E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

AYŞE ERMAN BÜĞELEK SAĞLIK

 

OTİZM

Otizmin, ne zaman ortaya çıktığı, ne zaman araştırılmaya başlandığı, tam olarak belli değildir. Yapılan araştırmalar sonucu, elimizdeki verilere göre; Johns Hopkins Çocuk Psikiyatri Kiliniğinde Leo Kanner otizm’i tanımlayıp adlandırmıştır. 1943 yılında ayrı bir grup olarak kabul edilmesi gerektiğini düşündüğü 11 çocukla ilgili yayımladığı yazısında bu yazı o dönem için bir dönüm noktası olarak kabul edilir; Bu çocuklar hakkında ortaya koyduğu tespitleri otizmi anlamamızda bize yol gösteriyordu. Bu tespitlerini dört ana başlıkla açıklayan Leo Kanner otizmin en önemli ortak özelliklerini de sıralamış oldu. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Tek başınalığı tercih etme, ayrılık ya da tekdüzelikte ısrar, ayrıntılı bir rutine ilgi ve eksiklerle karşılaştırıldığında iyice belirginleşen bazı özel yetenekler.

Yine aynı zamanlarda Viyana Üniversitesi’nin Pediatri Kliniği’nde Hans Asperger de bu tip çocuklarla ilgili doktora tezini hazırladı. Söz konusu durumun en belirgin temel özellikleini tanımlamak üzere ‘Otizm’ terimini kullandı.

Her iki araştırmacı da bu terimi, şizofrenik hastaların dış dünyayla olan ilişkilerini zamanla kaybetmelerini anlatmak için kullanılan yetişkin psikiyatrisinden alınma bir terimdir otizm. Bir sene gibi kısa bir süre sonra yani 1944 yılından itibaren otistik özürlülerin tedavileri yapılmaya başlanmıştır.

Fakat maalesef her önemli konuda olduğu gibi bu konuda da Türkiye’de de bir gecikme sözkonusudur. Çünkü otistik çocukların eğitimine 1997 yılında başlanmıştır. İstanbul Bakırköy ve Göztepe’de Otistik çocuklara özel birer okul, Çapa Tıp Fakültesi’nde bir sınıf Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 14 adet otizm konusunda eğitim verilen özel eğitim kursu bulunmaktadır.

Otizm nedir?

Otizm, doğuştan gelen biyolojik bir yetersizlik olup, beyindeki iletişim merkezinin gelişmesini engelleyerek çocuğun çevresinde sosyal-duygusal iletişim kurmasına engel olan bir durumdur. Bu biyolojik yetersizlik hayat boyu sürebilir.

Bebelikte teşhisi oldukça zordur. Çünkü otistik çocuklar başlangıçta normal çocuklardan farksızdır. Ancak büyüdükçe farklılıklar hissedilmeye başlanır. İlk etapta şüphe uyandırabilecek belirtiler şunlardır:

• İlk haftalarda zayıflama.

• Aşırı sakin veya aşırı huysuz davranış.

• Kucağa alınıp sevilmeyi istememe ve ilgisiz kalma.

• Beslenirken göz teması kuramama.

• Bebek oyunlarına katılmama.

• Bazı eşyalara aşırı ilgi gösterme. (elektrik düğmeleri, duvar kağıdı resimleri v.b.)

Otizm kız çocuklarına oranla erkek çocuklarında dört kat daha fazla görülebilmektedir. Otistik bireylerin genel olarak yüzde yetmişinde zeka geriliği vardır. Hayatını bu şekilde yaşamak zorunda kalan insanların yarıya yakını konuşma işlevini yerine getiremezler.

İletişim güçlüğü, konuşmayı kapsayan veya kapsamayan her tür iletişim şeklinde görülür.

Örneğin; sağır-dilsiz olan biri iletişim için uğraşır; konuşmadığı için işaretler kullanır, karşısındaki kişinin konuşmasını onun dudak oynatışından anlamaya çalışır. Otistik biri ise bunu yapamaz. Çevresindekilere ve olup bitenlere karşı ilgisizdir. İnsanlarla dolu olan bir odaya girse dahi boş bir odaya girmiş gibidir.

İnsanları algılamadığı izlenimi verir ve onlarla iletişim kuramaz. Tepkileri, davranışları, çevreden gelen uyarılardan çok kendi iç dünyasına göre biçimlendirdiğinden, çevresi tarafından farklılıkları hissedilebilir.

Otistik kişi kendisi de dahil olmak üzere herşeyi bir nesne (eşya) olarak algılar. Onun hayatında bütünlük yoktur. Bu yüzden onun için dünya, parçaları bir türlü yerleşemeyen yap-boz oyunu gibidir. Baktığını bir bütün olarak göremez, bazı detaylarına takılıp kalır. Örneğin; ormana baktığında sadece bir tek ağacı görür, ağaçları bir arada göremez. Onun için orman sadece gördüğü ağaçtan ibarettir.

Otizmin nedenleri

Kesin olmamakla birlikte otizm bir fiziksel hastalıktır. Bu fiziksel hastalık daha sonra sosyal ve duygusal yetersizliklere neden olmaktadır. Bazı araştırmacılara göre otizme neden olan beyindeki serotonin maddesinin eksikliğidir. Ancak yapılan serotinin tedavisinin sonuçlarına bakıldığında iyileşme belirtilerinin istendiği düzeyde olmadığı görülmüştür. 22 Mart 1998 tarihli bir gazete haberine göre; otizm hakkında araştırma yapan bir grup İngiliz bilim adamı otizme neden olan bir grup gen bulduklarını açıklamışlar ve bu açıklamalara göre ise otizmin kalıtımsal olabileceği tartışmalarını başlatmıştır. Ancak bu tartışmalar kısa bir sürede açıklığa kavuşmuş, çünkü Avrupa ve Amerika’da yapılan anket sonuçları göstermiştir ki; birden fazla otistik üyesi olan ailelerin oranı sadece %3’tür.

Görüldüğü gibi otizmin nedenleri hakkında somut bir açıklama henüz yapılamamıştır.

Otizmin belirtileri

Çevreye olan ilgisizlik

Otistik birey, aile fertleri de dahil olmak üzere çevresine karşı ilgisizdir. Kendileriyle başbaşa ve tercihlerine göre yaşarlar. Örneğin; bir yiyeceğe ulaşmak için bizim anladığımız  manada değil kendi biçimlerinde onu ifade ederek alır. Belki yiyeceği temin edeceği yeri bilemez. Tamamen kayıtsızdır. Çağrılara tepki vermediği için de zaman zaman sağır olarak düşünebilir. Bazıları ise tanıdığı veya sevdiği yetişkinlere bağlanabilir. Ancak dışarıdan izlerler. Bir büyüğün yardımı olursa belki yaşıtlarıyla iletişim kurabilecekleri de söylenmektedir.

Tek taraflı konuşma

Otistik özürlülerin bazılarının konuşmadığını söylemiştik. Konuşabilenlerin de kendilerine özgü dilleri vardır. Bazılarında da tek taraflı bir konuşma yaptıkları görülmüştür. Yani karşısındaki bireyi dinlemeden sadece kendisi konuşuyormuş gibi kesintisiz konuşmasına devam etmektedir.

Zamansız ağlama ve gülme

Otistik özürlülerin zaman zaman beklenenin tersine davranışlar gösterdiği görülebilir. Örneğin; herkesin ağladığı bir cenaze evinde o gülebilirken tam tersi herkesin eğlendiği bir şenlik ortamında ise hüngür hüngür ağladıkları görülmüştür.

Takıntılı davranışlar

Otistik özürlülerin zaman zaman bazı eş yalanına veya bazı konulara takıntıları olabilir. Örneğin; ilgisini çeken bir olayı sizi bıktırana kadar anlatırlar veyahutta herhangi bir eşyasına aşırı bir şekilde bağlanabildikleri ve bu eşyaların başına herhangi bir şey geldiği takdirde ise beklenmedik saldırganlık, huysuzluk veya içine kapanıklık gösterdikleri görülebilir.

Kısmi taklit yoluyla konuşma

Bazı durumlarda bir başkasının konuşmalarını aynen veya eksik olarak tekrarlayabilirler. Ancak bu zamanlarda daha çok anlamlarını bilmedikleri kelimeleri tekrarladıkları görülür. Örneğin; daha önceden duyduğu “adın ne?” sorusunu aynen tekrarlarlar veyahutta çok öncelerden duydukları bir cümleyi söyleyenin ses tonuyla beraber tekrarladıkları olur.

İletişimden kaçınma

Bazen karşılaştığımız otistik özürlü birey bizimle göz göze gelmekten kaçınır karşımızdayken bize değil de arkamızdaki boşluğa baktıklarını sanabiliriz. Bazen de kendisine dokunduğumuz da tepki gösterdiğini görebiliriz. Ancak kendisine yakın bulduğu bazı yetişkinlerin dokunmalarına tepki vermeyebilir veya hoşlanabilirler ama kendileri her zaman etken değil edilgen konumdadırlar.

İhtiyaçlarını belirtme

İhtiyaca giden yolları saptamakta güçlükleri vardır. Zaman zaman ihtiyaçlarını bizzat gösterme yoluyla karşıladıkları görülmektedir. Örneğin; susadığı zaman yakınındaki kişinin elinden tutarak musluğa götürmesi gibi.

Değişime karşıdırlar

Hayatlarını tek düze olarak yürüten otistik özürlüler değişim karşısında direnç gösterip beklenmedik tepkiler gösterebilirler. Hele sabır gerektiren durumlarda sinir krizine de girebilirler. Örneğin; bir yerde sıra beklemek gibi.

Soyut kavramlar ve hayal gücü

Sadece gördüklerinin bir kısmını öğrenebilen otistik özürlüler soyut kavramları anlamakta oldukça zorlanırlar ve deyimler, atasözleri ve esprileri anlamaktan mahrumdurlar. Örneğin; kendisine söylenen bir deyimi somut olarak algıladıkları için başka bir yere onu adapte edemezler.

Şaşırtan durumlar

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız onca yetersizliğe rağmen bazen karşımıza çok daha farklı bir durum çıkabilir. Bu duruma gelince; otistik özürlü bireyin zaman zaman harikulade mekanik bir zekaya sahip olduğunu görürsünüz. Örneğin; kimsenin yapamadığı bazı cihazların onarımı, kullanımı ve bunun gibi.

Buraya kadar sizlere otizmin tarihçesi ve otizmin ne olduğu hakkında bilgi vermeye çalıştık. Önümüzdeki sayılarımızda zaman zaman otizm ve otistik özürlüler hakkında son gelişmeleri siz değerli okurlarımıza sunmaya çalışacağız.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.