E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

YUNUS HÜDAYİ

KAPAK


 

İSLAM’IN ZERAFET ESASLARI

Çağımızın zarif büyüklerinden biri, “İslam zarif insan işidir” diyor. İnsana değer verme, karakterli şahsiyetli bir kimlik kazanımı, İslam’ı temsilde en etkin tesir hali bu düsturun  altında yatıyor. Bizden istenen zerafet, sadece jest ve mimiklerde, konuşmalarda ortaya konan muaşeret ilkeleri değildir. Müslümanın temsil sadedinde olduğu zerafet esasları daha geniş bir anlam içerir. Müslümanın ailesiyle, akraba ve komşularıyla, ahbab ve akranıyla, diğer müslümanlarla, tebliğe muhatab gayri müslimlerle ve hatta muharib düşmanlarıyla ilişkilerini düzenleyen esaslarda,  kuralların derununda yatan zerafeti ve ince anlayışı görmemek mümkün değildir.

Serapa bir zerafet timsali olan Efendimizin, Mekke’nin taşları gibi katı ve kaba şahsiyetleri, şahsında temsil ettiği İslam’ın güzellikleriyle sohbet ve insibağ yoluyla nasıl Medine’nin havası gibi yumuşattığını, Mekke’nin toprağı gibi ot bitmez gönüllerde, Medine’nin toprağı gibi, nasıl şefkat ve merhamet filizleri yeşerttiğini biliyoruz. Uzun ve yorucu mücadeleler sonunda  Mekke’nin fethinde müslümanların can düşmanı Mekke ahalisinin,  Efendimiz (S.A.V)’in ne beklediklerini sorması üzerine, “Sen kerim bir kardeşsin, kardeş oğlusun” itiraflarının altında yatan ondan tereddütsüz bekledikleri afv ve merhamet zerafeti değil miydi!

Burada İslam’ın zerafet esaslarından bir kısmını, müslümanın müslüman üzerindeki haklarını zikrederek bu düsturu daha müşahhas hale getirmek istiyoruz.

Rasulullah (s.a.v.) buyurur: Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu küçük düşürmez.’  Başka bir okunuşta geçen ‘ la yahfiruh’ kelimesi de  ona olan ahdini ifa emanetini eda  eder anlamı vardır. 

İnsanların gelip geçtiği yollarda  oturmaya ancak  onun hakkını vermekle  müsaade eden hadis-i şerifte insanlara eziyet etmeme onların hakkına saygı özentisi vardır.Yolun hakkı; gözü haramdan çevirme, selama karşılık verme, aralarında güzel sözlerle konuşma, gelip geçene eziyet vermeme, iyiliği emretme kötülükten sakınma olarak zikrediliyor.

Rasulullah’ın bu zarif öğüdünde, kadınlar sebebiyle fitne ve günaha düşülmemesi, ordan geçenler hakkında  su-i zanla kötü düşüncelere düşülmemesi isteniyor. Yine ordan geçenlere tahkir edici davranışlarla eziyet etmek  yahut gıybetini yapmak, selama mukabelede tembellik göstermek,  iyiliği emr ve kötülüğü yasaklamada ihmalkar olmak  gibi durumlara düşülmemesi için uyarı yapılıyor. Zira burada oturanlar eğer evlerinde otursaydılar bu gibi durumlarla karşılaşmayacaklardı. Bunun gibi geçenlere yolu daraltmak, yahut evlerin kapısından gelip geçmeyi zorlaştırarak ev halkına eziyet etmek, yahut kadınların hoş olmayan hallerini izlemeye maruz kalıcı bir surette oturmak, mürüvveti zedeleyici sözlere dalmak da oturmanın hakkını zayi edici davranışlar cümlesindendir.

  Müslümanın müslüman üzerinde ki haklarını serdeden hadisi şerifler de zarif bir müslüman şahsiyette olması gerekeni öğretmektedir.

  Hadislerde ki –hakku’l-müslimi ale’l-müslim...- ifadesiyle başlayan metinlerde ki ‘hak’ kelimesi vücüb manasına alınmıştır. İsterse kifai olsun.

Bu hakların ifası istenmekle mü’minin gıyabında ve huzurunda hep hayrı isteniyor. Münafıkların alameti olan karşısında yağcılık yapıp, arkasından atıp tutma gibi kötü hasletler zemmedilmiştir.

İbn-i A’rabi diyor ki bu hakların ifasında tüm müslümanlar eşittir. Zengin fakir, büyük küçük ayrılmaz. Bazı arifler demişler ki: -Allah için müslümanın hakkını gözetirsen, Allah sana  ecrini iki kat verir. Birisi onun hakkını ifa, diğeri mahlukatından sana taayyün eden bir hakkı ifa ettiğin için.

Eğer selam verene karşılık vermezsen onu tahkir etmiş olursun. Şeref ve yaradılışının büyüklüğüne rağmen Allah’ın mahlukatını tahkir en büyük cürümlerden olsa gerek.

Selam veren kardeşine  ondan bir şer tevehhümünün olmadığını ihsas için karşılık vermesi gerekiyor.

Hasta ziyareti mendub olan ama neticesi çok bereketli bir ameldir. Efendimiz (s.a.v) zımmi hizmetcisini hastalığında ziyaret etmiş bunun bereketiyle o da müslüman olmuştur.

Müslüman için tanısın tanımasın diğer bir müslümanın cenazesini teşyi vacibdir.

Davete icabette velimeye icabetin vacib, diğerlerine  mendub olduğu belirtilmiştir. Çünkü velimeye icabet etmeyene vaid (ceza )vardır.

Hapşırmada hamdetmek hapşırma olayının büyük bir nimet oluşuna delalet eder. Allah (c.c) bu vesileyle ondan büyük bir zararı def etmiş, tıbbi olarak dimağındaki eziyet verici gazların dağılması sağlanmıştır.

Hapşırana teşmit hususunda müstehab diyenlerin yanında  bazı alimler farzı ayn demişler. Hatta zimmilere bile ‘yehdikumullah ve yuslihu balekum ‘deneceği söylenmiştir. Hapşırıp hamdetmeyene ise, dua hakkını zayi olduğundan mukabele  edilmiyor.

Öte yandan hapşıranın  ağzı ve burnundan çıkanlarla etrafı rahatsız etmemesi için yüzünü kapayıp sesini kısması ve boynunu sağa sola atmaması istenmiştir. (Tuhfetül-ahvezi, c.8, s. 16)

Bir müslümanın kardeşini oturduğu yerden kaldırıp oraya oturması uygun olmaz. Ancak bir şahsın mülkünde olmayan  veya izni bulunmayan yerden kaldırılması buna dahil olmaz. Burada maksat kinleşmeye götüren kişi hakkını zayi etmekten menetmek, tevazu ile muhabbeti temin etmektir. İsteyenin gönül hoşluğuyla kalkmasına bir mani de bulunmamaktadır. 

Müslümanın müslüman üzerinde bir hakkı da onu gördüğünde oturduğu yeri genişletip ona yer göstermesidir. Said b. Amr demiştir ki: -Benimle oturan arkadaşıma karşı üç vazifem vardır. Yakınıma geldiğinde  onu terhib ederim. (merhaba ile selamet ve esenliğini dilemek), oturduğunda yeri genişletirim. Konuştuğunda mukabele ederim. İki kişi aralarına oturmak için birini davet ederse yapsın. Çünkü bu bir ikramdır. İkram ise geri çevrilmez.

Müslümana, kimseye zarar vermemenin ve kimseden zarar görmemenin tedbirini almasını buyuran bir hadis-i şerif’te Rasulullah (s.a.v) buyurur: “Yanında ok varken mescitlerimize veya çarşı pazarımıza uğrayan kimse, müslümanlardan herhangi birine onlardan bir zarar gelmemesi için, okunun ucunun demirlerini eliyle tutsun” (Müttefekun aleyh) Zira bu şekilde bir davranış müslümanların  haklarına saygı göstermenin, fitne ve fesada vesile olmamanın bir gereğidir.

Bunların dışında daha bir çok haklar tahakkuk etmiştir ki İsbahani Hz. Ali’ye Ref’ edilen bir rivayette 30 kadar haktan bahseder. ( Ravdatü’l-efkar) Öyle ki bu haklar ancak yerine getirilmekle yahut afv ile eda edilmiş olur: Hulasaten: -Kusurunu bağışlama , üzüntüsüne sıkıntısına merhamet, ayıbını örtmek, sürçmelerini azaltmak, mazeretini kabul etmek, gıybetini yapmamak, nasihat vermeye devam etmek,  dostluğu muhafaza, zimmetini gözetmek, sevgisine karşılık vermek, hediyesini kabul etmek, ikramına teşekkür etmek, ona en güzel şekilde yardım etmek, ihtiyacını gidermek, güzel söz söylemek, ikramına karşı iyilik etmek, ona düşen bölüşmedeki payını vermek, zalim olsun mazlum olsun ona yardım etmek, ona düşmanlık değil dostluk göstermek, kendin için istediğin hayrı onun için istemek, kendin için şer bulduğunu onun için de şer bilmek’.

 

Kaynaklar

1. İmam Nevevi, Şerh-i Sahih-i Müslim, c.16, sh.120, Beyrut, 1392 h.

2. İmam Nevevi, age, c.14, s.143

3. Askalani, Fethu’l-Bari, c.3, sh.603, Beyrut, 1379 h.

4. Mübarekfuri, Tuhfetü’l-ahvezi, c.8, s.7, Beyrut

5. Münafi, Feyzü’l-Kadir, c.3, s.390, Mısır, 1356 h.

6. San’ani, Sübülüsselam, c.4, s. 149-150, Beyrut, 1379 h.

7. Azimabadi, Avnu’l-Ma’bud, c.5,s. 253-255

8. Tuhfetü’l-Ahvezi, c.8s, s.21

9. Ebu Sa’d es-Sem’ani, Edebü’l-İmla ve’l-istimla, c.1, s.130, Beyrut, 1981

10. İmam Nevevi, Riyazu’s-salihin, Terc. Ve Şerh, Erkam yy., c.2, s.179

11. Feyzü’l-Kadir, c.3,s. 391

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.