E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET TAHA

HABER YORUM


  

Fazilet, artık yok

Yaklaşık 26 ay önce zamanın Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş tarafından açılan FP’yi kapatma davası bir demokrasi ayıbı ile sonuçlandı. Savaş, “FP’ne kapatılan RP’nin devamı ve laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olma iddiası ile dava açmıştı. Dava ile ilgili açıklamasında ise Fazilet Partililere “kan emici vampirler”, “metastas yapan habis ur”, “T.C. tarihinin en büyük sahtekarlar çetesi” gibi değil hukuk adamına, sokak kabadayısına dahi yakışmayan ifadelerle saldırmıştı. Başsavcılığa tekrar seçilmeyip köşesine çekilince de artık FP’nin kapatılmasına gerek olmadığı, bölündükleri için iktidara gelme şansının olmadığı beyanında bulunmuştu.

Yeni başsavcı Sabih Kanadoğlu ile Savaş’ın başlattığı mücadele  aynen sürdürdü. Türkiye’de insanları makamlı ve makamsız halleri ile iki ayrı konumda değerlendirmek gerekiyor.

 

Odaktan mı, Dudaktan mı?

FP’yi RP’nin devamı saymayan Anayasa Mahkemesi Üyeleri, Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmaktan dolayı 3’e karşı 8 oyla kapatma kararı aldı. 22 Haziran Cuma günü açıklanan FP’yi kapatma olayı uzun süre tartışılmaya devam edecek.

Çünkü gerek görünümü, gerek düşünceleri ve hayat felsefesi ile laiklik konusunda önde gelen İstanbul Milletvekili Nazlı Ilıcak laiklik karşıtı olmakla itham ediliyordu. Kargaları bile güldüren bu iddia ile Nazlı Ilıcak FP’nin kapatılmasına sebep gösteriliyordu. Oysa Nazlı Ilıcak insan hakları çerçevesinde başörtüsüne, başörtülülere ve seçmene söz verdiği için milletvekili arkadaşı Merve Kavakçı’ya sahiplenmişti. Demokrasi adına, insan hakları uğruna tüm haksız saldırılara göğüs germişti. Ayrıca bütün yolsuzluklara, hukuksuzluklara, andıçlara, RTÜK patronlarına karşı çıkmış, bir hanım olmasına rağmen pek çok erkekte olmayan cesaretle, hukuku çiğneyen hangi makam ve mevkide olursa olsun mücadelesine devam etmişti.

Nazlı Ilıcak’ın milletvekilliğini elinden alarak FP’yi kapattıranlar birtaşla bir kaç kuş vurduklarını zannedebilirler. Ancak tanıdığımız kadarı ile ne Ilıcak susar ve köşesine çekilir, ne de FP tabanı dağılır. Hukuksuz kararlarla parti kapatanlar, halkın seçtiği vekili yasaklayanlar, halkı hiç görerek talimatlarla iş gösterenlere en güzel cevap tarihtir.

26 ay önce açılmış davaya, geçen aylarda Tokat Milletvekili Bekir Sobacı’nın TBMM’de yaptığı konuşma bahane edilebiliyor. Bekir Sobacı da beyan ve eylemleri ile partinin kapatılmasına neden olmakla suçlanarak milletvekilliği düşürülüyor. Ilıcak ve Sobacı ile birlikte Merve Kavakçı, Ramazan Yenidede ve Mehmet Sılay’a da aynı bahane ile 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

 

RP-FP karşılaştırması

Refah Partisi’nin kapatıldığı zaman 28 Şubat’ın en ateşli ve baskılı zamanı idi. RP’de bazı isimler geçmişte çok rahat hareket etmişler, 28 Şubatçıların kullanacakları bol görüntülü malzemeler bırakmışlardı. 28 Şubatçı medya bu malzemeleri birbiri ile yarışırcasına ekrana taşıyor, yasakçılara halk desteği sağlıyorlardı. Bu açıdan hukuki ve demokratik boyutu olmasa da RP tabanının dışındaki seçmeni kapatmanın haklılığına inandırmış durumda idiler. Hatta brifingçi hukuk (!) adamları da gerek içerde gerek dışarda Anayasa Mahkemesi’nin verdiği Refah’ı kapatma kararını savunmaya çalışıyorlardı.

Refah’tan sonra kurulan Fazilet’te çok şeyler değişti. Laik, çağdaş, demokratik fikir ve eylemler önce seslendirildi. Sonra hayata geçirildi. Bunlara öncülük edecek adaylar kondu, vekiller seçtirildi. Diğer partilerden farklı olunmadığı vurgulandı. Sürekli kapatma baskısı ile ciddi muhalefet yaptırılmadı. Savunamadığı doğrular unutulmaya, birileri bizi şöyle zannetmesin diye savunulan şeylere samimiyetle inanılmaya başlandı. Ciddi ve halkın güvenini kazanacak bir muhalefet yapamadığı, içindeki kırgınlıklar sebebiyle bütünlük ve canlılık sergilenemediği için iktidar şansını yitirmiş, baraj seviyesinde bir oya sahip parti artık birileri için tehlike olmaktan çıkmalı idi. FP’de kapatıldığına göre birileri ismine, levhasına dahi tahammül edemiyor.

Aydın Doğan ve Dinç Bilgin grupları dışındaki basın, medya ve patronlar kapatma olayının hukuksuzluğunu, yanlışlığını ifade ediyorlar. RP davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’nin avukatı olan Prof. Dr. Ergun Özbudun: “Bu defa Türkiye’yi savunmayacağım. Çünkü bu kararın savunulacak yanı yok. Kararı onaylamıyorum. FP’nin kapatılacak yanı yoktu.” diyor.

Kapatma kararı hükümet ortağı parti liderleri için bir demokrasi sınavı oldu. Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz üzgün olduklarını söylerken parti kapatmayı keyfilikten çıkaran Anayasa değişikliği için de hiçbir adım atmamışlardı. Demokrat pozlara bürünen Mesut Yılmaz’ın FP’yi din istismarı yaparak hem tabanına hem de ülkeye zarar vermekle suçlaması, İsmail Cem’in FP ile Avrupa Irkçı Nazi Partilerini karşılaştırması ise üzüntülerin nasıl timsah gözyaşlarına dönüştüğünün bir göstergesi idi.

 

Erbakan mı, Tayyip mi, yoksa  Kasım’a kadar Recai abi mi?

Aylardır FP’de süren son kongre ile gün yüzüne çıkan gelenekçi-yenilikçi, emanetçi, ak saçlı vb.  isimlendirmeler söylentiden icraata geçmeye başladı. Partinin kapanması ile ayrılmak veya ayırmak isteyenler biraz daha serbest hareket etmeye başladı. Bölücü, ayrımcı, itici veya dışlayıcı damgası yiyerek taban kaybetmek istemeyenlere gün doğdu. Ancak bir parti kolay kurulmuyor. Kolay teşkilatlanmıyor. 5-6 milyonluk bir taban kolay bulunmuyor. Aklı başında insanlar, bu zor günlerin birlik ve bütünlük halinde geçirmenin önemini gayet iyi bilirler. Bu günlerde  duygusallıktan, koltuk hırsından uzak, tabanı rahatlatacak liderlere ihtiyaç var. Fırsattan istifade etmek isteyen, ayrılıkta çıkar umanlara fırsat verilmemeli. Doğru ve akıllı kararlarla oluşturulacak yeni bir siyasi hareket yüzde 30’un üzerinde bir tabanı elinde tutacaktır. Bu açıdan ne 30-40 yıldır bu işin içinde olanlar, ne de son yıllarda bu davaya hizmet etmiş olanlar tabanı babasının malı görmemelidir. Türkiye seçmeni büyük çoğunlukla parti taassubundan kurtulmuş durumda. Kimse kimseyi dışlayarak, görmezden gelerek, geçmiş hizmetleri unutarak, yaşlı veya çocuk muamelesi ile birbirine davranma hakkına sahip değildir. Ne Erbakan, ne Kutan, ne Erdoğan, ne Gül, ne Arınç, ne de Gökçek bir tarafa çekerek tabanı tek başlarına yönlendiremezler. Mazlumiyet, zualüm ve haksızlığa uğramanın da avantajı ile yeni seçmen ve yeni tabanlara ulaşmanın yolları araştırılmalı. Görev dağılımı buna göre yapılmalı. İdeal olan formül bu. Ancak realite ibresi bölünmekten yana gösteriyor.

 

DYP de çekildi

Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından bağımsız kalan 102 milletvekili Meclis’i boykot ederken, Doğru Yol Partisi’nde de çekilme eğilimine girdi. DYP Amasya milletvekili Ahmet İyimaya, “DYP’nin de Meclis’i boykotu Türkiyede demokrasinin olmadığını açığa çıkarır. Muhalefetsiz Meclis de, demokrasi de, demokratik rejim de düşünülemez, Meclis’i de noter haline getirir. Şu anda iktidar partileri noter anlayışı içerisinde yasama iradesini kullanıyorlar, dedi.

 

Zamlar, gelirleri yuttu

Türkiye’nin arka arkaya yaşadığı krizler, beraberinde zamları da getirdi. Son altı ayın en fazla fiyatı artan ürünü yüzde 218.3’le armut oldu. Altı ayda tüpgaz yüzde 123.3, Boğaz Köprüsü geçiş ücreti yüzde 100 zamlandı. Artışlardan nasibini alanlar: Kibrit % 100, Buzdolabı % 86.2, ampül % 68.4, Elektrik Süpürgesi % 57.4, Çamaşır Makinesi % 55.5.

 

Miloseviç’i Batı desteklemiş!

Yugoslavya eski Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç, daha Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne çıkmadan ötmeye başladı. Yüzbinlerce müslümanın katledilmesinden sorumlu olan Miloseviç’in cinayetlerine Batı’nın destek verdiğini gösteren belgeler ortaya çıktı. Sırp liderin Balkanları kan gölüne çevirdiği on yıl boyunca, gizli anlaşmalarla rejimine destek olan İngiliz Dışişleri Bakanlarının adlarını açıklamaya hazırlandığı öne sürüldü.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.