E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ABDULLAH GÜZEL;

FIKIH;


 

SEDD-İ ZERAYİ

Şer’î delilller, aslî ve fer’î olmak üzere ikiye ayrılırlar. Aslî deliller dörttür: Kitap, sünnet, icma ve kıyastır. Fer’î deliller ise istihsan, istishab, (mesalihi mürsele)  örf ve adet, şer’u men kablena, sahabe kavlî ve seddi zerâ-i dir.

Bu dört aslî delil ve onlara bağlı ve onlardan çıkarılmış fer’î deliller, müctehid alimler tarafından hüccet olarak kullanılıp hüküm istinbat edilebilir. İctihad derecesine vasıl olmayan kimselerin şer’î deliller ile hüküm istinbat etmeleri mümkün değildir. Mukallid kimseler için tâbi oldukları müctehidin re’yi yegane delildir.

Biz bu yazımızda şer’î delillerin fer’î kısmından olan seddi zerâyi bölümünü izaha çalışacağız.

Zerayi helal ve harama götüren onlara vasıta olan şeylerdir. Bu duruma göre harama götüren şey haramdır. Mübaha vasıta olan da mübahtır. Vacip için zaruri olan şey vacip olur. Mesela zina haramdır. Zinaya vasıta olan fiil ve davranışlar haramdır. Cuma namazı farzdır. Bu namazı kılmak için alışverişi bırakmak ve cumaya koşmak da farzdır. Bu konuda Peygamberimiz (a.s.) uygulamaları şöyledir:

a- Peygamberimiz (s.a.v.) savaş günlerinde müslümanlar arasında fitne çıkardıkları halde münafıkları öldürmemiştir. Çünkü onları öldürmesi Muhammed (sav), kendi arkadaşlarını öldürmeye başladı diye aleyhinde bir dedikodu yapılmasına yol açacak bu durum müslümanlar aleyhine kafirlerin ümitlerini artıracak ve küfürlerinde daha çok ısrar ve inat etmelerine vesile olacaktı.

b- Hz. Peygamber faize yol açar veya faiz yerine geçer diye borçlunun alacaklıya hediye vermesini yasaklamıştır.

Zina dinen haramdır. Zinaya vesiele olan fiil ve sözler de haramdır. Allah (c.c.) sureyi İsra’da, “Zinaya yaklaşmayın. Zira o bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (32) buyurularak hem zinanın apaçık bir çirkinlik ve sapma olduğu belirtilmiş hem de zinanın yanısıra kişiyi zinaya götürecek yol ve ortamlar yasaklanmıştır. Çünkü zina nesebin karışmasına, ailenin dağılmasına, hısımlık, komşuluk, arkadaşlık gibi bağların çözülüp toplumun manevi ve ahlakî değerlerinin temelden sarsılmasına yol açan ve insanı bedenî zevklerin esiri yapıp aşağılayan çirkin bir davranıştır. Kur’an’da böylesi evlilik dışı, nikahsız gayri meşru ilişkinin müeyyidesi olmakla beraber, küfür ve şirk sistemlerinde cezası ya yoktur ya da Kur’an’ın tarif ettiğinden farklı ve çok dardır.

Şu zamanda zinanın cezasız kalması, haramlığının kalktığını veya günah olmadığını göstermez. Bu fani dünyada erkek ve kadın gizli bir halde birbirlerini aldatabilirler. Haklarına tecavüz edebilirler. Bu çirkin ve şer fiilî dünyada işlememeniz gerekirken işlerseniz, şunu iyi bilin ki bizleri ve kainatı yaratan her şeyden haberdar olan hatta kalblerimizden geçenleri de en iyi bilen Allah (c.c.) mahkemeyi kübrada bunun hesabını soracak, o gün hiç kimse dünyadaki yaptığı fuhşiyatı gizleyemeyecek. Kur’an-ı Kerim’de Allah (c.c.) “Siz nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir.” (Hadid/4) buyuruyor. Hal böyle iken bir mü’min nasıl olur da kendisini yalnız sanır. Peygamberimiz (s.a.v.) miracda bu zina hadisesinden dolayı ceza çeken kadınları şöyle müşahede etmiş, “Baktım bir takım kadınlar memelerinden asılmışlar ve bir takım  kadınlar baş aşağı ayaklarından asılmış, ya Cibril! Bunlar kimler? dedim. Bunlar, zina eden ve evlatlarını öldüren kadınlardır” dedi.

Dini maslahatlardan olan neslin korunması çerçevesinde insanlık mevcudiyeti için evlilik müessesesi konmuştur. Bu sebeple nesillerin korunması evlilik müessesesinin sağlamlığı ile mümkündür. Nikah gölgesinde aile teşkilatı içinde terbiye edilmeyen nesiller hayatı karıştırır. Sosyal refahı temelinden yıkar. Zira aile cemiyetin temel taşıdır. Bundan dolayı İslam dini nikaha, nesil yetiştirmeye, çocuk terbiyesine ailelerin korunmasına büyük bir önem vermiştir. Nesillerin birbirine karışmaması için zina haram kılınmış, zina iftirası yasaklanmış, zaruret olmadıkça çocuk düşürmek veya aldırmak, gebeliği önlemek haram kılınmıştır. Irz, namus ve neslin korunması için zina ve kazif hadleri konmuştur.

Bir hadisi şerifte Peygamberimiz (a.s.) dil, ağız, el, ayak, göz gibi organların zinasından söz ederek zinaya zemin hazırlayıcı her türlü gayri meşru ilişkinin, flört ve beraberliğin de bu nevi zina olduğunu belirtmiş, bunlardan da sakındırmıştır. Çünkü iffet ve namus bir bütün olup, o ancak onu lekeleyecek her türlü kötülük ve yanlışlıktan uzak kalınarak korumak mümkündür. Zinadan ancak Allah’tan korkanlar uzak dururlar.

Mü’minin şiarı bir kötülüğü hissettiği zaman ona mani olmaktır. Emri bil maruf nehyi anil münker, mü’minler için bir vecibedir.

Peygamber Efendimiz’e: “Emri mar’uf, nehy-i münker ne zaman terk edilir?” diye sorulmuş, cevabında: “Hayırlı adamlarınızda gevşeklik, Hakkı savunmada çekimserlik hali görüldüğü, fena adamlarınızda fuhuş ve zina çoğaldığı, idari işleriniz küçüklerin ve ayak takımının eline geçtiği, fıkıh ilmi de rezil kimselerin eline düştüğü vakitte” buyurmuştur.

Peygamberimiz (a.s.): “Kıyamet alametlerinden bazıları ilmin kaldırılması, cehlin subut bulması, şarabın içilmesi ve zinanın açığa çıkmasıdır.” buyurmuştur. (Müslim 10/658)

Ebu Hureyre (r.a.), Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Zinakâr (mü’min) kişi zina ettiği sıra (tam ve kamil bir) mü’min olduğu halde zina edemez. İçki içen de içki içtiği zaman da (kâmil bir) mü’min olduğu halde sirkat edemez.” (Buhari, 12/41)

Bu hadislerin ışığı altında mü’minlere yakışan haramlardan sakınmak, her türlü fuhşiyatan, münkerattan, azami derece uzak durmak, geçmişteki hatalardan da tevbe etmektir. Aksi halde gaflet içinde yaşayanlar için Allah’ın azabı pek şiddetlidir.

İşte zina ve benzeri haramlardan uzak durmak dolayısıyla şiddetli azaptan korunabilmek için haramlara götüren yollardan da uzak durmamız gerekir. Ulema sedd-i zerayi ilkesini kullanarak harama götüren yolları tesbit etmişler ve ortaya koymuşlardır. Bize düşen bunlara uymaktır.

Bizzat haramın kendisi değil diye, harama götüren yollarda uzak durmamak bizi bir süre sonra harama götürür. Peygamber Efendimiz (sav), müslümanların şüpheli şeylerden uzak durmasını emretmiştir. Şüpheli şeylerle meşgul olan kişileri yasak koru etrafında koyununu otlatan çobanlara benzetmektedir. Ne kadar dikkatli de olsa çoban, koyunlarını koruya kaçırabilir. Bu sebeple bizlerin helal-haram olduğu belli olmayan şüpheli şeylerden ve harama götüren yollardan uzak durmalıyız.

Allah’ım ümmeti muhammedi Kur’an’a mahkum et. Amin.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.