E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

Sadık Emin;

KAPAK


 

Derviş yasaları ya da Türk usulü  krizden çıkış

Türk ekonomisi geçtiğimiz Kasım ve Şubat aylarında art arda aldığı darbelerden sonra, üçüncü dünya ülkelerine has bir tavır ve tantanayla Kemal Derviş’i kurtarıcı olarak getirdi ya da Derviş IMF ve Dünya Bankası çevresi tarafından bizi adam etmek üzere gönderildi. İşin bu boyutu bir tarafa, muhtaç olduğumuz dış desteği elde etmek üzere ABD, Almanya, IMF ve Dünya Bankası nezdinde görüşmelerde bulunan Derviş daha bu çevrelerdeki temasları sona erip de Türkiye'ye dönmeden dış desteğin şartını açıkladı: Meclis 15 günde 15 yasa çıkaracak, bu yasaların neler olduğu kendisi tarafından bilahare Meclis’e bildirilecekti. Hatta bir söylentiye göre Sayın Derviş ABD’den aradığı bir DSP’li yetkiliye "bizim mecliste bir haftada 15 yasa çıkarabilir miyiz?" diye sormuş, bu yetkili de bir yasanın oluşumu için komisyonlardan başlayarak genel kurula kadar geçen süreleri anlatıp bunun imkansızlığına işaret edince meclise verdiği süreyi bir hafta ilaveyle 15 güne çıkarmıştı.

İçinden ekonomiden sorumlu bir bakan çıkaramamış olan iktidar partileri de bu yasaların mahiyet ve muhtevasını bilmeden, siyasi kaderlerini teslim ettikleri Derviş’in sadece sayısını belirterek sözünü ettiği bu yasaların meclise gelmesi halinde en kısa sürede çıkarılacağını en yetkili kimselerin ağzından ifade ettiler. Derviş Türkiye’ye döndü ve Merkez Bankası ve Hazine bürokratlarından oluşan A Takımı ile birlikte para kapılarında kendisine ev ödevi olarak verilen bu yasaların taslaklarını hazırlayarak meclise sevketti. O görevini büyük ölçüde tamamlamıştı; artık top meclisteydi. Derviş yasaları en kısa sürede çıkacak, 12 milyar Dolar olarak telaffuz edilen para da gelecekti.

Peki neydi dış kaynağın endekslendiği bu önemli yasalar ?

Ek Bütçe: Krizin etkisini yansıtan Ek Bütçe'nin çıkarılması.

Bankalar Kanunu: Kamu bankalarının özerkleştirilmesi.

İcra İflas Kanunu: Banka tasfiyesinin kolaylaştırılması.

Merkez Bankası Kanunu: Merkez Bankası’nın AB standartlarına uyumu.

Telekom Yasası: Türk Telekom’un yüzde 51'inin satışı.

Tekel Kanunu: Tütünde kısıtlama ve Tekel'in özelleştirilmesi.

Şeker Kanunu: Şeker piyasasının düzenlenmesi.

Doğalgaz Yasası: Doğalgaz piyasasının düzenlenmesi.

Sivil Havacılık Yasası: THY'nin serbestçe zam yapabilmesi, fiyat belirlemede Ulaştırma Bakanlığı onayının kaldırılması.

Kamu Bankaları: Görev zararlarının sıfırlanması, bundan sonra oluşacak görev zararlarının önüne geçilmesi.

Banka Kredileri: Özel karşılıkların vergiden düşülmesi.

İhale mevzuatı: Kamu ihalelerinin şeffaflaştırılması, kamulaştırmaların düzenlenmesi.

 Bu yasaların hepsi önemli olmakla birlikte önem ve zaman sırasında daha önde olan ve Hükümet ortakları (özellikle MHP) ile dördüncü ortak konumundaki Kemal Derviş arasında anlaşmazlık konusu haline gelenler Telekom yasası, Şeker yasası, kamu bankalarının özerkleştirilmesine ilişkin yasa, THY fiyat kontrolü kanunu ve doğalgaz konularıydı.

Kamu Bankaları’nın özerkleştirilmesi ve nihai planda özelleştirilmesini ve krizin baş etkeni olan görev zararlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan yasalar oldukça gerekli ve çok daha önceden çıkarılması gereken yasalardı. Uygulanan popülist politikaların bir sonucu olarak – uygulamadaki çarpıklık ve yolsuzluklar bir tarafa – çiftçi ve esnafa maliyetinin çok altında bir fiyatla kredi verilmesi neticesi ortaya çıkan görev zararlarının büyüklüğü 35-40 milyar dolarlara ulaşmış, zaten hantal bir yapıya sahip olan kamu bankaları bu yükün altından kalkamaz olmuşlardı. Üstelik bu yasal düzenlemelerle bu bankaların arpalık olarak kullanılması sona erecek, verimli ve gerçek bankacılığa doğru önemli bir adım atılmış olacaktı. Çıkan yasayla bu beklentiler bir ölçüde gerçekleşti ama siyasi hesaplar yine devreye girdi ve Emlak Bankası’nın bel kemiğini oluşturan ve önceki yöneticilerin suistimallerine ve soruşturmalara sahne olan, Emlak Bankasına asıl hüviyetini veren konut bölümü MHP’li bakanın son dakika golüyle bankadan ayrıldı. Bu konudaki başarı büyük ölçüde bu bankalara atanan ortak yönetimin başarısına ve siyasi iştahın bu bankalardan ne kadar uzak durabileceğine bağlıdır.

Derviş, Telekom’un % 99’unun özelleştirileceğini ifade etmişse de askerin hassasiyetleri devreye girmiş ve bu oran, yabancılara en fazla yüzde 45’inin satılması koşuluyla yüzde 49’a indirilmişti. Ayrıca kamu hissesinin yönetimde azınlığa azınlığa düşmesi tehlikesine karşı imtiyazlı oy hakkı sağlayacak olan altın hisse şartı da yasaya eklendi. Ama Telekom’un özelleştirilmesinde geç kalındığını bilmeyen yoktu. Zira global konjonktürün geldiği nokta Türk Telekom’un, hele çıkarılan yasada yer alan koşullarla özelleştirilmesini imkansız kılıyordu. Son yıllarda özellikle yeni ekonomi sektörlerinde görülen dev birleşme dalgaları nedeniyle hiçbir şirket ilerdeki bir birleşme veya devralma tehdidi karşısında azınlık hissesine sahip olacağı bir işletmeye yatırım yapmak istemiyordu. Kaldı ki yasanın çıkışı dünya telekom devlerinin ciddi zararlarla karşı karşıya kaldıkları ve Telekom’un cazibesini yitirdiği bir döneme rastlıyordu. İleri teknoloji sayesinde uydu vasıtasıyla evlerin içinin bile izlendiği bir çağda oldukça tartışmalı olan Telekom’un stratejik konumu olduğu iddiasının yasada şekillendirilmesi de Telekom neden özelleştirilemez sorusunun diğer bir cevabı olarak karşımıza çıkıyordu.

IMF tarafından meclisin önüne getirilen yasalardan biri de şeker yasasıydı. Bu yasa çıkınca, şeker pancarı ekim alanları daralacak, çiftçi bundan sonra şeker pancarı ekmeyecekti. Şeker pancarı alternatif bir ürün olması açısından önemli bir yere sahipti. Hem kolay çürümemesi, şekerin yanında alkol ve kolonya üretiminde de kullanılması ve yem sanayinin hammaddesi olması nedeniyle hem de iki milyon ailenin geçim kaynağı olması şeker pancarını önemli kılıyordu. Üstelik Türkiye yılda bir milyon tona yakın şeker ithal eden bir ülkeydi. Peki hal böyleyken bu yasa neden çıkıyordu? Sebep Avrupa'nın 1 milyon ton, ABD'nin de 10 milyon ton şeker fazlasının olmasıydı. Dış yardım gelecekti, karşılığında bizim de batı çiftçisine bu kadarlık kıyağımız olsundu...

Kemal Derviş, Dünya Bankası’ndaki görevi esnasında geri kalmış ülkelerdeki sosyal dengesizlikleri tetkik etmiş ve bunların giderilmesinde aktif rol oynamış bir teknokrattı. Nitekim Türkiye’ye geldiği günlerde de bozuk sosyal dengenin düzeltilmesinin öneminden bahsetmişti. Gerçekten Derviş yasaları çıkarılırken bir denge gözetildi; ama bu denge Türk toplumundaki sosyal denge değil IMF ve hükümet partilerinin çıkarlarının dengesiydi.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.