E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

AHMET KILIÇ KAPAK;

 

İLKADIM’IN İLK ADIMLARI

İlk Adım, 15 Nisan 1992 tarihinde basın dünyasına onbeş günde bir yayınlanan gazete kimliği ile "merhaba" demişti. Yayına başlamasına karar verilmesi uzun istişarelerden sonra olmuştu. Fakat bu yönde gerekli hazırlıkların yapılması süreci bir gazete için oldukça kısa sayılabilecek bir zaman aralığında gerçekleştirilmişti. Üstelik İlk Adım’ı çıkartan ekipte yer alan zevat bu işte tamamiyle amatördü. Yazı işleri müdürlüğü görevini üstlenen bendeniz de dahil, tüm çalışma grubumuzun basın dünyası ile ilişkisi belki vasatın üstünde bir "okur" olmanın ötesinde değildi.

Diğer yandan İlk Adım ekibi, eldeki maddi imkanlarının sınırlılığına rağmen Nevşehir gibi küçük sayılabilecek bir Anadolu şehrinden ülke bütününü ve hatta tüm dünya coğrafyasını hedef kitle kabul eden bir ideal ve ufuk genişliği içinde idi. Bu durum ilk bakışta imkanlar ve hedefler arasında büyük bir uçurumun varlığını ortaya koyuyor gibi gözüküyordu. Fakat bu ekip tablonun imkanlar bölümündeki "iman, samimiyet ve gayretli çalışma" gibi faktörleri hayata geçirerek idealleri gerçeğe dönüştürmenin mümkün olacağına inanmıştı. Belki eldeki maddi imkanlar yetersizdi ama "İmanı olanın imkanı tükenmez" düsturuna gönülden bağlıydı.

Nitekim, İlk Adım’ın yayın hayatına başlamasının birinci yıldönümü münasebetiyle kaleme aldığım "Samimiyet, Çalışma ve İlk Adım" başlıklı yazı bu gerçeği dile getiriyordu. İlk Adım’ın dokuzuncu yaşına girdiği bu günlerde hem yukarıda dikkat çekmeye çalıştığım gerçeğe ayna tutması, hem de İlk Adım’ın doğumundan sonraki ilk adımlarını tasvir etmesi bakımından bu yazıyı aşağıya alıntılamakta yarar görüyorum.

Uzun uzun istişarelerden sonra İlk Adım Gazetesi’ni çıkarmaya karar veriyoruz. Maddi imkan olarak elde hiçbir şey yok. Atatürk Bulvarı üzerindeki eski yapı bir binanın ikinci katında altı metrekarelik küçük bir odasını büro olarak tutuyoruz. Komşularımız mevsimlik işçi olarak çalışmaya gelen Doğulu vatandaşlarımız. Beş küçük oda ortada bulunan, ortak kullanım alanı salona açılıyor. Burada küçük bir lavabo var. Onun hemen yanında, merdivenin başında bakımsız bir tuvalet de orta malı. Tuvalet örümcek ağlarıyla dolu ve üst tarafının bir kısmı açık. Buradan gökyüzünü seyredebiliyorsunuz. Yağan yağmur ve kar tanelerinden nasibimizi alıyoruz tuvalete girdiğimizde. Lavabomuzun deliği çoğu zaman tıkalı. Dış kapıdan binaya girdiğinizde tavan çok alçak olduğu için merdivenlerden ikinci kata çıkarken iki büklüm yürümeniz gerektiği gibi, odalarda kalan mevsimlik işçilerin oda kokularıyla, tuvalet ve rutubet kokusunun burnunuzun direğini sızlatmasını önemsemeyeceksiniz. Oda kapısının üstündeki bir serlevhada eciş-bücüş harflerle İlk Adım yazılı. O kapı değil mi ki bizim çalışma masamızı odanın içine geçirmeyen. O yüzden pencereden halat atıp masayı pencereden içeriye almak zorunda kalıyoruz.

Emanet bir fotoğraf makinası, emanet bir teyp, "U" harfini yazmayan emanet bir daktilo. "U"yu daha sonra elimizle yazıyoruz metinlere. Köşede bir piknik tüpümüz ve çay içmek için malzemelerimiz var bize arkadaş olan. Özellikle geceleri yudumladığımız "çok mütesettir" acılı çaylar tablonun en vazgeçilmez unsurları. Ziyaretimize gelip o çaydan tadanlar da, bizim gibi, içtikleri o çayın tadının damaklarında kaldığını anlatıyorlar.

Artık birinci adresimiz bu küçük büro oluyor. Gece-gündüz bizi arayan burada buluyor.

Hele o unutulmaz üç gün, dört gün uykusuz geçen geceler... Göz kapaklarımızı gerdirerek, gözlerimizi oğuşturarak, yüzlerimizi yıkayarak uykumuzu dağıtmaya çalıştığımız geceler... Kimi zaman uykuya yenik düşüp masa başında, sandalye üzerinde çalışırken uyuyakaldığımız geceler...

Bazen Davut kardeşimizin yazıları daktilo ederken uyuyakalmasını keyifle seyrederek gülerdim. Uyku nöbeti gelince ilkin Davut’un hareketleri yavaşlar, daktilonun tuş sesleri seyrekleşmeye başlardı. Tek tük dokunuşlar duyulurdu bir süre sonra. En sonunda o da kesilirdi. Bir süre sonra kendine gelen Davut tekrar on parmak yazmaya başlardı. Fakat nafile... Gözlerine, parmaklarına söz geçiremez, yine uyuyakalırdı daktilo başında. Baktı uykuyu dağıtamayacak hemen bir battaniye alıp kıvrılıverirdi oturduğu yerden masanın altına...

Uykusuz geçen üç-dört geceden sonra yazıları alıp Kayseri’ye gazetenin dizgi ve basım işlerini yaptırmaya götürürdük. O otobüslerde Kayseri’ye kadar uyunan uykuların tadı bir başkaydı. Daha otobüse adımımızı atar atmaz uykuya dalar, gözlerimizi Kayseri terminalinde açardık.

Bu defa da Kayseri maratonu başlardı. En az iki gün de Kayseri’de tashih yapacağım, eksik yazıları tamamlayacağım diye uykusuz geçirilen gecelerimiz olurdu. Gazeteyi ayrı ayrı sayfalar halinde basılmış olarak Nevşehir’e getirdikten sonra da sayfaların içiçe konularak katlanması, posta ve dağıtım işleri gündeme gelirdi.

Yani her sayı bizim için bir doğum olayı mesabesindeydi. Her onbeş günde bir büyük sancılar ve sıkıntılar içinde İlk Adım’ın yeni sayısını siz okurlarımıza sunuyorduk.

Her sayının ardından yapılan istişare toplantıları, saatlerce süren özeleştiriler, yeni fikirler, yeni değişiklik kararları, okuyucularımızdan gelen isteklerin konuşulması derken İlk Adım, yayıncılık alanında bu seviyeye geldi.

Şimdi de belli sıkıntılarla ve yoğun geçen çalışma gün ve geceleri ile gazetemizi çıkarıyoruz. Fakat yukarıda çizmeye çalıştığımız tablonun oldukça dışında, yeni imkanlarla faaliyet gösteriyoruz. Mekanımız genişledi, bilgisayarlarla dizgimizi kendimiz yapıyoruz. "U" harfini yazmayan daktilodan kurtulduk, fotoğraf makinalarımız, ses kayıt cihazlarımız ihtiyacımızı karşılar durumda.

Biz samimiyetle, Allah rızası için, bu hizmet yürüsün diye, fedakarlıkla çalıştıkça Allah (C.C.) yeni imkanlar bahşetti. Çalışmamız maya tuttu. Siz okuyucularımızın da maddi ve manevi destek ve yardımlarınızla İlk Adım bir yıl içinde güzel bir yere geldi.

Çalışmak bizden başarı Allah’tan..."

Onbeş günlük bir gazete olarak "Bir Mekteptir" sloganı ile yayına başlayan ve daha sonra aylık dergi biçimine dönüşen İlk Adım, bu gün güçlü ve etkili bir yayıncılık organizasyonu haline gelmiştir. İlk Adım tohumu zamanla yeşermiş, gelişmiş, büyümüş, dal budak salmış ve matbaa, ajans ve yayınevi gibi meyveler vermiştir. Bu mektepten onlarca insan meslek öğrenmiş, binlerce insan da İslami, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda bilgilenmiş ve eğitim almıştır. Yani İlk Adım önemli bir hizmet aracı olmuş ve önemli bir misyon üstlenmiştir.

Dileğimiz bu hizmetin uzun yıllar daha da güçlenerek ve büyüyerek devam etmesidir. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da inançla, samimiyetle ve gayretle çalışılması durumunda bu temennilerin gerçeğe dönüşmesi mümkün olacaktır.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.