E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ABDULLAH GÜZEL

FIKIH;


 

MÜSLÜMAN EMİNDİR

“Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.” (Müslim 1/258)

Yeryüzünde vuku bulan hadiseler karşısında müslümanlar suçlanıyor. Bunları göz önünde bulundurarak Kur’an ve sünnet ölçüleri dahilinde müslümanlarda olması gereken güzel vasıfları yazmayı uygun buldum.

İmanla müşerref olan, Allah’ın kelamı Kur’an-ı Kerim’le tezyin bahtiyar bir müslümana uygun olan, dünya ve ahireti için güzel olanları yapması, rızayi bariyi hayatının en güzel hasletlerinden bilip her an yaratan Rabbinin kendisiyle beraber olduğunu idrak etmesi, mümini kâmilin özelliklerindendir.

İnsan olması nedeniyle nefisle mücadele pek de kolay değil. İslam’ın emir ve nehiylerine muhalif söz ve fiilleri olursa kişinin şahsi hatasıdır. Bundan dolayı ne diğer müslümanlar suçlanır, ne de cezalandırılır. Hatta bu yanlış, İslam dinine izafe edilemez. Zira Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Bugün size dininizi tamamladım.” (Maide, 3)

İslam dini itikat, ibadet, muamelat, ukubat, ahlakî, siyasî, içtimaî, hukukî ve ekonomik her yönünden kemale ermiş bir dindir. Kıyamet sabahına kadar da geçerlidir. Eksiklik İslam’dan nasibini alamayan gafil insanlardadır.  Müslümanlar, önce Allah’ı ve Rasülünü sevmeli. Ehlüllaha ve bütün ehli imana muhabbeti şiar edinmeli.

Allah Teala buyuruyor ki: “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Rasülüdür ve iman edenlerdir. Onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı (dosdoğru) kılar, zekatı verirler.” (Maide, 55)

Ayeti kerimede mü’minlerin kimleri dost edinip, muhabbet göstereceği aşikardır.

Müslümanların özelliklerini ayet ve hadislerin ışığı altında özetlemeye çalışalım:

“Muhammed, Allah’ın Rasulüdür. Onunla beraber olanlar da kafirlere karşı çok şiddetlidirler. Onların küfürlerine karşı yılgınlık göstermez, sert ve kuvvetli davranırlar. Kendi aralarında çok merhametlidirler. Onları hep rükû, sücûd halinde görürsün.” (Fetih, 29, Elmalı Tefsiri)

“Birbirinize iyilik ve takva hususunda yardımda bulunun, kötülük üzerinde yardımlaşmayın.” (Maide, 2)

“Toptan Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın.” (Al-i İmran, 103)

“Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Bazınız bazınızın gıybetini yapmasın.” (Hucurat, 12)

“Zinaya yaklaşmayın.” (İsra, 32)

Peygamberimiz (a.s.) bir müslümanı şöyle tarif ediyor:

“Müslüman müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu zelil etmez ve ona hakarette bulunmaz.”

“Sadakanın en makbulü; iki kişinin arasını düzeltmektir.”

“Her müslümanın diğer müslümana malı, ırzı ve kanı haramdır. İnsana kötülük bakımından, müslüman kardeşini küçük görmesi yeter.”

Müslüman İslam’ın Kur’an ve sünnet ile şekillendiği örnek insan tipidir. Cehaletin ve taklitçiliğin karanlığından kurtulmaya çalışan İslam kardeşliğini ön plana alan bir şahsiyettir. Ancak Rabbine ibadet eden, ancak ondan yardım bekleyen, ona tevekkül eden bir kuldur. İnsan olması haysiyeti ile zaman zaman işlemiş olduğu günahından tebve ve istiğfarda acelecidir. Gayesi sadece rızai baridir. Allah için sever ve onun için buğzeder. Kur’an’ın Allah kelamı olduğunu bilir. Kur’an’ı okur, manasını anlamaya çalışır, onunla amel etmeyi kulluğun gereği kabul eder. Kur’an’ı hayatı için bir program, ilâhî bir nizam olduğunu bilir, hayatını bu nizama göre şekillendirir.

Yüce İslam dini neslin muhafazası, insanlığın saadeti ve huzuru için nikahı emretmiş, zinayı haram kılmıştır. Nikah bir toplumun huzur ve güveninin aile saadetinin sarsılmaması için ilahi bir mevhibesidir.

Müslüman evlilik hayatında da İslam’ın çizdiği prensiblerden ayrılmaz, bilir ki Rabbani ölçünün olmadığı yerde huzursuzluk, güvensizlik, bereketsizlik kaçınılmaz olur. Müslüman, çocuklarının Allah’ın kendisine bir emaneti olduğunun farkındadır. Çocuklarına Muhammedî bir terbiye verir. Kur’an ve sünnetin baharında yeşertir, ümmeti Muhammed mertebesine ulaştıktan sonra rütbelerin en büyük rutbesi olan kulluk rütbesine ulaşmasına yardımcı olur.

Müslüman için iyilik ve fedakârlık onun tabiî halidir. Su-i zannı sevmez, hep hüsnü zandır, onun işi. Gıybet, dedikodu, nemalazımcılık, haset, kin, buğz gibi haller onun için mezmumdur. Cömerttir, ensar ve muhaciri örnek bilerek, kendi ihtiyacı olmasına binaen kardeşini kendisine tercih eder.

Müslüman, kalbi selim sahibidir. Kalbinde Allah’ın muhabbeti ve korkusu mevcuttur. Zira kalb, nazargâhı ilâhîdir. Kalbinde küfür, şirk, buğuz ve adavete yer yoktur. Çünkü ihlaslı olmaktır muradı, ihsan derecesine ulaşmayı kendisine gaye edinmiştir. İmanda itibarın sonucu olduğunun farkındadır. İmandan mahrum olmak onun için en büyük kayıptır.

Müslümanın ahirete imanı vardır. Mahşerde hesap, Kitap, Mizan, Sırat, Cennet, Cehennem birer vakıadır. İşte o günü göz önünde bulundurur. Hayatının idamesini buna göre tanzim eder.

Peygamberimiz’i (s.a.v.) kendisine rehber edinen bir mü’min, yukardaki mevzubahis etmeye çalıştığımız bu güzel vasıfları yaşamaya çalışan bir kişidir. Ancak iyilik düşünür. Kendisi için faideli olmaya çalıştığı kadar başkaları hakkında da hep hayır düşünür, hatta imandan mahrum olanların da imana gelmesi için çalışır.

İmanla dirilmesi için gücü nisbetinde gayret sarfeder. Sormak gerekir böylesi bir mü’min, anarşist olur mu? Bir kız çocuğu okula giderken, başörtüsü taktı diye tahsiline mani olunur mu? Allah’ın emri olan örtüyü tehlike timsali olarak addetmek son derece yanlıştır.

Namaz kılan kişi, bu haliyle mürteci olamaz. Çünkü  namaz, imanın eseridir, kulluğun gereğidir. Namaz dinin direğidir.

Müslüman, güvenilir, emin kişidir. Kendisinden vaki olan hatalar gaflet eseridir, kişiye münhasırdır. Böylesi şahsi hatalardan dolayı diğer mü’minler kınanamaz. İslâm’da eksiklik aranmaz. Eksiklik, İslâm’ı ve müslümanları tanımayanlardadır.

Dünyada gelişen bazı olayları bazı medya organları değerlendirirken ön yargı ile olaylara yaklaşıyor, yargısız infaz yapıyor. Adres olarak da müslümanları gösteriyor. Bu, habercilik ahlakına aykırıdır. Tavsiyem o ki, İslam’ın ölçülerini önce iyi öğrensinler, her şeye onun penceresinden baksınlar. Hüsnü zannı düstur edinsinler. Aksi halde herkesin mahkemei kübrada hesaba çekileceğini unutmasınlar. O öyle bir mahşer günüdür ki, bu dünyada hesaba çekenler de, idare edenler de, hepsi hesaba çekileceklerdir.

Gerçek hayat o gün başlayacak, bu dünyada kendi adınıza memnun ettiğiniz kişiler, o gün sizden memnun kalmayacak, hesaba zorlanacaklar.

Kişilerin dünya ve ahirette mesud, bahtiyar olması için her an Allah ile beraberliğin şuuruna ermesi gerek. Hani Peygamberimiz ve Ebu Bekir, Sevr mağarasında düşmanlarının yaklaştığı bir anda Ebu Bekir, “Geliyorlar. Ey! Allah’ın Rasulü.” dediğinde Peygamberimiz “Mahzun olma, Allah bizimledir.” dedi ve düşmanın şerrinden emin oldular. Keşke mü’minler bunu diyebilse bu dereceye ulaşabilse, işte o zaman art niyetli planları ters yüz olacak.

Allah’ım, Ümmet-i Muhammed’i Kur’an’a mahkum et. Amin.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.