E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK

BAŞYAZI


 

DİĞERGAM OLMAK

Fert ve toplumları birbirine bağlayan, bir arada hak ve hukuka riayet ederek, hoşgörü içerisinde yaşamalarını sağlayan çok güçlü sebepler olmadan huzur ve emniyet içinde yaşamak mümkün değildir. Bağlayıcı, taşkınlıkları önleyici, haksızlıklara set çekici, güçlünün zayıfı ezmesine mani olucu, hak ve hukuku hakim kılıcı, karşılıklı yardımlaşmayı sağlayıcı tek müessir güç DİN’dir.

Dini yaşantının güçlü olmadığı toplumlarda herşey çıkar hesaplarına göre yapıldığından insanı insan yapan güzel duyguların gelişmesi diğergam davranışların sergilenmesi mümkün değildir.

Dindışı yaşantıların hakim olduğu bir toplumda cinayetler, gasb ve rüşvetler hırsızlıklar çeşit çeşit kötülükler yaygınlaşır. Herşeyi madde ile değerlendiren, materyalist bir açıdan bakan kişilerde insanı insan yapan manevi değerlerin, ahlâkî güzelliklerin hayat bulması düşünülemez. Böyle bir ortamda hoşgörü, karşılıklı sevgi, saygı, insanî ilişkiler ve kardeşlik duygularının serpilip gelişmesi hayal bile edilemez. Çünkü maddecilik, dünyacılık çok acımasız, çok katı bir kuralcılıktır. Materyalizmde kalb yoktur, gönül yoktur. Acıma hissi yok olmuştur. Onun için KARDEŞLİK onların meselesi değildir. Onların kişiler ve toplumlar arası ilişkileri daha çok çıkar sağlamaya matuf ilişkilerdir. Materyalistler ve onun ürünü diğer beşeri sistem mensupları Allah Teala’ya inansalar bile, Allah inancının gereği olan dini esaslara uyma zorunluluğu hissetmezler.

Bu konuda TOLSTOY’un şöyle bir tesbiti vardır:

“Günümüz okumuşlarının verdiği karara göre din lüzumlu değil. Onun yerini bilim alacak ve aldı bile. Oysa tıpkı geçmişte olduğu gibi, bugünde, tek bir toplum veya aklı başında tek bir kişi dahi dinsiz yaşamamıştır ve yaşayamaz da. Aklı başında kişi diyorum, çünkü aklı başında olmayan kişi,  tıpkı bir hayvan gibi dinsiz yaşayabilir. Aklı başında bir insan dinsiz yaşayamaz. Çünkü önce ve sonra neyi yapması gerektiği konusunda ona hakikaten yol gösteren sadece ve sadece dindir. Din ona yaratılışı icabı verildiğinden aklı başında insan dinsiz yaşayamaz.”

Yukarıda yapılan tesbitlerden de anlaşılacağı gibi insanın fıtratında mevcut olan din duygusu, fert ve toplumların barışık yaşamasını, karşılıklı yardımlaşmasını, hoşgörülü olmasını ve netice itibariyle aralarında menfaata değil, çok üstün değerlere dayanan bir kardeşliğin oluşmasını sağlar.

Bu konuda İslam dini çok mükemmel prensipler getirmiş, din kardeşliği bağını en üstün seviyede kuvvetlendirmiştir. Din kardeşliği bağını, kan kardeşliği bağından daha öne çıkarmıştır. Kardeşler arasında karşılıklı vazife ve sorumluluklar getirmiş bu vazife ve sorumlulukların en iyi bir şekilde yapılmasını emretmiş, kardeşlik bağını gevşetecek, koparacak tüm davranışlardan sakındırmıştır. Her sahada olduğu gibi bu sahada da karşılıklı hoşgörüyü, diğergamlığı, külfetsizliği, yardımlaşmayı esas almıştır. Küskünlükleri, dargınlıkları ve hele adaveti kesinkes yasaklamıştır. Yalan söylemek çok büyük günahlardan biri olmasına rağmen, iki dargın kardeşin barışmaları için aracı olanlara yalan söyleyebilecekleri hususunda ruhsat verilmiştir. Mesela: Onlardan biri için diğerine sevmediği halde “O seni seviyor.” gibi ifadelerde bulunmak gibi. Ayrıca küskünlüğün üst sınırının üç günden fazla olmaması hususunda kesin ikazlar yapılmış, küskünlerin hayırlı olanının önce barışan olduğuna dikkat çekilmiştir. Küskünleri barıştırmanın ise çok büyük bir sevap ve hatta ibadet olduğu vurgulanmıştır. İslam kardeşliği hiçbir dünyevî çıkara dayanmayan, tamamen Allah rızasına matuf, dinin kesin bir emri olduğu için diğer toplumlarda, bir örneğine rastlanması mümkün olmayan, sayılamayacak kadar dâsitâni örnekleri vardır.

Meselâ Medineli müslümanların, bütün varlıklarını, ailelerini, çocuklarını, Mekke’de bırakarak Allah yolunda hicret eden Mekkeli muhacir kardeşlerine karşı yaptıkları fedakârlıklar, müslim,  gayri müslim tüm insanlık âleminin ibret alacağı, alması gerektiği çok büyük âbidevî bir ibret levhasıdır.

İslam kardeşliğinin temel anlayışı din kardeşini kendi nefsine tercih etmektir. İşte bu anlayış asırlardır İslam toplumunu canlı tutmuş, basit dünyevî maslahatlar, çıkar ve menfaatler, makam-mevki, mal-mülk kavgaları müslümanların kulluk heyecanını, hizmet heyecanını kardeşlik duygularını kazıyıp atamamıştır. Kısmî ve mevzii çekişme ve didişmeler genel yapıyı ifsat edememiştir. Çünkü yapılan hatalar, kardeşlik duygularını tahrip eden davranışlar, ümmetin eminleri tarafından büyük ölçüde izale edilmiştir.

Ancak son asırda yapılan koyu batı taklitçiliği, İslam’ın temel taşlarını sökmek, toplumun değer ölçülerini toptan değiştirmek densizliği ve çabaları görülmemiş boyutlar kazanmış ve maalesef bunun neticesi İslam milletleri bir çok değerlerini kaybetmişler ve büyük kargaşalar yaşamışlardır.

Bu kargaşalardan kurtulmak için yeniden kendi medeniyetimize, değerlerimize dönmek isara, diğergamlığa dayalı İslam kardeşliğini en üst seviyede yeniden tesis etmek, itimada dayalı EMİNÜL ÜMMET müessesesini yeniden canlandırmak gerekmektedir.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.