymazsa, asla huzur duyamaz, insanca bir hayat süremez. Özgürlükler, insan hakları, inandığı gibi yaşama hakkı gibi tüm değerler ayaklar altına alınır.

İslam’ı en üst seviyede yaşayan toplumlarda rızay-ı bârî gözetildiği, işler ahiret hesabına göre yapıldığı için, insanların gözünde dünya, mal-mülk, makam-mevki küçüldükçe küçülmüş, dolayısıyla kargaşalara, kavgalara ve düşmanlıklara sebep olan ihtiraslar yok olmuş, kişiler birbirleri ile hayır işlerde yarışmışlardır. Her fert kendi imkanları dahilinde Hakk’a kulluk, halka hizmet için büyük bir şevk, aşk ve heyecanla hizmete koyulmuş, maddî-manevî yardımlaşma doruğa yükselmiştir. İnsanlık tarihinin medar-ı iftiharı evliya, âlim, idareci, komutan, sanatkâr onbinlerce seçkin kâmil insan, milyonlarca cilt şaheser eserler, camiler, medreseler, tekkeler, kütüphaneler, han, hamam, kervansaray, köprü, çeşme ve imarethaneler o destanî medeniyetin zamanımıza ulaşan şahitleridir.

Ancak zamanımız insanı, bütün imkanlarını kullanarak, dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip olurken, teknolojiyi en üst seviyede kullanarak dünyayı didik didik ederken, kalbini dünyaya kaptırmış, dünyaya sahip olayım derken, dünya ona sahip olmuş, madden zenginleşirken, manen, imanen ve ahlâken zayıfladıkça zayıflamış, çürümüş, çok azı müstesna insanlık âlemi dünya, nefis, şeytan üçgeninde bütün değerlerini kaybetmekle karşı karşıya kalmıştır. Bu çürümüşlükten, bu imanî, ahlakî çöküşten kurtulmak, toplumu yeniden öz değerlerine kavuşturmak için, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her devirde muhakkak var olacağından haber verdiği, Hak üzere sabit topluluktan olmak aşk ve heyecanını yaşamalıyız. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Ümmetimden, daima Allah’ın emrini yerine getirmekte sabit, kendilerini yalanlayanların ve muhaliflerin zarar vermeyeceği bir topluluk var olmakta devam edecektir. Tâ Allah emri gelinceye (kıyamet kopuncaya) kadar, onlar hep bu doğru yol üzerinde sabit kalacaklardır.” (Buharî)

Zamanımızda gerek müslümanlar ve gerekse gayri müslimlerin uğradığı musibetler, zulümler, soykırımlar, terör, anarşi belası, İslâmsızlıktan, İslamî hassasiyeti olan kişi ve toplumların, milletler ve devletler arası ilişkilerde, hâdiselerde söz sahibi, yetki sahibi olmayışındandır. İnsanlık tarihi ibretle okunduğu, geçmiş hadiseler, basiret ve firasetle tetkik edildiğinde göreceğiz ki, İslam’a teslim olmuş yöneticilerin, toplumların milletler ve devletler arası münasebetlerde söz sahibi ve etkili olduğu devirlerde bütün insanlar, toplumlar mutlu, huzurlu, emin ve hür bir hayat yaşamışlar, zalimler asla zulme cüret edememişlerdir.

İnsanlık İslam’a muhtaçtır. İlk okunması gereken kitap Kur’an’dır. İlk tanınması gereken insan alemlere rahmet Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir. İslam dini merhamet dinidir. Müsamaha dinidir. Zorlamaz, zorlaştırmaz. Kolaylaştırır, nefret ettirmez. Değişmeyen ve asla değiştirilemeyecek olan esaslar koymuştur. Bu esaslarla oynanmasına asla müsaade etmez. Böylece kişilerin nefislerine, çıkarlarına zebun olmaları önlenmiş, konumları ne olursa olsun bütün insanların hak nazarında eşit olduğu, üstünlüğün soy-sopta değil, takvada olduğu etkin bir şekilde vurgulanmıştır.

Evet, insanlık İslam’a muhtaçtır. Hiç değilse içimizden bir kısım insanlar, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in müjdelediği “Allah’ın emirlerini yerine getirmekte, hak yolda sabit” bahtiyar topluluktan olmak için dua etmeli, çaba göstermeli, gece gündüz demeden, zorluklara aldırmadan, dünyevi hesaplar yapmadan, yalnız Allah rızası için insanlığın Yaratın’ını tanımaları, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i tanımaları, Kur’an hakikatlerıne muttali olmaları, İslam’ın ikliminde yeniden hayat bulmaları için tebliğ vazifesini yerine getirmeli, İslam’ın öğrenilmesi, yaşanması ve yaşatılması için bütün imkanlarını seferber etmelidirler.

Bunun için asgaride şu hizmetlerin yerine getirilmesi gerekmektedir:

1- Öncelikle İslamî esasları, ölçüleri en iyi bir şekilde öğrenmeliyiz. Öğrendiklerimizle amel etmeliyiz. Bildikleri ile amel edene Allah Teala bilmediklerini de öğretir. Bu ne büyük bir seadet ve mutluluktur ki böylesi bir insanın muallimi Allah Teala oluyor. Böyle bir seadetin heyacanını yaşayan kişi için artık durmak ve dinlenmek söz konusu olamaz. O, bir hizmetten başka bir hizmete, bir amelden başka bir amele, bir ibadetten başka bir ibadete koşturur. Her an Rab Teala ile beraber olma şuuruna ulaşan, imanın halavetini tadan kişi, şevkle öğrenir, aşkla yaşar, İslamî hakikatların herkese, her kesime ulaşması ve ulaştırılması için sevdalanır. Allah’ın dinine yardımcı olmanın heyecanıyla belde belde dolaşır. Allah Tealanın Muhammed suresi ayet 7’deki mesajını idrakle her an diri, canlı, ümitli yaşar:

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah (ın dinin)e yardım ederseniz, Allah da size yardım eder. Ayaklarınızı (din üzerinde) sağlam tutar.” (Muhammed/7)

2- Ailemiz içinde İslam’ın bütün vecibelerini yerine getirmek için gayret etmeliyiz. Ailenin her ferdi Kur’an okumasını öğrenmeli, asgaride ibadetlerini ifâ edecek kadar ezber yapmalıdır. Yapılan ezberlerin mealleri öğrenilmeli. Zamanla Kur’an’ın meali tamamen okunmalıdır. İtikad, ibadet, ahlak, beşerî münasebetler, muaşeret ve mesleğimizi ilgilendiren konularda İslamî bilgiler muhakkak öğretilmelidir. Aile fertlerimize Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem tanıtılmalı, sevdirilmelidir. Onun hayatı, sünnetleri, ahlâkı en iyi bir şekilde öğretilmelidir. Bütün yaşantımızda onu örnek almamız gerektiği idrak edilmeli, ettirilmelidir. Onun sadık dostları Ashab-ı Kiram’ın örnek hayatları da öğretilmelidir ki, Allah Teala ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tam teslim olanların yaşantısı nasıl olurmuş görülsün, ibret alınsın. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek kelamlarından 40 hadis öğretilmeli, ezberletilmelidir. Varsa kaza namazı ve oruçları eda edilmeli, nafile ibadetler ihmal edilmemelidir. Aile fertleri arasında vazife ve mesuliyetler anlatılmalı, uygulanmalı, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan sıcak ilişkiler en üst seviyeye çıkarılmalıdır.

Aile yuvamız bir mektep haline getirilmelidir. Aile büyükleri, yaşantıları ile çok iyi bir örnek teşkil etmelidir. Aile eğitiminde kitaplardan, bant, cd, vcd’lerden faydalanılmalıdır. Ailenin ihtiyacı olan konular tesbit edilip bilgilendirilmelidirler. Aile reisi zaman zaman ailenin bütün fertleri ile oturup karşılıklı hasbihal etmeli, istişare etmeli, dert ve sıkıntılarını dinlemeli, aile yuvasını onlar için bir cazibe merkezi haline getirmelidir.

3- Aile fertlerinin hepsi konumlarına uygun olan bir ilim meclisine muhakkak katılmalı, yetkili olanlar, becerisi olanlar ayrıca ilim meclisleri tertip etmelidirler. Çocuklarımızı, çocuk psikolojisinden, çocuk eğitiminden anlayan kişiler vasıtasıyla terbiye etme yolları araştırılmalıdır.

4- Ailemize, çocuklarımıza yakın-uzak bütün akrabalarımıza, arkadaşlarımıza, komşularımıza, temas halinde olduğumuz herkese yapılan hizmetleri tanıtmalı, sevdirip benimsetmelidir.

5- Eskiden ecdadımız Perşembe günleri bulundukları beldelerde “PERŞEMBELİK” adıyla fakir ve muhtaçlara yardımda bulunurlardı. Bu yardımlar ekseriyetle çocuklar ile gönderilirdi. Böylece çocuklar infaka alıştırılır, merhamet duyguları geliştirilirdi. Bizler de bu güzel adeti canlandırmalı, bir kısım yardımlarımızı çocuklarımızın eliyle yapmalıyız.

6- Yakın uzak çevremizde bulunan salih, alim kişiler, hizmet ehli insanlar, bulunduğumuz beldenin eşrafı zaman zaman ziyaret edilmeli, bu ziyaretlere mümkün oldukça çocuklarımız da götürülmelidir. Ziyaret ettiğimiz zevatın, sürekli temas halinde olduğumuz hocaların zaman zaman yaptıkları tavsiyeler asla ihmal edilmeden, titizlikle, şevkle, istekle yerine getirilmelidir.

7- Akraba, komşu, arkadaş, hasta ziyaretleri ihmal edilmemeli, düğün ve nişan merasimlerine iştirak edilmeli, yakınlarını kaybedenlere taziyede bulunulmalıdır. Bu arada güzel öğütler yapılmalı, gönüllerin İslam’a ısınması, güzelliklerle donanması için gayret edilmelidir. Ziyaretleşmelerde mümkün oldukça hediyeleşmelidir.

8- Meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, yöneticiler, esnaflar fırsat buldukça ziyaret edilmeli, karşılıklı fikir alışverişinde bulunulmalı, güven ortamının zaafa uğradığı, beşerî münasebetlerin, münasebetsizleştiği zamanımızda toplumunun birbirini anlaması, güvenmesi, sıcak ilişkiler kurması ve böylece birbiri ile barışık bir toplum oluşması için çaba gösterilmelidr.

9- Özellikle dernek ve vakıf çalışması yapan kişiler, beşerî münasebetlere çok dikkat etmeli, toplumun birleştirici, bütünleştirici unsuru olmalıdır. Çeşitli tabelalar altında çalışmak asla ayrıcalığa, ayrımcılığa sebep olmamalıdır. Her vakıf, dernek vb. faaliyet gösteren kuruluşlar toplumun her derdiyle ilgilenmeli, özellikle eğitim konularına ağırlık vermelidirler. Fakir ve muhtaç öğrencilere kucaklarını açmalı, onların rahat bir tahsil yapmaları için ellerinden geleni esirgememelidirler. Onlarla sadece tahsil hayatları müddetinde değil, tahsilleri bitip hayata atıldıktan sonra da ilişkilerini devam ettirmelidirler.

Aynı bölgeden mezun olan öğrencileri, senede bir kere bir araya getirerek onlarla buluşmalı, eski yeni kuşakların tanışmasına, birbirlerinin deneyimlerinden faydalanmasına zemin hazırlanmalıdır.

10- Her kesimden kişiler, özellikle öğrenciler için ilim, ahlâk, beşerî münasebetler, hak ve vazifeler, salih ameller v.b. konularda beş günden aşağı olmamak üzere uygulamalı ve yatılı eğitim seminerleri yapılmalıdır.

11- Her vakıf, senede bir kere kermes düzenlemelidir. Böylece kadın erkek herkesin kendi imkanları dahilinde hayır yapmalarına, beraber hareket etmelerine, yardımlaşma alışkanlıkları kazanmalarına yardımcı olunmalıdır.

12- Gerek Selçuklu, gerek Osmanlı ve gerekse daha önceki dönemlerde çeşitli vesilelerle şenlikler yapılır, etkinlikler düzenlenilirdi. Zaman zaman kırlarda, tabiatın kucağında her yaştan herkesimden insanların toplu olarak şenlik yapmaları, meşru sınırlar içinde eğlenmeleri çok eskiye dayanan çok güzel geleneklerimizdendir. Bizler de bu geleneğimizi devam ettirmek için senede bir kere kadın-erkek, genç-ihtiyar- çocuk her yaşta her kesimden insanın katılabileceği, herkese açık MESİRE ŞENLİĞİ düzenlemeliyiz. Bu şenliklerde çeşitli etkinlikler yapılmalı, çeşitli ikramlarda bulunulmalıdır. Kırların tabiî güzellikleri arasında insanlara bir müddet olsun sıkıntılarını unutacağı, birbirleri ile tanışıp kucaklayaşacağı, bir hoşgörü, bir sevgi ortamı hazırlanmalıdır.

13- Unutulmuş çok güzel örf ve adetlerimizden biri de AŞURE’dir. Eskiden Aşure günü kazan kazan aşureler pişirilir, yakın-uzak bütün komşulara tas tas ikram edilirdi. Biz çocuklar bu ikramları komşulara taşırken büyük bir haz duyar, bu hizmeti koşuştura koşuştura yapardık. Bir bilseniz bu işi yaparken ne kadar mutlu olurduk. Bu güzel geleneğimizi de yeniden ihya etmeliyiz. Ayrıca mübarek gün ve gecelerde çeşitli etkinlikler yapılmalı, kandil simitleri yapılıp dağıtılmalı, o gün ve gecelerin ehemmiyeti vurgulanmalıdır. Eskiden İstanbul’da her mübarek gün ve gece için kandil simitleri yapılıp dağıtılırdı. Çoluk-çocuk, genç-ihtiyar herkes bilirdi ki, bugün mübarek bir gündür. Mübarek bir gecedir.

14- Yukarıda zikredilen hizmetlerde ve yapılacak her türlü faaliyetlerde herkese görev verilmelidir. Bu görevler geçici ve devamlı olabilir. Fakat görevsiz hiç kimse bırakılmamalıdır.

15- Yapılan hizmetlerde muhakkak görev veren ve görev alan bulunacaktır. Bu sebeple:

a- Görev veren, görevlendirdiği kişiye görevini en iyi bir şekilde yapması için yol göstermeli, yardımcı olmalı, kontrol etmeli, yapılan hataları düzeltmelidir.

b- Görev alan, aldığı görevi yerine getirmek için samimiyetle gayret etmeli, bütün imkanlarını kullanmalı, uzun süreli bir vazife ise işin seyri hakkında zaman zaman görev veren kişiye bilgi vermeli, iş tamamlanınca da sonucu bir raporla bildirmelidir.

16- Vakıf hizmetlerinde olsun, diğer sosyal faaliyetlerde olsun en önemli unsur insandır. Dolayısıyla hizmet birimleri, çalışma arkadaşlarının, kabiliyetlerini, özellikliklerini, imkanlarını, sosyal durumunu çok iyi bilmeli, sürekli temas halinde olmalıdır. Çünkü çalışanlar arasındaki iletişim ve ulaşım zaafı, hizmetleri menfi yönde etkiler.

17- Her vakıf merkezi, hizmet birimi;

a- Çalışma arkadaşlarının adreslerini, telefonlarını tesbit etmelidir.

b- Zaman zaman birbirlerini ziyaret etmelidir.

c- En az senede iki kere bölgelerindeki arkadaşları ile bir araya gelip görüşmeler yapmalıdırlar.

d- Çeşitli bölgelerde bulunan vakıf elemanları zaman zaman birbirlerini ziyaret etmelidirler.

e- Çeşitli maksatlarla seyahata çıkanlar uğradıkları yerlerdeki arkadaşlarını muhakkak ziyaret etmelidirler.

f- Adresleri değişen, bir yerden başka bir yere taşınanlar yeni adres ve telefonlarını, ayrıldığı yerdeki vakıf yetkilisine muhakkak bildirmelidir.

18- Çeşitli bölgelerde bulunan kişiler, bölgelerindeki vakıf merkezini, vakfın genel merkezi varsa, genel merkezi de zaman zaman ziyaret etmelidirler.

19- Vakıf elemanları yaz tatillerinde tatillerinin bir kısmını bulundukları bölgedeki vakıf merkezinde, genel merkezi olan bir vakıfsa, genel merkezde geçirmeli, yapılan hizmetlere katkıda bulunmalıdırlar.

20- Dünya hızla değişiyor, hadiseler hızla birbirini takip ediyor. Başdöndürücü bu değişim karşısında kişilerin tek başlarına karar vermesi ve bu kararında isabet etmesi çok güçtür. O bakımdan herhangi bir vakıfla ilişkisi olan vakıf yetkilisi ile, herhangi bir hizmet içinde bulunan o hizmetin yetkilisi ile mutlaka istişare etmeli ve yapılan istişareye göre hareket etmelidir. Herhangi bir vakıf veya hizmetle ilişkisi olmayan kişiler de, itimat ettiği, bilgisine, ahlakına, dürüstlüğüne güvendiği kişi veya kişilerle istişare etmelidirler.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.