E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

M. Fehmi Reyhan

EĞİTİM


 

Yaz geldi

Ruhlar âleminde yaratıcımız tarafından sorulan ilk soru: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Ruhlarımız tarafından verilen cevap: “Bela (evet) sen bizim Rabbimizsin.”

Sonra insan yeryüzüne getirilir. Takdir edilen ömrü yaşar ve tekrar âlem-i ervâha döner. Ruhlar dünyasının girişinde yine soru sorulur ve bu ilk sorudur. “Rabbin kimdir?” İlk soruya verilen “evet”in kontrolüdür bu soru.

Hep dikkatimi çekmiştir. Her iki soruda da “Rab” kelimesi geçmektedir. Allah’ın has ismi “Allah” veya diğer isimlerinden birisi değil de niçin “Rab”? Anlaşılan o ki, bu kelimenin bu ismin ifade ettiği anlamında çok önemli unsurlar var. Arayınca bulunan bir çok anlamı var. “Rabb’ın.” Bunlardan birisi de “terbiye”dir. Yani eğitim. Yani yaratıcı kulunun eğitiminde kendisine birinci derecede etkili, güç sahibi.

Nitekim, dualarımızda hep “Ya Rabbi (ey Rabbim)” derken de onun bizim üzerimizdeki eğitici, yönlendirici etkisini inkâr edemiyorum.

Öyleyse, insanın eğitimine yaratıcımız çok önem vermiştir ki, bu ismini belirttiğimiz yerlerde ön plana çıkartıyor.

Nitekim, ilk insan Hz. Adem’le de eğitim başlamıştır. Ona Halık-ı zü’l-Celâl” şunu yap, şunu yapma, şu meyveden yeme” derken eğitimin yönlendiricilik, özelliğini göstermiştir. Buna karşılık “müşterek düşman” şeytan da “ye” diyerek, olumlu eğitim yönlendirmesine, olumsuz yönlendirmeyle karşılık vermiştir. İşte insanın yeryüzündeki serüveni bu zıt eğitimin devamının bir ifadesidir.

Yine Allah’ımız bizim eğitimimiz için, sahifeler, kitaplar ve o kitaplardan tam olanı, Kur’an’ı, bizden, içimizden birileri olarak da, peygamberleri ve son peygamber olarak “Efendimiz’i” göndermiştir. Yani, elimizde eğitim aracı kitap, önümüzde de öğretmen (muallim, mürebbiye) olarak peygamberimiz ve onun “varisleri” vardır. Buna karşılık da şeytan ve onun insanlardan askerleri, olumsuz eğitimin baş aktörü olarak hep insanın yanında olmuştur.

Buraya kadar şu ortaya çıkmıştır: Müslüman için bir “ilahî, Kur’anî, Peygamberî” eğitim, bir de “şeytanî” eğitim vardır. Müslüman bu iki eğitimden hangisinin talebesi olursa, sonu da ona göre olur. “Rabbin kimdir?” sorusuna ona göre cevap verir.

Öyleyse, eğitim önemli. Günümüzde öğretimin yapıldığı bir çok kurumlar var. Her ne kadar bunlara eğitim kurumları deniliyorsa da, bunlar öğretim kurumlarıdır. Ancak, her öğretim kurumunun, bir eğitim çevresi vardır. Öğretmen, arkadaş ve aile çevresi. Her zihniyetin hedeflediği insan kitlesi, çocuklardır, gençlerdir. Onları, kendi amaçları doğrultusunda da yetiştirmek için tedbirler alır. Düzenlemeler yapar.

Şimdi dikkatimizi günümüze çevirelim. Bulunduğumuz ülkede eğitim kurumlarına başlama yaşı altı. Bu yaştan başlayarak üniversite hariç, onyedi yaşına kadar bu eğitim kurumlarında kalıyor. Bu eğitim kurumlarının yetersizliği, konuyla ilgili-ilgisiz her kesim tarafından ifade ediliyor. Dahası verilen, eğitimden ziyade öğretim. Dolayısıyla, çocuklarımızın eğitim konusunda sadece bu kurumlarda aldığını yeterli görürsek eksik yetişecekleri de kesin.

Bu sebeple, ev ve aile eğitimini ihmal etmemeliyiz. Eğer amacına ulaşabilirse, devletin eğitim kurumları “iyi vatandaş” yetiştirmek arzusundadır. Ailenin ve aile çevresinin de amacı “iyi insan, iyi müslüman” yetiştirmek olmalıdır. Ailenin amacının mevcut eğitim kurumlarının amacı olmadığına göre, “iyi insanı, iyi müslümanı” yetiştirmek için aile içi güçleri ve ailenin inisiyatifinde dışardaki güçleri harekete geçirmek gerekir.

Evlerin okul yapılması ilerden beri söylenen bir gerçek, bir ideal. Çocuklarımızın davranışlarından şikayetçi olan bizler, çocuklarımızın öğütten çok örnek “izlediğini bilmek zorundayız.” “Bir kulaktan girip, bir kulaktan” çıkma ihtimali fazla olan öğütlerin yerini “örnek davranışlar” alırsa, fotoğraf makinası gibi çalışan çocuk beyninde kalıcı fotoğraflar oluşur. Bu durumda eğitimin en önemli maddesi, “evlerde örnek davranışlar” oluşturmaktadır. Bilhassa “sözün yalama” olduğu zamanımızda, bu durum ehemmiyet arzeder.

Diğer bir husus, öğretim kurumlarında verilmeyen veya yeterli verilmeyen “dini bilgi ve kültürün, Kur’an okumanın” evlerde verilmesidir. Kur’an ve din konusunda kendisini çocuğuna vermede yeterli görenler, yaz dönemini iyi değerlendirmelidir. Bu konudaki ihmalimizin, telafisinin zor olduğunu görüyoruz. İmam-Hatiplerin getirildikleri konum gereği cazibesini yitirmesi (dolaylı kapatma) Kur’an Kurslarına ilk öğretim sonrası öğrenci alınması, cami kurslarının (yaz) yeterli olmaması (rakam kalabalık, gün sınırlı, öğrenci sınırlı) sebebiyle, anne babalara daha fazla iş düşmektedir. Çünkü daha önce, çocuklarını bu kurumlara gönderenler sorumluluğu üstlerinden atıyorlardı.

“Mum dibine ışık vermez.” Sözün doğruluk yanı oldukça fazla. Ben öğretmen olarak, çocuklarıma yeterince -kendi branşımda- faydalı olduğumu söylemem. Benim gibi olanların az olduğunu da zannetmiyorum. Ama zaruret hasıl olunca işin değişmesi gerektiğine inanıyoruz.

Nefsimize ağır gelse de, çocuklarımızı önemseyerek, onlarla gerek dini, gerek başka konularda sohbet etmekten, tartışmaktan çekinmemeliyiz. Baskının en son kullanılması gerektiğini bilerek yapılan bir tartışma.

En az haftada bir kere, ailenin çocukların seviyesine göre bir kitabın yarım saati geçmeyecek şekilde okunması (ilmihal, İslam tarihi, tefsir, hadis, evliya, peygamber hikayeleri, dini bilgiler gibi) Çocuklara sesli okutturulup dinlenmesi.

Kur’an bilenlerin her gün birkaç sayfa Kur’an’ı sesli okumaları veya okutmaları, çocukların kulağını Kur’an’a alıştırır.

Aile ilişkisi kurduğumuz insanların da, çocuklarımıza etkisi olacağını unutmadan nasıl olduklarına dikkat etmek.

Çevremizdeki, insanlardan bu konularda çocuklarımızı yetiştirmek için faydalanmak. Çocuklarımızı yetişkin insanların terbiyesine vermek.

Çocuklarımızın maddi geleceklerini düşünmek zorundayız. Ancak manevi eğitimlerini de ihmal etmemek, bu konuda kafa yormalıyız.

Çocuklarımızı “dışarı canavarına” kaptırmamak için elimizden geleni yapmalıyız.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.