E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ABDULLAH GÜZEL

FIKIH


 

BEŞERİ SİSTEMLERİN AHİRETE İMANI YOKTUR

İlâhî sistem vahye dayanır. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Muhammed sapmadı ve batıla inanmadı. O arzusuna göre de konuşmaz. O‘nun bildikleri vahiyden başkası değildi.” (Necm, 3-4)

İlâhî sistemin hedefi insanların dünya ve ahiret saadetini teminle beraber eşrefi mahluk olarak yaratılan insanoğlunun bu güzel halini muhafaza etmektir.

Kâmil insan olan kişi Allah’tan hakkıyla korkar. Kimseye kötülük etmez. Herkese iyilik eder. Adalete ilâhî hukuka riayet eder. Nefsi için sevdiği şeyleri başkası için de sever. Nefsi için kötü gördüğü şeyleri başkası için de kötü görür. Allah’a tevekkül ve itimat eder. Azim sahibi olur. Bu güzel hasletlerle içiçe olan kâmil insan ancak ilâhî sistemin gözetimi ile mümkündür.

Cemiyetin düzenli ve intizamlı olması için; a- Dinin korunması, b- Neslin korunması, c- Canın korunması, d- Aklın korunması, e- Malın korunması gerekir.

Bu maslahatlar bulunmazsa hayat düzeni kökünden sarsılır. İnsanlar arasında huzursuzluk, kargaşa başgösterir. İnsanların işlerinde düzensizlik, dengesizlik hakim olur ve o toplum hem dünyanın hem de ahiretin dengesini kaybeder.

Beşerî sistemin kaynağı akıl ve hissiyattır. Beşerî sistemin ahiretle ilgili hiçbir programı ve hazırlığı yoktur. Zirâ öldükten sonra dirilmeye imanı yoktur. Tabi, kişiler müstesnadır.

Beşerî sisteme göre insanlar öldükten sonra hayatî bir önem mevzubahis değildir. İnsan çürür ot gibi yok olur, toprağa karışır gider. İşte insana verdiğe değer bu. Beşerî sistemin mensuplarına sormak lâzım: “Haydi ihtiyarlığa mani olun. Ölüme mani olun. Güneşi batıdan doğdurun. Mevsimleri değiştirin. İnsanlar üzerinde değişiklik yapın.” Hiçbirisini yapamazsınız. Çünkü Rab değilsiniz. Firavun’da aynı sistemi uygulamakla meşguldü. Hiçbir şey yapamadı. Hatta kendisi de sonunda ihtiyarladı ve öldü.

Beşerî sistem insanları yurttaş, vatandaş sıfatı ile değerlendirir. Vergisini alır. Haram-helal mefhumu yoktur. Cennet, cehennem, sırat, hesap, kitap gibi değerlerden mahrumdur. Bu anlayış son günlerde dünyada bazı bölgelerde görülmemiş değişiklikler ki yaz mevsiminde karın yağması, insanlığın ilahî nizamdan, İslam’dan uzaklaşmasının neticesidir. Keşke insanlık ibret alabilse.

İlâhî nizama gelince insanlar ölüm dediğimiz hal ile sadece değişiklik vakî olur. Bir yeni hayata intikaldir. Allahu Teala şöyle buyuruyor:

“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin.” (Bakara, 154)

“Asıl yaşanılacak hayat ahiret hayatıdır.” (Ankebut, 64)

“Ya sizi ancak boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minun, 115)

“Muhakkak ki Allah kabirlerde bulunan ölüleri diriltecektir.” (Hac, 7)

“İnsanları hesap yerine toplayacağız ve onlardan hiç kimseyi bırakmayacağız.” (Kehf, 47)

“Sonra siz muhakkak kıyamet gününde dirileceksiniz.” (Müminun, 16)

İşte Allah’ın kelamı olan Kur’an’dan bir kaç ayeti celile ile ilâhî nizamın ahiretle ilgili beyanları.. Keşke bizleri Kur’an’ı gerçek manada anlayabilse idik kimse kullara kulluk yapmayacak, gerçek değerini muhafaza edecekti. Ahirete hazırlanacak, yaratılış gayesini bilecek, mükerrem insan olma hüviyetine kavuşacak. Rabbına kullukla meşgul olacaktı beşerî sistemler Allah’a kulluğa manidir. Zira her sistem kendini muhafazasını ister. Dünya hayatında yaşayan insanlık için birkaç ayetten örnek verecek olursak. Kur’an’ın dünya ve ahiretle ilgisini daha güzel anlamış oluruz.

“Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız, onu Allah’a ve Rasulüne götürün. (Onların talimatlarına göre halledin) bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa, 59)

“Ey akıl sahipleri! Kısasta, sizin için hayat vardır. Umulur ki, suç işlemekten sakınırsınız.” (Bakara, 179)

‘Kısasta hayat vardır’ sözü gerçekten dikkate değer bir ifadedir.  Zirâ kısas tatbik edilince bir kişinin öldürülmesiyle pek çok kimsenin yaşaması sağlanır. Çünkü cezasının ölüm olduğunu bilen kimse bu suçu işlemeye cesaret edemeyecek. İslam dini haram ve helallar konusunda her zaman insanların menfaatini huzurunu emniyetini ön plana almış insanın değerini korumuştur ama insanlık ne zaman ilâhî nizamdan uzaklaşmış ise sıkıntı, huzursuzluk, anarşi katliam ve benzeri olumsuzluklar başgöstermiştir. İlâhî sistemden uzaklaşmakla dünya çok şey kaybetti. Değerler yok oldu. Zirâ Allah (c.c.) herşeyi değerli ve ölçülü olarak yaratmış ama korunma metodlarını da Kur’an’da bidirmiş. İnsanlık değerlere sahip oldu ama koruma metodlarını beşeri sistemle muhafazaya çalıştı ve mümkün olmadı, olamaz da.

Şair der ki:“Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden, din de gitti dünyada gitti elimizden.”

Mü’minler dünya ve ahiret dengesini iyi  değerlendirmeliler, dünyanın ve ahiretin lüzumu ne ise o kadar değer vermeli dünyada ne kadar kalacaksa o kadar azık ve dünya için gerekli olanları meşru yollardan elde etmeli ve kendi menfaatında kullanmalı. Ahirette ne kadar kalacaksa ki, ahiret ebedidir, orada ölüm yoktur. Kafirler cehennemde, mü’minler de cennette ebedi kalacaklar. İşte bu fark dünyada iyi tesbit edilip hazırlıklar ona göre yapılmalı. Bu alem için dünyadaki yaşantımıza yön vermeliyiz aksi halde pişmanlığın hiç faidesi olmaz.

Sure-i Haşr’da Allah’u Teala: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun (18)

Yarın denilen kıyamet günü için beşeri sistemin hiçbir hazırlığı yok hatta o güne imanı da yok.

Ahirete inanmayan kimse Kur’an ayetlerini inkar ettiği için kâfir olur.

“Kim Allah’ı, meleklerini, kitablarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse o tam manasıyla sapmıştır.” (Nisa, 136)

Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde dünya hayatının geçici zevklerine ve aldatmacalarına kanmamaları daha hayırlı ve kalıcı olan ahiret mutluluğunu yakalamaları gerektiği vurgulanmaktadır. Bununla birlikte Kur’an, dünya hayatının da ihmal edilmemesi gerektiğini, çünkü ahiretin dünyada kazanılacağını, ahirette mutlu olmanın dünyadaki yaşayışa bağlı bulunduğunu ifade etmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde; “Dünya ahiretin ekin tarlasıdır.” buyuruyor. Kim dünyada ne iş işlerse ahirette karşılığını bulur.

İlâhî sistemde ahiret hayatının devreleri vardır:

a- Kabir Hayatı: Ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam eder.

b- Kıyamet: Yok olan ve ölen şeylerin yeniden yaratılıp diriltilerek ayağa kalkması ve mahşere doğru yönelindiği gündür.

c- Ba’s Yeniden Dirilme: Ehl-i Sünnet inancına göre tekrar diriliş hem beden hem de ruh ile olacak.

d- Haşir ve mahşer: Yüce Allah’ın insanları hesaba çekmek üzere tekrar dirilişten sonra bir araya toplanmasıdır.

e- Amel Defterinin Dağıtılması: Kişilerin dünyada iken yapılan işlerin yazılı bulunduğu o gün insanların eline verilen defter.

f- Hesap ve Sual: Herkesin o gün dünyada yaptıklarından hesaba çekileceği gündür.

g- Mizan: Herkesin amellerinin tartıldığı ilâhî adalet ölçüsüdür. Sırat, cehennemin üzerine uzatılmış bir yoldur. Herkes buradan yürüyerek, mü’minler cennete buradan geçecek, kafirler ise cehenneme düşecek. Kısaca, ilâhî sistemin ahirete açılan penceresi Kur’an ve hadislerde geniş yer verilmiş. İşte bunların hiçbirisini de beşeri sistemlerde bulamazsızın. Beşerî sisteme göre insanlar ölür, yok olur. Ama ilâhî sisteme göre gerçek hayat ve mutluluk cennettedir. Ebedî hayat o gündür. Akıbet müttekilerindir.

Ne mutlu mü’minlere ki Allah Teala o mü’minleri müjdele diyor. Çağrımız odur ki mü’minler gaflete düşmesin. İmandan mahrum olanlar da imanla müşerref olsun. İnsanlık ise ilâhî sisteme sahip çıksın aksi halde mahşerde gerçekleri görünce; “Aman Yarab! Bizi dünyaya çevir artık, gerçekleri gördük.” diye ağlamanın pişman olmanın o gün bir manası yoktur. Allah’ın rızası, cenneti iman eden, salih amel işleyenler, ihlaslı, ihsan sahibi kişiler içindir.

Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.