E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

Veyis Ersöz

Deneme;


 

Yeraltı şehirlerini ziyaret

Yeraltı şehirleri ile maksadın ne olduğu ilk bakışta anlaşılmıştır herhalde. Her çeşit esnafın, sanatkârın, işçi ve ustanın, çalışanın ve çalıştıranın her meslekten amir ve memurun, her rütbeden subay ve erin, çok sayıda hacının ve hocanın, alimlerin ve zalimlerin, mutilerin ve asilerin, zenginlerin ve fakirlerin, gençlerin ve yaşlıların, kadınların ve erkeklerin, kısaca her yaşta ve her meslekten insanların bulunduğu, metfun olduğu, kimilerinin safa, kimilerinin cefa çektiği milyarlarca kişinin iskan ettiği yeraltı şehirlerini bilmeyen yoktur, oralara uğramayan veya yolu düşmeyen yoktur herhalde.

Yeraltı şehirlerinde yerüstünde olduğu gibi maddi apartmanlar, saraylar, köşkler ve villalar yoktur. Göz kamaştırıcı yüksek ve şatafatlı binalar görmek mümkün değildir yeraltı şehirlerinde. Oralarda bulunan insanların hepsi derin bir uykuda görüntüsünü vermekte ve uyanacakları o müthiş ve o dehşetli günü ve saati bekleyip durmaktadırlar.

Adı geçen şehirlerin gözle görünen ve ilk nazarda insanların dikkatini çeken yerüstüne dikilmiş olan hece taşlarıdır. Yeraltı halkını ve orada iskan eden insanları ancak o hece taşlarında ki künyelerinden anlıyabiliyoruz. Bizler için yeraltı sakinlerinin ahvalinden haberdar olmak mümkün değildir.

Buraya kadar kısmen üstü kapalı ve mecazi manada ifade etmeye çalıştığımız yeraltı şehrinin mezarlıklar, kabristanlar, halkının ise oralarda yatan ölüler/cenazeler olduğu anlaşılmıştır herhalde. Her kabristan öylesine büyük bir şehirdir ki; yazımızın ilk paragrafında belirtmiş olduğumuz her yaştan ve her meslekten milyonlarca insan orada medfun bulunmaktadır.

Nice azılı din düşmanları, firavunlar, nemrutlar, neronlar, ebu cehiller ve emsali İslam düşmanları ile nice alimler, şehidler, mücahidler, İslami bir hayat için ömrü billah mücadele edenler, kulluk görevini hakkıyla yerine getirenler, davet ve tebliğ vazifesi için gecesini gündüzüne katanlar yeraltı şehirlerinde çoğu zaman dipdibe, yanyana, belki de üst üste yatarlar.

Yeraltı şehirleri diye tarif etmeye çalışmış olduğumuz mezarlıkları zaman zaman ziyaret etmek, oralarda yatan kimselerin de bir zamanlar bizim gibi bu dünyada olduklarını çok etraflı bir şekilde düşünmek ve tefekküre dalmak insana -manevî açıdan- çok şeyler kazandırır. Kendimizi buna alıştırmalıyız.

Kapılarında çifte nöbet tutulan krallar, imparatorlar, padişahlar, paşalar, reisi cumhurlar, gurur timsali zenginler, patronlar, ağalar, holding sahipleri, yanına girip bir çift söz söylemek için kapısında günlerce, saatlerce bekleten bakanlar, müsteşarlar ve genel müdürler de sekiz arşın beyaz bir gömlekle yeraltı şehrinin sakinleri arasında yerlerini almışlardır.

Makamlar, rütbeler, mevkiler, servetler hep dünyada kalır. Yeraltı şehrinde herkes kendi ameliyle başbaşadır. Dünyada işlenen amelden başka bir şey o şehirde geçerli değildir. Bunları düşünebiliyor, kendimizi ve yakınlarımızı yakın bir zamanda varacağımız olan o yeraltı şehrine hazırlayabiliyor muyuz? İlahî adaletin tecellisinden başka hiçbir şeyin geçerli olmadığı o şehirde iltimas ve rüşvet yoktur. Amca-Dayı bulmak mümkün değildir. O; bir buçuk metre derinliğindeki yeraltı şehrinde hayat çok değişik şekilde cereyan eder. Dünya ile ahiret hayatında bir geçiş yeri, bir berzah alemi, bir köprü durumunda olan yeraltı şehirlerini ziyaret etmeyi unutmak, ihmal etmemek gerekir. Bizlerden önce giderek oralara yerleşmiş olan kimselerden, uzak-yakın herkesten, her hece taşının altında yatan mevtalardan birer ibret dersi almak gerçekten yararlı olur. Buna kendimizi alıştırmalıyız.

Birdenbire ne oldu da bu makam ve mevki sahibi, han-hamam sahibi, villa ve köşkler sahibi, oteller ve fabrikalar sahibi insanlar bunca servetlerini ve makamlarını terkederek o yeraltı şehrinde verilmiş olan ömürden fazla kalmak vardır, ne de yeraltı şehrine gitmemek vardır. Bu iş hiç kimsenin elinde ve inisiyatifi dahilinde değildir. Eninde ve sonunda herkes “sessiz gemi”ye binerek yeraltı şehrine misafir olacaktır. Böylesine bir yolculuk mutlak surette yapılacaktır. Bu yolculuk uçakla değil, son model arabalarla, helikopterle değil, dört tahtadan ibaret sal üzerinde ve insanların omuzlarında yapılacak, ondan sonra da yeraltı şehrinde bir toprak eve bırakılacaktır.

Herşey artık dünyada kaldı. Rütbeler soyularak “Er kişi niyetine” diye cenaze namazı kılındı. Eğer musallaya getirilen cenaze hanım ise “Hatun kişi” olarak nida edilir. Yeraltı şehrinde insanın dünyadaki makamına, mevkiine, zenginliğine, servet ve semânına bakılmaz.

Tek geçerli metah ameldir yeraltı şehrinde. Öyleyse kendimizi oraya hazırlamak için ciddi bir gayretin içinde olmalıyız.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.