E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 ZEKİ SOYAK;

BAŞYAZI;

 

HER KEFENE BÜRÜNEN ÖLÜ DEĞİL

Yaşamak ne güzel! Müslümanca, sünneti seniyye üzere olunca. Ölüm ne güzel! Kemali imanla, hüsnü hatime ile Rabb’a kavuşunca. Müslümanın arefesi müslümanca yaşamak, bayramı müslüman olarak ölmektir.

Müslüman hiçbir zaman bedbin, yılgın ve bıkkın olamaz. Hayatını atıllaştıramaz, hantallaştıramaz. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun, yaşama heyecanını, kulluk heyecanını kaybedemez. Çünkü yaşama heyecanını kaybeden, kulluk heyecanını ve dolayısıyla hizmet heyecanını da kaybeder. Hizmetsiz geçen günler ölü zamanlardır. Hayat kullukla, hizmetle güzeldir. Müslüman her sabah diri bir kalb, diri bir zihin ve diri bir bedenle, büyük bir hizmet heyecanıyla yeniden doğmalı ve bu doğuşlar yeni doğumlara gebe olmalıdır. Yani müslüman, fâsılasız, sürekli üretim yapmalıdır. Kalblere, gönüllere ekilen marifetullah, muhabbetullah tohumları yüzler, binler başak yeşertmeli, milyonlar semere vermelidir. Böylesi bir heyecan dolu, hayatını da, ölümünü de güzelleştiren güzel insanların oluşturduğu, söz sahibi olduğu toplumlar, ne güzel toplumlardır. Bu güzel insanlar kışın içinde baharı, nârın içinde nuru, zindanlarda surûru yaşayabilen, ölümü şebi arûs coşkusuyla karşılayan, “inna lillah ve innâ ileyhi râciûn” sırrına mazhar olan bahtiyarlardır.

Bu güzellikler marifetullaha ermeden, gönüller muhabbetullah ile hayat bulmadan ölüm ötesi hayata inanmadan yaşanılamaz. Hayatı ebedileştiren ölümü arzulamak yani ya âşk şehidi ya da hârb şehidi olmak için sevdalanmak hayatı da, ölümü de mânâlaştırır, kıymetleştirir. “Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lâkin siz onu hissedemez, anlayamazsınız.” (Bakara/154) Bu hususta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır: “Nefsim elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmemi, sonra diriltilip tekrar öldürülmemi, sonra diriltilip tekrar öldürülmemi, sonra diriltilip tekrar öldürülmemi ne kadar isterdim.” (Buhari)

Şehadet sevdası, müslümanı ribatta nöbet tutarken kalbi heyecanla çarpan, gözleri şimşek gibi çakan musallah bir gazi gibi her an teyakkuz halinde bulundurur. Nefis, şeytan, kötü çevre onu gaflet halinde yakalayamaz. Atalete, tembelliğe, ümitsizliğe, nemelâzımcılığa sürükleyemez. Ölüm ile, rızık endişesiyle korkutamaz. Hizmetten alıkoyamaz.

“Her nefis ölümü tadacaktır.” (Al-i İmran-185)

Mühim olan, bu kaçınılmaz son gelmeden ona hazırlanmak, bir sevgiliyi bekler gibi beklemek, ölümü bir yok olmak değil fanî bir hayattan ebedi bir hayata geçmek, vatan-ı süknadan vatan-ı asliye dönmek, hasret yurdundan vuslat yurduna kavuşmak, maksûduna, mâşûkuna vasıl olmak olarak inanmak ve yaşamaktır.

Görmez misin ki mevsimler nasıl değişiyor. Bir ölüp bir diriliyorlar. Bir kefen giyinip, bir gelinlik tüllere bürünüyorlar. Toprak, baharla derûnunda saklı milyonlar, milyarlar nebâtâta can suyu veriyor. Kainat yeniden can buluyor. Yeniden diriliyor. Tecelliyâtı ilâhî ile kırlar, ovalar, yaylalar, dağlar, hülasa bütün kainat gözleri kamaştıran, gönüllere sürûr veren bir renk cümbüşü  ile bezeniyor.

Kışın, kainatı bir kefen gibi bürüyen kar, hayatın yok olduğunu değil, bilakis milyarlarca canın yeni bir doğuşa, yeni bir hayata kavuşmak için örtüsüne bürünüp bahar surunun üflenmesini beklediklerin mesajını veriyor.

Bahar sûrunun üflenmesi, rahmet yağmurlarının düşmesi, güneşin aydınlık, şefkat dolu tebessümleri ile yeniden can bulan, heyecanla, coşkuyla başını topraktan çıkaran her nebat, dalında renk renk açıp tebessümler dağıtan her çiçek yeni bir hayata merhaba derken, ilk zikri, hâl lisanıyla ilk sözü la ilahe illallah oluyor ve bu tevhidle doğup, onunla yaşayıp ve onunla ölmenin ebedi diri kalış sırrı olduğunu fısıldıyor.

Her kış kefene bürünüp sonra her baharla yeniden dirilen, hayat bulan nebatat gibi, beşerî varlığı ölüp yaratıldığı toprağa tevdi edilen insan-ı kâmil de ruhî varlığıyla, geldiği ebediyet alemine dönüyor, rabb katına yükseliyor.

“Sizi ondan (topraktan) yarattık, yine oraya döneceksiniz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.” (Taha/55)

“O’na (Adem’e) ruhumdan üfledim.” (Hicr/29) ayeti kerimeleri insan yaratılışındaki bu sırrı fâş ediyor. Kar nasıl milyarla hayatı örtüyor ve saklıyorsa, beyaz kefen de, kar misali bürüdüğü örttüğü fânî bir bedenle berâber Allah Teâlâ’nın “Ölüler demeyiniz.” buyurduğu sevda yüklü, aşk yüklü, bir aziz şehidi, bir insan-ı kâmili saklıyor. Allah katında yüce bir makamda bulunan yüce bir ruhu setrediyor.

Her kefene bürünen ölü değil, bilakis, döndüğü vatanı aslîde, o ebedî âlemde daha diri ve daha canlıdır. Nice süslü, sırmalı elbiseler içinde salınan, yaşadığını zannedenler vardır ki gerçekte ölüdürler. Nice öldüğünü zannettiğimiz, kefenleyip mezara koyduğumuz Allah dostları vardır ki hakikatta dipdiridirler.

Nice ölüler vardır ki, öldü zannettikleri dirilerin fâni bedenleri başında ağlar, gözyaşı dökerler ve nice ölüler vardır ki, kefenleyip toprağa verilen dirilere mezarları başında telkin verirler.

Ya Rabb! Bizleri imanla yaşat, imanla öldür. İmanla dirilt, imanla haşret. Hoşnut olduğun, razı olduğun salih amellere muvaffak kıl, nasıl bir kul olmamızı istiyorsan öyle bir kul eyle. Hizmet insanı, vakıf insanı olarak müslümanca yaşamak nasip eyle. Amin.

Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.