E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

M. FEHMİ REYHAN KAPAK;

 

SERMAYENİN ADI VAR MI?

İnsanın “ekonomik” sıfatıyla anılmasının yaklaştığı bir zamanın insanları olarak artık ekonomiyle çok içli dışlı bir hale geldik. Gerek dünyanın şartları, gerekse o şartların içerisindeki medyanın zorlaması sebebiyle ekonomi-insan ilişkisi ileri boyutlara ulaşmıştır.

Her türlü kuyrukta, berber dükkanında, öğretmenler odasında, lokallerde, hatta evlerdeki misafirliklerde ekonomi (borsa, döviz, enflasyon v.s.) konuşuluyor. Kadınlar günlerini dövizle yapıyorlar. Çocuklar küçücük tasarruflarını döviz yaptırıyorlar. Herkes gibi onlar da parasının ne kadar değer kazandığını kaybettiğini düşünüyor.

Yani, hayatın içinde olan herkes, ekonominin (paranın, borsanın, dövizin, enflasyonun) içinde. Görülen o ki, gelecekte iktidarları dil, din, millet, bayrak gibi kutsallar, büyük ülkeler, değil, ekonomik anlayışlar tesbit edecek.  1980’den sonra gelinen gerçek bu. Dolayısıyla insanımızla paralel anlamda bizler de ekonomiye sırt dönemeyiz. Şu kadar ki, bunun yanlışlığı doğruluğu üzerinde fikir yürütmekten de geri kalmamalıyız.

“Bireylerin ve toplumların maddî ihtiyaç ve arzularını tatmin için geliştirdikleri yöntemlerle uğraşan bir sosyal bilim” olarak, akademisyenlerce tanıtılan ekonominin en büyük çıkmazı da depresyon ve toplam talep yetersizliği gibi sorunları aşma gayretidir. Gelişmiş ülkelerin devlet güvencesiyle aştığı talep yetersizliği, atıl kaynakların yoğunluğunun dikkat çektiği; az gelişmiş ülkelerde aşılamamıştır.

Devletin takip ettiği ekonomiye, bankalara, iş dünyasına, borsaya güvenmeyen ya da “imanî bir kaygıyla”  bu kurumlara itibar etmeyen sessiz bir çoğunluğun elinde, önceleri altın, sonraları döviz olarak gördüğümüz birikimler, atıl olarak kaldığı, ne üretime ne de tüketime katılmadığı için faydasız bir zenginlik olarak görülmektedir.

Kimi yöneticilerin tesbit ettiği bazı yöntemlerle (kâr ortaklığı, köprünün satılması olayı) ekonominin içine çekmek istedikleri bu tasarruf, yine yastık altında kalmaya devam etti.

Dini kimliği olan insanlara, dini hassasiyeti olan kişiler soruyorlardı: “Hocam paramı ne yapayım? Bankaya veremiyorum haram diye, yatırım yapamıyorum kapasitem yok...” Dini kimliği olanlar da bocalıyor ve cevap veremiyordu bu soruya. Gurbetçilerin parası, ecnebi bankalarda, buradakiler gizli bölmelerde atıl bir vaziyette yatıyordu.

Dini hassasiyeti olan insanlar bu ülkenin gerçek sahibi çoğunluk olarak ekonomik güç yönünden de yoktular, onca tasarrufa rağmen. Halbuki, ekonomik gücün siyasi iradeyi nasıl kontrol altına aldığını hep tribünlerden seyrediyorduk. Buna bir çözüm bulunmalıydı.

Ve birgün... Bu ülkenin gerçek sahipleri, milletine, vatanına, bayrağına aşık olanlar dedi ki: Biz de varız. “Damlaya damlaya göl olur.” Küçük birikimlerin bütünleştiğinde, büyük bir güç oluşturacağına, hep kandırılmış (bankalarca, iş dünyasınca, yöneticilerce, sahte müteşebbislerce) milletimizi inandırdılar. Kendileri başarıya nasıl inanmışsa, milleti de inandırdılar.

Yola çıktılar. Avrupa bankalarındaki ve yastık altındaki atıl güvenceleri, aktif güvence halinde ekonomiye arz ettiler. Yola çıktılar... “Arkamızdan gelin.” dediler. Millet de arkalarından gitti. Onlara güvendi. Varını verdiği gibi yoğunu da verdi: Sonuçta, tüten uzun bacalar yükseldi “fakirlik, geri kalmışlık kaderindir.” denilen Anadolu’nun her yerinden.

Anadolu insanı veya onun inandığı gibi inananlar da ekonomik faaliyetin içinde, ferdi ve küçük ortaklıklar halinde girdiler. Müteşebbislik ruhu uyanmıştı. Uyuyan dev Anadolu uyanmıştı. Anadolu sermayesi uyanmıştı. Her alanda biz de varız dediler. Devletin kredisine, hatta teşvikine ihtiyaç duymadan yüzde yüz yerli sermaye ile ortaya çıkan müteşebbis ruh başarıdan başarıya koşuyordu. Haramı helali bildiği kadar ekonomiyi de bilen bir potansiyel olmuştu.

İşte bu potansiyel, bu yerli güç “tekel, kartel” diye adlandırılan güçlerce rekabetçiliğin de ötesinde, kabul edilemedi. Tek taraflı sömürmeye (halkı ve devleti) alışmış bu bu tekelci sermaye, bu yerli potansiyelle kurallar içinde yarışmak yerine, onu kural dışı boğmanın yollarını aramaya başlaadı. Sonunda da buldu. Onu “irtica” sıfatıyla “yeşil sermaye” olarak nitelendirdiler. Arkasına, beslediği derin devletin güçlerini de alarak, onu bu sahte yafta ile boğmak izledi. “Emperyalist ve vahşi kapitalizmin kurallarına bile uygun hareket etmeyen bu güçler, bir yönüyle başarılı oldular sanki.

Ancak, o sermayeyi, devlet destekli de olsa yok edemediler. Çünkü adına “yeşil sermaye” denilen yerli teşebbüs halk destekliydi. Onun fabrikalarında çalışıyor, onun ürettiği malları kendi malı olarak alıyor, onun işyerinden kendi işyeri olarak alışveriş yapıyor. Bu kuruluşları gördükçe de desteği artıyordu.

Onbinlerce insana doğrudan, yüzbinlere dolaylı yoldan iş veren, aileleri ile birlikte milyonlara hizmet eden bu sermaye ve onun açtığı çığır her dönemde çalışmalarına hız kesmeden devam etmektedir.

Anadolu’nun makus talihini değiştiren, onun içindeki pasif devi, aktif hale getiren, bizi derin devlet destekli “tekel, kartel” sömürü mekanizmasının sömürmesine imkan vermeyen, “bir şey yapamayız” yanlış anlayışından kurtaran bu önder insanlara teşekkürü, bu ülkenin gerçek sahipleri olarak görev biliyorum.

Teşekkürler... Binlerce teşekkürler... Pırıl pırıl mağazalarınız, görkemli fabrikalarınız, inanç ürünü işyerleriniz, imalathanelerinizle binlerce, milyonlarca yaşayınız. Dualar da arkanızdadır.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.