E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

Abdullah Güzel

FIKIH


 

Nikah ile talak arasındaki fark

Nikah, evlenmeleri yasak olmayan bir erkekle bir kadın arasında yapılan birbirinin cinsel yönlerinden yararlanmayı meşru kılan ortak hayat ve nesli sürdürmek için bir bağ meydana getiren akittir. İslam’da nikah akdi hem medeni bir muamele ve hem de bir ibadettir. Çünkü nikahın rükun ve şartlarını İslam belirler. Hz. Adem devrinden günümüze kadar meşru olmuş, sonra cennetle de devam edecek.

Evliliğin meşru oluşu kitap, sünnet ve icma delillerine dayanır. Hz. Aişe’nin naklettiği bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

“Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse, benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı sizin çoğunluğunuzla övüneceğim. Kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin evlenme gücü bulunmayan da oruca devam etsin. Çünkü oruç onun için (harama karşı) bir kalkandır.”

Evlilik bir erkekle kadını ömür boyu birlikte yaşama ve hayatın iyi ve kötü yanlarını birlikte omuzlama ilkesine dayandığı için başlangıçta karşılıklı rızanın bulunması asıldır. Evlenecek olanların rızasının bulamadığı bir nikah geçerli olmaz bu yüzden eşlerden birisi ölüm şiddetli dayak veya uzun süreli hapis korkusu altında evliliğe zorlansa böyle bir nikah fasit olur.

Nitekim hadiste şöyle buyurulmuştur. Allah Teala ümmetimden yanılma, unutma ve zorlandıkları şeyin hükmünü kaldırmıştır.

Hz. Aişe, zorla evlendirilen bir kızla ilgili olarak, Allah’ın Rasulünün uygulamasını şöyle anlatır. Ensar’dan Hidamın kızı el-Hansa (r.a.) Hz. Aişe’ye gelip “Babam aile şerefini artırmak için, beni kardeşinin oğlu ile evlendirdi. Ben ise bu evliliği istemiyorum” dedi. Aişe de ona, Rasulullah (s.a.v.) gelinceye kadar bekle dedi. Hz. Peygamber gelince Hz. Aişe durumu O’na anlattı. O da kızın babasını çağırdı ve kadına seçme hakkı verdi. Bunun üzerine kadın şöyle dedi: “Ey Allah’ın elçisi! Babamın akdettiği nikahı kabul ettim. Fakat bu davranışımla kadınlara babalarının evlilikte böyle bir yetki bulunmadığını bildirmek istedim.”

Hanefilere göre zorlanan kimsenin nikahı ve boşaması geçerli sayılmıştır. Çünkü zorlamanın her ne kadar rızası yoksa da kasıt ve tercihi vardır. Bu da şaka ile bir muamele yapana benzer.

Hadiste şöyle buyurulmuştur: “Üç şeyin ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir. Nikah, talak ve cayabilir boşamada eşine dönme.”

1917 tarihli Osmanlı Hukuku Aile Kararnamesi, Şafî mezhebinin görüşünü esas alarak, zorlanan kişinin nikahını fasit saymıştır. (Aile İlmihali Prof. Dr. H. Döndüren)

Talak: Boşanmak, bağlı olan bir şeyi çözmek, ayırmak. Nikahlı karısını bırakmak, meşrû şartlarda evlenen eşler birbirine üç bağ ile bağlı olurlar. İşte talakla bu bağlar bazı sözlerle çözülürler. Biri çözülürse ikisi kalır. O iki talakla aile hayatı devam eder. İkisi çözülürse biri ile devam ederler. Şayet üçü de çözülürse o halde aile hayatının devamı sözkonusu değildir. Allah (c.c.) “Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz.” (Bakara/230) buyurmaktadır.

Cahiliye devrinde erkekler eşlerini defalarca boşar, sonra geri alırdı. İslam dini, kadına hakime ve hakemlere başvurararak kocasını boşamak hakkını tanımış ve bunu da üç talak ile sınırlamıştır. Bundan sonra erkeğin aynı kadınla tekrar evlenebilmesi hem kadının iradesi hem de ciddi olarak başka bir erkekle evlenip boşanmış olmasına bağlıdır.

Kadını boşamak uygun görülmemiştir. Zira boşamakta Peygamberlerin sünneti olan nikahı kesmek vardır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.): “Allah nezdinde mübah olanların en buğuzlusu boşamadır.” buyurmuştur.

İslam insanların sürdüremeyeceklerini düşündükleri evlilikten kolayca kurtulma imkanı getirmiştir. Ancak bu kolaylığın gerekli veya zorunlu olmadığı halde uygulamaya yansımasını önlemek için dolaylı bazı dînî ve hukukî tedbirler almaktan geri durmamıştır.

Herşeyden önce sebepsiz boşanmalar dinen hoş görülmemiş fakat haklı bir sebebin varlığı durumunda helal ve caiz kabul edilmiştir. Hz. Peygamber hadis-i şeriflerinde: “Allah katında en sevilmeyen helal, boşanmadır.” buyuruyor.

Evli kaldığı takdirde harama düşeceğini veya bir takım farzları terketmek zorunda kalacağını kesin olarak bilen kimsenin boşanması vacip olur. Çünkü eşiyle geçimsizlik yüzünden dininin zarar görmesinden korktuğunu bildiren bir Sahabi’ye, Allah’ın Rasulü boşanma izni vermiştir.

Nikah ve talakı izahtan sonra bunların birbirlerinden farkını inceleyelim. Nikah, evlilik hayatının başlangıcını helal kılan iki kişinin bütünlüğünü arz eden bir birleşmenin sebebidir. Allah’u Teala; “Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara/187) buyurmaktadır.

Talak ise evliliğin sona ermesi için, bazı söz ve niyetle meydana gelen bağların çözülmesidir. Talak için bazı sözler var ki kişi şaka ile de söylese talakı gerektirir. Bazı sözler de var ki kişinin niyetine binaen geçerli veya geçersiz olur. Her halükarda üç ile sınırlıdır. Nikahta sınır yoktur. Nikahı düşüren sözlerin sayısı çok da olsa birbirine dönerler. Erkek veya kadından birisi küfrü gerektiren bir söz söylerse işte o zaman nikah düşer. Önce imanını, sonra da nikahını tazelemesi gerekir. Aksi halde kişiler zina etmiş olurlar. Böyle bir birleşme neticesinde çocuk meydana gelecek olursa veledi zina olur ki böyle bir tehlikeden kurtulmak aile saadetini temini çin zaman zaman nikahların tazelenmesi güzel olur.

İbni Abidin, farzı ayn olan ilimler öğrenilmez ve hayata uygulanmaz ise, kişiler sözlerinin kendileri için dini yönden nasıl bir sorumluluk arz ettiğinin farkında değilse yapması gerekeni şöyle ifade ediyor:

“Çok defa avamın küfre varan sözler söylediklerini işitirsin. Halbuki onlar bundan gafildirler. İhtiyaten cahil imanını her gün karısının nikahını da ayda bir veya iki defa iki şahit huzurunda tazelemelidir. Çünkü hata erkekten sadır olmasa bile kadınlardan çok sudur eder.” (İbni Abidin 1/41)

Nikahın tazelenmesi ve kıyılması için Hanefî mezhebine göre icap, kabul ve yakın akrabalar birbirlerini ziyaretlerde ve benzeri meclislerde şahidlerin huzurunda, icap yönünden kadın erkeğe şu kadar mehir ile nefsimi sana nikahladım veya tezevvüç ettim. Erkek de ben de kabul ettim der ise işte nikahları tazelenmiş olur. Sonunda da Peygamberimizin ruhuna bir Fatiha okurlarsa güzel olur. Bu da nikahlarının duası olur. Allah’ım ümmeti muhammede dünya ve ahiret saadeti bahşet. Allah’ım ümmeti muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.