E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

Burak Serdengeçti

Düşünce;


 

Yaradana dilekçe

Allah’ım, insanlara hâlimizi anlatamadığımız için; ülkemizin vaziyetini, nazımızı ve hüznümüzü kısaca özetleyip; Zatı Âlinize sunma cesaretinde bulunduğumdan dolayı affına sığınıyorum.

İçimiz-dışımız savaş halinde. Alınterimizle biriktirdiklerimizi, “Bu devlet, yerinde bakî kalsın,” diye verdiğimiz vergiler; adı-sanı malûm zevatlar tarafından hortumlandı. Yetimin-öksüzün hakları çuvallarla götürüldü. Bu hakları koruyamadık, hâlimiz sana malûm ola Allah’ım.

Şu garip hale bakınca bir tuhaf oluyorum. Yâd ellerden dilendiğimiz paralar hissemize geçince zil takıp oynamaya başladık sevinçten. “Borç yiğidin kamçısı” demişler. Yıllardır kamçı sırtımızdan inmedi. Yiğitlerimiz de yiğitliği kimseye bırakmak istemiyorlar. Bu yetmiyormuş gibi hayatımızdaki garip cilveye ne demeli? Elinoğlu herşeyimize elini soktuğu gibi, maliyemizi de bizden iyi yönetir oldu. Başımızda Demokles’in Kılıcı gibi durmaktalar. Ekselansları neyimiz varsa kotardı. Verdiklerinin karşılığında ne tavizler kopardılar bizce karanlık!..

Ülkemizde hak-hukuk çiğneniyor. Öz yurdumda mülteci gibi hissediyorum kendimi. Yeryüzünün mutlak hakimi Sen’sin. Nereye hicret edeceğimi şaşırdım  Allah’ım. Gönlüme hudud çizip kafeslere koymak istemezsin beni. Mülk Seninse bıraksınlar Senin olan topraklarda Sana layık kul olarak ilâhî hürriyeti doya doya yaşayım.

Her geçen gün ruh sağlımız bozulduğu gibi, arkasından çeşitli  intiharlar sıraya konuluyor. Aile çatıları çatırdamaya başladı. Evine ekmek götüremeyen babalar çocuklarının, hanımının yüzüne bakamaz oldu. Öbür Türkiye’de bu hazin manzaraların dozu her geçen gün artarak sürerken, çılgınlıklarına yenilerini eklemek yarışında olanlar bizlerle alay etmekden usanmadılar.

Duyarsız, umarsız, bizden olduğunu sandığımız, sandıklara beleyip yukarılara gönderdiklerimiz aramızdan ayrıldıkları gün bizleri unuttular. Yağlı-ballı sofralara imrenenler, gözü yaşlı, bağrı taşlı bakıyorlar.

Bunca umutsuzluğa rağmen; Vahşi Batı’dan ithal edilen kendinden menkul kerametleriyle Derviş hazretleri, umutlarımızı yeşertmeye yetecek mi? diye ekranlara göz ve kulaklarımızla odaklandık.

Böylece, ahlâkî değerlerimiz yozlaştı. İzzet, şeref, haysiyet buharlaştı. Hâl böyle olunca bulup bir mazeret, işi yoluna koyuyorlar. “Mızrak çuvala sığmaz.” diyenleri utandırdılar. İktidara gelenler, midelerine doldurdukları ateşle ısınıyorlar. Demokrasi yarışında olan partilerimiz kendi dışındakilere hayat hakkı tanımak istemiyorlar. İnsan hakları, hoşgörü, tolerans bize ne kadar uzak? Bu yarışta olanlar, güzellikleri kendi çevrelerine yaşatıyorlar. Yapılan zulümleri çabuk unutuyoruz, aklımız zayi olmak üzere.

Ne garip ki sömürü düzeninin sürdürülmesinden yana olanlardan bir mektup alıyor, telefon teatilerinde bulunuyoruz. Bu sevinçten dolayı  geriye zil takip oynamadığımız kaldı.

Ya İlâhî, her masa bir makam, her zevat fetva makamı oldu. Bu zevatı kiram kendi anlayışları ve dayatmalar karşısında akla mugayyir fetvalar üretir oldular. Yeni bir din anlayışını, şüpheler içinde yüzen insanlara şırınga ediyorlar. Bu yetmiyormuş gibi, Türkiye’de cirit atan misyonerler bulanık kafaları berbat ediyorlar.

Ne esnafta kanaat, ne bizde şükür kaldı. Her yer ve zamanda israf aldı başını gidiyor. Her meşrepten bir baba bulup, babalandık. Babalar, evlatlarını feodal düzenlerini yürütmek için besleyip büyüttüler. Saldırdılar milletin bağına-bostanına. Bey belirsiz, meydan ıssız oldu Allah’ım.

Ayrıca, inanç ve duygu sömürüsü yapan uyanıklar da bu hassas konuda ne yetim, ne öksüz, ne sabi sübyan hakkı demedi cukkaladı milleti. Böylece asalaklar her dönemde bir kılıf bulup işi yoluna koyuyorlar. Bu bozuk düzene çekidüzen verecek yiğit yürekli, hak ve hukuku gözetecek bir kulun yok mu  Allah’ım?

Yapılan her ne varsa zâtı Âlinize malum. Ancak, derdi derunumuzu özetleyecek başka halden anlayan kimse kalmadı. Zulüm aleti olan zalimlere haber anlatamadık. Böylece başkasına söz hakkı tanımayanlar sözümüzü kulak ardı edip bize bigane kalıyorlar.

Elimizi açıp dua edecek temiz el, yalansız dil kalmadı bizde. Huzurunda duracak, utanmayan yüzle sana gelemiyoruz Allah’ım. Bağışlamak sana mahsus. Umutsuz günlerimize neşe olmak üzere olumsuzlukları ortadan kaldırmak için, bize sabır ve şükür nasip eyle.

Affına sığınırken, saygısız ifadelerimdeki cüretimi bağışla Allah’ım...


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.