E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

AHMET BELADA KAPAK;

 

PARA

Para, devletçe bastırılan, üzerinde itibari değeri yazılı kağıt ya da metal ödeme aracıdır.

Para bir değişim aracıdır: Para trampayı kaldırarak değişimleri kolaylaştırır. Para taşıyıcısına, mal ve hizmetler edinmek ya da bir borcu ödemek olanağı sağlayan bir ödeme aracı ve taşıyıcısının toplumdan belli bir miktar alacağı olduğunu gösteren ve bu alacağı maddeleştiren hukuksal bir servettir.

Para emtia değerlerinin biricik ölçüsüdür: Bu işleviyle para, alış verişleri basitleştirir; kendisi dışındaki bütün metaların fiyatlarını belirlemek olanağını verir ve böylece onların değerlendirilmesini ve birbirleriyle karşılaştırılmasını sağlar.

Para değer rezervidir: Para, taşıyıcısına, bir malı para karşılığında sattığı an ile, onu başka bir mal alımı ya da borcun ödenmesi için kullanmaya karar verdiği an arasında bir süre bekleme imkanı sağlar.

Paranın değeri: İlk paralar, değerlerini çok sık kullanılan metalar olmalarından yani kullanım değerlerinden alıyorlardı. Bu konuda kıymetli madenlerden (altın-gümüş) yararlanılmaya başlanması, hacimce küçük ama değeri büyük paralar elde edilmesine, bunların kolayca saklanmasına imkan sağladı.

Paraların bir yerden başka bir yere taşınması zorluğunu ortadan kaldırmak için, zamanla madeni sikkelerin yerine makbuzlar dolaşıma sokuldu. Bilahere bu durumda önce senet, çek ve şimdi de kredi kartı gibi itibari kağıtlar veya kartlar çıktı.

Para bir likit aktiftir, az ya da çok uzun vadeli olarak herhangi bir mala dönüştürülebilir. Para, enflasyon dışında herhangi bir risk taşımayan bir aktiftir. Kaydî para diyeceğimiz çek, virman, kredi kartı hesaptan hesaba kayıt yoluyla devredilen ve çeşitli öğelere dayanan bir değerdir.(1)

Para Olayları

Paranın, temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için herşeyden önce kendi değerinin nisbeten istikrarlı olması gerekir. Paranın değeriyle kastedilen şey ise, para biriminin satın alabileceği mal ve hizmet miktarıdır. Dolayısıyla, bir para birimiyle satın alınabilen mal ve hizmet miktarı azaldığında paranın değeri düşmüş, aksi halde ise artmış olur. Eğer bu anlamda paranın değerinde istikrar olmazsa, iktisadî hayatta belirsizlikler başgösterir.

İktisadî değerlerin parayla ifade edildiği naktî mübadele ekonomilerinde para değerinin sürekli değişmesi, bir taraftan paranın mübadele fonksiyonuna ek olarak değer saklama fonksiyonunun da işlemez hale  gelmesine yol açarken, diğer taraftan gelir ve servetlerin paylaşılması üzerinde adil olmayan etkilere yol açar. Para değerindeki değişmeler, haksız kazançlara ve hakkaniyete uygun olmayan zararlara yol açabilir.

Bu dalgalanma ve değişim unsurları nelerdir onları sizlere izah etmeye çalışalım.

a- Enflasyon

Enflasyon, fert ve toplum hayatını ekonomik yönden ilgilendiren önemli bir problemdir. Tedavüldeki para miktarının üretim seviyesine ve mal arzına oranla ölçüsüz bir artış göstermesine “enflasyon” denir. Satınalma gücü hacminde ekonomik dengeyi bozabilecek bir şişkinlik belirdiği hallerde enflasyonla karşılaşılmaktadır. Latince “şişme” anlamına gelen “inflatio” sözcüğünden alınmıştır.

Enflasyon hemen her devirde olmuştur. Paranın satın alma gücünün düşmesi veya yükselmesi olayı Hz. Peygamber (s.a.v.)  hayatta iken de vuku bulmuştur. Nitekim fiyatların yükselmesi üzerine halk (sahabe); “Ey Allah’ın elçisi, bize narh koy” dediler.

Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Şüphe yok ki, fiyat tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah’tır. Sizden hiç kimsenin mal ve canına yapmış olduğum bir haksızlık sebebiyle hakkını benden ister olduğu halde, Rabbine kavuşmak istemem.”

Bununla karaborsacılık, aşırı para basma ve ticaret yapanların kendi aralarında gizlice anlaşmaları gibi müdaheleler olmaksızın; arz ve talep dengesinin kurulması ile fiyatların oluşması amaçlanmakta, ancak bu denge kuruluncaya kadar bazen fiyat yükselmelerinin görülebileceğine işaret edilmektedir. (2)

Enflasyonun, iktisadî, sosyal, siyasî ve ahlakî etkileri vardır. Kısaca enflasyon sosyal dokuyu birçok yönden olumsuz etkileyen bir olaydır.

b- Deflasyon

Latince “flatus” kökünden türetilmiş olup, nefes verme, hava kaçırma, sönükleşme gibi anlamlara gelir. İktisadî anlamda se “iktisadî faaliyetin canlılığını kaybetmesi ve sönük bir devreye girmesi” demektir. İstikrarsızlık hali olan Deflasyon talep yetersizliğidir. Enflasyondaki durumun tersidir. Para yetersizliği anlamına da gelmektedir.

c- Devalüasyon

Kelime olarak “değerini düşürme” anlamına gelen devalüasyon, bir iktisadî terim olarak ülke parasının yabancı paralar karşısında değerinin düşürülmesini ifade eder. Bu durum hükümetlerin bilinçli ve iradî kararlarının sonucu olarak gerçekleşir. Bundan amaç, ödemeler dengesi açıklarının tamamen veya mümkün mertebe kapatılmasıdır. Ayrıca ihracatı artırıp, ithalatı da azaltması yönünde yararlı olacağı düşünülür.

d- Revalüasyon

“Değerini yükseltmek” anlamına gelen revelüasyon, iktisadî terim olarak, ülke parasının yabancı paralar karşısında değerini yükseltmek demektir. (3)

Görüldüğü gibi paranın bu denli değişikliklere uğraması toplumu derinden etkilemektedir. Global bir ortamın olduğunu düşünecek olursak hemen her kesim bu dalgalanmalardan az veya çok zarar görmekte.

Paranın tarihçesini vermek okuyucumun canını sıkacağından Peygamberimizden itibaren ana hatlarıyla paranın durumunu sizlere vermeyi uygun gördüm.

Hz. Muhammed (sav) zamanında PARA

Ne Mekke, ne Medine ve ne de Taif’te özel olarak basılmış paralar bulunmuyordu. Rasulullah tarafından kurulan devlette de para basma yoluna başvurulmamıştır. Açık pazar yahut şehirler diyebileceğimiz Mekke ve Medine iktisadî muhitlerinde, bilhassa komşu yabancı ülkelerde basılmış paralar serbestçe dolaşım halinde bulunuyordu. Araplar gümüş sikkelere DİRHEM, altın sikkelere ise, DİNAR adını veriyorlardı. Aralarında Dirhem Kisrevânî (İran Kralının parası)        ve Dinar Hirakli (Bizans Kralının parası) deyimlerini kullanıyorlardı. tarihi delillerden çıkarıldığına göre, her bir Dinar o devirde on dirhem değerindeydi; bu duruma bakarak para biriminin onluk sisteme dayandığını söyleyebiliriz. Külçe halinde ki altın ve gümüşte ödemelerde kullanılıyordu. Yine tarihi kaynaklara dayanarak ağırlıkları ve değerleri farklı iki ayrı dirhem çeşidinin tedavülde olduğunu söyleyebiliriz. Tedavülde bulunan altın ve gümüşlerden parça koparmayı Peygamberimiz yasaklamıştır.

Çok geçmeden Hz. Ömer zamanında, Suriye ve Mezopotamya’da gerçekleştirilen ilk fetihlerden sonradır ki, bizzat müslümanlar tarafından, “ağırlık, şekil, desen ve hatta paralar üzerinde görülen insan resimleri ve yazılar bakımından eskilerden hiçbir farklılığı bulunmayan yeni sikke bastırıldı. Aynı Halife zamanında bir müddet sonra piyasada kağıt ve deriden yapılmış banknot nevinden paralarda görülmüştü. (4)

Yukarda da izah ettiğimiz gibi Hz. Peygamberdevrinde yeni bir para basmaya lüzum görülmemiştir. Kureyş’in benimsediği parayı ve ağırlık ölçüsünü kabul etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Mizan (para, tartı birimi) Mekkelilerin mizanıdır. Mikyâl (hacim birimi) de, Medinelilerin mikyalidir.” (5)

Buradan da anlaşılan o ki, para için din unsurunu kullanmanın gereği olmadığı ortaya çıkıyor. Daha sonraki İslam devletlerinde bu durum kendini gösterecektir.

Osmanlı’da para

Osmanlı devletinin kuruluşundan önce, Anadolu ve Yakındoğu’da kurulmuş olan tüm devlet ve beyliklerin hemen hepsinde de hem altından hem de gümüşten sikke basılıyordu. O dönemlerde altın, gümüşten çok değerli olduğu için sikkelerin ayarı vezin ve değerleri altına göre belirliyordu.

İlk Osmanlı sikkesi, 1328’de Orhan Bey zamanında %90 ayarında 6 kıratlık (1.203 gr) gümüş sikkeler olarak kestirilerek akçe-i Osmanî (Osmanlı akçesi) adıyla piyasaya sürüldü. Bu konuda Selçukluların özellikle de İlhanlıların 6 krat ağırlağındaki gümüş sikkeleri örnek alınmıştır. Akçe, “kuruş”un temel para birimi olarak alınmasına değin (1724), Osmanlı devletinde günlük alışverişlerde kullanılan esas sikke olarak kaldı. Akçenin ayar ve vezninde birçok değişiklikler yapılmış, devletin malî durumu bozuldukça akçe ayarının indirilmesine gidilmiştir, ilk defada Fatih (II. Mehmet) döneminde başlandı; malî sıkıntı içinde olan devlet, askerlere verdiği gündelikleri doğrudan doğruya azaltmaktan çekindiği için, gündeliklerin miktarına dokunmadan akçelerin ağırlığını 6 krattan 5 krat’a düşürdü.

Osmanlı’da bu şekilde yer yer para üzerinde oynamalar olmuştur; bazen miktarında, bazen ağırlığında. Akçenin değeri düştükçe yabancı sikkelere karşı bir talep başladı, bu ise, Avrupalı tüccarların kendi ülkelerinden daha ucuza aldıkları sikkeleri Osmanlı topraklarında daha pahalıya satacak kolay bir kazanç yolu bulmalarını sağladı.

İlk altın sikke, Fatih döneminde (1477) basılmıştır. Bu tarihe kadar yabancı paralar kullanılıyordu. Venedik “florin”in üzerine “sah” sah damgası basılarak kullanılıyordu. Zamanla bunun üzerinde de farklı değişiklikler yapılmıştır. Özellikle devletin zayıflaması, kurumların farklılaşmasının da etkisiyle II. Mahmut döneminde ilk defa kağıt para (‘kaime) 1839)’da basılarak dolaşıma çıkarıldı. “Kame-i muteberre-i nakdiye” adıyla piyasaya sürülen kağıt paranın bir müddet sonra sahteleri yapılmaya başlanınca, miktarları belli olmadan basılan bu paralar 1840 yılında 50, 100, 250, 500 ve 1000 kuruşluk olarak yeniden basıldı. 1852’de küçültülerek yeniden basıldı. Bu defa Osmanlı askerinin bulunduğu her yerde kullanıldı. Karşılıksız olarak basıldığından hızla değer kaybetti. Bilahere bu iş, parasal düzenleme 1863 yılında Osmanlı Bankası (Bank-ı Osman-i Şahane)ye verildi. (6)

Günümüzde para

Yukarıdan beri anlaşılacağına göre, para toplumda olmazsa olmayan en önemli unsurlardan biridir. İlk dönemlerde insan gücü, daha sonra paranın gücü şimdi ise bilimin gücü ön plana çıkmış vaziyette. Bu tasnif kalın çizgilerle ayrılmış birbiriyle irtibatı olmayan öğeler değil. Birbiriyle ilintili ve hatta beraberdir. Günümüzde deyim yerindeyse herşey para olmuş vaziyette. İnsanların itibarından tutun da devletlerin saygınlığı dahi ona göre değerlendiriliyor. Bu duruma göre de tasnif olunmuş durumdayız.

BM (Birleşmiş Milletler)’de veto hakkına sahip ülkeler ekonomik yönden güçlü olan devletler (Amerika, Rusya, Fransa, Çin, İngiltere) G7 (Gelişmiş yedi ülke) gene ekonomik yönden güçlü olan ülkeler (Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Kanada, Japonya). Bu imtiyazları ele geçirmiş olan ülkeler 2. ve 3. dünya ülkeleri olarak belirtilen ülkeleri tasarruf altında tutmakta. Makro planda yapılacak bütün işlerin onayı bunlardan alınmalı, aksi takdirde mani olurlar. Küreselleşme ve global anlayış gereği herşeyi ayarlayan onlar oluyor. Paranın değerini de ayarlayan yine onlar.

Böyle bir ortamda paranın kullanımı da farklılık arzediyor. Bütün ülkelerde varolan BORSA ortalığı kasıp kavuruyor. Dikkat edilecek olursa insanlar halet-i ruhaniyetlerini bozacak kadar ekran karşısında (sanal ortamda) nasıl ve ne şekilde olduğunu tam kavramadan parasının değer kazanıp kazanmadığını izliyor. Bu atmosfer içerisinde insanın psikolojisi bozuluyor. Yahut döviz alarak (dolar-mark v.s.) onun değer kazanıp kazanmadığını hesabını yapmakta.

Parayı ve yönetimi elinde bulunduran güçler, kendilerinin dışındaki yapılanmaya müsaade etmediği gibi; hasbel kader böyle bir oluşum teşekkül etmiş ise onu da ilerletmemek için ellerinden geleni yapmakta gibi. Bütün bunların arkasındaki temel gerçek, iktidarı kaybetmemek. Yapılan ve yapılacak her türlü faaliyetin parayla yapıldığı bir çağda yaşıyoruz. Bütün bu olayları olmuyor sayamayız, görmezlikten gelemeyiz. O halde para elde edilmeli fakat paranın mahkum değil hakimi olmaya çalışmalıyız. Para kalbimizde değil cebimizde olmalı.

Kaynaklar

Ana Britannica - Hürriyet Yay., 2) Çağdaş Ekonomik Problemlere İslami Yaklaşımlar - Hamdi Döndüren, S.13-15, 3) Para, Faiz ve İslam - İSAV, S. 34-50, 4) İslam Peygamberi, Prof. Muhammed Hamidullah, İrfan Yay., 5) Para, Faiz ve İslam, İslami İlimler Araştırma Vakfı Yay.

Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.