E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

Zeki Soyak

Ölçüler ve dengeler;


 

İmanın halâvetini tadmak

Allah Teala insanı yarattı. Bir çok güzelliklerle donattı. Yeryüzünde halife yaptı. Kalb, akıl, göz, kulak, dil, el, ayak verdi. Bütün mahlükat içinde mükerrem kıldı. İçimizden seçtiği peygamberler vasıtasıyla kendini tanıttı, yaratılış gayemize uygun, insanca bir hayat yaşayalım diye nizam gönderdi.

Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye din olarak Nuh’a tavsiye ettiğini sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi sizin için hukuk düzeni yaptı. Fakat kendilerine çağırdığın bu nizam, Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleneni de doğru yola iletir.” (Şûra/13)

Allah Teala’nın göndermiş olduğu hukuk nizamı, insanlık âlemi için en büyük lütuftur. Çünkü insanlar kendileri için faideli ve zararlı olanları tam olarak bilemezler. Bir kısmının hoşuna giden, diğerinin hoşuna gitmez. Bir kısmının güzel gördüğünü öbürü çirkin görür. Bir kısmının doğru kabul ettiğini diğer bir kısmı yanlış kabul eder. Bu durum kargaşa doğurur. İnsanların karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü içinde yaşamalarını önler. Çünkü çok değişik değerlere ve değer ölçülerine sahip toplumların uyum halinde, birbirlerinin hak ve hukukuna riayet ederek yaşamaları çok zordur.

Fakat Allah’a ve onun gönderdiği Peygambere ve nizama iman etmiş, bütün kalbiyle kabullenmiş toplumlar, aynı iman, aynı nizama, aynı değerlere sahip olduklarından, imanlarını ve ihlaslarını muhafaza ettikleri müddetçe her türlü kötülüklerden, tefrika ve fitnelerden korunurlar. Allah Teala’nın kendilerine lütfettiği kabiliyetleri ve imkanları Allah’a kullukta ve mahlükata hizmette kullanırlar. Çünkü bilirler ki Allah Teala’nın verdiği nimetleri yerinde kullanmazlarsa mesul olurlar. Bu hususta Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptığından sorumludur.” (İsra/36) Bu idrakla, şuurla hareket eden bir kişi ve toplumda zulüm, haksızlık, isyan, tuğyan ve benzeri kötülükler görülmez. Her yiyecek ve içeceğin değişik değişik tadı, rengi ve şekli vardır. Tad alma duygusunu kaybeden, görme hassasını yitiren bir insan elmanın tadını nasıl alsın, rengini ve şeklini nasıl görsün. İşte bunun gibi bir kişi ve toplum imanın, tevhidin tadını almamışsa, tevhidin sırlarına nasıl vakıf olabilir? İmanın gereği olan güzel amel ve güzel ahlaka nasıl ulaşabilir? Allah yolunda, Allah Teala’ya kullukta, onun dinine ve kullarına hizmette nasıl sevdalanır, sancılanır, heyecanlanır?

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, imanın tadını almak için şu güzelliklere sahip olmamız gerektiğini haber vermektedir:

“Kimde üç şey bulunursa imanın tadını almış olur.

1- Allah ve Rasulünün kendisine her şeyden daha sevgili olması.

2- Sevdiği kimseyi yalnız Allah için sevmesi.

3- Allah onu küfürden kurtardıktan sonra yine küfre dönmekten ateşe atılacakmışcasına hoşlanmaması.” (Buhari)

Allah’ı ve Rasulullah’ı sevmek demek, Allah celle celaluhunun emirlerine uymak, nehiylerinden sakınmak, Peygamberimiz, efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in sünnetini öğrenip yaşamak, ahlakıyla ahlaklanmak demektir.

Hz. Ömer radıyallahu anh bir gün huzur-u Peygamber’de: “Ya Rasulullah sen bana canımdan başka herşeyden daha sevgilisin.” demişti.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ya Ömer, canından da sevgili olmalıyım.” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer radıyallah anh: “Canımdan da” deyince, “Ya Ömer şimdi oldu.” buyurmuştur.” (Buhari)

İşte bu sevgi kişiyi imanın doruğuna yükseltir. İmanın tadını aldırır. Aşk deryasına daldırır. Hiçlik makamına erdirir. Mecnun’a Leylâ! Leylâ derken, Mevlâ! Mevlâ; Yunus’a aşkın aldı benden beni dedirtir.

Aşkın aldı benden beni.

Bana seni gerek seni.

Ben yanarım dünü günü

Bana seni gerek seni.

 

Ne varlığa sevinirim.

Ne yokluğa yerinirim.

Aşkın ile avunurum

Bana seni gerek seni.

...

Yunus’dur benim adım.

Gün geldikçe artar odum.

İki cihanda maksudum

Bana seni gerek seni.

 

Şu sihirbazların imanına bakınız. 5-10 dakika önce Allah tanımaz, Peygamber tanımaz, din tanımaz, Firavuna secde eden, onu Rab bilen bu insanlar Hz. Musa aleyhisselam’ın mucizesi karşısında, bir anda küfrün karanlığından imanın aydınlığına nasıl da yükseldiler. İmanın halavetini nasıl tattılar da, imanlarına bedel olarak canlarını nasıl feda ettiler.

Hani Allah celle celaluhu Musa aleyhisselam’ı Firavun’a göndermişti de: “Musa dedi ki: Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir Peygamberim.

Allah’a karşı gerçekten başkasını söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbınızdan açık delil getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.

Firavun dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve eğer doğru söylüyorsan onu göster bakalım.

Bunun üzerine Musa asasını (yere) attı. Birde ne görsünler o apaçık bir ejderha (oldu).

Ve elini (celinden) çıkardı, o da birden bakanlar için bembeyaz oluverdi.

Firavun kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır. Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor ne buyurursunuz?

Dediler ki onu da, kardeşini de beklet.  Şehirlere memurlar gönder, bütün bilgili sihirbazları toplayıp sana getirsinler.

Sihirbazlar Firavun’a geldi. Ve eğer üstün gelen biz olursak, bize kesin bir mükafat var mıdır dediler.

(Firavun) Evet. Siz mutlaka yakınlarımdan olacaksınız. dedi.

(Sihirbazlar) Ey Musa sen mi atacaksın yoksa biz mi önce atalım? dediler.

(Musa) Siz atın dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler. Onları korkuttular ve büyük bir sihir yaptılar. (Sihirbazlar ellerindeki ip ve odunları yere atınca halkın gözlerini büyülediler de ipler ve odunlar halka yılan gibi gözüktü.)

Biz de Musa’ya asanı at diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.

(Firavun ve kavmi) orada yenildi. Ve küçük düşürek geri döndüler.

SİHİRBAZLAR İSE SECDEYE KAPANDILAR

MUSA VE HARUN’UN RABBI OLAN ALLAH’A İNANDIK DEDİLER.

Firavun dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu hiç şüphesiz Mısır’da kıpti olan halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) bileceksiniz.

MUTLAKA ELLERİNİZİ ve AYAKLARINIZI ÇAPRAZLAMA KESECEĞİM. SONRA DA HEPİNİZİ ASACAĞIM.

Onlar: Biz zaten Rabbımıza döneceğiz. Sen sadece Rabbımızın ayetleri geldiğinde onlara inandığımız için intikam alıyorsun. EY RABBIMIZ ÜSTÜMÜZE SABIR YAĞDIR ve BİZİ MÜSLÜMAN OLARAK ÖLDÜR dediler.” (Araf/104-126)

Ya Rahmetilalemin! Ya Zelcelali vel ikram! Ya hayyu, ya kayyum, ya Allah! Sihirbazlara tattırdığın iman tadını bizlere de tattır. Onların üstüne boşalttığın, yağdırdığın sabrı cemilden bizim üzerimize de yağdır. Sabredenlerden, şükredenlerden eyle. İmanın halaveti nasıl bir halavet ki, o tat nasıl bir tat ki, el ve ayaklar kesilip asılarak işkence altında öldürülen mü’minler ölüm acısını duymuyor, hissetmiyorlar. Ölümün acısı, imanın tadını bozamıyor.

Asrımız müslümanlarının bütün sıkıntıları burada merkezileşiyor. İmanın tadını alamamak. İman zaafiyeti yaşamak. Bunu hallettiğimiz o tadı tattığımız zaman bütün sorunlarımız çözülecek, bütün sıkıntılarımız bitecek, biiznillahi teala.

Biz bu iman halavetini tatsak, kulluğumuzun bütün vecibelerini yerine getirecek, kınayanın kınamasından korkmadan, sadece Allah’a  güvenip dayanacak ve sadece ondan korkacak, hakkı söylemekten İslam’ı yaşamaktan sonsuz bir haz duyacak, izzet ve şerefi kullukta görecek, iğreti, aldatıcı ve geçici dünya alayişine itibar etmeyeceğiz. İşte o zaman, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu mesajındaki sırra muttali olacağız: “Din, Allah’a, rasulüne, müslümanların idarecilerine ve bütün müslümanlara nasihattır.” (Buhari)

Ulema bu hadisi şöyle açıklıyor:

Allah’a nasihat: O’na iman edip, uluhiyeti sadece ona tahsis etmek.

Peygambere nasihat: O’nun peygamberliğini kabul edip getirdiği ilâhî nizama bütün kalbiyle tabi olmaktır.

Müslüman öndere nasihat: Onun Kur’an ve sünnete uygun işlerinde yardımcı olmak. Haktan ve adaletten ayrılmamaları için uyarmak.

Müslümanlara nasihat: Dini ve dünyevî işlerinde onlara yardımcı olmak, doğru ve yanlışı göstermek, iyiliği emredip, kötülükten men etmek ve benzerleri.

Bu nasihat, zorlu bir yolculuktur. Hak katına yürüyüştür. Sıkıntıları çoktur. Çile vardır. Bela ve musibetlerle karşılaşmak vardır. Bu bir sevda kervanıdır ki bu kervanın yükü aşktır. Bu yolda karşılaşılan her zorluk ayrı bir haz ayrı bir tattır. Hak katındaki mükafatı ise kat be kattır.

“Elif, lam, mim”

İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece iman ettik, demeleri ile bırakılıverileceklerini mi sandılar?

Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah mutlaka doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da ortaya çıkaracaktır.

Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü hüküm veriyorlar?

Kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O herşeyi işiten ve bilendir.

Cihad eden, ancak kendisi için cihad etmiştir. Şüphesiz Allah âlemlerden müstağnidir.” (Ankebut/1-6)

Ayeti kerimelerinin sırrı fâş olan kişi için Hak yolda çile, bir gülistanda şâdanlıktır. Yoldan dönmek, dünyaya rağbet, düşmana minnet nâdanlıktır.

Ey merhametlilerin en merhametlisi. Ey Rahman ve Rahim rabbım! Bizi bize bırakma, bizi nefsimize, şeytana esir etme. Bize imanın halavetini tattır. Bizi kemalatı imanın zirvesine ulaştır. Bizi İslam’ın hizmetçisi eyle


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.